Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre İmam Zaman ile (Allah onun zuhurunu acil kılsın) ilgili öğretileri yaymak amacıyla hazırlanan "İdeal Topluma Doğru" başlıklı Mehdevîyet konuları dizisi siz değerli okuyuculara sunulmaktadır.
Özel görevler, bir yönüyle Hz. Mehdi’nin (Allah zuhurunu acil kılsın) gaybetiyle ilişkili olan görevlerdir. Bunlar arasında şunlar yer alır:
1. Hz. Mehdi’nin (a.f.) dostlarını sevmek, düşmanlarına düşman olmak
Pek çok rivayette, Hz. Peygamber’den (s.a.a.) Ehl-i Beyt’i sevmek ve onların düşmanlarına karşı tavır almak üzerinde durulmuştur. Bu da bütün zamanlar için geçerlidir. Ancak bazı rivayetlerde özellikle Hz. Mehdi’nin (a.f.) dostlarını sevmek ve düşmanlarına düşman olmak tavsiye edilmiştir.
İmam Bakır (a.s.), Resûlullah’tan (s.a.a.) şöyle rivayet etmektedir: “Ne mutlu o kimseye ki Ehl-i Beytim’in Kâim’ini idrak eder. Kıyamından önce, gaybet döneminde ona uyar; onun dostlarını sever, düşmanlarına düşman olur. Böyle bir kimse kıyamet günü benim arkadaşlarımdan, dostlarımdan ve ümmetimin bana en değerli olanlarındandır.” (Kemâl üd-Dîn ve Temâm ün-Ni‘me, c. 1, s. 286)
2. Gaybet döneminin zorluklarına sabretmek
Bugün, çeşitli nedenlerle o Gaib İmam’a inanmayı ve onu anmayı kabullenemeyen, bu yolda her türlü çabayı gösteren insanlar az değildir. Dinin temel öğretilerinden biri sıkıntı ve musibetler karşısında sabır olduğundan, bu dönemde her zamankinden daha fazla bu zorluklara ve musibetlere karşı dayanıklı olmamız gerekir.
Abdullah b. Sinan, İmam Sadık’tan (a.s.) şöyle rivayet etmiştir: Resûl-i Ekrem (s.a.a.) buyurdu: “Sizden sonra öyle bir topluluk gelecektir ki, onlardan bir kişinin sevabı sizden elli kişinin sevabı kadar olacaktır.”
Onlar dediler ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Biz Bedir, Uhud ve Huneyn’de senin yanında savaştık; Kur’an da bizim hakkımızda indi.”
Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Eğer siz onların yüklendiği şeyleri yüklenseydiniz, onların gösterdiği sabrı gösteremezdiniz.”
(Şeyh Tûsî, el-Gaybe, s. 456)
İmam Hüseyin bin Ali (a.s.) de şöyle buyurmuştur: “Onun gaybeti döneminde eziyet ve yalanlanma karşısında sabreden kişi, Allah Resûlü’nün huzurunda kılıçla cihat eden mücahit gibidir.”
(Kemâl üd-Dîn ve Temâm ün-Ni‘me, c. 1, s. 317)
3. Hz. Mehdi’nin (a.s.) zuhurunun çabuklaşması için dua etmek
Dua ve niyaz, İslam kültüründe çok yüce bir yere sahiptir. Duanın örneklerinden biri de bütün insanların sıkıntılarının giderilmesini istemektir. Şiî bakış açısına göre bu durum, ancak ilahî son hüccetin gaybet perdesinin ardından ortaya çıkıp dünyayı kendi nuruyla aydınlatmasıyla tam anlamıyla gerçekleşecektir. Bu yüzden bazı rivayetlerde, ferec ve kurtuluş için dua edilmesi tavsiye edilmiştir.
Evet, Efendisi'nin gelişini bekleyen bir kimse, Allah’tan onun kurtuluş ve zuhur işinin hızlandırılmasını ister. Özellikle de onun zuhuruyla insanlık toplumunun hidayet, gelişim ve kemal zemininin tam anlamıyla hazırlanacağını bilirse...
Rivayette geçtiğine göre bizzat o Hazret, şerefli tevkiinin bir bölümünde şöyle buyurmuştur: “Ferecin çabuklaşması için çok dua ediniz.” (Kemâl üd-Dîn ve Temâm ün-Ni‘me, c. 2, s. 483)
Merhum Ayetullah Ali Pehlevânî Tahrânî (1926–2004) -Ali Saadetperver adıyla tanınan- Ayetullah Seyyid Muhammed Hüseyin Tabatabaî’nin (el-Mîzân Tefsiri'nin sahibi) yanında seyru sülûk merhalelerini katetmiş Şii arif, bu konuda şöyle demektedir: “Elbette herkes bilir ki İmam’ın duaya teşvikinden amaç sadece kelimeleri söylemek ve dil döndürmek değildir (Her ne kadar duayı okumak da kendine özgü bir sevaba sahip olsa da). Asıl maksat, bu duanın anlam ve içeriğine sürekli kalbî bir yöneliş içinde olmak ve şunu bilmektir ki gaybet döneminde dinin gereklerini yerine getirmek, din üzerinde sebat etmek ve gaybî imamet inancını doğru şekilde korumak zor bir iştir ve bunu ancak yakin sahibi, dirençli bir insan başarabilir.”
(Zuhûr-i Nûr, s. 103)
4. Sürekli hazır olmak
Gaybet döneminin en önemli görevlerinden biri daimî ve gerçek bir hazırlık hâlinde olmaktır. Bu konuda çok sayıda rivayet vardır.
İmam Bâkır (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Farzları yerine getirmede sabredin. Düşmanınıza karşı birbirinizi destekleyin ve beklenen imamınıza (Hz. Mehdi) yardım etmeye her zaman hazır olun.”
(Nu‘mânî, el-Gaybe, s. 199)
Bazı kimselerin “râbitû” kelimesini “İmam’la iletişim kurmak” şeklinde anlamalarının aksine, bu kelimenin anlamı savaş ve mücadele için hazırlıklı olmaktır. (Lisân ül-Arab, c.7, s.303; Mecma ul-Bahreyn, c.4, s.248)
5. Onun adını ve hatırasını yüceltmek
Bu dönemde Şiîlerin Hz. Mehdi (a.f.) hakkında taşıdığı sorumluluklardan biri de onun adını ve hatırasını yüceltmektir. Bu yüceltme çeşitli şekillerde ortaya çıkar: Dua ve niyaz meclisleri düzenlemek, kültürel ve yaygınlaştırıcı çalışmalar yapmak, araştırma halkaları oluşturmak, temel ve faydalı ilmî araştırmalar ortaya koymak.
Bunların tamamı, onun ismini yaşatmak ve anısını diri tutmak adına yapılan çalışmalar olarak kabul edilir.
6. Velâyetle olan bağı korumak
İmam-ı Âsır (a.f.) ile olan gönül bağını korumak ve ahdi sürekli tazelemek, gaybet döneminde her bekleyen Şiînin taşıması gereken önemli görevlerden biridir.
İmam Bâkır (a.s.) velâyet üzerinde sabit kalanlar hakkında şöyle buyurur: “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki imamları gözlerinden gizlenir. O dönemde bizim işimizde sabit kalanlara ne mutlu! Onlar için verilecek en az mükâfat şudur: Yüce Yaratıcı onlara seslenir ve şöyle buyurur: ‘Ey kullarım ve kenizlerim! Gizlime iman ettiniz, Gaibim'i tasdik ettiniz; o hâlde benden gelecek güzel mükâfatla müjdelenin! Siz gerçekten benim kullarım ve kenizlerimsiniz. Sizden kabul ederim, sizi affederim ve bağışlarım. Sizin vesilenizle kullarıma yağmur indirir, onlardan belayı savarım. Eğer siz olmasaydınız üzerlerine azap indirirdim.’”
(Kemâlü’d-Dîn ve Temâmü’n-Ni‘me, c.1, s.330)
Devam edecektir...
Kaynak: Hudamurad Selimiyan'ın Mehdeviyet Dersnamesi kitabından alınmıştır.
yorumunuz