Cumartesi 3 Ocak 2026 - 20:52
Biz İtiraz Edeni Dinler, Onunla Konuşuruz; Ancak Provokatörleri Yerlerine Oturtmak Gerekir / Düşmana Diz Çöktüreceğiz

Havza / Müminlerin Emîri, Tevhit Önderi Hz. Ali’nin (a.s.) mübarek doğum yıl dönümüyle eş zamanlı olarak, 12 günlük savaşın (İzzet ve Kudret Şehitleri) aziz şehit ailelerinden binlerce kişi, bu sabah İslam İnkılabı Rehberi ile bir araya geldi.

Havza Haber Ajansı’nın aktardığına göre, İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah el-Uzma Hamaney, bugün sabah saatlerinde Müminlerin Emîri Hz. Ali b. Ebî Tâlib’in (a.s.) mübarek doğum yıl dönümü ve Şehit General Kasım Süleymani’nin şehadetinin altıncı yıl dönümü münasebetiyle, 12 günlük savaşın aziz şehitlerinin kıymetli aileleriyle yaptığı görüşmede, Emirü’l-Müminîn’in adalet ve takvasını, ülkenin bugün en çok ihtiyaç duyduğu iki zirve ve toplumu yönetmek için en zorunlu iki özellik olarak nitelendirdi.

Düşmanların yürüttüğü “yumuşak savaş” karşısında uyanıklığın ve millî birliğin güçlendirilmesinin gerekliliğine vurgu yapan Rehber, şöyle buyurdu:

“Bu; aldatma, yalan, iftira ve söylentiye dayalı savaş, Emirü’l-Müminîn’e karşı askerî yenilgiler yaşayan düşmanların, hedeflerine ulaşmasını engellemek için başvurdukları savaşın aynısıdır.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, Emirü’l-Müminîn’in doğum gününü, hem doğduğu mekânın —yani Allah’ın Evi’nin— hem de doğan şahsiyetin özelliği bakımından tarihte istisnai bir gün olarak niteleyerek şunları ekledi:

“Onun eşsiz özellikleri arasında bugün bizim en acil ihtiyacımız olan iki özellik, adalet ve takvadır. Müttakîlerin Efendisi’ni örnek alarak, Hz. Emir’in üzerinde durduğu bu iki zirveye doğru ilerlemeliyiz. Elbette bu yolda ilerlemeler kaydettik; ancak ulaşmamız gereken noktaya hâlâ mesafemiz var.”

İslam İnkılabı Rehberi, Hz. Ali b. Ebî Tâlib’in (a.s.) adaleti gerçekleştirmek için kullandığı farklı yöntemleri açıklarken şunları söyledi:

“O Hazret bazen adaleti merhamet, zayıflara ve sahipsiz ailelere hizmet yoluyla uygular; bazen Zülfikâr ve ilahî sertlikle; bazen de beliğ bir dil, hikmet ve açıklama ile hayata geçirirdi.”

Emirü’l-Müminîn’i tebyin cihadının kaynağı olarak niteleyen Ayetullah el-uzma Hamaney, Malik Eşter’e yazdığı yönetim fermanının, adaleti tesis eden kavramlarla dolu olduğunu ifade etti.

Hz. Ali’nin (a.s.) takva anlayışını da açıklayan İslam İnkılabı Rehberi, şöyle devam etti:

“Emirü’l-Müminîn bazen takvayı ibadet mihrabında, namazda ve Allah’a yakarışta öyle bir şekilde tecelli ettirirdi ki Arş’ın meleklerini hayrete ve gıptaya sevk ederdi; bazen Müslümanların birliğini korumak ve ihtilafın önüne geçmek için sabır, sükût ve kendi hakkından feragat ile; bazen de Leyletü’l-Mebît ve Peygamber’in (s.a.a.) gazveleri gibi zor sahnelerde göğsünü siper ederek hayata geçirirdi.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, halkın tüm kesimlerinin ve özellikle yetkililerin Emirü’l-Müminîn’in takvaya dayalı yöntemlerini takip etmesinin gerekliliğine işaret ederek şunları söyledi:

“Alevî adalet ülkenin en zorunlu ve en ciddi ihtiyacıdır. Bugün tarih boyunca adaletin peşinden gitmemek ve uygulanmaması için hiçbir mazeretimiz yoktur; çünkü yönetim, İslam Cumhuriyeti ve Alevî nizamdır.”

İslam İnkılabı Rehberi, adalet ve takvanın hayata geçirilmesinin önündeki engellere değinerek şöyle dedi: “Bazen korku, bazen tereddüt ve dostlukları gözetme kaygısı, bazen de düşmanı hesaba katma işin önünü kesiyor. Oysa yersiz mülahazalara kapılmadan adalet ve takvanın geliştirilmesi yönünde ilerlemek gerekir.”

İslam İnkılabı Rehberi, Emirü’l-Müminîn’in hayatındaki önemli bir noktaya milletin ve yetkililerin dikkatini çekerek şunları vurguladı:

“Müttakîlerin Efendisi, Peygamber’in (s.a.a.) dönemindeki tüm askerî mücadelelerde ve kendi yönetimi yıllarında daima galip ve muzafferdi; ancak yenilgiye uğramış düşmanların halkı aldatmak ve gevşetmek için başvurdukları çeşitli yöntemler, birçok durumda Hz. Ali’nin (a.s.) hedeflerinin gerçekleşmesini engelledi.”

İslam İnkılabı Rehberi, söylenti üretme, yalan, aldatma, sızma ve benzeri yöntemlerin —bugünkü ifadeyle ‘yumuşak savaşın’— Müttakîlerin Efendisi’nin düşmanlarının, toplumu isteksizleştirmek ve tereddüde düşürmek için izlediği bir siyaset olduğunu belirterek şöyle dedi:

“Halk gevşediğinde hedeflerin gerçekleşmesi imkânsız hâle gelir; çünkü ilahî sünnete göre iş halkın elindedir ve işler onların eliyle gerçekleşir.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, yumuşak savaşta düşmanın asıl hedefinin halkı motivasyonsuz ve umutsuz kılmak, toplumda şüphe oluşturmak olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

“Nasıl ki Emirü’l-Müminîn döneminde söylenti ve yalanlarla halkı kötü niyetli düşüncelere sevk etmeye çalıştılarsa, bugün de aynı uygulamalar birebir sürdürülmektedir. Ancak İran milleti, zor alanlarda ve ne zaman varlığına ve yardımına ihtiyaç duyulsa, kararlılıkla durduğunu ve düşmanı hayal kırıklığına uğrattığını göstermiştir.”

İslam İnkılabı Rehberi, İran milletinin güçlü motivasyonunu kötü niyetlilerin temel kaygı kaynağı olarak niteleyerek şunları ekledi:

“Yumuşak savaş meydanında düşmanın ve bazı gaflet içindeki kişilerin başvurduğu araçlardan biri, İran milletinin sahip olduklarını ve kabiliyetlerini inkâr etmektir. Çünkü millî imkân ve kabiliyetlerden gafil olmak, düşman karşısında aşağılanma ve teslimiyetin zeminini hazırlar.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, bir günde üç uydunun uzaya gönderilmesini ve havacılık-uzay, biyoteknoloji, tıp, tedavi, nano teknoloji ile savunma ve füze sanayileri dâhil olmak üzere ülkenin çeşitli bilimsel alanlarındaki göz kamaştırıcı ilerlemeleri, İran milletinin ve seçkin, yetkin gençlerinin gerçekleştirdiği büyük işlerin örnekleri olarak niteledi ve şöyle dedi:

“Düşman ve ne yazık ki içerideki bazı çevreler, yaptırımlar altında elde edilen bu büyük ilerlemeleri gizliyor ve halka ulaştırmıyor.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney sözlerine şöyle devam etti: “Düşmanı savaşı durdurma talebinde bulunmaya ve ardından da ‘sizinle savaşmak istemiyoruz’ mesajı göndermeye sevk eden unsur, İran milletinin gücü ve kapasitesidir; elbette biz, kötü niyetli, aldatıcı ve yalancı düşmanın sözlerine güvenmiyoruz.”

Son üç uydunun fırlatılmasında görev alan bilim insanlarının yaş ortalamasının 26 olduğuna dikkat çeken Ayetullah el-Uzma Hamaney, bunu İran milletinin muazzam insan kaynağı zenginliğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi ve şöyle dedi:

“İşte o Amerikalı saçmalayan kişi, İran milleti hakkında konuşurken bir yandan kötüleme yapıyor, bir yandan da aldatma ve vaatlerde bulunuyor. Ancak bugün ne mutlu ki İran milleti ve hatta bütün dünya Amerika’yı tanımıştır; onun rezillik çanağı dünyada yere düşmüştür.”

İslam İnkılabı Rehberi, düşmanı doğru tanımanın büyük bir kazanım olduğunu vurgulayarak şunları ekledi:

“Halk, 12 günlük savaşta Amerika’nın gerçek yüzünü bizzat gördü. Hatta ülkenin sorunlarının çözümünü onunla müzakere etmekte görenler bile, müzakerelerin ortasında ABD yönetiminin savaş planı hazırlamakla meşgul olduğunu anladı.”

İslam İnkılabı Rehberi, düşmanın yürüttüğü yumuşak savaş, şüphe üretme ve söylenti yayma faaliyetlerine karşı uyanık olunmasının zorunlu olduğunu belirterek; İran içinde yalan beyanların yayılması için televizyon ağları ve medya merkezleri üzerinden milyarlarca dolar harcandığına işaret etti ve şöyle dedi:

“Bunların amacı, ülkeyi zayıflatmak ve 12 günlük savaşta milletin ortaya koyduğu mucizevî birliği bozmaktır. Bu nedenle en önemli mesele, düşmanın düşmanlığını unutmamak ve iç birlik ve beraberliği korumaktır; Kur’an’ın ifadesiyle: ‘Kâfirlere karşı sert, kendi aralarında merhametlidirler.’”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, konuşmasının başka bir bölümünde geçtiğimiz hafta esnaf ve çarşı mensuplarının düzenlediği toplantılara değinerek şunları vurguladı:

“Çarşı ve esnaf kesimi, sistem ve İslam İnkılabı’na en sadık kesimlerdendir; biz onları iyi tanıyoruz. Dolayısıyla ‘çarşı’ ve ‘esnaf’ adı altında İslam Cumhuriyeti’ne karşı durulamaz.”

Esnafın, iş ortamında istikrarsızlığa yol açan millî paranın değer kaybına yönelik itirazını haklı bulan Ayetullah el-Uzma Hamaney, şöyle devam etti:

“Esnaf haklı olarak bu şartlar altında ticaret yapamadığını söylüyor. Bu durumu ülke yetkilileri de kabul ediyor; sayın Cumhurbaşkanı ve diğer üst düzey yetkililer bu soruna çare bulmak için çalışıyor.”

İslam İnkılabı Rehberi şunları ekledi: “Bu meselede de düşmanın parmağı vardır. Esnafı belirsizlik içinde bırakan döviz fiyatlarının kontrolsüz ve mantıksız biçimde yükselmesi doğal değildir. Bunun önüne çeşitli tedbirlerle geçilmelidir ve yetkililer bu yönde çaba göstermektedir.”

Ayetullah el-uzma Hamaney, esnafın bu soruna yönelik itirazının yerinde olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Ancak kabul edilemez olan, düşman tarafından kışkırtılan ya da ona ücretli olarak hizmet eden bazı kişilerin esnafın arkasına geçerek İslam’a, İran’a ve İslam Cumhuriyeti’ne karşı sloganlar atmasıdır.”

“İtiraz yerindedir; fakat itiraz, kargaşa çıkarmaktan farklıdır” diyen İslam İnkılabı Rehberi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yetkililer, itiraz edeni dinlemeli ve onunla konuşmalıdır; ancak kargaşa çıkaranla konuşmanın faydası yoktur, bilakis onun yerine oturtulması gerekir.”

İslam İnkılabı Rehberi ayrıca şunları ifade etti: “İnançlı, sağduyulu ve inkılapçı esnafın arkasına geçerek; farklı adlar ve başlıklar altında ülkeyi tahrip etmeyi ve güvensizlik oluşturmayı amaçlayan, onların haklı itirazlarını istismar edip kargaşa çıkaran grupların davranışları kesinlikle kabul edilemez.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, düşmanın sürekli yönteminin fırsatçılık olduğunu belirterek ve yetkililerin sahada olduğuna işaret ederek şöyle dedi:

“Önemli olan milletin tümünün hazırlıklı olması ve iman, ihlas ve amel gibi unsurların güçlendirilmesidir ki Süleymani’yi Süleymani yapan da bunlardı. Asıl önemli olan; düşmanın yürüttüğü yumuşak savaş ve söylenti üretimine karşı kayıtsız kalmamak, yetkililere, devlete ve millete karşı dayatmacı talepleri karşısında tam bir güçle direnmek ve göğsünü siper etmektir.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney vurgulayarak şunları söyledi:

“Biz düşman karşısında geri adım atmayacağız; Allah’a dayanarak ve halkın desteğine olan güvenimizle düşmana diz çöktüreceğiz.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, konuşmasının başka bir bölümünde büyük şehit Hacı Kasım Süleymani’nin şehadet yıl dönümünün 13 Receb ile aynı zamana denk gelmesine işaret ederek şöyle dedi:

“İman, ihlâs ve amel olmak üzere üç özellik, bu aziz şehidin temel vasıflarıydı; o, çağımızda bütüncül ve kâmil bir insan örneğiydi.”

İslam İnkılabı Rehberi, Allah’a ve ilahî yardımlara derin iman ile hedefe olan inancı, ‘Kalplerin Komutanı’nın en belirgin özelliği olarak nitelendirerek şunları ekledi:

“Hacı Kasım, ilahî bir ihlâs sahibiydi; iyi bir şöhret kazanmak ya da başkalarının övgüsünü almak için iş yapmazdı.”

İslam İnkılabı Rehberi, General Süleymani’nin gerekli olan tüm alanlardaki varlığını överek şöyle konuştu:

“O, bazıları gibi doğruyu iyi anlayıp güzel konuşan ama fiilen adım atmayanlardan değildi. Gerektiği her sahada vardı; ister Kerman’da inkılap hareketinin korunması ve yönlendirilmesi ile fitnelerle mücadelede olsun, ister Kudüs Gücü’nde, Harem’in savunulmasında, DEAŞ’la mücadelede ve diğer alanlarda.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, General Süleymani’nin bölgenin en hassas ve en önemli siyasi meselelerindeki açık ve zaman zaman benzersiz etkisine değinerek şunları söyledi:

“Hacı Kasım, silah arkadaşlarının ve emri altındaki güçlerin yetiştirilmesine özel bir önem verirdi. İşte bu özellikleri sebebiyle, onun kabri her yıl daha kutsal ve daha saygın hâle gelmekte; uzak bölgelerden ve hatta başka ülkelerden büyük halk kitleleri onu ziyaret etmeye gelmektedir.”

İslam İnkılabı Rehberi ayrıca 12 günlük savaşın aziz şehit ailelerinin görüşmede hazır bulunmasına değinerek şunları ifade etti:

“Bu toplantı; 12 günlük kutsal savunmanın tüm şehitlerini ve onların ailelerini —ister cihat ve şehadete susamış komutanlar olsun, ister yüksek kabiliyetli bilim insanları ya da diğer şehitler— anmak, yüceltmek ve onurlandırmak amacıyla düzenlenmiştir.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu şehitlerin tamamının adı tarihte kalıcıdır ve biz bu mübarek isimlerin bereketinden istifade etmeliyiz.”

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha