Havza Haber Ajansı Tercüme Servisi'nin haberine göre Lübnan Parlamentosu'ndaki "Direnişe Vefa" grubu üyesi Ali Feyyaz, Hizbullah'ın, İmam Müçteba (a.s.) Külliyesi'nde şehit Muhammed Mehdi Ali Sulî anısına düzenlediği törene katıldı. Âlimlerin, önde gelen şahsiyetlerin, şehit ailelerinin ve bölge halkından çok sayıda kişinin iştirak ettiği törende konuşan Feyyaz, Roma'da Lübnan heyeti ile İsrail arasında gerçekleştirilen müzakerelerin sona ermesiyle birlikte Lübnan hükümetinin resmî tutumunun daha da açığa çıktığını ve yönetim ile özellikle Güney Lübnan toplumu arasındaki mesafenin daha da büyüdüğünü ifade etti.
Feyyaz, İsrail'in işgal altındaki köylerde yıkım, tahribat ve kundaklama faaliyetlerini artırdığı bir dönemde Lübnanlı yetkililerin sanki hiçbir şey olmamış gibi müzakerelere devam ettiğini, İsrail'in saldırganlığı giderek artarken ise "ilerleme" ve "olumlu gelişmeler"den söz ettiklerini belirtti.
Feyyaz şöyle konuştu:
"Artık açıkça görülmektedir ki bu yönetim kendi halkını terk etmiş, halkın çektiği acılara ve İsraillilerin onlara karşı işlediği suçların boyutuna kayıtsız kalmıştır. Görünüşe göre bu yönetim eleştirilere karşı duyarsızlaşmıştır. İçeriden ve dışarıdan, hatta dostları tarafından yapılan tüm uyarı ve iyi niyetli tavsiyelere, yaşadığı bütün başarısızlıklara rağmen aynı çizgide ısrar etmektedir."
Feyyaz sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu yönetimin artık tek kaygısı Amerika'nın memnuniyetini kazanmak, direnişi ortadan kaldırmak ve silahsızlandırılmasını hedefleyen İsrail karşısındaki teslimiyeti meşrulaştırmaktır. Oysa toprakların özgürlüğü, halkın korunması, köy sakinlerinin evlerine dönmesi, Lübnan'ın egemenliğinin korunması ve iç istikrar gibi konular onların hesaplarında ve söylemlerinde yalnızca içi boş sloganlardan ibarettir; bunların hiçbir gerçek değeri ve pratik karşılığı yoktur."
Direniş grubu üyesi, Lübnan yönetiminin ülkeyi son derece tehlikeli bir duruma sürüklemekte ısrar ettiğini belirterek şöyle dedi:
"Bu durumda ne topraklar ne de egemenlik geri kazanılacaktır; aksine iç istikrar ve Lübnanlıların birliği de kaybedilecektir. İsrail tam da böyle bir senaryoyu ayrıntılı biçimde planlamıştır ve Lübnan yönetimi de kendi isteğiyle bu tuzağın içine düşmüştür. Bu nedenle bu yönetimle yaşanan sorun artık çok büyümüştür! Yönetimle iletişim köprüleri kopmuş ve ortak bir anlayışa varma imkânı ortadan kalkmıştır. Bu sürecin sonu ise hayırlı olmayacaktır."
Ali Feyyaz ayrıca şu ifadeleri kullandı:
"Direniş, her zaman olduğu gibi, bütün ihtimallere ve seçeneklere hazırlıklıdır. Bu hazırlık; vatanı savunma, toprakları özgürleştirme, köy sakinlerinin hiçbir ön şart olmaksızın evlerine geri dönmesini sağlama ve Lübnan toplumunun birliğini koruma yönündeki değişmez ilkelerine dayanmaktadır."
Şehit Muhammed Mehdi Sulî'nin şehadetinin kırkıncı günü dolayısıyla düzenlenen törene değinen Feyyaz, bu şehidin mücahit Sulî ailesinin üçüncü şehit evladı olduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Bu fedakârlıkların büyüklüğünü ve ağırlığını ne kadar anlatsak da yine de eksik kalır. Böylesine bir fedakârlık; sarsılmaz bir irade, Hz. Eyyûb'un sabrı gibi bir sabır ve sarsılmaz bir iman gerektirir. Seyyid Ebu Hüseyin Sulî ailesi, toplumumuzun ve şehit ailelerimizin en parlak örneklerinden biridir. Evlerini ve mallarını kaybettiler, en değerli evlatlarını bu yolda feda ettiler. İşte bunlar davamıza insani değer kazandıran ve direnişimizin, direncimizin ve başarılarımızın gücünü açıklayan en önemli unsurlardır."
Ali Feyyaz sözlerini şöyle sürdürdü:
"İşte bu nedenle Hizbullah, genel sekreteri, komutanları ve kadrolarına ağır darbeler indirilmiş olmasına rağmen varlığını sürdürmüş, bütünlüğünü korumuş, yeniden toparlanmış ve düşman İsrail'e karşı büyük savaşları yönetmeye devam etmiştir."
Direniş grubu üyesi son olarak şunları söyledi:
"Bugün Hizbullah, Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım'ın liderliğinde, İsrail kaynaklı ve iç tehditlerle karşı karşıya bulunduğu tarihinin en zor ve en karmaşık dönemlerinden birini yaşamaktadır. Buna rağmen toplumumuz, geride bıraktığı tüm ağır şartlara rağmen direniş seçeneğine bağlılığını koruyarak birlik ve kararlılık içinde ayakta durmaya devam etmektedir."
yorumunuz