Perşembe 5 Şubat 2026 - 17:39
İmam Humeyni (r.a.), Dünya Siyaset Felsefesinde Yeni Bir Yol Açtı

Havza / Ayetullah Âmuli Laricani şöyle dedi: “İmam Humeyni (r.a.), kendi öğretilerini bir miras olarak bıraktı ve dinî demokrasiyi tesis etti.”

Havza Haber Ajansı’nın Tahran’dan aktardığına göre, Maslahat Teşhis Konseyi Başkanı Ayetullah Âmuli Laricani, bugün (Perşembe) Maslahat Teşhis Konseyi üyelerinin İslam İnkılabı’nın kurucusunun idealleriyle yeniden biat töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“İmam, amel ile nazarı bir araya getirdi; bu iki merhalede elde ettiği kemâlleri kendi cesaretiyle bütünleştirdi ve önemli bir öğreti külliyatını miras bıraktı. Bu öğretiler, hem halk hem de yetkililer için inkılabın ve İran milletinin hareket ve yürüyüş yolunu aydınlatan birer kandildir.”

Ayetullah Laricani sözlerine şöyle devam etti: “İmam’ın en önemli özelliklerinden biri—belki de tarih boyunca bir benzeri bulunmayan—dünyanın gidişatında yeni bir yol açmış olmasıdır; bu yol yalnızca İran halkı için değil bütün milletler için önem taşımaktadır.”

Maslahat Teşhis Konseyi Başkanı ayrıca şunları kaydetti: “Bu konuyu konuşmalarımda ve özellikle de bu mübarek mekânda defalarca ifade etmişimdir: İmam, bir ârif, bir filozof ve bir fakih olarak siyasal alanda ve daha doğru bir ifadeyle siyaset felsefesinde yeni bir yol açmıştır.”

Ayetullah Laricani şunları söyledi: “Dinî demokrasi, bugün her zamankinden daha fazla önemini göstermektedir ve dünyada olup bitenler ortadadır. Liberal demokrasi bir dönem, beşerî siyasal düşüncenin ulaştığı son aşama olduğunu iddia ediyordu; ancak bugün dünyada görülen manzara demokrasinin bu iddia sahipleri tarafından zayıf milletlere karşı uygulanan zulümlerdir.”

Ayetullah Âmuli Laricani konuşmasını şöyle sürdürdü: “Herkesin gördüğü üzere dünyayı bir ormana çevirmişlerdir; öyle ki kim daha fazla güce sahipse daha çok hâkimiyet kurmakta, kim daha fazla zulmetme imkânına sahipse zulmünü artırmaktadır.”

Ardından şöyle dedi: “İmam, böyle bir ortamda dinî demokrasi meselesini gündeme getirdi ve bu yönetimin başına adil, yönetici ve basiret sahibi bir fakihi yerleştirdi. İmam ve İslam İnkılabı Rehberi gibi yetişmiş ve müttaki bir insanın terbiyesinin etkisi de tam olarak burada ortaya çıkar; zira onlar hiçbir zaman ümmetlere zulmetmeye razı olmazlar.”

Ayetullah Âmuli Laricani şunları ifade etti: “İmam’ın (r.a.) öğretilerinden doğrudan kaynaklanan ve anlayışımıza, düşüncemize ve pratiğimize gerekli olan daha özel konulardan biri kendine inanma, sebat ve direniş meselesidir. Gerçekten de İmam (r.a.), zalimlere karşı durmak gerektiği yönündeki bu düşüncenin ve bu önemli öğretinin bizzat somutlaşmış hâliydi. Kendisi bu direnişin öncüsüydü; bir köşeye çekilip ‘başkaları gitsin’ demedi. İmam (r.a.), inkılaptan önce de sonra da meydanda duran bir şahsiyetti.”

İmam’ın (r.a.) direniş dayanağının özgüven ve özüne dönüş olduğunu vurgulayan Ayetullah Laricani şöyle konuştu: “Bizim literatürümüzde özgüvenden çokça söz edilir ve çoğu zaman bu, psikolojik tavsiyeler düzeyinde kalır. Oysa İmam (r.a.) bu kavramları derin bir dinî, felsefî ve irfanî düşünceye dayanarak dile getirirdi; bu bir nezaket söylemi değildi. Çünkü o, insanın hakikatini büyük ve yüce bir hakikat olarak görüyordu; nitekim bu durum onun risaleleri ve hadis şerhlerinden de anlaşılmaktadır.”

Maslahat Teşhis Konseyi Başkanı, İmam’ın (r.a.) insanı Allah’ın yeryüzündeki halifesi olarak gördüğünü belirterek şunları kaydetti: “Bu özelliklere sahip bir insan kendini tanır ve özüne dönerse, artık ‘Özgüven sebatın temelidir’ demek bir söz kalıbı olmaktan çıkar; böyle bir insan tarihin zorba ve despotlarına karşı durabilir. Bugün özüne dönüş, hayatımızın hem teorik hem de pratik bir öğretisidir. İmam’ın (r.a.) öğrettiği ve kitap, sünnet ile derin felsefî düşünceye dayanan bu direnişi kabul edersek, önümüzde bir yol açılır; Allah korusun ondan gafil olursak bambaşka bir durumla karşı karşıya kalırız.”

Ayetullah Âmuli Laricani şöyle ifade etti: “İmam (r.a.) bir yerde ‘Ben hiçbir şeyden korkmam.’ buyurmuşlardı. Bu söz son derece şaşırtıcı ve önemli bir sözdür; kendisinden sadır olmuş abartılı ya da siyasî bir ifade değildir, bilakis onun hakikatinin aynısıdır. Bu sözün dayanağı, insanın kendisini Hakk'a ve varlığın bâtınına bağlı gören tevhidî bir bakış ve Kur’ânî bir eğitimdir. Peygamberler tarihi boyunca da tarihsel zorbalara karşı duruşlar görülmüştür; bugün Fars Körfezi’ne getirilen gemilerin benzerleri de tarih boyunca sahneye çıkmıştır. Firavunlar kendi güçleriyle övünürlerdi; bugün ise Trump aynı karakterleri sergilemekte ve ordusuyla övünmektedir.”

Ayetullah Laricani şunu vurguladı: “Yüce Rehber, bu son 12 günlük kutsal savunma sürecinde bir kimsenin Allah’la beraber olursa kimseden korku duymayacağını açıkça göstermiştir. İmam (r.a.) hak sözüyle halk kitlelerini harekete geçirirdi; insanlar onun zahirini, bâtınını ve zühdünü görüyordu. İlâhî dayanak, insana güç verir.”

Maslahat Teşhis Konseyi Başkanı, zor bir süreçten geçtiğimizi ve geçim ile ekonomi alanlarında sıkıntılar yaşandığını belirterek şu hususun altını çizdi: “Bu şartlarda çözüm yine direniştir; ancak bu direnişin birtakım temel unsurları vardır ve bunların en önemlilerinden biri iç bütünlüktür. Bu bütünlüğü koruyabilir, tek bir sözümüz ve tek bir yolumuz olduğunu—o yolun da inkılap ve onun idealleri olduğunu—söyleyip arkasında durabilirsek mutlaka zafere ulaşırız.”

Ayetullah Âmuli Laricani sözlerini şöyle tamamladı: “Fakat bu konuda tereddüde düşersek sorunlar da varlığını sürdürür. İzzet Allah’a aittir; O’na yönelirsek dünyevî hayatımızın işleri de yoluna girer. Adalet, insaf ve halkın korunması Kur’ânî tavsiyelerdir ve bunların tamamı tevhidî bakışın temel gereklerindendir. Ümit ediyoruz ki tüm yetkililer ve aziz halkımız, İmam’ın (r.a.) bu felsefî ve ilâhî öğretisini hayata geçirsin.”

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha