Havza Haber Ajansı’nın aktardığına göre Ayetullah Ali Rıza Arafi, geçtiğimiz gün İlim Havzaları Başkanlık makamında gerçekleştirilen ve ülke genelindeki tebliğ gruplarını kapsayan çatı teşkilatın konseyiyle yapılan görüşmede, mevcut şartların geçmiş dönemlerin tamamından bütünüyle farklı olduğuna vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:
“Bugün, tarihte daha önce hiç tecrübe edilmemiş, benzersiz şartlarla karşı karşıyayız. Bu değişimler gerek ülke içinde gerekse küresel ölçekte son derece etkileyicidir. Aksa Tufanı’ndan sonra ve özellikle son gelişmelerin ardından içinde bulunduğumuz bu yeni dönem, geçmişte tanık olduğumuz hiçbir döneme benzememektedir.”
Din Kurumu ve Ruhaniyet için Benzersiz Fırsatlar
İlim Havzaları Müdürü sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu dönemde, İslam İnkılabı sayesinde yüzyıllar boyunca ortaya çıkan büyük fırsatlara ek olarak din kurumu, ruhaniyet, ilim havzaları ve dinî tebliğ hareketi üzerinde ciddi etkiler bırakan, eşi benzeri görülmemiş tehdit ve meydan okumalarla da karşı karşıyayız. Bu iki unsur -yani büyük fırsatlar ile büyük zorluklar- eş zamanlı olarak yan yana durmakta ve her biri İslam İnkılabı’nın gelecekteki seyrine derin etkiler bırakmaktadır.”
İlim Havzaları Müdürü küresel duruma değinerek şunları ekledi:
“Uluslararası düzeyde bugün siyonist rejim, Amerika, Avrupa ve bazı Arap ülkeleri dâhil olmak üzere farklı güçlerin birçok alanda ortak bir hedef doğrultusunda hareket ettiğine şahit oluyoruz. Bu küresel eşgüdüm, İslam İnkılabı açısından ciddi tehdit ve meydan okumaların varlığına işaret etmektedir.”
Dünya Halklarının İslam İnkılabı Söylemiyle Benzeri Görülmemiş Birlikteliği
Ayetullah Arafi sözlerini şöyle sürdürdü: “Bununla birlikte bu tabloyu farklı kılan husus, dünya halklarının -özellikle çeşitli ülkelerde yaşayan insanların- İslam İnkılabı’nın söylemi ve dinî bakış açılarıyla benzeri görülmemiş bir düzeyde birliktelik ve sempati göstermesidir.”
Anayasayı Koruyucular Konseyi fakih üyelerinden biri olan Ayetullah Arafi, değerlendirmesinin sonunda şunları söyledi: “Genel olarak bugün öyle bir noktadayız ki; fırsatlar ve tehditler, her biri kendi ağırlığıyla İslam İnkılabı’nın yolunu şekillendirmektedir. Bu durum, tüm dinî ve inkılapçı kurumlar için -özellikle de ilim havzaları açısından- son derece özel ve kritik bir önem taşımaktadır.”
İslam İnkılabı’nın Önündeki Fikrî ve Kültürel Fırsatlar ile Tehditler
Ayetullah Arafi, İslam toplumunun ve özellikle İslam İnkılabı’nın karşı karşıya bulunduğu fırsat ve tehditlere değinerek şunları söyledi: “Öyle bir dönemdeyiz ki bir yandan çok büyük fırsatlar elimizin altındadır, diğer yandan ise bunların üstesinden gelmeye hazırlanmamız gereken son derece ciddi ve olağanüstü tehditlerle karşı karşıyayız. Bu hazırlık; cesaret, ilim, düşünce, hikmet ve güçlü bir irade gibi birçok yetkinliği gerektirmektedir. Bu unsurlar olmadan hedeflerin ilerletilmesi mümkün değildir.”
Büyük meydan okumalarla yüzleşmede fikrî ve ilmî bakış açısının önemine vurgu yapan Ayetullah Arafi, sözlerine şöyle devam etti: “Bu fırsat ve tehditlere ciddi ve derinlikli bir şekilde bakmamız gerekir. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz temel tehditlerden biri, Batı kültürünün hâkimiyetidir.”
İslam İnkılabı, Batı Medeniyetinin Karşısında Durmaktadır
İlim Havzaları Müdürü, Batı medeniyetinin tarihsel gelişim sürecine de işaret ederek şöyle konuştu:
“Batı kültürü ve medeniyeti son dört ya da beş asır boyunca dünyada sürekli olarak yayılmıştır ve ona ciddi biçimde karşı duran yegâne hareket İslam İnkılabı’dır. Günümüzde dünyanın büyük bir kısmı bu medeniyetin etkisi altındadır ve İslam İnkılabı bu küresel akımla mücadele etmektedir.”
Batı medeniyetinin daha derinlikli ve eleştirel bir şekilde anlaşılması gerektiğini vurgulayan Ayetullah Arafi, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Üniversitelere ve eğitim kurumlarına giden pek çok kişinin -özellikle beşerî bilimler ve teknoloji alanlarında- meselelere derinlikli ve eleştirel bir bakışla yaklaşması gerekir. Bu eleştiri, yüzeysel ya da ham bir yaklaşım değil, temelli ve ilmî bir eleştiri olmalıdır. Öte yandan camiler ve kültürel merkezler gibi kamusal alanlarda bu bakış daha sade ve anlaşılır olabilir; ancak nihayetinde hepimiz şunu idrak etmeliyiz ki Batı medeniyeti, felsefesi, ekonomisi ve bilimi dâhil olmak üzere tüm unsurlarıyla ülkelerin eğitim ve bilim sistemleri üzerinde derin etkiler bırakmaktadır.”
Küresel Tehditlerle Mücadele, Hazırlık ve Hassas Stratejiler Gerektirmektedir
Ayetullah Arafi, bu alandaki mevcut meydan okumalara da değinerek şöyle dedi:
“Bu zorluklar, son dönemde ve İslam İnkılabı’ndan sonra daha da şiddetlenmiştir. Zira inkılap öncesinde Batı medeniyeti, ülkeler üzerinde tam bir hâkimiyet kurmuştu ve bu süreç doğal bir şekilde ilerliyordu. Ancak bugün bu meydan okumalar, İran’da ve diğer İslam ülkelerinde çok daha yoğun bir biçimde kendini göstermektedir. Dolayısıyla bu tehditlerle yüzleşebilmek için çok daha titiz ve kapsamlı bir planlamaya ihtiyaç vardır.”
Anayasayı Koruyucular Konseyi fakih üyelerinden biri olan Ayetullah Arafi, sözlerine şu ifadelerle devam etti: “Eleştirel ve ilmî bir bakışla tehditleri tespit etmeli ve onlarla mücadele edebilmek için kapsamlı ve net bir stratejiye ulaşmalıyız ki bu tarihî fırsatlardan en iyi şekilde yararlanabilelim.”
Teknoloji Alanındaki Hızlı Dönüşümler
Ayetullah Arafi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün, teknoloji alanındaki hızlı dönüşümler, yapay zekâdaki dikkat çekici ilerlemeler ve bilişsel bilimlerdeki gelişmelerden kaynaklanan çifte bir meydan okumayla karşı karşıyayız. Her geçen gün daha da hızlanan bu süreçler düşünsel ve toplumsal sistemlerimiz üzerinde derin etkiler bırakacaktır.”
Ayetullah Arafi şunları da ekledi: “Bu alanlardaki yeni makaleleri her gece düzenli olarak inceliyorum ve bu konularda ciddi endişeler taşıyorum. Her ne kadar şu anki aşamada bu süreçlere dair genel bir farkındalık bulunsa da önümüzde bu alanlarda çok daha köklü sorunlar ve temel değişimler yer almaktadır. Özellikle nesil temelli bir şekilde ilerleyen bilişsel bilimlerdeki dönüşümler, farklı sistemleri ciddi biçimde zorlayabilir ve mevcut düzeni değiştirebilir.”
Ruhaniyet Kurumu ile İlmî ve Dinî Merkezler Tarihî Bir Kapasiteye Sahiptir
İlim Havzaları Müdürü, bu meydan okumalarla yüzleşmede ruhaniyet kurumunun hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayarak şöyle dedi:
“Ruhaniyet kurumu ile ilmî ve dinî merkezler tarihî bir kapasiteye sahiptir. Bugün de bu kurumlar bünyesinde yetenekli, aktif ve âlim gençler bulunmaktadır; ancak bu dönüşümlerle baş edebilmek için yeni ve dinamik bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.”
Gelecek Öngörüsü ve Hazırlık Zorunluluğu
Ayetullah Arafi, mevcut şartlarda geleceği öngörmenin önemine işaret ederek şunları ekledi:
“Gelecek araştırmaları yapmak ve bu dönüşümlerle yüzleşmeye hazırlıklı olmak büyük bir önem taşımaktadır. Hâlihazırda attığımız tüm adımlar yapılması gerekenlerle kıyaslandığında, ihtiyaçların ve hedeflenen dönüşümlerin yalnızca bir kısmını karşılamaktadır.”
İslam İnkılabı ve İslam Cumhuriyeti Sisteminin Doğurduğu Yeni İhtiyaçlar ve Bunların Din Kurumu Üzerindeki Etkisi
İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi olan Ayetullah Arafi, İslam İnkılabı ve İran İslam Cumhuriyeti sistemiyle bağlantılı dönüşümlere değinerek şöyle konuştu:
“İslam İnkılabı ve İslam Cumhuriyeti sistemi, din ve tebliğ alanında yeni ihtiyaçlar ortaya çıkaran büyük olgulardır. Bu ihtiyaçlar son derece geniş boyutludur ve din kurumunu derinden etkilemiştir. İnkılap ve İslam sistemi sonrasında meydana gelen bu yeni dönüşümler, tarihte daha önce benzeri görülmemiş niteliktedir.”
Ayetullah Arafi şu hususun altını çizdi:
“İnkılap döneminde bugün karşı karşıya bulunduğumuz meselelerle yüz yüze değildik; o günlerde dinî toplum, bugünkünden farklı bir şekilde meydan okumalarla karşılaşıyordu. Günümüzde ise inkılap ve İslam sistemi bağlamında ortaya çıkan yoğun ihtiyaçlar ve yeni dönüşümler, tebliğ ve dinî faaliyetlerimizin tamamı üzerinde belirleyici bir etki oluşturmuştur.”
Halk Merkezli Tebliğ
Ayetullah Arafi sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Tebliğ, ancak halkın desteğine sahip olduğunda başarılı olur. Bu sürecin asli destekçisi halk olmalıdır ki tebliğ etkili ve verimli bir şekilde gerçekleşebilsin. Camiler ve dinî heyetler de halkın yönetimi altında olmalıdır; zira bu alanda halkın rolü eşsizdir. Bu doğrultuda, halkın katılımını ve desteğini sağlayacak zeminleri her zaman oluşturmaya çalışmamız gerekmektedir.”
İlim Havzaları Müdürü, tebliğin yönlendirilmesine ilişkin konulara da değinerek şunları ifade etti:
“Tebliğ alanında, bu sahayı geliştirecek yeni çalışmalar ve çeşitli inisiyatifler temellendirmiş durumdayız. Genel olarak, tebliğ yapılarının; toplumun ihtiyaçlarıyla uyumlu, halkın katılımını esas alan ve en iyi şekilde uygulanabilecek biçimde tasarlanması için gayret göstermeliyiz.”




yorumunuz