Perşembe 9 Temmuz 2026 - 09:03
Şehidi için Dua Değil, Şehadetnâme Yazan Ârif

Havza / "Huzuruna şehit olarak çıktı." İşte bu ifade, Şehit Rehber'in cenaze namazında doruk noktasını oluşturan, Ayetullah el-Uzma Cevadî Âmulî'nin ilahî kabulün nihai mührüydü. O namaz, yalnızca fıkhî bir merasim değil; Allah'ın huzurunda, tevhid ve cihadla geçen bir ömrün şehadet belgesiydi.

Havza Haber Ajansı'nın haberine göre bu yazıda büyük taklit mercilerinden Ayetullah el-Uzma Cevadi Âmulî'nin kıldırdığı cenaze namazının ne denli ihtişamlı ve saf duygularla kıldırıldığı ifade edilecek.

Ümmetin Şehit İmamı'nın pak naaşı üzerinde kılınan cenaze namazı nasıl bir namazdı? Her cümlesi, cihad ve ihlasla geçen bir ömrün tercümanıydı.

İrfanın eğilmiş kameti, cihadın dimdik yükselen naaşı karşısında durduğu vakit, tarihin susup kulak vermesi gerekir.

Arif, fakih ve ilahî hikmet sahibi bir bilge olan Ayetullah el-Uzma Cevadî Âmulî, o semavî anlarda yalnızca bir cenaze namazı kıldırmadı; şehidi için nurdan bir kimlik belgesi hazırladı ve Arş'ın huzuruna sundu.

Namazındaki ifadelerin derinliğine kulak verdiğinizde, hüzün ve ihtiyaçtan doğmuş dualar değil; Allah'ın huzurunda düzenlenmiş bir şehadet belgesi işitirsiniz.

«اللهم إنه نزل مجاهداً موحّداً»

"Allah'ım! O, Senin huzuruna mücahit ve muvahhid olarak çıktı."

İşte bu «مجاهدٌ موحّد» (mücahit ve muvahhid) ifadesi, o salih kulun bütün hayatının özetiydi. Namazı kıldıran arif, Allah'a şu tanıklıkta bulunuyordu: "Bu kulunun ömrü boyunca verdiği bütün mücadele tevhidden doğmuştu. Onu harekete geçiren siyaset ve iktidar değildi; «لا إله إلا الله» hakikatiydi. O, saf tevhidin pınarından kana kana içmiş bir mücahitti ve kılıcını da bu inanç uğruna kuşanmıştı."

Sonra o gizemli ve yürek yakan tekrar geldi:

«اللهم، اللهم، اللهم»

"Allah'ım... Allah'ım... Allah'ım..."

Bu üç kez tekrarlanan nida, sevgilisi için en yüce makamı talep eden kırık bir gönlün fısıltısıydı. Bu "Allah'ım"lar, engin rahmet kapısını usulca çalan bir yakarış gibiydi. Sanki arif şöyle diyordu:

"Allah'ım! Sen şahitsin; bu kulun Sana nasıl geldi..."

Ardından da son kabul mührü vuruldu:

«إنه نزل عندک شهيداً»

"Şüphesiz o, senin huzuruna şehit olarak çıktı."

Senin katına şehit olarak ulaştı...

İnsanın erişebileceği en yüce madalya budur. O, yalnızca insanların nazarında değil, Senin katında da şehittir. Onun kanı, bütün söylediklerinin doğruluğunu mühürleyen ilahî tasdik oldu.

Ruhu titreten o ebedî nakarat:

«قتيلاً للإسلام، قتيلاً لأمةٍ مسلمة»

"İslam uğruna öldürüldü; Müslüman ümmet uğruna öldürüldü."

Artık burada mesele, kuru fıkhı ve nazarî irfanı aşmaktadır. Burada fetvayı veren aşktır!

Ömrünü mânevî seyr ü sülûk yolunda geçiren ve «موتوا قبل أن تموتوا» ("Ölmeden önce ölünüz.") hakikatini bütün benliğiyle tadan o zat, şimdi de "kızıl ölümü" (şehadeti) seçen bir rehberin naaşı başında durmaktadır.

O, bu kanın ne bir parti, ne iktidar, ne de toprak uğruna döküldüğünü özellikle vurgulamaktadır. Bu kan İslam için ve ümmet için döküldü. Bu şehit, kulluğun zirvesinde ve tam bir teslimiyet içinde Allah'a kavuştu.

Ayetullah el-Uzma Cevadî Âmulî'nin kıldırdığı cenaze namazı, Kur'anî önderliğin son tefsirine yazılmış bir mukaddimeydi: Nefiste verilen büyük cihadla başlayan ve Allah yolunda şehadetle son bulan bir önderliğin...

O, bu namazda bir ömür süren direnişin karnesini, bir arifin ihlas dolu gözyaşlarıyla yoğurdu ve Hakk'ın huzuruna arz etti.

Yüce Allah, bağlılığını dünya nimetlerine değil semavî hakikatlere yöneltmiş büyük mercî olan Ayetullah el-Uzma Cevadi Âmulî'yi İslam ümmeti için muhafaza buyursun. O, ömrünün son demlerinde bile, titreyen bedeninde dağlar kadar bir metaneti sergiledi; Kasım Süleymani mektebinin talebelerine yakışır bir vakar ortaya koydu ve gerçek irfanın, hamaset meydanında duygudan daha zengin, çelikten daha sağlam olduğunu bir kez daha gösterdi...

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha