Cuma 28 Ağustos 2026 - 22:42
Toplumsal Bütünlüğe Zarar Verecek Her Türlü Eylem Yasaktır / Özellikle Dürüst ve Halkını Düşünen Cumhurbaşkanı Başta Olmak Üzere Hükümetin Takdire Şayan Çalışmalarını Takdir Ediyorum

Havza / İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney, Hükümet Haftası dolayısıyla önemli mesajlar içeren bir mesaj yayımladı.

Havza Haber Ajansı’nın haberine göre İslam İnkılabı Rehberi'nin mesajının tam metni şöyledir:

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla

Her yıl Şehriver ayının ilk haftası, İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti’nin hizmetlerinin ele alındığı bir haftadır. Bu yıl Hükümet Haftası’nın günleri, Rebîülevvel ayında dünyaya gelen ve kutlu doğumları bereket kaynağı olan iki mübarek şahsiyetin —Allah’ın salât ve selamı onların üzerine olsun— doğum günleriyle aynı döneme denk gelmektedir.

Bu vesileyle, devlet kurumlarında görev yapan bütün çalışan ve yöneticileri, özellikle de 14. Hükümetin dürüst ve halkını düşünen Cumhurbaşkanı’nı tebrik ediyor ve kendilerine 'Allah güç versin' diyorum.

Özellikle de Amerikan-Siyonist düşmanın çeşitli kısıtlamalarına ve komplolarına, yaptırımların ve kuşatmaların ağırlaştırılmasına rağmen, Üçüncü Dayatılmış Savaş sırasında ve sonrasında halkın ihtiyaç duyduğu malların ve çeşitli hizmetlerin temini, önemli ölçüde zarar gören noktaların onarılması ve enerji yönetimi alanlarında gerçekleştirdikleri takdire şayan çalışmalar dolayısıyla kendilerini ayrıca takdir ediyorum.

Aynı şekilde, şehit cumhurbaşkanları Muhammed Ali Recai ve İbrahim Reisi’nin, şehit Başbakan Muhammed Cevad Bahoner’in ve hükümetlerin çeşitli dönemlerinde görev yapmış şehit çalışan, yönetici ve bakanların hatırasını yâd etmeli; bunların başında, yaklaşık iki dönem Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmiş olan büyük şehit rehberimizin hatırasını saygıyla anarak hepsi için yüce dereceler ve ilahi inayetler dilemeliyiz.

Halka ve İslam Cumhuriyeti’nin hedeflerine hizmet etme fırsatı, kıymeti bilinmesi gereken değerli bir nimettir.

Günümüzde, 'daha güçlü bir İran' hedefine ulaşmanın önünde ciddi ve karmaşık koşulların bulunduğu bir dönemde, bu hedefe ulaşmak için gece gündüz süren çaba ve sürekli yenilikçiliğin yanı sıra gerekli hususlardan biri de İran’ın ve aziz milletinin gücünü ve kudretini açıklamak, anlatmak ve öne çıkarmaktır.

Zayıflık, eksiklik ve yetersizliklerin anlatılmaya ve öne çıkarılmaya ihtiyacı yoktur; bunların giderilmesi ve sorunların çözülmesi için planlama yapılması ve harekete geçilmesi gerekir.

Bazen, düşmanın morale ihtiyaç duyduğu bir dönemde kendi zayıflıklarımızı dürüstçe dile getirmek ona büyük ölçüde yardımcı olabilir. Hatta bu durum dostlarımızın ve bizimle birlikte hareket edenlerin endişeye kapılmasına, şaşkınlık ve kararsızlık yaşamasına yol açabilir.

Elbette bu tür dürüst ifadelerin muhatabı yalnızca halkımız ve ülkemizi düşünen kişiler olduğunda sorun daha sınırlı hâle gelir. Ancak güç, kudret ve olumlu yönler, Kur’an’ın 'Rabbinin nimetini anlat' öğretisi gereğince anlatılmaya ve öne çıkarılmaya ihtiyaç duyar.

Son altı ay içerisinde düşmanla mücadele, sahadaki varlık, birlik, dayanışma ve iş birliğinin çeşitli tezahürleriyle gerçek karakterlerini ortaya koyan aziz İran halkı, İslam Cumhuriyeti’nin sorumlu kurumlarının bu mukaddes nizâmın arzu edilen seviyesine ve bu yüce milletin yüksek makamına ulaşma yolunda hizmet ettiğini fiilen hissetmeyi hak etmektedir.

Şüphesiz aşağıda ifade edilecek hususlar, hizmetkâr hükümetin programlarının merkezinde veya bir şekilde hedefleri arasında yer almaktadır. Bunların burada zikredilmesi yalnızca bir hatırlatma niteliğindedir.

Bunların arasında; enflasyon, işsizlik, fiyatların ve mal ve hizmet piyasasının yönetimi gibi ekonomik ve geçimle ilgili sorunlar zincirine ciddi biçimde dikkat edilmesi; büyüme, yatırımların artırılması ve bunların yararlı ve ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirilmesi gibi ekonominin diğer bazı unsurlarına özel önem verilmesi; üretimin canlandırılması; doların önemli bir rol oynayan temel konumdan kademeli olarak çıkarılması ve nihayetinde Direniş Ekonomisi politikalarının bütününün merkezî bir konuma yerleştirilmesi bulunmaktadır.

Bu alanlardaki bütün sorunların çözümünde temel anahtar, yerli üretime mümkün olduğunca daha fazla dayanmak şeklinde ifade edilebilir.

Elbette temel tüketim malları ile uzmanlık gerektiren malların yeterli miktarda mevcut olması da kesin bir zorunluluktur. Bu nedenle, yerli üretimin yeterli düzeyde bulunmadığı durumlarda ithalattan doğru ve akılcı bir biçimde yararlanılmalıdır.

Doğal olarak üretimin teşvik edilmesi ve aynı zamanda ithalat ile fiyatların yönetilmesi, ülke ekonomisinin üzerinde görünen karanlık lekelerin giderek küçülmesine ve nihayet tamamen ortadan kalkmasına yol açabilir.

Bu süreçte, düşmanın savaş sırasında ve sonrasında izlediği politikaların elbette etkisi vardır. Ancak bu alanın unsurlarının daha akıllı ve etkin biçimde yönetilmesi, bazı durumlarda halkın tamamından, bazı durumlarda ise uzmanlardan ve teknoloji alanında çalışanlardan yardım alınması ve yeni kapasite ve imkânların fiiliyata geçirilmesi, ülkeyi kalkınmanın genişletilmesi yönünde ilerletecektir.

Bu milletin yeminli düşmanı, kalkınma ve ilerleme yolunun kendisine ve onun haksız taleplerine boyun eğmekten geçtiğini telkin etmeye çalışmaktadır. Oysa onun geçmiş dönemlerde, hatta İslam İnkılabı'ndan yıllar önce bile bu ülkeye ve kaynaklarına neler yaptığını görmek, bunun tam tersini ortaya koymaktadır.

Bir diğer önemli mesele ve konu da genç seçkinler tarafından önerilen teknolojilerin ve yeniliklerin hayata geçirilmesidir.

Bazen bir avantajdan zamanında yararlanmak ve belirli bir alanda alışılmış yöntemleri ve yerleşik alışkanlıkları terk etmek, ülkenin ilerleme ve gelişme yolunda etkili sıçramalar gerçekleştirmesini sağlayabilir.

Bu durum; tarım, sanayi, kültür ve eğitim, iletişim ve toplumsal işler dâhil olmak üzere güç üretiminin çeşitli alanlarında düşünülebilir.

Ülkenin diğer temel meselelerinden biri de her zaman hükümetin, devlet görevlilerinin, bütün sorumluların ve yönetim yapısının tüm unsurlarının gündeminin merkezinde bulunması gereken birliğin korunması ve toplumsal bütünlüğün gözetilmesidir.

Kültürel, toplumsal, siyasi, güvenlik ve ekonomik alanların her birinde gerçekleştirilecek her türlü faaliyet, toplumsal bütünlükle ilgili gerekli ek ve tamamlayıcı boyut dikkate alınarak yürütülmelidir.

Bazı uygulamalar görünüşte ülkenin bazı kesimleri arasında destekçilere sahip olabilir. Ancak bu uygulamaların toplumsal bütünlüğe ilişkin gerekli tamamlayıcı boyutu bulunmuyorsa veya bu amaçla hazırlanan düzenleme ve tedbirler uygulama aşamasında göz ardı edilirse, söz konusu uygulamalar hem aynı kesimlere hem de diğer insanlara zarar verebilir.

Şüphesiz, umut kırıcı ve millî ve toplumsal motivasyonları zayıflatıcı her türlü söz; ayrıca geçmişte aziz halkımıza doğrudan veya dolaylı zararlar vermiş olan «savaş mı, müzakere mi», «uzlaşma mı, radikallik mi», «taviz mi, savaş yanlılığı mı» gibi hayali ikilikler üzerinden toplumu karşı karşıya getiren her türlü yaklaşım, bundan sonra da aynı etkiyi meydana getirebilir.

Bu nedenle ben açık ve kesin biçimde ilan ediyorum ki, toplumsal bütünlüğe zarar verecek her türlü eylem yasaktır.

Bir diğer önemli mesele de kültür, eğitim ve öğretim konusuna “üst-stratejik” bir bakışla yaklaşılmasıdır.

“Üst-stratejik” ifadesi, diğer stratejilerin belirlenmesinde bu meselenin dikkate alınması gerektiği anlamına gelmektedir.

Bu çerçevede öncelikle, olumlu ve yapıcı kültürün yayılmasının kaynağı olan kesimlere dikkat edilmesi özel bir önem taşımaktadır. Eğitim ve öğretimde görev yapan öğretmenler, üniversite ve dinî eğitim kurumlarındaki eğitimciler; ayrıca kendilerini özel sektör dışındaki kurumlarda görevlerini yerine getirmeye adamış hemşireler ve doktorlar bu kapsamda özel bir öneme sahiptir.

Aynı şekilde, güzel ve arzu edilen geleceğin kültürünün en hassas unsurlarını aile ortamında bu ülkenin her bir çocuğuna tek tek öğreten ev hanımı kadınların rolüne dikkat edilmesi de aynı derecede büyük önem taşımaktadır.

Umut edilir ki bu hususların ve hamdolsun hükümetin program listesinde yer alan diğer faydalı konuların hayata geçirilmesi, aziz ülkemizi «daha güçlü bir İran» hedefine doğru yöneltsin ve bu yolda faaliyet gösterenleri, Efendimiz Hz. Mehdi’nin —Allah zuhurunu çabuklaştırsın— özel inayetine ve onun hayır, bereket ve hidayet duasına layık kılsın.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Seyyid Müçteba Hüseyni Hamaney

28 Ağustos 2026

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha