Havza Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre İmam Hüseyin’i (a.s.) tanımak yalnızca tarihî bir olayı hatırlamaktan ibaret değildir. Onun kerametleri de o Hazret'e dair marifet ve muhabbetin bir parçasıdır. Bu sebeple Ali Ekber Mehdipûr’un kaleme aldığı “İmam Hüseyin’in Kerametlerinden Bir Yudum” adlı kitaptan, onun engin kerametler denizinden bir yudum sizlere takdim ediyoruz.
İmam Hüseyin (a.s.) Âlemin Yaratılış Sırrıdır
Kisâ Hadisi'nin bir bölümünde şöyle yer alır: "Yüce Allah meleklerine hitaben buyurdu : 'Ben bu yükseltilmiş göğü, geniş yeri, parlak güneşi, ışıldayan ayı, dönen feleği, akan denizi ve dolaşan gemileri, yalnızca kisâ altında bulunan bu beş kişinin sevgisi için yarattım."'
Bu kudsî hadisin açık beyanı, Ehl-i Kisâ olan beş kişinin âlemin yaratılış sebebi ve varlık âleminin sırları olduğunu göstermektedir.
Bu esasa göre İmam Hüseyin (a.s.) yaratılış sırlarından biri ve âlemin yaratılış sebeplerinden biridir.
Âyetullah Mir Cihânî, el-Cenne el-Âsıme adlı eserinde, Sâlih b. Abdülvahhâb b. Arends’in Keşfü’l-Misâlî adlı kitabından, senedi Câbir b. Abdullah el-Ensârî’ye ulaşan bir hadisi nakleder. Buna göre Allah Resûlü (s.a.a.), Yüce Allah’tan şöyle nakletmiştir: “Ey Ahmed! Eğer sen olmasaydın bu felekleri yaratmazdım. Eğer Ali olmasaydı seni yaratmazdım. Eğer Fâtıma olmasaydı, ikinizi de yaratmazdım.”
İbni Arends, Hicrî dokuzuncu yüzyılın büyük âlimlerinden ve seçkin şairlerinden biridir. Allame Emînî, onun kasidelerinden biri hakkında şöyle yazar: “Ashab arasında meşhurdur ki, bu şiirler herhangi bir mecliste okunduğunda, orada Hazret-i Bâkiyyetullah’ın (ruhumuz ona feda olsun) mutlaka hazır bulunduğu görülmüştür.”
Bu şiirlerin tam metni Muntahab-ı Tuhrî’de yer almaktadır. Allame Mir Cihânî, Keşfü’l-Lesâlî adlı kitabın yazma nüshasını Necef-i Eşref’te, Allame Şeyh Muhammed Semavî’nin kütüphanesinde görmüştür.
(Yazarın anlattığına göre) 24 Zilkade el-Haram 1434 Pazartesi günü —30 Eylül 2013— mukaddes Meşhed şehrinde merhum Âyetullah Şîrâzî’nin (r.a.) Hüseyniyesi’nde, değerli araştırmacı ve kıymetli âlim Hüccet-ül İslâm vel-Müslimîn Seyyid Ali Asgar Emînî’yi ziyarete gittim ve kendisine Allame Emînî ile görüşmesiyle ilgili hatırasını sordum.
Hüccet-ül İslâm vel-Müslimîn Seyyid Ali Asgar Emînî şöyle buyurdu: “Allame Emînî (r.a.), Pakistan’dan geldiğinde ve Alizâde Oteli’nde kaldığında, huzurlarına çıkma şerefine nail oldum.
Pakistan seyahatinden söz ederken, Karaçi’de Hafıziyân Bey’i ziyarete gittiğini, fakat onu bulamadığını buyurdu. Ben de ‘Şu anda kendisi Meşhed’de. İsterseniz onu huzurunuza getireyim.’ dedim. O da ‘Onu görmek isterim.’ dedi. Böylece ertesi sabah saat 9 için sözleştik. Merhum Hafıziyân’a haber verdim. Saat 9’da kendisiyle birlikte Allame’nin yanına gittik.
Merhum Hafıziyân (1914–1980), değerli eseri Levh-i Mahfûz’un bir cildini Allame’ye takdim etti. Ardından Allame Emînî şöyle buyurdu: ‘Bir kişi bana gelip dedi ki: 'Siz bazen el-Gadir kitabında önemli bir konuyu naklediyorsunuz fakat kaynağını belirtmiyorsunuz.' Ben kontrol ettim, gerçekten de bazı yerlerde kaynağı unuttuğumu gördüm. Bunun üzerine İstanbul’a bir yolculuk yapmaya ve Süleymaniye Kütüphanesi’nde araştırma ve inceleme yapmaya ihtiyaç duydum. Kütüphaneden yararlanma saatleri çok sınırlıydı ve bu, kapsamlı ve tam bir araştırma için yeterli değildi. Irak Büyükelçisi ve bazı şahsiyetlerle temasa geçtim. Kütüphane sorumlusunun benim için daha uzun süre çalışma imkânı sağlamasını istedim, fakat mümkün olmadı.
Bir gece Müminlerin Emîri, Hz. Ali’ye (a.s.) tevessül ettim ve dedim ki: 'Ey Efendim! Ben sizin için çabalıyorum. Lütfen siz de bir inayet buyurun.'
Sabahın erken saatlerinde kapı çalındı. Ev sahibim geldi ve dedi ki: 'Sizinle görüşmek isteyen biri var.' Ben de 'Buyursun gelsin.' dedim. Geldi ve şöyle dedi: 'Ben Süleymaniye Kütüphanesi’nde görevliyim ve aynı zamanda Şiî’yim. Tüm varlığımla hizmetinizdeyim. Hangi kitabı isterseniz adını söyleyin, ben kamera cihazını kütüphaneye götürüp sizin için mikrofilmini çekerim; yeter ki kimse bundan haberdar olmasın. Bu nedenle kendim size geldim, başkasını göndermedim.'
Böylece neye ihtiyacım varsa o kişi bunları filme alır ve bana getirirdi.'
Ardından Allame Emînî şöyle buyurdu: ‘İstanbul’da, İmam Hasan (a.s.) ve İmam Hüseyin (a.s.) hakkında çok sayıda not aldım. Bunlar iki büyük cilt oldu. Eğer basılırsa, el-Gadir kitabı kadar faydalı olacaklardır.'
Sonra Allame Emînî, merhum Hafıziyân’a bulgularından bir kısmını şöyle anlattı: 'Bu seyahatte ‘Levlâk’ hadisinin devamını buldum ve tam metni şöyledir: 'Ey Ahmed! Eğer sen olmasaydın bu felekleri (âlemleri) yaratmazdım. Eğer Ali olmasaydı seni yaratmazdım. Eğer Fatıma olmasaydı, ikinizi de yaratmazdım. Eğer Hasan ve Hüseyin olmasaydı, hepinizi (üçünüzü) de yaratmazdım.''"
Bu şerif hadis, İmam Hüseyin’in (a.s.) de varlık âleminin yaratılış sırrı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
yorumunuz