Cumartesi 1 Ağustos 2026 - 00:06
İmam Zaman'ın (a.s.) Gaybet Dönemindeki En İyi Dua

Havza / Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli, "Allahumme arrifni nefsek" duasına değinerek bu duanın tevhid, risalet ve imameti anlamayı sağlayan derin bir dua olduğunu vurguladı.

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli'ye göre; "Allahumme arrifni nefsek" (Allah'ım, kendini bana tanıt) duası, sadece okuması sevap bir dua değil Allah'ı, Resulü'nü ve Hücceti'ni tanımak için yol gösteren ilmi ve derin bir duadır. 

Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli'nin bu dua hakkındaki konuşması:


İmam Sadık (a.s.), Zürare'nin "Gaybet döneminde ne yapmalıyım?" sorusuna yanıt olarak bu duayı okumasını öğütlemiştir:

"Allahumme arrifni nefsek, feinneke in lem tuarrifni nefseke lem a'rif resulek. Allahumme arrifni resulek, feinneke in lem tuarrifni resuleke lem a'rif hüccetek. Allahumme arrifni hüccetek, feinneke in lem tuarrifni hücceteke daleltu an dini."


(Allah'ım, kendini bana tanıt; çünkü sen kendini bana tanıtmazsan Resulünü tanıyamam. Allah'ım, Resul'ünü bana tanıt; çünkü Resul'ünü bana tanıtmazsan Hüccet'ini tanıyamam. Allah'ım, Hüccet'ini bana tanıt; çünkü Hücceti'ni bana tanıtmazsan dinimden saparım.)

Bu dua, "Allah’ım, beni ve anne babamı bağışla." duası gibi bir dua değildir. Yine 'Allah’ım, müminlere şifa ver.' ve benzeri dualardan da değildir. Bu dua ilmî bir duadır. Zürare, İmam’a "Gaybet döneminde ben ne yapayım?" diye arz ettiğinde, İmam (a.s.) ona "Gadir ile Sakife arasındaki farkı bilmek istiyorsan bu duayı oku." diye buyurmuştur.

Eğer halkın oyu veya istişare ile bir seçim yaptılarsa Gadir ve Sakife'nin farkı nedir?


Gadir ve Sakife arasındaki temel fark şudur: Halkın rehberi halkın vekili mi yoksa Peygamber'in (s.a.a.) halefi mi? Eğer halkın rehberi Peygamber'in (s.a.a.) halefi ise, Peygamber (s.a.a.) halkın vekili mi yoksa 'Allah'ın halifesi' mi? 

Eğer Allah'ın halefi ise, "halefi olduğu kişiyi" (Allah'ı) tanımadan halifeyi tanıyamazsınız.

Bu, meselenin kanıtıdır. "Allah’ım, kendini bana tanıt." Neden? Çünkü "Sen bana kendini tanıtmazsan, ben Resul'ünü tanıyamam." Zira Resul, senin halifendir. Eğer "halifenin temsil ettiği makamı" tanımazsam, halifeyi de tanımam.

O halde ben, Gadir ile Sakife arasındaki esas farkın ne olduğunu nasıl anlayacağım? Eğer halifenin temsil ettiği makamı tanırsam, halifeyi de tanırım. Eğer risaleti tanırsam, imameti de tanırım. Böylece Gadir ile Sakife arasındaki fark benim için bütünüyle açıklığa kavuşur, hangisi hak, hangisi bâtıl, anlayabilirim.

"Allah’ım, kendini bana tanıt." Çünkü tevhid kesinleşmeden, yani tanıtım yapılmadan vahiy ve risalet de belirginleşmez. Bu halife Allah’ın halifesidir. Tevhid aydınlanmazsa, halifenin temsil ettiği makam da aydınlanmadığı için halife ve hilafet de aydınlanmaz. İmamet ise, risaletin halefidir. Risalet belirginleşmeden imamet de belirgin olmaz.

Dolayısıyla mucizenin anlamı, vahiy almanın anlamı, ismet’in anlamı ve gayb ilminin anlamı gibi kavramların hepsi açıkça anlaşılmalıdır.

Kâmil insan için zikredilen üç temel unsurun açıklığa kavuşturulması gerekir:

Birinci unsur: O, ders okumadığı halde her şeyi bilendir. Bu sadece Resul'e mahsus değildir. Onlar mektep yüzü görmemişlerdir. Mektebe gitmemiş birinin yerine, yine mektep görmeden bilgi sahibi olan biri geçebilir.

İkinci unsur: Onlar bedenle değil irade ile iş yaparlar; himmet ile hareket ederler. Bir şeyi istedikleri an o şey gerçekleşir; çünkü onlar Allah'ın halifeleridir. Peki, Allah Teala hareket ederek mi iş yapar? Hz. Emir'in Nehcü'l-Belaga'daki o nurani ifadesi şöyledir: "Onun sözü aynı zamanda eylemidir."

Başka bir sözü şöyledir: "Vurulan bir sesle ve duyulan bir nida ile değil." Ve Kur'an'da yer alan o nurani ayet: "O bir şeyi dilediği zaman, onun işi sadece 'ol' demektir; o da hemen oluverir." Yani irade ile iş yapar. Kâmil insanın irade ile iş yapması onun ikinci özelliğidir.

Üçüncü unsur: Çok sayıda temessül (surete bürünme/görünme) kabiliyetidir. Berzah gözüne sahiptir. İçi ve dışı görür. İmam; bu demektir. Hem temessül yeteneğine sahip olmak, hem temsil etmek, hem de başkalarının temessüllerini görebilmek ve temessül verebilmek gücüne sahiptir.

Bu üç temel unsur imamın imamet makamının elindedir.

Eğer bir kimse Allah’ı tanırsa, Resulullah’ı tanır. Eğer bir kimse Resulullah’ı tanırsa, Veliyyullah’ı tanır. Bu, kelâmî bir meselede burhan-ı lemmîdir. Sonra bunu, “Namazda oku, namazdan sonra oku.” diye belirtmişlerdir. Bu, yaygın ve bilinen namazdan sonra okunan dualarından değildir. Fakat İmam Sadık’ın (a.s.) Zürare’ye öğrettiği resmî ve ilmî dualardan biridir. İmam (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Gaybet zamanında bunu oku. Eğer bilinçli olursan, ne kendin saparsın ne de başkasının yolunu kapatırsın."

"Allah’ım, kendini bana tanıt." Elbette Allah’ın zatı, o nasılsa o şekilde bütünüyle bilinebilir değildir. Bizim görevimiz ölçüsünde onu tanımamız gerekir. İşte bu, "Allah’ım, kendini bana tanıt." sözünün anlamıdır.

Hiç kimsenin, tevhid olmadan meb‘ası (peygamberlik görevinin başlangıcı) meselesini tanıması mümkün değildir. Yine hiç kimsenin Gadir’i, meb‘asın hakikatini anlamadan tanıması mümkün değildir.

"Allah’ım, Resulünü bana tanıt. Eğer Resul'ünü tanımazsam Hüccet'ini tanıyamam."

Ses dosyasını indirmek için buraya tıklayın.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha