Havza Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre, basiretli, velayetperver ve inkılapçı Kum halkının “Basiret Günü ve Ümmetin Velayetle Ahitleşme Günü” olarak anılan 30 Aralık Yevmullahı'ndaki (Allah'ın günü) destansı toplantısı, İslam İnkılabı’nın doğduğu yer olan Feyziye İlim Medresesi’nde birkaç dakika önce başladı.
Âlimler, şahsiyetler ve havza yöneticileri İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Ali Rıza Ârafi, Kum İlim Havzası Müderrisler Cemiyeti Başkanı ve Uzmanlar Meclisi Başkan Vekili Ayetullah Seyit Haşim Hüseynî Buşehrî, İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi ve Uzmanlar Meclisi üyesi Ayetullah Muhsin Arakî, büyük taklit mercilerinin bürolarından temsilciler ve diğer büyük zatlar, talebeler, hocalar ve inkılapçı halkla birlikte bu toplantıda hazır bulundular.
Feyziye İnkılapçılarla Dolu
Bugün “Feyziye”de atmosfer tamamen destansıdır. Dakikalar geçtikçe kalabalık artıyor ve İslam İnkılabı’nın menşei, canı pahasına Amerika’ya ve siyonist rejime meydan okumak için gelen havza ehliyle dolup taşıyor.
Onlar İslam İnkılabı’na, İslamî düzene ve vatana canları pahasına sahip çıkacaklarını haykırıyorlar.
Törenin ilk dakikalarında bile, Feyziye’nin büyük toplantı salonu, İslam İnkılabı'na ve İmam’a (r.a.) sadık insanlarla dolup taştı. Bu topluluk hem Müslümanların Veliyyi Emri İmam Hamaney (r.a.) ile biatlarını yenilemek, hem de iç fitnecilere ve bilhassa zalim Amerika’ya, çocuk katili siyonist rejime şöyle seslenmek için toplandı: “İslami ideallere ve değerlere daima bağlı kalacağız.”
Cesaret ve İzzet Dolu Sloganlar
“Allah-u Ekber, Allah-u Ekber, Hamaney Rehber”, “Amerika’ya ölüm”, “İsrail’e ölüm”, “Fitneciye ölüm”, “Ey özgür Rehber, hazırız, hazır”, “Hüseyin Hüseyin sloganımızdır, şehadet şerefimizdir”, “Hepimiz senin askeriniz, Hamaney, emrine amadeyiz Hamaney” gibi sloganlar Feyziye’nin havasında yankılanıyor.
Tam Bir Duruş
Toplantıya katılanlar “Heyhat minnez-zille (zillet bizden uzaktır)” nidalarıyla, İslam İnkılabı’nın ideallerine bağlılıklarını, Müslümanların Veliyyi Emiri İmam Hamaney'e (r.a.) tam desteklerini ve fitne ile fitnecilere karşı nefretlerini ilan ettiler ve yüksek sesle şöyle haykırdılar:
“Söz verdiğimiz ahde sadık kalıyoruz.”
Fitnecilerin Tanınması
Kum İlim Havzası Müderrisler Cemiyeti Başkanı Ayetullah Seyit Haşim Hüseynî Buşehrî bu destansı toplantının konuşmacısıydı.
Kur’an ayetlerine ve rivayetlere dayanarak dini ve inkılapçı basiretin önemini açıkladı ve şöyle dedi: "Kur’an-ı Kerim öyle bir şekilde nazil olmuştur ki hem bugünkü toplumumuzun şartlarına hem de 30 Aralık destanı gibi tarihî olaylara ışık tutacak mesajlar içerir.
Yüce Allah ince ifadeleriyle, kalbinde kin ve nifak saklayanlardan bahseder. Onlar bu içsel çirkinliklerinin hiçbir zaman ortaya çıkmayacağını sanırlar."
Ayetullah Buşehrî Allah’ın, nifak akımını teşhisteki ilahi hassasiyetine vurgu yaparak şöyle devam etti: "Kur’an bir adım daha ileri gider ve buyurur ki, bu kimselerin açık tanıtıma bile ihtiyacı yoktur. Sözlerinden, kullandıkları üsluptan, göndermelerinden, şüpheler meydana getirme biçimlerinden, iç ve dış ilişkilerinden tanınırlar.
Bu akımlar değerleri sorgulamak, şüphe aşılamak ve kullandıkları özel dil düzeniyle kendi kimliklerini ifşa ederler. Ne kadar gizleseler de rezil olmaktan kurtulamazlar."
Ve Allah Yaptıklarınızı Bilir...
Ayetullah Buşehrî konuşmasının devamında şu ayete dikkat çekti: "'Ve Allah yaptıklarınızı bilir.'
Yani Yüce Allah, ister müminler olsun ister fitneciler, bütün insanlığın amellerinden bütünüyle haberdardır.
Fitneciler sahneye çıkarlarsa, Allah onların fiillerini bilir. Eğer 30 Aralık destanı gibi bir kahramanlık yaşanır ve İran milleti tarihî bir duruş sergilerse, o da ilahi ilim huzurunda kayda geçer."
30 Aralık Müminler ve Fitneciler Arasındaki Dönüm Noktasıdır
Kum İlim Havzası Müderrisler Cemiyeti Başkanı, şuna özellikle vurgu yaptı: "30 Aralık Yevmullah, fitneciyle müminin, mücahidin ve destan yazanın yerlerinin açıkça belirlendiği bir sahnedir.
Bu gün, halkın basiretinin tecellisi ve hakkın batıldan ayrılacağına dair ilahi vaadin gerçekleştiğinin apaçık delilidir.
Bu sahneler aslında birer sınav meydanıdır ve kimlerin canı pahasına inkılap uğruna direnip bir mücahit gibi duracaklarını ortaya koyar."
İmam’a ve Rehber'e Sadakat İnkılap Meydanı'nda Kalıcılığın Ölçüsü
Ayetullah Hüseynî Buşehrî'nin sözlerine göre, halkın ve havza talebelerinin İmam Humeyni'ye (r.a.) biat ettiği ve sonrasında da biat ellerini sevgili ve bilge lider olan İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah el-Uzma Hamaney'e teslim ettikleri günden bu yana, bu adanmışlık inkılap yolunda bulunmanın ve kalmanın ölçütü olmuştur.
Uzmanlar Meclisi'nin Başkan Vekili, konuşmasının devamında şunu vurguladı: "Kişilerin eylemleri, davranışları ve bulunma biçimleri, inkılap alanında mücahitlerin asıl tanınma ölçütüdür. Onların yanında, sabredenler yani sabır, basiret ve sebat ile hak yolunu devam ettirenler de tanınır."
Ayetullah Hüseynî Buşehrî, 2009 fitnesinin köklerini ve amaçlarını açıklarken şunu vurguladı: "Düşman, İslam İnkılabı'nın zaferinin başından beri İmam Humeyni'nin (r.a.) hareketiyle ve Velayet-i Fakih ilkesiyle mücadele etmeyi amaçlamıştır ve 30 Aralık destanı bu komploların son noktası olmuştur."
Yüce Rehber'in Ülkeyi Savunmadaki ve Krizleri Yönetmedeki Rolü
Kum İlim Havzası Müderrisler Cemiyeti Başkanı, İslam İnkılabı'nın yüce Rehberi'nin mücahedelerinin geçmişine değindi ve bu bağlamda şunları açıkladı: "Sevgili Rehber, liderliğinden yıllar önce, mücadelenin ve Kutsal Savunma'nın merkezinde yer almıştır. Onun siması mücahitlerin siperlerinde, sade ve gösterişsiz sofralarının yanında defalarca görülmüştür."
Ayetullah Buşehrî şöyle devam etti: "Düşmanlar Rehber'in konumunun öneminin farkındadırlar ve hatta yüce Rehber'in konuşmalarını titizlikle tercüme ve analiz etmekte ve stratejik planlamalarının temeli haline getirmektedirler. Bu durum, İslamî sistemde liderliğin merkezi ve belirleyici bir unsur olduğunu göstermektedir."
2009 Fitnesi Nizâm'a Karşı Bir Mücadeleydi
Uzmanlar Meclisi Başkan Vekili, 2009 yılındaki fitneye işaret ederek şunu belirtti: "Başlangıçta meselenin sadece bir seçim anlaşmazlığı olduğu sanılıyordu. Yaklaşık 40 milyon kişinin katıldığı ve bir kişinin kazandığı, diğerinin ise gerekli oyu alamadığı bir seçimdi. İtirazlar hile iddiasıyla başladı, ancak zamanla fitnenin gerçek mahiyeti ortaya çıktı. Zamanın geçmesi, yüce Rehber'in (r.a.) sabrı, tahammülü ve hoşgörüsüyle halk, meselenin artık sadece bir seçim çekişmesi olmadığını asıl amacın Nizâm'ın özüne, Velayet-i Fakih'e, İslam'a ve Aşura değerlerine darbe vurmak olduğunu anladı."
30 Aralık Destanının Oluşumu
Kum İlim Havzası Müderrisler Cemiyeti Başkanı, Seyyidüşşüheda'nın (a.s.) yas günlerinin acı olaylarına değinerek şöyle dedi: "Fitneciler, İmam Hüseyin'in (a.s.) sancaklarına ve çadırlarına dahi merhamet etmediler ve Eba Abdullah Hüseyin'in (a.s.) matem günlerinde hakaret, ateşe verme ve her türlü şiddet eylemlerinde bulundular. Bu eylemler, fitnenin gerçek mahiyetinin halk için ortaya çıkmasına neden oldu ve İran milleti 30 Aralık basiret ve bilinçle büyük bir destan yarattı ve kesin varlıklarıyla fitnenin pazarını dağıttı."
Ayetullah Hüseynî Buşehrî'nin ele aldığı diğer bir konu, Kum halkının 30 Aralık destanındaki geniş ve coşkulu katılımıydı ki bu hareketi "gürleyen ve kalıcı bir destan" olarak nitelendirdi ve şöyle dedi: "Bu anı İran milletinin zihninden asla silinmeyecektir. Halk, hiçbir ön bildirim veya çağrı olmaksızın sahaya indi ve bilinçli katılımlarıyla dış düşmanlara ve onların içteki unsurlarına net ve kesin bir mesaj verdiler."
Uzmanlar Meclisi Başkan Vekili'ne göre halk bu katılımıyla sahnede oldukları sürece kimsenin Ehlibeyt (a.s.) mezhebine, İslam'a, Kur'an'a, İslam İnkılabı'na ve Rehber'e hakaret etmeye hakkı olmadığını ve düşmanların yerlerini bilmeleri gerektiğini ilan ettiler.
Kum Halkının Halk Destanı; İç ve Dış Düşmanlara Kesin Cevap
Kum İlim Havzası Müderrisler Cemiyeti Başkanı, düşmanların her zaman kullandığı kargaşa ve fitne çıkarma yöntemlerine değinerek şunu belirtti: "Ne zaman bir olay olsa düşmanlar elçilikleri, nüfuz ajanlarını ve parayla satın aldıkları insanları seferber ederek kriz yaratmaya çalışırlar. Nitekim pratikte de bunu yaptılar. Ancak İran milletinin güçlü eliyle karşılaştıklarında, birbiri ardına hiçbir müdahaleleri olmadığını ilan ederler."
Ayetullah Buşehrî kesin bir dille şöyle dedi: "Bu iddialar tamamen yalandır, çünkü düşmanlar muvaffak olsalardı bugün başlattıkları her fitne sahnesinde kutlama yapacaklar ve hatta güç paylaşımı ve taht hazırlığı için planları olacaktı. Ancak İran milleti buna asla izin vermeyecektir; ne bugün, ne yarın, ne de gelecekte."
Yetkililerin Eylemlerini İnkılabın ve Sistemin Özünden Ayırma Gerekliliği
Ayetullah Hüseynî Buşehrî, konuşmasının bir diğer bölümünü halkın enflasyon, geçim sıkıntıları ve toplumdaki bazı hoşnutsuzluklara ayırdı ve bu konuda şöyle dedi: "Kısa vadede ve son bir iki günde, bazı yetkililerin verimsizliği veya zayıf performansı nedeniyle mesleki itirazlar olmuş olabilir. Ancak yüksek sesle ilan ediyorum ki: 'Sevgili halk, İslamî sistemin özünü, bazı sorumluların eylemlerinden ayırmalıdır.'"
Düşmanın Memnuniyetsizlikten İstifadesine Karşı Uyarı
Uzmanlar Meclisi üyesi devamında şöyle dedi: "Eğer bir veya daha fazla kişi yanlış yolda ilerliyor, yanlış kararlar alıyor veya kendi kötü yönetimiyle halkın hoşnutsuzluğuna neden oluyorsa, bu konular açıkça dile getirilmeli ve takip edilmelidir. Ancak bu zayıflıklar İslam Nizâmı'nın aslına yüklenmemelidir, zira düşmanlar tam olarak bu zayıflık noktaları ve hoşnutsuzlukları istismar ederek, halkın haklı talepleri bahanesiyle Nizâm'ın özünü hedef almaktadırlar. Bazen gerekli olan uyanıklık mevcut olmazsa, iş işten geçmiş olabilir, farkına varmayabiliriz."
Yetkililere Bilinçli ve Şartlı Destek
Yetkililerin, âlimlerin ve halkın inkılap düşmanlarına karşı uyanıklık gerekliliği, Ayetullah Hüseyni Buşehri'nin dile getirdiği ve vurguladığı bir diğer önemli noktaydı. Ayetullah Buşehrî bu konuda şöyle dedi: "Biz sorumluları destekliyoruz, ancak bu destek bilinçli ve sorumlu olmalıdır. Öyle bir destek ki, neticesi İslam İnkılabı'nın güçlenmesi, halkın memnuniyetinin artması ve Yüce Rehber'in Nizâm'ın görevlilerinin performansından hoşnut olması olsun."
Ayetullah Hüseyni Buşehri, İslam İnkılabı Rehberi'nin beyanlarına değinerek şöyle dedi: "Tıpkı sevgili Rehber'imizin vurguladığı gibi, İslam Cumhuriyeti düşmanlarının düşmanlığı yalnızca bir hükümete veya siyasi akıma muhalefetten kaynaklanmamakta, esasen İslam İnkılâbı'na, İslam'a ve İran'ın varlığına yöneliktir. Bu gerçek, son olaylar ve savaşlar da dahil olmak üzere, çeşitli dönemlerde açıkça kendini göstermiştir."
Kum İlim Havzası Müderrisler Cemiyeti Başkanı'na göre düşman, özellikle tarihi ve siyasi gelişmeler hakkında daha az bilgiye sahip olan genç nesli hedef alarak kamuoyunu aldatmak yoluyla İran ve İslam kimliğini zayıflatmaya çalışmaktadır. Böyle bir durumda, "Biz İranlıyız ve Hz. Bakiye-tullah el-Azam'ın (a.s.) zuhurunu bekleyenleriz" gerçeğini açıklamak herkesin görevidir.
Hepimiz İslam İnkılabı'nın Korunmasından Sorumluyuz
Ayetullah Buşehrî hepimizin İslam İnkılabı'nın korunmasından sorumlu olduğunun altını çizerek şöyle dedi: "2009 fitne tecrübesi, ülkenin bugünü ve geleceği için büyük bir sermaye ve ders olarak dikkate alınmalıdır. Şüphesiz inkılap düşmanları komplo kurmaktan vazgeçmeyeceklerdir ve yeni senaryolar ve fitneler beklenmeye devam edilmelidir. Ancak geçmiş tecrübelerden doğru bir şekilde yararlanırsak, düşmanın ışığı yandığı anda, onun karşısında bizim yol gösterici ışığımız da yanacaktır."
Yetkililerin Çevresindeki Sızmaya Karşı Uyarı
Ülkenin yönetim kadrosuna şüpheli unsurların sızmasına karşı uyarı Ayetullah Hüseyni Buşehri'nin konuşmasının bir bölümünü teşkil ediyordu ve yetkililere çevrelerinde kimlerin bulunduğuna dikkatle bakmalarını tavsiye ederek şöyle dedi: "Bu kişiler düşmanın sahasında mı oynuyor yoksa samimiyetle inkılaba ve halka hizmet yolunda mı ilerliyorlar."
İran, Aslanların Ormanıdır
Bu yıl, bölgede ve dünyada karmaşık uluslararası gelişmeler yaşanırken ve Büyük Şeytan'ın liderliğindeki sömürge düzeni ile onun çürümeye yüz tutmuş paralı ajanı Siyonist rejim, katliam, terör ve fitne çıkarmayı şiddetlendirerek İslamî İran'da kargaşa çıkarmayı programına dahil etmiştir, bu kader belirleyici destanın yıl dönümü kutlanmaktadır. Bu doğrultuda, onurlu, kahraman ve şehit yetiştiren İslamî İran halkı, 30 Aralık destanının anma programlarına düşman karşıtı katılımlarıyla düşmanlara şunu ilan edeceklerdir ki, İran aslanların ormanıdır ve her fitnecinin eli dirseğe kadar kesilecektir.
Bu Vefalı Halka Aferin!
Evet, ümmetin basiret ve velayetle olan ahit gününde, İslam dünyasının ana karargahı olan havza mensupları ve vefalı halk, inkılabın doğduğu yere gelmişlerdi. Bunun amacı, İran ve İranlıların kötü niyetlilerine ve düşmanlarına şunu söylemekti: Rehberimiz İmam Hamaney'in (Allah'ın muhafaza etmesini dileriz) emrine "Lebbeyk" diyerek, Büyük İnkılap Mimarı'nın mirasını ve şehitlerin kanını korumak için canları pahasına sahada hazır bulunuyorlar ve inkılapçı kimliklerine bir leke sürülmesine asla izin vermeyecekler ve ekonomik zorluklara rağmen, Müminlerin Velisi'nin müjdelediği zirveye geçmişte olduğundan daha sağlam bir şekilde ilerliyorlar ve asla durmayacaklardır. Bu vefalı halka aferin! Görmek istemeyen kör olsun!



yorumunuz