Salı 28 Temmuz 2026 - 19:16
Ayetullah Arafi’nin Erbain Medeniyetinin 6 Stratejik Dersi / İmam Hüseyin’in (a.s.) Kanı ile Şehit Hamaney’in Kanı Arasındaki Bağı Dünyaya Duyurun

Havza / İlim Havzaları Yüksek Konseyi Başkanı Ayetullah Arafi, Erbain’in medeniyet inşasına yönelik derslerini açıklayarak, talebelere ve din tebliğcilerine önemli bir görev verdi. Ayetullah Arafi, hizmet çadırlarında, ziyaret güzergâhlarında ve tüm tebliğ fırsatlarında, şehadet felsefesini ve ilahî intikam vaadini Kur’an ve Sünnet ışığında açıklamalarını, ayrıca kültürel ve dinî programlar ile Ehl-i Beyt (a.s.) öğretilerinden yararlanarak Hz. Hüseyin’in (a.s.) kanı ile şehit Hamaney’in kanı arasındaki bağı dünya kamuoyuna duyurmalarını istedi.

Havza Haber Ajansı’nın haberine göre Ayetullah Arafi, yayımladığı stratejik bildiride 2026  Erbaini’nin medeniyet perspektifinden altı temel dersi açıklayarak, İslam ümmetinin büyük şehit rehberinin hatırasını andı. Bildiride şu ifadelere yer verildi: “Bu yılki Erbain, büyük ama aynı zamanda onurlu bir hüznün gölgesinde başlıyor. İslam ve İran’ın izzeti uğruna bereketli ömrünü adayan, ümmetin şehit imamı, fedakâr merci ve hikmet sahibi rehberin kaybının acısını yaşıyoruz. O, Hüseynî bir hayat sürdü ve Hüseynî bir şekilde şehit oldu.”

Ayetullah Arafi’nin Erbain bildirisinde vurguladığı 6 medeniyet dersi

1. Erbain destanı; ümmetin yeniden dirilişi ve yeni bir uyanışı.

2. İmam Hüseyin’in (a.s.) Erbaini etrafında İslam ümmeti ile direniş cephesinin birlik, kardeşlik ve bütünlüğü.

3. “Benim gibisi, Yezid gibi birine biat etmez” Aşura şiarı etrafında cihat, direniş ve kararlılıkla ayakta durmak.

4. Erbain; şehit imamın intikamı ve kanının yerde kalmayacağı çağrısı.

5. Erbain destanı; toplumsal dayanışma, yardımlaşma, geçim ve ekonomi alanında, ayrıca ulusal ve küresel ölçekte ekonomik cihadın ekseni.

6. Erbain; İmam Mehdi’nin (a.f.) zuhuruna hazırlığın fiilî provası.

Ayetullah Arafi, Hüseynî Erbain’in yalnızca milyonların katıldığı büyük bir matem merasimi olmadığını, aynı zamanda tek bir ümmetin inşasının fiilî provası ve Hz. Mehdi’nin (a.f.) küresel adalet hükümetine zemin hazırlayan pratik bir hazırlık süreci olduğunu vurguladı. Ona göre dünyanın dört bir yanından milyonlarca insanın tek yürek ve tek ses hâlinde Kerbelâ’ya yönelmesi, aslında İmam Mehdi’nin (a.f.) kıyamının küçük ölçekte yeniden canlandırılması anlamına geliyor. Bu büyük birliktelik, yeryüzünü adalet ve hakkaniyetle dolduracak vaat edilen aydınlık dönemin müjdesini taşımaktadır.

Ayetullah Arafi, bildirisinde talebeler ve din tebliğcilerine de özel görevler verdi. Hizmet çadırlarında, yürüyüş güzergâhlarında ve tüm tebliğ fırsatlarında şehadet felsefesini ve ilahî intikam vaadini Kur’an ve Sünnet temelinde anlatmalarını, kültürel ve dinî programlar ile Ehl-i Beyt (a.s.) öğretilerinden yararlanarak Hz. Hüseyin’in (a.s.) kanı ile şehit Hamaney’in kanı arasındaki bağı dünya kamuoyuna duyurmalarını istedi.

Medreseler Yüksek Konseyi Başkanı’nın önemli ve stratejik bildirisinin tam metni şöyledir:

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

O, kullarını cehaletten ve sapkınlığın şaşkınlığından kurtarmak için canını Senin yolunda feda etti.”

(Erbain Ziyaretnâmesi)

Bu yılki Hüseynî Erbain, gökyüzü ile yeryüzü arasındaki bağın eşi benzeri görülmemiş bir şekilde tecelli ettiği farklı bir ufukta idrak edilmektedir. Bu Erbain, yalnızca Seyyidü’ş-Şühedâ Hz. Hüseyin (a.s.) için düzenlenen bir matem ve yas merasimi değil; aynı zamanda Aşura çizgisinin günümüze kadar kesintisiz devam ettiğini gösteren eksiksiz bir aynadır. Öyle bir çağ ki, Hz. Hüseyin’in kıyamı ile onurlu ve cesur İran halkının meydanlardaki destansı varlığı birbirinden ayrılmaz bir bağla kenetlenmiştir.

Bu Erbain, büyük fakat aynı zamanda onur verici bir hüznün gölgesinde başlamaktadır. İslam ve İran’ın izzeti uğruna bereketli ömrünü adayan, ümmetin şehit imamı, fedakâr dinî merci ve hikmet sahibi rehberin kaybının yasını tutuyoruz. O, Hüseynî bir hayat sürdü ve Hüseynî bir şekilde şehit oldu.

Şehit rehberin mübarek naaşının İran ve Irak’ta, özellikle mukaddes Necef ve Kerbelâ şehirlerinde gerçekleştirilen görkemli ve tarihî cenaze törenleri ile İran ve Irak’ın onurlu ve vefakâr halklarının ortaya koyduğu eşsiz destan İslam ümmetinin, özellikle de İran ve Irak halklarının İslam İnkılabı’na ideallerine olan derin bağlılığının her geçen gün daha da güçlendiğini göstermiştir.

Diğer taraftan bu Erbain, küresel emperyalizme, özellikle de suçlu Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı verilen varoluşsal ve medeniyet eksenli mücadelenin ortasında gerçekleşmektedir. Bu, askerî, ekonomik ve bilişsel boyutları benzeri görülmemiş ölçüde genişleyen karma bir savaştır. Amerika ise İran Silahlı Kuvvetleri, İran halkı ve direniş cephesinin verdiği ağır darbeler sonucunda çaresizliğini ve acizliğini daha da belirgin hâle gelmiştir.

Şimdi ise bu direnişçi millet, Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney’in (Allah onu korusun) rehberliği, Kum ve Necef’teki büyük dinî mercilerin rehberliği ve halkın iman ile basiretinden aldığı destek sayesinde, yenilmez tevhidî bir güç olarak Amerika ve Siyonist düşmanların taleplerine karşı dimdik ayakta durmaktadır. Bu yılki Erbain’in de söz konusu söylemlere güçlü bir cevap olacak ve İslam ümmetinin büyük dirilişinin yeni bir altın sayfasını oluşturacaktır.

Bu kritik şartlar ve içinde bulunulan karmaşık tablo derinlemesine değerlendirildiğinde, Erbain’in hakikati anlatma ve bilinçlendirme cihadı için eşsiz bir fırsat sunduğu belirtilmektedir. Bu vesileyle, ilmin, tebliğin, hidayetin ve hakikati açıklamanın bayraktarları olan siz değerli medrese talebeleri, din adamları ve tebliğcilere bazı önemli hususları arz ediyorum.

Umut edilir ki Hz. Seyyidü’ş-Şühedâ’nın (a.s.) yardımına sığınarak Erbain fırsatını, şehitlerin, özellikle de İmam Humeyni’nin (r.a.) ve şehit imamımızın hatırası ile ideallerini yaşatmak, inkılap söylemini, direnişi ve umut anlayışını anlatmak için en iyi şekilde değerlendirelim; bu topyekûn ve varoluşsal mücadelede basiret sahibi ve mücadeleci askerler olarak ön saflarda yer alalım.

1. Erbain Destanı; Ümmetin Dirilişi ve Yeniden Doğuşu

İslam İnkılabı Rehberi’nin, İmam Humeyni’nin (r.a.) vefatının otuz yedinci yıl dönümü münasebetiyle yayımladığı mesajdan da anlaşıldığı üzere, İslam İnkılabı tarihinde ümmetin yeniden diriliş hakikatini açıkça ortaya koyan beş dönüm noktası vardır:

1. 5 Haziran 1963’te İmam Humeyni’nin (r.a.) önderliğinde İran milletinin Aşura ruhuyla gerçekleştirdiği kıyam.

2. 1 Şubat 1979’da İslam İnkılabı’nın zaferinin başlangıcı.

3. 4 Haziran 1989’da İslam İnkılabı’nın büyük kurucusunun acı vefatı ve şehit imamın basiretli rehberliğiyle yeni bir dönemin başlaması.

4. 1 Mart 2026’da şehit imamın mazlumca şehit edilmesi.

5. Şehit imamın İran ve Irak’taki tarihî cenaze töreni, büyük bir diriliş meydana getirerek ümmetin yeniden doğuşu ve hayranlık uyandıran halk katılımı açısından dünyaya yeni bir ölçü göstermiştir.

Şüphesiz, 2026 yılı Hüseynî Erbaini yeni bir dirilişin tezahürü ve sahnesi olarak, İslam milletlerinin ve direniş cephesinin coğrafyasının yeniden dirilişi ve ayağa kalkışında yeni bir dönüm noktası olacaktır.

Destan yazan İran halkı, diğer İslam ülkelerinin halkları ve özellikle cesur Irak halkı, şu sözlerle: “Şahitlik ederim ki o, Senin velindir ve Senin velinin oğludur… Allah yolunda sabrederek ve sevabını yalnız O’ndan umarak onlarla cihat etti; sonunda Senin itaatin uğrunda kanı döküldü ve haremi çiğnendi.” (Erbain Ziyareti) bu cihadın ve fedakârlığın yalnızca Aşura günüyle sınırlı olmadığını; her dönemde, özellikle bugün Amerika ile yürüttüğümüz mukaddes cihat ve varoluşsal mücadelede ümmetin görevi olduğunu gösterecektir.

Bu nedenle, değerli medrese talebeleri ve tebliğcilerin Erbain hizmet çadırlarında ve toplantılarında “sürekli diriliş” gerçeğini ziyaretçilere açıklamaları; bu yolun zorluklarını ve mücadelesini anlattıktan sonra, Erbain Ziyareti’nde geçtiği üzere: “Şüphesiz Allah sana verdiği vaadi yerine getirecektir.” ilahî vaade, nihai zafere ve zuhurun aydınlık ufkunun yaklaşmasına vurgu yapmaları gerekmektedir.

2. Hüseynî Erbain Etrafında İslam Ümmeti ve Direniş Cephesinin Birliği, Kardeşliği ve Bütünlüğü

Hüseynî Erbain, tarih boyunca insanlığın gördüğü en büyük toplu buluşmadır. Bu buluşmada coğrafi, etnik, dilsel ve mezhebî sınırlar “Hüseyin sevgisi” karşısında anlamını yitirir.

Bu büyük buluşma, şu yüce ayetin açık bir örneğidir: “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin.”

Ehl-i Beyt’e (a.s.) duyulan sevgi ve velayet etrafındaki birlik ve beraberlik yalnızca duygusal bir bağlılık değil; direniş cephesine kimlik kazandıran, onu ortak düşman karşısında tek vücut ve yenilmez hâle getiren bir akımdır.

Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali Hamaney defalarca şu hususu vurgulamıştır: “Direniş cephesi birlik ve bütünlük içindedir; ona verilecek her türlü zarar düşmanın çıkarlarını temin eder.”

Bugün düşmanlar bütün güçleriyle direnen milletler arasında ayrılık oluşturmayı amaçlamaktadır. Ancak Erbain, milyonlarca insanın görkemli katılımıyla bu komploları boşa çıkarmaktadır.

Iraklılar, İranlılar, Lübnanlılar, Yemenliler, Filistinliler ve diğerleri Kerbelâ yolunda “Ya Hüseyin” sancağı altında tek ses ve tek yürek hâlinde yürümektedir. Bu, Kur’an’ın şu ifadeyle anlattığı hakikatin ta kendisidir: “Kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında ise merhametlidirler.” (Fetih suresi, 29)

Değerli medrese talebeleri, din adamları ve tebliğciler; “Hubbü’l-Hüseyin yecmeunâ” (Hüseyin sevgisi bizi bir araya getirir) söylemini yaygınlaştırarak, Kur’an ayetlerine ve Ehl-i Beyt (a.s.) hadislerine dayanmak suretiyle direniş cephesinin birlik ve bütünlüğünü güçlendirmeye vurgu yapmalı; hizmet çadırlarında, toplantılarda ve konuşmalarda Erbain’e katılan bütün mezhep ve milletlerin ortak değerlerini öne çıkarmalı; ayrıca direniş cephesinin küresel emperyalizm ve Amerikan-Siyonist düşman cephesine karşı elde ettiği zaferler ve ilerlemeler konusunda aydınlatma ve açıklamalarda bulunmalıdırlar.

Anlatılar savaşında bilinçli bir şekilde yer almak Aşura’nın mesajıdır. Bugün de özgür ve hakikati arayan medya ve değerli tebliğciler, Erbain’de ve dünyanın dört bir yanında bu görevi yerine getirmelidir.

3. Aşura Şiarı “Benim gibisi, Yezid gibisine biat etmez” Sözü Etrafında Cihat, Direniş ve Kararlılıkla Ayakta Durmak

Hazreti Seyyidü’ş-Şüheda’nın (a.s.) “Benim gibisi, Yezid gibisine biat etmez.” sözü, yalnızca tarihî bir biat reddi değil, bütün çağlar için stratejik bir ilkedir.

İmam Hüseyin (a.s.), bu sözle hak cephesi ile batıl cephesi arasındaki ebedî ayrım çizgisini belirlemiştir. Bugün de bu şiar, zamanın Firavunu olan Amerika ve onun uzantıları karşısında direniş cephesinin en yüce sancağıdır. Tıpkı Yezid’in, İmam Hüseyin’i (a.s.) şehit ederek kendisine zillet ve aşağılanmadan başka bir şey kazandırmaması gibi, Amerika da işlediği suçlarla utanç ve peş peşe gelen yenilgilerden başka bir pay elde edememektedir.

İran İslam Cumhuriyeti son yıllarda küresel emperyalizme ağır darbeler indirmiş ve “Hüseyin gibi olanın”, “Yezid gibi olan” karşısında asla geri çekilmeyeceğini ispat etmiştir. Kur’an’da Allah’ın Peygamber’e (s.a.a.) verdiği şu ilahî emir: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol; seninle birlikte tevbe edenler de öyle olsun.” (Hûd suresi, 112) bugün bütün direniş cephesine yöneliktir. Ümmetin hak yolundaki ortak direnişi, batıl cephesi karşısındaki zaferin sırrıdır.

Bugün Amerika ile verilen varoluşsal savaş yeni boyutlar kazanmıştır ve küresel emperyalizm bütün gücüyle sahadadır. Ancak direniş cephesi, Aşura mektebinden ders alarak ve İmam Hüseyin (a.s.) ile ashabının direnişini örnek edinerek hâlâ dimdik ayaktadır ve zafere ulaşmaktadır. Hiçbir ekonomik, askerî ve psikolojik tehdit bu birleşik cephenin iradesini zayıflatamaz. Çünkü onun dayanağı Allah’ın şu kesin vaadidir: “Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara suresi, 153)

Bu konuda bütün aziz halkın, İslam ümmetinin ve yetkililerin de şu ilke üzerinde ısrar etmeleri gerekmektedir: Milletin ve ümmetin ilerleme ve saadet yolu yalnızca direniş ve kararlılık zemininde gerçekleşebilir; geri çekilmek ve emperyalist Amerika ile uzlaşmak ülkenin sorunlarını çözmeyecektir.

İnkılapçı ve mücadeleci medrese talebeleri, din adamları ve tebliğcilerin, “Benim gibisi, Yezid gibisine biat etmez.” şiarını yeniden okuyup açıklayarak ve bu söylemi yaygınlaştırarak, bu Aşura şiarını günümüz şartlarında bugünün açık örnekleriyle muhataplara anlatmaları; Amerika’nın, bizi teslim almak veya yok etmek isteyen “zamanın Yezid’i” olduğu gerçeğini, ona karşı cihat etmeyi, direnmeyi ve ona biat etmemeyi; ümmetin izzet ve onurunu korumanın tek yolu ve hain düşman karşısında caydırıcılığı sağlamanın tek yöntemi olan şer’î ve inkılabî bir görev olarak açıklamaları gerekmektedir.

4. Erbain ve Şehit İmamın İntikamı ile Kanının Talep Edilmesi Çağrısı

Bu yılki Erbain destanı, Hüseyin (a.s.) yolunun şehidinin, mücadeleci ve şehit rehberin kanının intikamı destanıyla iç içe geçmiştir. İran ve Irak’ta gerçekleştirilen eşsiz ve tarihî cenaze töreninde yumruklar sıkıldığında ve müminlerin yüreklerinin derinliklerinden intikam ve kan talebi sloganları yükseldiğinde bu aslında Allah’a, İmam Hüseyin’e (a.s.) ve İmam Mehdi’ye (a.f.) verilmiş ve tarihe kaydedilmiş bir ahitnameydi.

Bizim intikamımız, mazlumun zalimden intikamıdır; Allah’ın Kur’an’da vaat ettiği intikamdır: “Kim haksız yere öldürülürse, onun velisine bir yetki vermişizdir.

Bugün bu kanın velisi, bilinçli ve intikam isteyen ümmettir; o ümmet ki, o şehit imamın cenaze töreninde zalimler, gasıp güçler ve zamanın Yezidleri tamamen yok edilinceye kadar intikamdan vazgeçmeyeceğine söz vermiştir.

İnşallah bu yılki Erbain destanında “Ya Lisârât’il-Hüseyin” (Ey Hüseyin’in intikamını isteyenler) nidası, “Ya Lisârât’il-Hamaney” (Ey Hamaney’in intikamını isteyenler) nidasıyla birleşecektir. Bu intikam, medeniyet boyutu olan, uzun vadeli, stratejik ve küresel bir anlam taşımaktadır.

Bu doğrultuda, değerli medrese talebeleri ve tebliğcilerin hizmet çadırlarında, yürüyüş güzergâhlarında ve tebliğ fırsatlarında şehadet felsefesini ve ilahî intikam vaadini Kur’an ve sünnetten hareketle açıklamaları; kültürel ve dinî programlarla ve Ehl-i Beyt (a.s.) öğretilerinden yararlanarak Hz. Hüseyin’in (a.s.) kanı ile şehit Hamaney’in -Allah-u Teâlâ’nın rahmeti üzerine olsun- kanı arasındaki bağı dünya kamuoyuna duyurmaları; yabancı dil bilen din adamlarının ise bu Erbain’in mesajını, yani şehit imamın kanının talep edilmesi ve zamanın Yezidlerine karşı direnilmesi mesajını çeşitli dillerde bütün özgür milletlere ve İranlı olmayan ziyaretçilere ulaştırmaları gerekmektedir.

5. Erbain Destanı; Geçim ve Ekonomi Alanında Dayanışma ve Yardımlaşmanın Ulusal ve Küresel Düzeyde Ekonomik Cihadın Ekseni

Mevcut şartlarda düşman, karma savaşa başvurmuş; topyekûn ekonomik savaş, zalimce yaptırımlar ve altyapıları hedef alarak milleti umutsuzluğa sürüklemeyi amaçlamıştır. Böyle bir ortamda, mümince dayanışma ve yardımlaşma ile birlikte sorumlu kurumların ekonomik cihat ve ekonomik direniş esasına göre planlama yapması, İslam ümmetinin en büyük silahıdır.

Resûlullah (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: “Müminlerin birbirlerini sevmeleri, birbirlerine merhamet etmeleri ve birbirlerine şefkat göstermeleri, tek bir beden gibidir. O bedenin bir organı rahatsızlandığında, bedenin diğer organları da uykusuzluk ve ateşle ona ortak olur.”

Müminler, sevinçte de sıkıntıda da birbirlerinin ortağıdır; kardeşlerinin üzüntü ve sıkıntılarından hiçbir zaman habersiz kalmazlar. İşte Erbain destanına hâkim olan ruh budur. Orada ziyaretçilere hizmet etmek, her türlü maddi hesabı bir kenara bırakır ve müminler, sahip oldukları en az imkânı bile başkalarının ihtiyaçlarını gidermekten esirgemezler.

Bu nedenle Erbain, geçim ve ekonomi alanında dayanışma ve yardımlaşmayı fiilen ortaya koymak için en iyi fırsattır ve direniş ekonomisini gerçek anlamıyla hayata geçirebilir.

Değerli medrese talebeleri ve din adamları, bu günlerde hizmet çadırlarında ve Erbain toplantılarında dayanışma ve mümince yardımlaşma kültürünü yaygınlaştırarak müminleri, özellikle Erbain günlerinde, ihtiyaç sahiplerine yardım etmeye teşvik etmeli ve Erbain’i direniş ekonomisinin ve dayanışmanın fiilî sembolü olarak tanıtmalıdırlar.

Ayrıca tüketimin doğru yönetilmesini teşvik ederek ziyaretçileri ve hizmet edenleri, yiyecek ve imkânların kullanımında israf ve savurganlıktan kaçınmaya davet etmeli ve Erbain günlerinde doğru tüketim kültürünü yaygınlaştırmalıdırlar. Ziyaretçilere hizmet etmenin, ev sahiplerinin durumu gözetilerek ve kaynaklar korunarak yapılması gerektiğini vurgulamalıdırlar.

Aynı doğrultuda değerli tebliğcilerin halkı, yalnızca Erbain günleriyle sınırlı kalmaksızın hayır işlerine katılmaya ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmeye teşvik etmeleri; bu dayanışmanın ekonomik krizleri aşmanın temel çözümü olduğunu göstermeleri gerekmektedir.

6. Erbain, Zuhura Hazırlığın Fiilî Bir Tatbikatıdır

Aynı zamanda Müslüman devletler ve milletler, İslam dünyasının ekonomisini geliştirmek ve milletlerin ve seçkinlerin katılımıyla yeni bir ekonomik güç oluşturmak için büyük ekonomik cihada yönelmelidirler.

Hüseynî Erbain yalnızca büyük bir matem töreni değildir; aynı zamanda tek bir ümmetin oluşturulmasının fiilî bir tatbikatı ve Hazreti Veliyyü’l-Asr’ın (a.f.) küresel hükümetinin gerçekleşmesi için bir hazırlıktır.

Dünyanın dört bir yanından milyonlarca insan tek yürek ve tek ses hâlinde Kerbelâ’ya ulaştığında, gerçekte Sahibü’z-Zaman’ın (a.f.) kıyamını daha küçük ölçekte yeniden canlandırmaktadırlar. Bu büyük birliktelik, “Yeryüzünü adalet ve hakkaniyetle dolduracaktır.” vaadinin gerçekleşeceği o beklenen doğuşun müjdesini vermektedir. Bütün insanlığı adalet ve marifet çadırı altında toplayacaktır.

Bizim şehit imamımız ömrünü işte bu vaadin gerçekleşmesi yolunda harcadı ve temiz kanıyla adını Hazreti Mehdi’nin (a.f.) yardımcıları ve zuhur yolunun kurbanları arasına yazdırdı.

Bugün Erbain, Hüseyin’in (a.s.) kanı ile şehit imamın kanını zuhur ufkuna bağlayan köprüdür. Çünkü bu topluluklar ne kadar daha coşkulu, daha birlik içinde ve daha hedef odaklı olursa, hak düşmanları o kadar zayıflayacak ve zuhurun zemini o kadar daha elverişli hâle gelecektir.

Değerli medrese talebeleri ve tebliğcilerin bu konuda üstlenmeleri gereken görevler şunlardır:

Konuşma ve davranışlarda zuhur ufkunu çizmek

Erbain ile zuhur arasındaki bağı ziyaretçilere açık bir şekilde anlatın. Bu büyük hareketin, bir gün İmam Zaman’ın (a.f.) emriyle dünyayı fethedecek olan “büyük Mehdî ordusunun” bir tasviri olduğunu söyleyin. Mehdeviyetle ilgili dersler ve rivayetler aracılığıyla halk arasında umut ve dinamik bekleyiş ruhunu canlı tutun.

Zuhurun önündeki engelleri tespit etmek ve gidermek

Tebliğ fırsatlarında, zuhurun önündeki engelleri (ayrılık, dünyaperestlik, umutsuzluk ve cehalet gibi) belirleyip açıklayın; bunları ortadan kaldırmanın yollarını Kur’an ve Ehl-i Beyt’in (a.s.) hayatından çıkararak sunun.

Küresel ağ oluşturmak

İranlı olmayan ziyaretçiler ve farklı milletlerle iletişim kurarak, zuhur için uluslararası etkileşimin ve İslam ümmeti arasındaki daha güçlü koordinasyonun zeminini hazırlayın. Siz, bu küresel hareketin iletişim köprüsüsünüz.

Bekleyiş hayat tarzını tanıtmak

Gerçek bir bekleyenin; ibadet, mücadele, ilim öğrenme, ahlak, askerî ve ekonomik hazırlığın birleşiminden oluşan uygulamalı örneğini, dersler, konuşmalar ve yüz yüze sohbetler yoluyla ziyaretçilere öğretin.

Bilin ki bu yolda attığınız her adım, o gaip olan vaat edilmiş zatın gelişine yaklaşmak için atılmış bir adımdır. Nitekim şöyle buyurmuştur:

Kurtuluşun çabuk gerçekleşmesi için çok dua edin. Çünkü sizin kurtuluşunuz bundadır.

Devamında bu büyük törenle ilgili birkaç önemli hususu hatırlatıyorum:

A. Yeminli düşmanlar ve kargaşa çıkarmaya çalışan unsurlar, güvenlikte oluşabilecek boşlukları her zaman kollamaktadır ve her türlü boşluğu kendilerini göstermenin ve toplumun düzeni ve güvenliğini bozmanın bir fırsatı olarak görmektedirler. Bugüne kadar halkın bilinçli ve coşkulu şekilde sokaklarda bulunması, düşmanların komplolarına karşı en güçlü engel olmuştur.

Bu günlerde de değerli ziyaretçilerin, dikkatli bir planlama yaparak güzergâhlarda kalış sürelerini azaltmaları gerekmektedir. Bu bilinçli davranış, ülkedeki sokakların, caddelerin ve halkın toplandığı alanların boş kalmamasını sağlayacaktır.

B. Bu yıl, Erbain destanını geçmiş yıllardan daha fazla ülke içinde de sürdürmemiz ve Hüseynî Erbain törenine katılamayanları bu yürüyüşe katılanlarla buluşturmamız gerekmektedir. Bu nedenle bu günlerde Erbain programları sokak gösterileriyle birleştirilmeli; büyük şehirlerden en ücra köylere kadar büyük yürüyüşler düzenlenmelidir. Halk, camilerden ve hüseyniyelerden başlayarak meydanlara ve caddelere kadar uzanan uyumlu ve ülke çapındaki büyük bir hareket içinde, Kerbelâ ziyaretçileriyle birlikte hep bir ağızdan “Lebbeyk ya Hüseyin”, “Katil Amerika’ya ölüm” ve “Ya Lisârât’il-Hamaney” sloganlarını göklere yükseltmelidir.

Minber konuşmacıları, hizmet çadırı sorumluları ve Ehl-i Beyt meddahlarının tedbirli ve planlı bir şekilde ülkenin her yerinde bu büyük halk yürüyüşlerini organize etmeleri; direniş ve küresel emperyalizm karşıtlığı içerikli zengin bir muhtevayla Hüseynî bilinci gönüllerde canlı tutmaları ve Aşura coşkusunu en üst seviyeye çıkarmaları gerekmektedir. Bu defa bütün İran Kerbelâ’dır ve herkes zamanın Yezid’ine karşı Hüseyin gibi ayakta durmaktadır.

C. Çok önemli ve temel bir diğer husus ise millî birlik ve bütünlüğün korunmasıdır; Ayetullah el-Uzma Seyyid Müçteba Hamaney’in (bereketleri daim olsun) açık ve hikmetli bir şekilde ortaya koyduğu yol gösterici yaklaşım da budur. Kendileri, İslam İnkılabı’nın yüce hedeflerinin gerçekleşmesi ve aziz İran’ın izzeti ile bağımsızlığının korunması, özellikle de suç işleyen ve hilekâr Amerikan düşmanı karşısında; halk ile yetkililer arasında ve bütün alanlarda görüş birliği ile kutsal birliğin korunmasının gerekliliğini vurgulamış ve fedakâr yetkililere duyulan güvenin sürdürülmesini tavsiye etmişlerdir.

Bu Erbain’de, kan ve bilinç buluşmasının vaktinde Hz. Hüseyin (a.s.) ile ahitleşiyoruz ki, Hüccet’in (a.f.) zuhuruna kadar direniş ve cihat ahdimize bağlı kalacağız ve hep birlikte “Heyhât minnâ’z-zille” (Zillet bizden uzaktır) nidâsını haykıracağız.

Zafer ancak Aziz ve Hakîm olan Allah katındandır.”

Ali Rıza Arafi

Medreseler Yüksek Konseyi Başkanı

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha