Perşembe 30 Temmuz 2026 - 22:30
Erbain Yolculuğu, Zuhuru Bekleyenler için Bir İmtihandır

Havza / Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimîn Üstad Penahiyan, ilahî imtihanların mahiyetine değinerek Erbain'i sessiz ve fark edilmesi zor bir sınavın örneği olarak nitelendirdi. Böyle imtihanlarda insanın, büyük fırsatları fark etmeden elinden kaçırabileceğini vurguladı.

Havza Haber Ajansı'nın haberine göre Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimîn Üstad Penahiyan, Erbain olgusuna farklı bir bakış açısıyla yaklaşarak onu sıradan bir toplu buluşmanın ötesinde, "gizli bir imtihan" olarak tanımlıyor. Ona göre bu imtihanda insanların sadakati ve İmam Mehdi'nin (a.f.) zuhuruna ne kadar hazır oldukları ölçülmektedir. Bu fırsatı kaçırmak ise, tarihte Tevvâbîn hareketinin yaşadığı pişmanlığa benzer bir pişmanlığa yol açabilir.

Sessiz ve Fark Edilmesi Zor İmtihanlara Dikkat Etmek Gerekir

Bu sessiz ve fark edilmesi zor ilahî imtihanlara dikkat etmek gerekir. Allah bizden ne bekliyor?

Bazı imtihanlar çok açıktır, çok gürültülüdür ve insanın görevini net bir şekilde ortaya koyar. Fakat bazı imtihanlar ise son derece sessizdir; insan aldanır ve bir bakar ki büyük fırsatları elinden kaçırmıştır.

Çoğu zaman insanı Allah'a en yüksek yakınlık derecelerine ulaştıracak imtihanlar son derece ince, zarif ve sessiz gerçekleşir.

O gün insanlar şöyle diyorlardı:

"Ne yapalım? Şimdi ne olacak? İmam Hüseyin'i yalnız bırakamayız. Onu zaten biz davet ettik. Bekleyelim, İmam Hüseyin gelsin."

Sonra anladılar ki İmam Hüseyin gelemeyecek; çünkü yolu kesilmişti. Hürr ve askerleri onun önünü kesmişti. Görünüşe göre Ubeydullah da bir ordu hazırlıyordu.

Tevvâbîn Hareketinden Tarihî Bir İbret

"Ne yapalım?" diye düşünüyorlardı.

Düşünüyorum da, Süleyman b. Surad ve onun gibiler bir anda nasıl böyle bir durumun içine düştüler?

Sonra İmam Hüseyin'in ve şehitlerin mübarek başları şehre getirildi. O zaman başlarına toprak saçıp feryat ettiler:

"Biz bunun böyle büyük bir felakete dönüşeceğini bilmiyorduk."

Daha sonra binlerce kişi Tevvâbîn kıyamını başlattı. Hepsi de öleceklerini biliyorlardı ve gerçekten de hepsi şehit edildi. Ancak tarihte bu hareketin kayda değer bir sonucu olmadı. Hiçbir zaman Kerbelâ ve Âşûrâ'nın kazandırdığı üstün makama erişemediler.

Peki ne bekliyorlardı?

İmam Hüseyin'in, Hürr'un kuşatmasını yarıp Kûfe'ye gelmesini, sonra tek tek evlerinin kapısını çalarak:

"Kalkın, bana yardım edin. Şimdi beni öldürmek istiyorlar. Eğer gelmezseniz böyle olacak..." demesini mi bekliyorlardı?

İnsan, İmam Hüseyin'in kendisine daha ne kadar açıklama yapmasını bekleyebilir ki?

Erbain, İmam'a Yardım Etme Fırsatıdır

İnanın ki Erbain, sessiz ilahî imtihanlardan biridir.

Bazı imtihanlar öylesine sessizdir ki insan farkına varmadan büyük fırsatları kaybeder.

Evet, Erbain'in dışarıdan büyük bir coşkusu ve kalabalığı vardır; fakat aynı zamanda sessiz bir imtihandır. Çünkü insan kendi kendine şöyle düşünür:

"Erbain'e gitmek bana farz mı? Bunun için fedakârlık yapmalı mıyım?"

İşte tam da bu tür hesaplar yüzünden bazı insanlar bu büyük fırsatı kaçırıyorlar. Geçmişte de benzer hesaplar yüzünden bazıları İmam Hüseyin'e yardım etme fırsatını kaybettiler.

Âşûrâ Gecesi İmam'ın Çadırında Verilen Sadakat Dersi

Fakat Âşûrâ gecesi İmam Hüseyin'in çadırında bulunan bir kişi vardı. Ona haber getirdiler:

"Ubeydullah b. Ziyad senin oğlunu tutukladı."

O dönemde tutuklanmak neredeyse kesin olarak idam edilmek anlamına geliyordu. Eğer kurtarmak istiyorsa hemen gitmesi gerekiyordu.

İmam Hüseyin ona baktı ve buyurdu:

"Kalk, git. Git oğlunu kurtar. Ben senin burada kalırken böyle bir sıkıntı yaşamanı istemiyorum."

Hatta ona bir miktar para ve erzak da verdi ve şöyle buyurdu:

"Bunları da al, oğlunun kurtarılması için harca."

İmam'ı Her Şeyden Üstün Tutmak

Eğer biri Âşûrâ gecesi İmam Hüseyin'in çadırında olsaydı ve İmam ona:

"Git, ailendeki sıkıntıyla ilgilen." deseydi...

O adam ne yaptı? Bir kez İmam'ın oğlu Ali Ekber'e baktı, sonra İmam Hüseyin'e baktı ve şöyle dedi:

"Efendim! Sizin genç oğlunuz yarın burada şehit olacakken ben kendi oğlumun peşine mi düşeyim? Benim oğlum sizin oğlunuza feda olsun."

Sonra yalvarmaya başladı:

"Allah aşkına beni bu bahaneyle çadırınızdan çıkarmayın. Ben sıkıntılarımın peşinden gitmek istemiyorum. Ben sizin yanınızda kalmak istiyorum."

O kadar ısrar etti ki sonunda İmam buyurdu:

"Peki, öyleyse kal."

Erbain İmtihanında Kişisel Menfaatlerden Vazgeçebilmek

İmtihanlar her zaman gürültülü ve görevi açıkça gösteren olaylar değildir. Bazı fırsatlar şimşek gibi gelir ve geçer. Bazı fırsatlar insanı sarsıp uyandırmaz; "Ayağa kalk, harekete geç!" diye yakasına yapışmaz.

Birisi şöyle diyor:

"Biraz işim var. Erbain de yaklaşıyor. Acaba işimi bırakıp gitmeli miyim, gitmemeli miyim?"

Ben de diyorum ki:

"Doğrusu ben ne söyleyeyim bilemiyorum."

Eğer bizzat İmam Hüseyin karşında olsaydı, elbette sana şöyle derdi:

"Git, git işinle ilgilen, sevgili kardeşim."

Ama Erbain için ne kadar harcama yapacaktın ki?

Sonra da diyorsunuz ki:

"Mevlâmız gelsin; onun sancağı altında bütün dünyayı kurtarmak için canımızı veririz."

Oysa Kerbelâ'da, Erbain buluşmasının ve İmam Hüseyin'in meclisinin izzeti için yapılacak o kadar küçük bir harcamayı bile yapmadın.

Sonra ise diyorsun ki:

"İmamım geldiğinde canımı onun uğruna veririm."

Biz Erbain'e işte böyle bakıyoruz:

Sessiz bir imtihan...

Sessiz ilahî bir imtihan...

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha