Pazar 12 Temmuz 2026 - 13:12
Kur’an-ı Kerim’e Göre Şehit Rehber’in Kanının İntikamının Talep Edilmesi ve Onun Şehadetinin Failleri ile Azmettiricilerine Kısas Uygulanmasının Esasları / Taviz ve Zayıf Tutum Yasaktır

Havza / Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimîn Muzafferî, Şehit Rehber’in kanının talep edilmesine ilişkin Kur’ânî esasları açıklayarak şu ifadeleri kullandı: “Şehit Rehber’in katillerine kısas uygulanması konusunda uzlaşmacı, tavizkâr veya edilgen bir söylem benimsemek; bir bakıma Allah’ın hükmünü ikame etmeyi terk etmek anlamına gelir ve bunun sonucunda Allah’ın dininde bid’at ortaya çıkarmaya varan bir tutum olarak değerlendirilir.”

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimîn Ali Muhammed Muzafferî, Havza Haber Ajansı muhabiriyle yaptığı söyleşide Dünya Müslümanlarının Velayet Makamı’nın sahibi, Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali Hamaney’in (r.a.) mazlumca şehadetini, Hazret-i Bakiyyetullah el-A’zam İmam Mehdi’ye (a.f.) tebrik ve taziyet arz ederek şöyle dedi: “Allah’ın hükmü olan kısasın uygulanması yerine, Şehit İmam’ın katillerine karşı uzlaşmacı bir dil kullanmak ve cahilce müsamaha göstermek, dinde bid’at sayılır. Nitekim Hazreti İmam Cafer es-Sâdık’ın (a.s.) buyurduğu üzere, bid’atların ortaya çıktığı dönemlerde İslâm âlimlerine, İslâm şeriatını korumak amacıyla ilim ve basiretle harekete geçmeleri; ilahî hükümlerin ve hadlerin uygulanmasına özel önem vermeleri farz olur.”

Kum İlim Havzası hocası, Şehit Rehber’in şehadet şekline değinerek şunları söyledi: “Tarihin şahitliğiyle 28 Şubat 2026 Dünya Müslümanlarının Velayet Makamı’nın sahibi ve İmam Zaman’ın (a.f.) genel nâibi olan Hazreti Ayetullah el-Uzma İmam Hamaney’in (r.a.) mübarek ikametgâhı, zalimlerin en zalimi ve en habis varlıklar tarafından, içeride ve dışarıdaki paralı unsurlar ile münafıkların iş birliğiyle, Amerikan-Siyonist füzelerinin hedefi oldu. İslam İnkılâbı’nın Rehberi, oruçlu olduğu hâlde ailesi ve beraberindeki diğer kişilerle birlikte yüce şehadet makamına erişti.”

Şehit Rehber’in Şehadetinin Azmettiricileri ve Failleri Hakkında Kısasın Vacip Oluşu

Kum İlim Havzası hocası, Şehit Rehber’in katillerine kısas uygulanmasının vacip olduğunu şu şekilde temellendirdi: “İslâm şeriatine göre Bakara Suresi’nin 178. ayetinde şöyle buyrulmaktadır: ‘Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı; hür hür karşılığında, köle köle karşılığında…

Usul açısından ‘kütibe aleykümü’l-kısâs’ (size kısas yazıldı/farz kılındı) ifadesi, haber cümlesi görünümünde olmakla birlikte emir anlamı taşımakta ve kısasın vacip olduğuna delalet etmektedir. Dolayısıyla Allah Teâlâ bu ayette kısası ilahî hükümlerden biri olarak farz kılmıştır. Ardından Bakara Suresi’nin 179. ayetinde: ‘Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır; umulur ki sakınırsınız.’ buyurarak, bu ilahî hükmün uygulanmasını toplumun hayatının teminatı olarak tanıtmaktadır.”

Şehit Rehber’in Eşsiz Cenaze Töreni ve Mübarek Kanının Tekvinî Etkileri

Din âlimi, Şehit Rehber için düzenlenen benzeri görülmemiş cenaze merasimi ve onun mübarek kanının tekvinî etkilerine değinerek şöyle konuştu: “Merhum Şeyh Sadûk’un (r.a.), Emâlî adlı eserinin 168. sayfasında İmam Cafer es-Sâdık’tan (a.s.) naklettiğine göre, kıyamet gününde âlimlerin mürekkebi ile şehitlerin kanı tartıldığında: ‘Âlimlerin mürekkebi, şehitlerin kanından daha ağır gelir.’

Bu sebeple Şehit Rehber, ilim ve fakihlik makamına sahip seçkin bir âlimdi. O, mübarek kanıyla da tağutların ve müstekbir güçlerin kurduğu denklemleri altüst etmiş, insanlığı hak ve hakikate yönlendirmiştir.”

Şehit İmam’ın Kanını Dökmek, Bütün İnsanlığın Kanını Dökmek Demektir

Kum İlim Havzası hocası, Kur’ân-ı Kerim ayetlerine dayanarak şöyle dedi: “Mâide Suresi’nin 32. ayetinde şöyle buyrulmaktadır: ‘Kim, bir cana kıymamış veya yeryüzünde bozgunculuk yapmamış bir kimseyi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir…’

Buna göre Şehit İmam’ın katillerinin işlediği cinayet, yalnızca masum bir insanın veya toplumun belirli fertlerinin öldürülmesi değildir. Bu affedilemez facia, ayetin açık hükmüne göre, ‘en-nâs’ (insanlar) kelimesindeki istiğrak ifade eden elif-lâm sebebiyle bütün insanlığı kapsamaktadır. Ayrıca ‘cemî’an’ (tamamını) kelimesi de genel anlamı pekiştirerek bu hükmün bütün insanlığı içerdiğini göstermektedir.”

İmam-ı Asr (a.f.), Şehit Rehber’in Gerçek Veliyyüddemidir

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimîn Muzafferî, Kur’ân ayetleri ve rivayetlere dayanarak Şehit Rehber’in gerçek veliyyüddeminin İmam-ı Asr (a.f.) olduğunu belirterek şöyle dedi: “Tarihin şahitliğiyle, İslâm İnkılâbı Rehberi Hazreti İmam Hamaney (r.a.), pak ceddi Emirü’l-Müminîn Ali’yi (a.s.) örnek alarak mübarek Ramazan ayında ve oruçlu olduğu hâlde mazlumca ve alçakça şehit edilmiştir.

İsrâ Suresi’nin 33. ayetinde şöyle buyrulmaktadır: ‘Kim haksız yere öldürülürse, onun velisine bir yetki vermişizdir…’

Merhum İbn Kulûye’nin Kâmilü’z-Ziyârât adlı eserinde İmam Cafer es-Sâdık’tan (a.s.) nakledildiğine göre, bu ayette geçen ‘mazlum olarak öldürülen kişi’ İmam Hüseyin’dir (a.s.) ve onun veliyyüddemi de İmam-ı Asr’dır (a.f.).

Ancak Şehit Rehber’in, İmam-ı Zaman’ın (a.f.) genel nâibi ve dönemin veliyy-i fakihi olarak sahip olduğu seçkin makam; hayatının başlangıcından şehadetine kadar, garip ceddi Seyyidü’ş-Şühedâ İmam Hüseyin’i (a.s.) örnek alarak çağın müstekbirlerine ve tağutlarına karşı mücadele etmesi, zamanın Yezidleriyle ne müzakere etmesi ne de onlara biat etmesi sebebiyle, bu mücahit şehidin kanı da Allah’ın kanı olarak anılan İmam Hüseyin’in (a.s.) ve Kerbelâ şehitlerinin pak kanı ile aynı çizgide yer almıştır. Bunun sonucu olarak onun gerçek veliyyüddemi de Hazret-i Bakiyyetullah İmam Mehdi’dir (a.f.).”

Hüccetü’l-İslam Muzafferî sözlerine şöyle devam etti: “Ayrıca Mâide Suresi’nin 32. ayetine göre Şehit Rehber’in öldürülmesi bütün ümmetin ve bütün insanlığın öldürülmesi hükmündedir.

Merhum Şeyh Sadûk’un Meânî’l-Ahbâr adlı eserinde Resûlullah’ın (s.a.a.) şu hadisi nakledilmektedir: ‘Ben ve Ali bu ümmetin babalarıyız.’

Yine İmam Rıza’dan (a.s.) nakledilen ve Merhum Kuleynî’nin el-Kâfî’nin birinci cildinde rivayet ettiği hadiste ise şöyle buyrulmaktadır: ‘İmam, şefkatli bir baba ve yakın bir dosttur.’

Bu rivayetler doğrultusunda, Şehit Rehber’in gerçek veliyyüddeminin Hazret-i İmam Mehdi (a.f.) olduğu anlaşılmaktadır.”

Kısası Terk Etmek Dinde Bid’attir / Taviz ve Zayıf Tutum Kabul Edilemez

Hüccetü’l-İslam Muzafferî, kısasın terk edilmesini, ilahî hükmün uygulanması yerine zayıflık göstermek ve katillere karşı tavizkâr davranmayı bid’at olarak nitelendirerek şunları söyledi: “Fakihler bid’ati, ‘dinden olmayan bir şeyi dine sokmak’ şeklinde tanımlamışlardır. Ancak daha kapsamlı bir ifadeyle bid’at, dine ekleme yapmak veya ondan eksiltmek suretiyle din üzerinde tasarrufta bulunmaktır.

Şehit Rehber’in katillerine kısas uygulanması karşısında uzlaşmacı söylemler geliştirmek veya pasif bir tutum sergilemek, Allah’ın hükmünü uygulamayı terk etmek anlamına gelir ve bunun sonucu olarak Allah’ın dininde bid’at meydana getirmek sayılır.”

Bid’at Döneminde Âlimlerin Önemli Görevi

Kum İlim Havzası hocası, bid’atların yaygınlaştığı dönemlerde âlimlerin sorumluluğuna da değinerek şöyle dedi: “Merhum Allâme Meclisî, Bihârü’l-Envâr adlı eserinin 48. cildinin 252. sayfasında İmam Cafer es-Sâdık’tan (a.s.) şu rivayeti nakletmektedir: ‘Bid’atlar ortaya çıktığında âlim, ilmini ortaya koymalıdır. Eğer bunu yapmazsa, iman nuru ondan alınır.’

Dolayısıyla bid’atların ortaya çıktığı dönemlerde, bid’atları ortadan kaldırmak ve dinin hükümlerini korumak amacıyla ilmini ortaya koymak ve bu doğrultuda aktif şekilde hareket etmek din âlimleri için bir görevdir. Bu konuda ihmalkâr davranılması ise âlimden iman nurunun alınmasına sebep olur.”

Hüccetü’l-İslam Muzafferî sözlerini şöyle tamamladı: “Daha önce de ifade edildiği gibi, Şehit Rehber’in gerçek veliyyüddemi İmam Mehdi’dir (a.f.). Bu insanlık suçunda yer alan katiller ile içeride ve dışarıda onlara yardım edenlerin kısasının uygulanması ve ilahî hükmün ikame edilmesi görevi ise din âlimlerinin ve fakihlerin sorumluluğundadır.”

Kısasın Mahiyeti ve Nasıl Uygulanacağı

Hüccetü’l-İslam Muzafferî, katillere uygulanacak kısasın niteliğini açıklarken şunları söyledi: “İran ve Irak’ta Şehit İmam’ın naaşı için düzenlenen benzeri görülmemiş cenaze törenleri ile diğer ülkelerde gerçekleştirilen sembolik anma ve cenaze merasimleri, Allah’ın kısas hükmünün uygulanması, müstekbir güçlere karşı duruş ve Şehit Rehber’in kanının talep edilmesi yönündeki talebin, Müslümanların ve dünyanın özgürlük yanlısı insanlarının ortak isteği olduğunu göstermektedir.

Hiç şüphesiz yalnızca sözlü kınamalarla yetinmek, bunun pratik sonuçlarının olmaması, Amerikan-Siyonist bazı üslerine yönelik sınırlı saldırılar gerçekleştirilmesi veya küresel istikbarın etkisi altında bulunduğu ifade edilen uluslararası yargı mercilerine sadece dava açılması, kan talebinin yerine getirilmesi anlamına gelmez.

Mâide Suresi’nin 45. ayetine dayanarak: ‘… Cana can, göze göz...’ ve Şehit İmam’ın katilleri hakkında ‘mehdurü’d-dem’ (kanı dokunulmaz sayılmayan kimse) hükmüne dayanarak, kısasın asgari gereğinin; Trump, Netanyahu ile bu olayda rol aldığı ifade edilen iç ve dış iş birlikçileri ve münafıkların öldürülmesinin gerekli olduğu, bu ilahî hükmün de Rabbânî âlimler tarafından uygulanması ve yerine getirilmesi gerektiği kanaatini dile getirdi.”

Kum İlim Havzası hocası konuşmasının sonunda şunları ekledi: “Nihai intikam ve gerçek kısas; küresel istikbarın ve Batı’nın zehirli ilimlerinin ortadan kaldırılması, saf İslam kültürünün insanlığın genel hayatına hâkim olması ve Şehit Rehber’in ifadesiyle, İslam İnkılabı’nın hedeflerinin gerçekleşmesine yönelik beş aşamalı süreç kapsamında İslam ümmetinin oluşması ve İmam-ı Asr’ın (a.f.) zuhuru için gerekli zeminin hazırlanmasıyla gerçekleşecektir.”

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha