Havza Haber Ajansı muhabirinin haberine göre, İlim Havzaları Genel Müdürü Ayetullah Ali Rıza Arafî, İl İlim Havzaları Müdürleri’nin 13. Toplantısı’nın değerlendirme ve kapanış oturumunda; toplantının düzenlenmesinde emeği geçenlere, bölge müdürlerine, İnsan Kaynakları ve Destek Birimi’ne, İlim Havzaları Hizmet Merkezi’ne ve bu toplantının gerçekleştirilmesine katkıda bulunan diğer birimlere teşekkür ederek şunları söyledi: “Toplantının düzenlenmesi için çaba gösteren, oturumların, komisyonların ve uzmanlık gerektiren görüşmelerin gerçekleştirilmesi için gerekli ortamı hazırlayan bütün kıymetli kardeşlerime içtenlikle teşekkür ediyorum. Yüce Allah’tan hepsi için güzel bir ecir ve mükâfat diliyorum.”
Hz. Peygamber’in (s.a.a.) Şahsiyetine Dair Kapsamlı, Derin ve Etkileyici Bir Tasvir
Ayetullah Arafî, Hz. Peygamber’in (s.a.a.) doğum gününün yıl dönümüne işaret ederek Nehcü’l-Belâğa’nın 93. hutbesinden bazı bölümlere değindi ve şöyle dedi: “Emîrü’l-Mü’minîn (a.s.), Nehcü’l-Belâğa’da birçok yerde İslam’ın aziz Peygamberi (s.a.a.) hakkında konuşmuştur. Bu sözler, Hz. Peygamber’in (s.a.a.) şahsiyetine dair kapsamlı, derin ve etkileyici bir tasvir ortaya koymaktadır. Zira O, Emîrü’l-Mü’minîn (a.s.) ile en yakın ilişkiye sahip olan şahsiyettir.”
İlim Havzaları Müdürü, Emîrü’l-Mü’minîn’in (a.s.) ilahî peygamberlerin makamına ilişkin ifadelerine değinerek şunları vurguladı: “Şii anlayışına göre ilahî peygamberler silsilesi, her zaman en temiz makamlardan ve en pak rahimlerden seçilmiştir. Yeryüzü hiçbir zaman ilahî bir hüccet ve elçiden mahrum kalmamıştır. Bu silsile nihayet Hz. Peygamber’in (s.a.a.) mukaddes varlığında son bulmuş ve onun şahsiyetinde ilahî tecelliler ile nübüvvetin kemalleri zirveye ulaşmıştır.”
Anayasayı Koruyucular Konseyi fakihleri üyesi sözlerine şöyle devam etti: “Hz. Peygamber (s.a.a.) hem ilahî isim ve sıfatların tecelligâhı hem de Allah’ın gönderdiği son ve en mükemmel vahyin iniş makamıdır. Geçmişte ve gelecekte hiçbir şahsiyet onun makamına ulaşamayacaktır.”
Ayetullah Arafî, Nehcü’l-Belâğa’da Peygamber’in (s.a.a.) ailesi hakkında yer alan bölümlere değinerek şunları vurguladı: “Şii anlayışına göre Hz. Peygamber’in (s.a.a.) tarihî kökeni ve geldiği soy hem temiz hem de pak olduğu gibi, bu ilahî çizginin devamı da onun pak ailesinde ve Ehl-i Beyt’inde (a.s.) sürmüştür. Bu güzel ve temiz ağaç, tevhid hanesi ve Hz. İbrahim (a.s.) ile bağlantılıdır ve onun meyveleri de tarih boyunca varlığını sürdürmüştür.”
Hz. Peygamber (s.a.a.) İnsanlığın Hidayet Işığıdır
İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) insanlığın hidayet ışığı olduğunu belirterek şöyle dedi: “Bu nur yalnızca Hz. Peygamber’in (s.a.a.) yaşadığı döneme ait değildir. Sonraki çağlar, hatta gayb ve melekût âlemi dahi bu dünyayı aydınlatan nurun etkisi altındadır.”
İlim Havzaları Genel Müdürü, ‘Andolsun ki Allah’ın Resûlü’nde sizin için güzel bir örnek vardır.’ (Ahzâb, 21) ayetine atıfta bulunarak şunları söyledi: “Hz. Peygamber (s.a.a.) bizim için temel rehberdir. İlim havzaları da bu ilahî ve manevî kimliği ve Allah Resûlü’ne (s.a.a.) uymayı toplumda temsil etmelidir.”
Talebelik, İlahî Peygamberlerin Risaletinin Devamıdır
Ayetullah Arafî, bir talebenin ilim havzasına girerek kendisini, ilahî peygamberlerin ve velilerin aydınlık yolunu temsil etmesi gereken bir konuma yerleştirdiğini belirterek şunları vurguladı: “Risaletin kimliği ve din âliminin/havza mensubunun sorumluluğu; davranışlarımızda, ilmimizde, ahlakımızda ve toplumsal faaliyetlerimizde devamlılık göstermelidir.”
Ehl-i Beyt Mektebinin Kapsamlı Bir Tezahürü: İmam Cafer Sâdık (a.s.)
Ayetullah Arafî, konuşmasının devamında İmam Cafer Sâdık’ın (a.s.) doğum yıl dönümüne değinerek şöyle dedi: “Biz bir açıdan, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) şahsiyetinde tecelli eden İslam’ın genel kimliğinin temsilcisiyiz. Diğer açıdan ise özellikle Şiî ve Ehl-i Beyt (a.s.) kimliğini temsil etmekle sorumluyuz ve bu kimlik, özel bir biçimde İmam Sâdık’ın (a.s.) şahsiyetinde tecelli etmiştir.”
Anayasayı Koruyucular Konseyi fakihleri üyesi, İmam Sâdık’ın (a.s.) Ehl-i Beyt mektebinin bütün yönleriyle en kapsamlı tezahürü olduğunu belirterek şöyle konuştu: “İmam Sâdık’ın (a.s.) bilgi ve düşünce alanındaki Aşûrası, İmam Hüseyin’in (a.s.) kahramanlık ve mücadele Aşûrası’nın tamamlayıcısı olarak değerlendirilebilir. Çünkü Şiîliğin bilgi ve düşünce sisteminin büyük bir bölümü İmam Sâdık’ın (a.s.) döneminde açıklanmış ve sağlamlaştırılmıştır.”
Ülke genelindeki İlim Havzaları Müdürü sözlerine şöyle devam etti: “Yapılan incelemelere göre İmam Sâdık’tan (a.s.) bize ulaşan rivayet ve ilmî miras son derece geniştir. Binlerce ravi ve öğrenci onun huzurundan istifade etmiştir. Şiî hadis eserlerinin inanç, tarih, ahlak, tefsir ve fıkıh alanlarının neredeyse tamamında İmam Sâdık’ın (a.s.) rivayetleri önemli ölçüde yer almaktadır.”
İmam Sâdık’ın (a.s.) Döneminin Toplumsal, Siyasi ve Kültürel Şartları
Ayetullah Arafî sözlerini şöyle sürdürdü: “İmam Sâdık’ın (a.s.) dönemindeki toplumsal, siyasi ve kültürel şartlar, onun Hz. Peygamber’in (s.a.a.), Emîrü’l-Mü’minîn’in (a.s.), Aşûra’nın ve diğer imamların (a.s.) mirasını, bütünlüklü ve uyumlu bir düşünce ve bilgi sistemi içerisinde sunabilmesine zemin hazırladı. Bu geniş miras günümüze kadar ulaşmıştır.”
Ayetullah Arafî şu vurguyu yaptı: “Hz. Peygamber (s.a.s.), İslam medeniyetinin temel rehberi ve kimliğini şekillendiren şahsiyet olarak; İmam Sâdık (a.s.) ise Hz. Peygamber’in (s.a.a.) öğretilerinin ve Ehl-i Beyt mektebinin düşünce sisteminin kapsamlı bir yorumunun tezahürü olarak, ilim havzalarının ve Ehl-i Beyt mensubu takipçilerinin birbirine bağlı iki derin kimliğini oluşturmaktadır. Bizler bu yüce kimliğin koruyucuları olmalıyız.”
Havza, Vuku Bulan Olaylara Cevap Vermeye Hazır Olmalıdır
İlim Havzaları Müdürü, “Vuku bulan olaylar konusunda ise bizim hadislerimizi rivayet edenlere başvurun” anlamındaki “Ve emmâ’l-havâdisü’l-vâkıa, ferciû fîhâ ilâ ruvâti hadîsinâ” rivayetine işaret ederek şunları vurguladı: “Vuku bulan olaylara cevap vermekten maksat yalnızca bir rivayeti aktarmak ve naklî bir cevap sunmak değildir. Bilakis havza, yeni meseleler ve gelişmeler karşısında toplumun düşünce ve bilgi anlayışını İslami öğretiler bütünü temelinde şekillendirip yönlendirebilmelidir.”
İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi sözlerine şöyle devam etti: “Bu husus; sürekli yenilik, kesintisiz yaratıcılık ve havzanın toplumun yeni ihtiyaçlarına vereceği cevapların temel, özgün ve doğru bir şekilde yenilenmesi için sürekli düşünce üretmeyi gerektirmektedir. Elbette bunu yaparken İslam’ın, mezhebin temel ve özgün ilkelerinin ve ilim havzalarının ilmî yönteminin dışına çıkılmamalıdır. Biz, bugünün nesline rehberlik edebilecek ve İslam dünyasının geleceğinde rol üstlenebilecek bu düzeyde insanlar yetiştirmeliyiz.”
Kapsamlı Âlimler ve dünya çapında nitelikli seçkinler yetiştirme gerekliliği
Ayetullah Arafî, konuşmasının önemli başlıklarından birinin havzanın kapsamlı eğitim almış talebeler yetiştirmeye yönelmesi olduğunu belirterek şöyle dedi: “Ayetullah Mervî’nin de ifade ettiği gibi, uzmanlaşma ile ilmî bütünlük arasında bir çelişki yoktur. Biz uzmanlaşma sistemini güçlü bir şekilde destekliyoruz. Ancak bunun yanında, havzanın genç ve fazilet sahibi âlimlerinden bir grubunu ilmî ve bilgi açısından kapsamlı bir donanıma yönlendirmeliyiz.”
İlim Havzaları Müdürü sözlerine şöyle devam etti: “Ehl-i Beyt (a.s.) mektebinin ve İslam İnkılabı’nın yüce düşüncelerini dünyaya açıklayabilecek bir talebe, uzmanlığının yanı sıra kapsamlı bir düşünsel ve ilmî birikime de sahip olmalıdır.”
Havzanın büyük ilim adamlarına işaret eden Ayetullah Arafî şöyle konuştu: “Havzanın büyük âlimlerinin ilmî açıdan sahip oldukları kapsamlılık, derin ve kalıcı bir etki oluşturmanın yalnızca tek bir alanda uzmanlaşmanın sonucu olmadığını göstermektedir. Farklı bilgi alanlarına, edebiyata, tefsire, fıkha, usûl-i fıkha ve diğer ilimlere aşinalık, İslam dünyası düzeyinde etkili olabilecek şahsiyetlerin yetişmesini sağlayabilir.”
Ayetullah Arafî ayrıca Şehit İmam’ın şahsiyetine değinerek onun ilmî ve bilgi açısından kapsamlılığına vurgu yaptı ve şöyle dedi: “Fıkıh, usûl-i fıkıh, kelam, tefsir, Arap dili ve edebiyatı ile İslam dünyasının kültürüne ve meselelerine derinlemesine aşinalık; bir araya geldiğinde son derece geniş bir etki alanına sahip şahsiyetlerin ortaya çıkmasını sağlayabilecek kapasitelerdir.”
Tarihî Bir Fırsat ve İmkân
Ayetullah Arafî, farklı ülkelerdeki üniversite hocaları ve seçkin akademisyenlerle yaptığı görüşmelerden örnekler aktararak şöyle dedi: “Bugün İslam dünyasında İslam İnkılabı’na, Şiîlik mektebine ve İslami düşüncelere yönelik yeni bir yaklaşım oluşmuştur. Hatta bazı akademisyenler, İslam İnkılabı’nın eserlerini ve düşüncelerini ve onun önde gelen şahsiyetlerinin görüşlerini inceleyip araştırarak Şiîlik mektebine dair daha derin bir anlayışa ulaşmıştır. Bu tarihî imkânı ve fırsatı küçümsememeliyiz. İlim havzaları, İslam dünyasındaki seçkinlerin yönelttiği çok sayıdaki soru, şüphe ve düşünsel talebe cevap verebilecek şekilde kendilerini hazırlamalıdır.”
Seçkinler ve Üstün Yeteneklere Özel Önem Verilmesinin Gerekliliği
Ayetullah Arafî, üstün yeteneklerin havzaya kazandırılmasının gerekliliğine işaret ederek şöyle dedi: “İlim havzaları, öğrenci girişlerindeki niceliksel artışın yanı sıra, üstün ve seçkin yetenekleri ve ilmî zirveleri tespit etmeye ve havzaya kazandırmaya da ciddi şekilde önem vermelidir.”
İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi, ülkedeki üniversitelerin ve yükseköğretim kurumlarının gelişimine değinerek şöyle konuştu: “Yaklaşık bir asır öncesine kadar ülkenin ilmî açıdan önemli bir bölümünü oluşturan yetenekler ilim havzalarına yöneliyordu. Ancak bugün ülkede çok sayıda üniversite ve bilim merkezi kurulmuştur. Dolayısıyla havza, doğal olarak çok sayıda ilmî ve akademik rakiple karşı karşıyadır.”
Ülke genelindeki İlim Havzaları Müdürü sözlerine şöyle devam etti: “Bugün ülkemiz geniş bir üniversite kapasitesine, milyonlarca üniversite öğrencisine, on binlerce öğretim üyesine ve çok çeşitli bilimsel alanlar ile teknolojilere sahiptir. Bu, ülkenin bilimsel alanındaki önemli bir gerçektir.”
Havza, Üstün Yetenekleri Kendine Kazandırmadaki Payına Duyarlı Olmalıdır
Anayasayı Koruyucular Konseyi fakihleri üyesi sözlerine şöyle devam etti: “Ülkenin bilimsel gelişimi olumlu ve desteklenen bir husustur. Ancak havza, üstün yeteneklerin kendisine kazandırılmasındaki payına karşı duyarlı olmalıdır. Eğer bu konuyu ihmal edersek gelecekte Şeyh Ensârî, Allâme Tabâtabâî, Mirza Nâînî ve havzanın diğer büyük âlimleri düzeyinde şahsiyetlerin ortaya çıkmasına artık tanık olamayabiliriz.”
Ayetullah Arafî, talebe alımında hem nicelik hem de niteliğin önem taşıdığını vurgulayarak şöyle dedi: “Yeni öğrencilerin sayısının artırılması, istatistiksel olarak üstün yeteneklerin ortaya çıkma ihtimalini yükseltir. Ancak niceliksel artışın yanında, güçlü ve seçkin yetenekleri tespit etmeli, onları belirli bir eğitim ve gelişim programına dâhil etmeli ve havzaya girmeleri ve burada kalıcı olmaları için yönlendirmeliyiz.”
İl Havzaları Müdürlerine Önemli Bir Görev Verilmesi
Ayetullah Arafî, bölge müdürleri ve il düzeyindeki havza yetkililerinden, illerine döndüklerinde talebe adaylarını havzaya kazandırmak amacıyla tebliğ ve motivasyon çalışmalarında yeni bir aşama başlatmalarını istedi.
Bilimsel Seçkinlerin Ülkeden Göçü Konusunda Uyarı
İlim Havzaları Müdürü, üniversitelerdeki akademisyen ve bilimsel seçkinlerin ülkeden göçüne değinerek şöyle konuştu: “Üstün yeteneklerin ülkeden ayrılması, üzerinde çözüm üretilmesi gereken bir konudur. Yetkililer, ülkenin bilimsel seçkinlerinin korunmasını özel olarak takip etmelidir. Bunun yanında havza da üstün yeteneklerin kendisine kazandırılması ve yetiştirilmesine özel önem vermeli; hem uzmanlığa hem de kapsamlı ilmî donanıma sahip seçkinler yetiştirmek için planlama yapmalıdır.”
Talebe Dosyalarının Düzenlenmesi
Ayetullah Arafî, konuşmasının devamında talebelerin dosyalarının düzenlenmesi projesine değinerek şöyle dedi: “Havzanın mevcut sistemlerindeki dosyaların durumunun netleştirilmesi önemli bir gerekliliktir. Her bir talebenin hangi durumda olduğu ve hangi faaliyetleri yürüttüğü belirlenmelidir. Bazı illerde bu düzenleme süreci tamamen veya büyük ölçüde gerçekleştirilmiştir.”
İlim Havzalarının Düzenlenmesi: Farklı Bölgelerde Havzanın Işığının Yanmaya Devam Etmesi
Ayetullah Arafî, bölgedeki ilim havzalarının mezhebin, mektebin ve dinin ışığı olduğunu vurgulayarak ilim havzalarının düzenlenmesi konusuna değindi ve şöyle dedi: “İlim havzalarının düzenlenmesiyle ilgili çalışma grubu, İlim Havzaları Yüksek Konseyi bünyesinde oluşturulmuştur. İllerdeki havzaların durumu aşamalı olarak incelenmekte ve gerekli kararlar alınmaktadır.”
Tebliğ Projelerinin Devamı ve “Emin” ile “Hicret” Projelerinin İmkânlarının Korunmasının Gerekliliği
İlim Havzaları Müdürü, konuşmasının devamında havzanın “Emin” ve “Hicret” projeleri de dâhil olmak üzere tebliğ projeleri hakkında şunları söyledi: “Bu projeler, mevcut usul ve düzenlemeler doğrultusunda devam edecektir. İller için belirlenen kapasite ve kontenjanlar korunmalıdır.”
İlim Havzalarının İkinci Programı
İlim Havzaları Müdürü, konuşmasının devamında İlim Havzalarının İkinci Programı’na değinerek şöyle konuştu: “Hiçbir program mükemmel olduğunu iddia edemez. Ancak İkinci Program, havzanın değerlendirilmesi ve ilerleyişi konusunda yöneticilerin yararlanabileceği bir dizi rehber ve gösterge sunabilir. Bu doğrultuda bölge ve havza yöneticileri, üst düzey politika belgelerini ve İkinci Program’ı çalışmalarının temel dayanağı olarak kabul etmeli; bölgelerin ve medreselerin şartlarına uygun şekilde uygulama programlarını hazırlayarak bunları hızlı ve titiz bir şekilde takip etmelidir.”
İl Konseylerinin Daha Aktif Hâle Getirilmesinin Vurgulanması
Ayetullah Arafî ayrıca il düzeyindeki havza konseylerinin güçlendirilmesinin gerekliliğini vurgulayarak şöyle dedi: “İl konseyleri, müdürlerin ve yetkililerin gayretiyle daha aktif hâle getirilmelidir. Toplantılar için uygun gündemler hazırlanmalı, gerekli bilgiler üyelere sunulmalı ve havza çalışmalarının geliştirilmesi amacıyla Veliyy-i Fakih’in il temsilcilerinin ve cuma imamlarının imkân ve kapasitesinden yararlanılmalıdır.
Hatta bu toplantıda ele alınan konular il konseylerinde de gündeme getirilebilir ve üyelerin görüşleri alınabilir. Böylece bazı konularda yeni fikirlerin ve yeni ufukların ortaya çıkması sağlanabilir.”
Zorunlu Savaş ve Savaş Sonrası Dönemde Karargâhların Faaliyetlerinin Sürdürülmesi
İlim Havzaları Müdürü, zorunlu savaş döneminde karargâhlar bünyesinde gerçekleştirilen çalışmalardan dolayı teşekkür ederek şöyle konuştu: “Bu dönem boyunca havza müdürleri ve yetkilileri, karargâhlar ve çeşitli faaliyetler çerçevesinde önemli çalışmalar gerçekleştirdiler. Bu yol, güçlü bir şekilde sürdürülmelidir.”
İl Ziyaretlerinde Alınan Kararların Tamamen Takip Edilmesi ve Uygulanmasının Gerekliliği
Ayetullah Arafî ayrıca il ziyaretlerinde alınan kararların durumunun netleştirilmesinin gerekliliğini vurgulayarak şöyle dedi: “Geçtiğimiz yıllar içerisinde yaklaşık 100 il ziyareti gerçekleştirilmiş ve her ziyaret kapsamında çeşitli kararlar alınmıştır. Bu kararların durumunun netleştirilmesi gerekmektedir.”
Ayetullah Arafî, bölge müdürlerine hitaben şöyle dedi: “İllere gerçekleştirilen ziyaretlerde alınan kararları merkez birimleri ve ilgili bölümlerle birlikte gözden geçirip bir araya getirin. Hangi kararların uygulandığı, hangilerinin takip gerektirdiği ve hangilerinin ise şartların değişmesi veya üst düzeydeki engeller nedeniyle uygulanmasının mümkün olmadığı açıkça belirlenmelidir.”
Havzanın Hz. Peygamber (s.a.a.), Ehl-i Beyt ve Havzanın Tarihî Misyonuyla Ahdini Yenilemesi
Ayetullah Arafî sözlerinin devamında şöyle dedi: “Bu toplantıda üzerinde durulması gereken ilk ahit, ilim havzalarının yolunu sürdürmek, ilahî peygamberlerin ve onların vasilerinin risaletini devam ettirmek üzere Allah Resûlü (s.a.a.) ve Ehl-i Beyt imamlarıyla (a.s.) ahdimizi yenilemektir.”
Ayetullah Arafî, sözlerinin devamında İslam İnkılabı’nı “çağdaş dönemde ve İslam dünyasında ortaya çıkan büyük ve parlak bir hadise” olarak nitelendirerek şöyle dedi: “İslam İnkılabı bizim için bir esastır. Bu inkılapta İslam’ın ve İslami düşüncelerin tecellisini görmekteyiz.”
İlim Havzaları Kendilerini İslam İnkılabı’nın Koruyucuları Olarak Görüyor
İlim Havzaları Müdürü şunları vurguladı: “İlim havzaları kendilerini İslam İnkılabı’nın koruyucuları olarak görmektedir. İslam İnkılabı’nı, İmam Humeynî’nin (r.a.) düşünceleri, Yüce Rehber’in görüşleri ve onların yüce idealleri temelinde yorumlamaktadır.”
İslamî sistemde Velâyet-i Fakih ve rehberliğin konumuna işaret eden Ayetullah Arafî şöyle dedi: “İlim havzaları, bu yolun Velâyet-i Fakih ve rehberlik aracılığıyla devam ettirilmesi konusunda kararlıdır. Rehberliğe biat etmeyi ve itaat etmeyi kendi hareketlerinin temel ilkelerinden biri olarak kabul etmektedir.”
Ayetullah Arafî ayrıca merciiyet makamına ve ilim havzalarına saygı gösterilmesinin önemini vurgulayarak şöyle dedi: “Havza; ilahî ideallerin, şehitlerin hedeflerinin, İmam’ın (r.a.) ideallerinin ve Velâyet-i Fakih ile rehberlik yolunun arkasında durmaktadır ve bu yolun devam ettirilmesi için hazırdır.”
Havza Kendisini İran Halkının ve Direniş Cephesi’nin Yanında Görüyor
İlim Havzaları Müdürü, İran halkına, İslam ümmetine, mücahitlere ve direniş hareketine teşekkür ederek şöyle konuştu: “Biz İran halkı ve İslam ümmeti karşısında saygıyla eğiliyor, onların ve Allah yolunda mücadele eden mücahitlerin fedakârlıklarının değerini biliyoruz.”
Anayasayı Koruyucular Konseyi fakihleri üyesi, direnişin küresel bir hareket olduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: “Direniş, belirli bir dönemde ve belirli bir bölgede baskı, bastırma veya zulümle karşı karşıya kalabilir. Ancak bu yol ve bu hareket söndürülemez.”
Ayetullah Arafî, bölgenin ve dünyanın mevcut şartlarına işaret ederek şöyle dedi: “Bugün bölge, İslam ümmeti ve dünya önemli bir dönüm noktasında bulunmaktadır. Tağutların ve emperyalist güçlerin karşısında direnmek gerekmektedir.”
İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi sözlerini şöyle sürdürdü: “İran halkı direniş yolunu seçmiştir. İlim havzaları da bu mücadelenin ve bu ahdin arkasında durmaktadır.”
Yetkililere Önemli Bir Tavsiye
İlim Havzaları Müdürü, kültür, diplomasi, ekonomi ve diğer alanlardan sorumlu yetkililerden, medeniyet perspektifiyle ve korku ve endişeye kapılmadan, İslam İnkılabı’nın hedeflerini ilerletmek için çalışmalarını istedi ve şöyle dedi: “Direniş kültürü; ekonomiden diplomasiye, siyasetten kültüre kadar farklı alanlarda dikkate alınmalıdır.”
Silahlı Kuvvetlere Takdir
Ayetullah Arafî ayrıca silahlı kuvvetleri takdir ederek şöyle dedi: “Umarız silahlı kuvvetler bu yolda bundan sonra da etkin ve öncü bir rol üstlenir; sahip oldukları imkân ve teçhizatla İslamî sistemin büyük ideallerinin gerçekleştirilmesi yolunda görevlerini yerine getirirler.”
Eğitim-öğretim Yılının Medeniyet Perspektifiyle Başlaması
Ayetullah Arafî, ilim havzalarında yeni eğitim-öğretim yılının daha önceki toplantılarda vurgulanan aynı ölçütler doğrultusunda başlatılmasının gerekliliğini vurgulayarak şöyle dedi: “Havza, büyük medeniyet mücadelesinden ve bu alandaki büyük çabadan gaflet etmemelidir. Gelecek için yüksek bir düzeyde, çağın gerektirdiği niteliklere sahip âlimler yetiştirmelidir.”
İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi şunları vurguladı: “Cihadî ruh, dönüşüm arayışı ve çağdaş ihtiyaçlara cevap verme hassasiyeti; yöneticiler ve sorumlulardan medreselere, hocalara ve havza camiasına aktarılmalıdır.”
İlim Havzaları Müdürü sözlerine şöyle devam etti: “Bizim görevimiz yalnızca bu hususları dinlemek ve onlara dikkat etmek değildir. Aynı zamanda havza yöneticisinin, talebenin ve hocanın önüne yeni ufuklar açmalıyız ki onlar da bu misyonu toplumda sürdürebilsinler.
Bu görev yalnızca İran’la sınırlı değildir. İslam’ın düşünsel ve inanç temelleri ile havzanın düşünceleri dünya çapında açıklanmalı ve yayılmalıdır. Kendilerini bu alanın insanı olarak görenler, bu ilahî sorumlulukları yerine getirmek üzere sahaya çıkmalı ve hiçbir çabadan kaçınmamalıdır.”
Toplantı Kararlarının Gelecek Ay Hazırlanması ve Tebliğ Edilmesi
İlim Havzaları Müdürü, konuşmasının devamında toplantıda ele alınan konuların tamamının, komisyonların aldığı kararlar ve yapılan değerlendirmelerle birlikte ek toplantılarda inceleneceğini ve nihai kararlar arasında yer alacağını belirterek şöyle dedi: “Toplantıda ele alınan konuların ve alınan kararların tamamını, çalışmalarımızın devamında değerlendirilmek üzere İlim Havzaları Yüksek Konseyi’ne sunmaya çalışacağız.”
Ayetullah Arafî konuşmasının sonunda, şehitlerin yolunun devam etmesi ve İslamî sistemin yetkililerinin başarılı olması için dua ederek şöyle dedi: “Yüce Allah’tan bizi şehitlerin ve İslam İnkılabı’nın ilahî önderlerinin değerini bilen kimselerden kılmasını; İslam ümmetinin hidayetinin, iyilik ve kemale doğru ilerleyişinin devam etmesini ve İslam İnkılabı’nın, Hz. Veliyy-i Asr’ın (a.f.) dünya çapındaki zuhur ve devrimine bağlanmasını niyaz ediyoruz.”
yorumunuz