Havza Haber Ajansı’nın aktardığına göre Şehit Rehber Ali Hamaney (kuddise sirruhû’z-zekiyye), üst seviye fıkıh oturumlarının başında ahlâkî bir hadisi açıklamışlardı. “Nefse galip gelmek”, İslâm Peygamberi Muhammed Mustafa’ya (sallallahu aleyhi ve âlihî ve sellem) ait ahlâkî bir hadisin şerh konusudur. Aşağıda videosu ve metni yayımlanan bu konuşmada şehit rehberin ifadeleri şöyledir:
Bismillahirrahmânirrahîm
Elhamdülillahi Rabbil âlemîn.
Peygamber’den (sallallahu aleyhi ve âlihî ve sellem) şöyle rivayet edilmiştir:
“Güçlü kişi, nefsine galip gelen kimsedir.”
“Şedîd” yani güçlü, sert demektir. İnsanın ruh yapısındaki sağlamlık, insanın amelindeki dirençtir bu. Buna “şiddet/sağlamlık” denir. “Eşiddâu ale’l-kuffâr” yani kâfirlere karşı sert ve dayanıklıdırlar. Sağlam siperler gibidirler; durabilirler, direnebilirler, kendilerini ve başkalarını koruyabilirler. İşte sağlamlığın anlamı budur.
Bazı unsurlar yumuşak bir madene sahiptir; esnektir, kolay nüfuz edilebilir yapıdadır. Ama bazı madenler öyle değildir; serttir, dayanıklıdır, baskı karşısında direnç gösterir, zorlukların karşısında ayakta durur. Sağlamlık işte budur. Sağlam bir mayaya sahip olması insanın güzel özelliklerinden biridir.
Peki benim ve sizin mayamızın sağlam olup olmadığı nasıl anlaşılır? Bunun çeşitli alanları vardır; fakat insanın sağlamlığını sınayan asıl meydan, nefisle mücadele meydanıdır. Peygamber’in bu rivayeti bize bunu açıklamaktadır.
Konu, insanın nefsânî arzular karşısında direnemeyip, heveslerine teslim olup ama aynı zamanda da Zeyd’e, Amr’a ve Bekir’e vs. karşı sert davrandığı için kendisini güçlü sanması değildir. Hayır, meselenin özü buradadır:
“Güçlü kişi, nefsine galip gelen kimsedir.”
Yani kendi nefsine üstün gelmek; heveslere, şehvetlere, şehevî ve gazabî kuvvelere hâkim olmak… İşte gerçek sağlamlığın işareti budur.
Bu, başkalarını sınamadan önce kendimizi sınamamız için kullanabileceğimiz açık bir ölçüttür.
yorumunuz