Cumartesi 18 Temmuz 2026 - 16:27
Lüks Düşkünlüğü Eşler Arasındaki Güveni Yok Eder mi?

Havza / Aile Uzmanı Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimîn Teraşiyun, lüks tüketim baskılarının büyük bir kısmının eşlerin kendi zihinlerinde oluşturdukları algılardan kaynaklandığını belirterek, insani davranışların ve güzel ahlakın, dış görünüşten ya da evdeki gösterişli eşyalar ve lüksten çok daha fazla evliliğin sağlamlığı ve uzun ömürlü olması üzerinde etkili olduğunu söyledi.

Havza Haber Ajansı’nın haberine göre, günümüz yaşam tarzının en önemli sorunlarından biri lüks düşkünlüğünün (gösteriş ve aşırı tüketim anlayışının) aile üzerindeki baskısıdır. Aile konularında uzman olan Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimîn Teraşiyun, bu sorunu değerlendirirken bireysel ve eşler arasındaki bakış açısının gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı ve aile hayatında dengeyi sağlayacak önerilerde bulundu.

Soru:

Eşim aşırı derecede lüks düşkünü!

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimîn Teraşiyun’un cevabı:

Birinci nokta: Öncelikle bakış açımızı değiştirmeliyiz. Kendimize şu soruyu sormalıyız: Bizim için gerçekten önemli olan nedir? Bir misafirin önüne konulan kuruyemişte kaç çeşit kuruyemiş bulunduğu mu, yoksa karşımızdaki insanın bize nasıl davrandığı, bizimle nasıl iletişim kurduğu ve nasıl konuştuğu mu?

Bugün insanların bilinç ve farkındalık düzeyi geçmişe göre çok daha yüksektir. Artık çoğu insan, ne yediğimize, ne yemediğimize ya da neler satın aldığımıza eskisi kadar önem vermiyor. Aslında biz, bu konuları zihnimizde gereğinden fazla büyütüyoruz. Oysa toplumun büyük kısmı için bunlar o kadar da önemli değildir. Bazen biz, insanların hiç dikkat etmediği ayrıntıları büyütüyor ve hayatımızın değerini bunlarla ölçmeye çalışıyoruz.

Kendimizi bu tür gösterişlerle değerli ya da büyük göstereceğimizi sanıyoruz. Oysa gerçekte insanı yücelten şey; ahlakı, karakteri, güzel huyu ve insanlara karşı sergilediği davranışlarıdır.

Örneğin aile mahkemelerine gittiğinizde kaç erkeğin “Eşim güzel olmadığı için boşanmak istiyorum.” dediğini görürsünüz? Neredeyse hiç. Ben yıllardır danışmanlık yapıyorum; bu gerekçeyle başvuranların sayısı bir elin parmaklarını bile geçmez.

Buna karşılık aile mahkemelerinde karşılaşılan sorunların büyük çoğunluğu, eşlerin ahlakı, davranışları ve karakteriyle ilgilidir. İnsanlar, kötü davranışlar ve sağlıksız ilişkiler yüzünden boşanma noktasına geliyor. İşte toplumda yerleşmesi gereken kültür de budur.

İkinci nokta: Aile hayatında adeta yazılı olmayan bir ilke olmalıdır: Eşler birbirlerinin imkânlarını ve kapasitesini mutlaka dikkate almalıdır.

Ben, eşimin gücünü ve kapasitesini gözetmeliyim; eşim de benim imkânlarımı göz önünde bulundurmalıdır.

Mesela karımın en fazla on kişiyi rahatça misafir ağırlayabilecek gücü varken ben on beş kişiyi davet edip sonra da, “Benim annem otuz kişiyi ağırlıyordu, sen neden yapamıyorsun?” demem doğru değildir. Her insanın gücü ve kapasitesi farklıdır. Eşimin kapasitesini bilmeli ve ona destek olmalıyım.

Aynı şekilde kadın da eşinin maddi imkânlarını dikkate almalı, beklentilerini onun ekonomik gücüne göre belirlemeli; gücünün ötesinde taleplerde bulunmamalıdır.

Çünkü aşırı ve gerçekçi olmayan beklentilerin aile hayatında yol açtığı ilk zarar, eşlerin birbirine duyduğu güveni zedelemesidir. Bu durum zamanla evliliğin temelini sarsar ve aile düzenini ciddi şekilde tehdit eder.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha