Sinema ve televizyon yönetmeni Cevad Mezdabadi, Havza Haber Ajansı ile yaptığı söyleşide Hz. Peygamber'in (s.a.a.) şahsiyetinin sinema ve televizyon açısından kültürel, ahlaki ve dramatik bakımdan en geniş ve en değerli imkânlardan biri olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“İslam Peygamberi'nin (s.a.a.) hayatını ve sünnetini ele almak, yalnızca tarihte yaşanan olayların belirli bir dönemini yeniden canlandırmak veya birkaç meşhur olayı anlatmakla sınırlı kalmamalıdır. Aksine onun şahsiyetinin farklı boyutları; merhameti, şefkati, rikkati, adaleti, sabrı, halkla ilişkileri ve insanlarla iletişim kurma biçimi gibi özellikleri sinemacılar tarafından dikkate alınmalıdır.
Sinema ve televizyon, sanatın dilinden yararlanarak izleyiciye insani, etkileyici ve aynı zamanda Rahmet Peygamberi'nin makamına uygun bir görüntü sunabilir.”
Mezdabadi şunları da ekledi:
“İslam Peygamberi'nin (s.a.a.) sinematik bir anlatıya dönüştürülme açısından büyük imkân taşıyan en önemli özelliklerinden biri, onun şefkati ve merhametidir.
Hz. Peygamber (s.a.a.) insanlarla karşılaştığında yalnızca siyasi veya dinî bir lider değildi; insanlara sevgi ve şefkatle yaklaşırdı. Hatta kendisine karşı çıkan ve düşmanlık besleyen birçok kişiye karşı dahi ahlak ve merhamet yolundan ayrılmazdı.
İşte bu özellik, etkileyici birçok film ve dizinin temelini oluşturabilir. Böyle eserler, izleyiciye yalnızca tarihî bir görüntü sunmak yerine, günümüz insanını Hz. Peygamber'in (s.a.a.) insani ahlakıyla buluşturabilir.”
Mezdabadi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sinema, İslam Peygamberi'nin (s.a.a.) şahsiyetini ele alırken klişeleşmiş anlatımları tekrarlamaktan uzak durmalıdır. Günümüz izleyicisi dünyada çok büyük miktarda görsel içerikle karşı karşıyadır. Bu nedenle yalnızca tarihî bilgileri yeniden anlatmakla izleyicinin ilgisini çekebileceğimizi düşünemeyiz.
Bir Hz. Peygamber (s.a.a.) eserini kalıcı hâle getiren şey; anlatım gücü, karakterlerin işlenişi, atmosferin oluşturulması, oyunculukların kalitesi ve yönetmenin tarihî bir gerçek ile günümüz insanının kaygıları arasında bağ kurabilme yeteneğidir.
Bu bağ doğru şekilde kurulabilirse izleyici, eserin taşıdığı ahlaki ve insani mesajı kendi hayatıyla ilişkilendirebilir.”
Hz. Peygamber'in hayatının hikâye açısından zenginliği
Sinema ve televizyon yönetmeni, Hz. Muhammed'in (s.a.a.) hayatının taşıdığı hikâye imkânlarına dikkat çekerek şöyle dedi:
“Hz. Muhammed'in (s.a.a.) hayatı, sinema ve televizyon eserlerine konu olabilecek çok sayıda dramatik olayla doludur.
Çocukluk dönemi, gençliği, aile hayatı, insanlarla ilişkileri, yoksul ve mahrum insanlarla karşılaşmaları, muhaliflerle ilişkileri, hicret, İslam toplumunun oluşumu ve peygamberlik döneminde yaşanan çok sayıda olayın her biri bağımsız bir film veya diziye konu olabilir.
Elbette bu konular, doğru tarihî araştırma ve sanatçı bakışıyla ele alınmalıdır. Böylece ortaya çıkan eser basit bir tarihî yeniden canlandırmanın ötesine geçebilir.”
Hz. Peygamber'in merhametinin görsel eserlerde gösterilmesi
Mezdabadi, görsel eserlerde Hz. Peygamber'in (s.a.a.) merhametinin gösterilmesinin önemini vurgulayarak şöyle konuştu:
“Bana göre günümüz izleyicisi açısından son derece ilgi çekici olabilecek konulardan biri, Hz. Peygamber'in (s.a.a.) insanlarla olan ilişkisinin gösterilmesidir.
Birçok tarihî eserde temel odak noktası büyük olaylar ve meşhur şahsiyetlerdir. Oysa bazen basit ve insani bir davranış, izleyici üzerinde çok daha derin bir etki bırakabilir.
İnsanlarla konuşma biçimi, çocuklara gösterdiği ilgi, yaşlılara duyduğu saygı, yoksul ve ihtiyaç sahiplerine verdiği destek ve insanlara karşı sergilediği asil ve onurlu tavır; Rahmet Peygamberi'nin günümüz neslinin de hissedebileceği bir portresini ortaya koyabilir.”
Mezdabadi şu değerlendirmede bulundu:
“Yönetmen, bu tür eserlerde izleyicinin yalnızca tarihî bilgi almak için orada olmadığını dikkate almalıdır.
Sinema, duygu ve görüntünün dilidir. Dinî kavramları izleyiciye hikâye ve karakterler aracılığıyla aktarabilmelidir.
Hz. Peygamber'in (s.a.a.) merhameti, affediciliği ve şefkati yalnızca slogan niteliğindeki diyaloglarla anlatılırsa gerekli etkiyi oluşturmaz. Ancak izleyici bu özellikleri karakterlerin davranışlarında ve hikâyenin içindeki olaylarda görürse, verilmek istenen mesaj çok daha derin biçimde aktarılır.”
Hz. Peygamber'in aile hayatı
Sinema yönetmeni şunları da ekledi:
“Bir diğer önemli imkân ise İslam Peygamberi'nin (s.a.a.) sünnetinde ailenin konumunun ele alınmasıdır.
Aile, günümüz izleyicisini Hz. Peygamber'in (s.a.a.) şahsiyetine yaklaştırmak için yararlanılabilecek en önemli alanlardan biridir.
Onun eşine, çocuklarına ve çevresindeki insanlara davranış biçimi ve aile bireylerinin onuruna verdiği önem, yalnızca dinî açıdan değil, toplumsal açıdan da değer taşıyan eserlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.
Ailenin çeşitli sorunlarla karşı karşıya olduğu günümüzde, Hz. Peygamber'in (s.a.a.) davranış modelinin sinema ve televizyon aracılığıyla gösterilmesi ciddi ve üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olabilir.”
Dinî eserlerde yapım kalitesine önem verilmesi
Yönetmen, Hz. Peygamber (s.a.a.) hakkında film ve dizi yapımında kaliteye dikkat edilmesinin gerekliliği konusunda şöyle konuştu:
“Hz. Peygamber'in (s.a.a.) hayatı hakkında film ve dizi yapmak uzun vadeli bir planlama gerektirir. Bu tür projeler aceleyle ve yalnızca yapım takvimini doldurmak amacıyla gerçekleştirilemez.
İslam tarihinin en büyük şahsiyeti hakkında yapılacak bir eser; tarihî araştırma, titizlikle hazırlanmış bir senaryo, geniş kapsamlı yapım tasarımı, profesyonel bir ekip ve uygun teknik imkânlara ihtiyaç duyar. Bu hazırlıklar sağlanırsa ortaya çıkan eserin yalnızca ülke içinde değil, İslam dünyasında da izleyici bulması beklenebilir.”
Mezdabadi sözlerini şöyle sürdürdü:
“İslam Peygamberi'yle (s.a.a.) ilgili eserlerin üretimine bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşmalıyız.
Birkaç yılda büyük bir proje üretip daha sonra konuyu bir kenara bırakmak yerine; sinema filmleri, televizyon dizileri, kısa yapımlar ve hatta animasyonlardan oluşan bir eserler bütünü oluşturmak daha doğru olacaktır.
Her format, Hz. Peygamber'in (s.a.a.) şahsiyetinin ve sünnetinin bir bölümünü anlatabilir. Bu çeşitlilik, farklı yaş grupları ve farklı izleyici kitleleri için uygun anlatımlar oluşturmamıza imkân verir.”
Çocuklar ve gençler için animasyonun önemi
Çocuk ve gençlere yönelik eserlerin ve animasyonun taşıdığı imkânlara değinen yönetmen şöyle dedi:
“Bu konuda çocuk ve genç izleyicileri unutmamalıyız. Yeni nesil, Hz. Peygamber'in (s.a.a.) sünnetindeki ahlaki ve insani kavramlarla küçük yaşlardan itibaren tanışmalıdır. Bunun en iyi yollarından biri de sanatın dilinden yararlanmaktır.
Animasyonlar ve çocuklara yönelik görsel eserler, doğrudan karmaşık tarihî anlatımlara girmeden; iyilik, doğruluk, affetme, başkalarına yardım etme ve insanlara saygı gösterme gibi kavramları ilgi çekici hikâyeler aracılığıyla aktarabilir.”
Sloganlaşmış anlatımdan kaçınmak
Yönetmen, Hz. Peygamber (s.a.a.) hakkında eser üretirken sloganvari yaklaşımdan kaçınılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Bir eser yalnızca sloganlardan ve doğrudan verilen mesajlardan oluşacaksa izleyiciyle kalıcı bir bağ kuramaz. Sinema, karakterlerin hikâyenin içindeki durumları gerçekten yaşamalarına izin vermelidir. İzleyici, anlamı karakterlerin davranışlarından kendisi çıkarmalıdır.
Hz. Peygamber (s.a.a.) hakkında da dramın imkânlarından yararlanmalıyız. Böylece izleyici onun şahsiyetinin büyüklüğünü davranışlarında, seçimlerinde ve insanlarla karşılaşmalarında anlayabilir.”
İslam'ın gerçek yüzünün tanıtılmasında sinemanın rolü
Mezdabadi son olarak sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Sinema ve televizyon, İslam Peygamberi'ni (s.a.a.) günümüz nesline ve hatta Müslüman olmayan izleyicilere tanıtmak açısından çok büyük bir kapasiteye sahiptir.
Eğer Hz. Peygamber'in (s.a.a.) şefkatini, merhametini, adaletini ve ahlakını doğru bir sinema diliyle ve sloganlaşmış bir anlatıma düşmeden aktarabilirsek, sanatsal değer taşımanın yanı sıra gerçek İslam'ın tanıtılmasında da önemli bir rol oynayacak eserler ortaya koyabiliriz.
İslam Peygamberi (s.a.a.) bütün insanlara merhamet ve ahlak mesajı getirmiştir. Sinema da bu gerçeği evrensel bir dille görünür hâle getirebilir.”
yorumunuz