Cumartesi 29 Ağustos 2026 - 21:10
Lübnan Yönetiminin Seçtiği Yol, Lübnan’a Onur Kazandırmıyor

Havza / Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım şunları vurguladı: “Bizim Resûlümüz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve âlih), özgür insanların peygamberidir. O özgür insanlar ki, dünya ve ahirette kendilerine mutluluk getirecek hakikatleri tanıyabilmek için temiz ve berrak zihinlerini ve kalplerini açarlar.”

Havza Haber Ajansı Çeviri Grubu’nun haberine göre, Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Hizbullah tarafından Beyrut’un güney kesimlerinde Aşura Meydanı’nda düzenlenen "Resûlü’l-Ahrâr” (Özgürlerin Peygamberi) Nebevî Festivali’nde yaptığı konuşmada şunları vurguladı: “Bizim Resûlümüz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve âlih), özgürlerin peygamberidir. Öyle özgürler ki, dünya ve ahirette saadetlerine vesile olacak hakikatleri tanımak için temiz ve berrak zihinlerini ve kalplerini açarlar.

Bugün özgürlerin peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.a.) doğumunu kutluyoruz. Bu mübarek doğum münasebetiyle, bu kutlu doğum ve Peygamberlerin ve Resûllerin Efendisi’nin bütün insanlık düzeyindeki büyük rolü hakkında konuşacağız. Ayrıca ülkemizin siyasi meselesi de dâhil olmak üzere bazı konulara değineceğiz.

Bugün Amerika’nın ve şirk, sapma ve küfür çizgisinde yürüyen herkesin tek bir ümmet, yani tek bir cephe olduğunu görüyoruz. Sünniler, Şiiler ve bütün Müslümanlar için peygamber birdir.

Birlik olun. Bizim İslami birlikten maksadımız yalnızca vicdani ve duygusal birlik veya sözlerde ve kavramlarda birlik değildir. Bilakis maksadımız, Müslümanların güçlenmesine vesile olacak ve aralarında, özellikle de ülkeler ve milletler arasında gelişmenin, iş birliğinin ve dayanışmanın gerçekleşmesini sağlayacak bir birliktir.

Birlik; ümmeti sömürgeciliğe, sapkınlığa ve istikbara tabi olmaktan kurtarmak içindir. Ümmeti kültürel, ekonomik ve siyasi kimliğinin elinden alınmasından kurtarmak içindir. Birlik, Müslümanlar arasında fitne çıkaran projelere ve nefret ve kin söylemine karşı koymak; Müslümanlar arasında mezhepsel, dinî ve siyasi engeller oluşturanlara karşı mücadele etmek içindir.

Birlik, zorba Amerika’nın takip ettiği ve suçlu İsrail’den yardım alarak bölgemizi parçalamaya ve dağıtmaya çalıştığı bölücü projelere karşı koymak içindir.”

Şeyh Kasım sözlerine şöyle devam etti: “Birlik için ihtiyaç duyduğumuz iki pratik sonuç vardır. Birincisi, fitnenin önlenmesi konusunda birlik olmamızdır. Bu birlik, İslami birlikten milli birliğe, oradan da insani birliğe doğru genişlemelidir. Bu birliğin dünyanın bütün özgür insanlarını kapsamasının önünde hiçbir engel yoktur.

Birliğin ikinci sonucu ise temel mesele etrafında -yani Filistin meselesi- Filistin’in özgürlüğü ve Mescid-i Aksa’nın özgürlüğü konusunda birlik olmamızdır.”

Hizbullah Genel Sekreteri şunları vurguladı: “Filistin meselesi İslami birliğin meselesidir; Sünnilerin, Şiilerin veya herhangi bir mezhebin meselesi değildir. Aksine bu mesele; İslami, milli, Arap ve insani bir meseledir.”

Şeyh Kasım, Arap ve İslam ülkeleri ile halklarını birlik sağlamak için çaba göstermeye çağırarak şöyle dedi: “Artık birlikte olma zamanı gelmiştir. Bölgemiz, bölge ülkeleri arasındaki anlayış ve uzlaşı yoluyla güvenli hâle gelmeli ve istikbarın ve onun bölgemizdeki bütün araçlarının varlığına son verilmelidir.”

Şeyh Kasım: İmam Musa Sadr Adaletin ve İnsanlığın Simgesiydi

Şeyh Naim Kasım, konuşmasının bir başka bölümünde şunları söyledi: “İmam Musa Sadr bir sembol, bir sancak ve bir örnekti. Çok çeşitli yeteneklere ve imkânlara sahipti.”

İmam Sadr’ın kişiliğinin dinî, sosyal, kültürel, siyasi ve insani boyutları bulunan çok yönlü bir şahsiyet olduğunu belirten Şeyh Kasım, şöyle devam etti: “İmam Musa Sadr, daha ilk dönemlerden itibaren Siyonist rejimin tehlikelerinin farkındaydı ve meşhur ‘İsrail mutlak şerdir’ sloganını ortaya attı.

İmam Musa Sadr ayrıca ülkede siyasi reform yapılmasını istiyordu ve daha ilk dönemlerden itibaren yoksun ve mahrum kesimlere yardım etme fikrini ortaya koydu. Lübnan’ın güneyine de özel bir önem veriyordu ve herkese şöyle diyordu: ‘Lübnan ve güneyi işkence altındayken gülümseyemez.’

İmam Sadr, güneyi İsrail’in işgalinden ve saldırılarından kurtarmak için mücadele ederken, siyasi ve sosyal reformlara da önem veriyordu. Buradan İmam Sadr’ın neden kaçırıldığını anlayabiliriz; çünkü o, adaletin ve insanlığın simgesiydi.”

Şeyh Kasım sözlerini şöyle sürdürdü: “Ümmetin Şehitler Seyyidi, Seyyid Hasan Nasrallah’ı izzet ve gururla anıyoruz. O, Lübnan’daki Direniş İmamı, yani İmam Sadr’ın özelliklerini ve niteliklerini her zaman hatırlatıyordu.

Ümmetin Şehitler Seyyidi, her zaman İslami birlik ve milli birlik üzerinde durdu. İnşallah biz de bu yolu sürdürmeye devam edeceğiz.”

Şeyh Kasım: Bölgedeki Direniş, Bölünme ve İşgal Projelerinin Karşısında Durdu

Şeyh Kasım ayrıca şunları vurguladı: “Bölge bugün, kendi tarihsel görüntüsünü ve güç dengesini yeniden şekillendirme sürecinin ortasındadır. Olağan dışı gelişmelere tanık oluyoruz. Amerika, bölgedeki hâkimiyetini artırmanın ve ‘Büyük İsrail’in yükselişi için gerekli zemini hazırlamanın yolunu açıyor. Bunu da kendi gücünden ve bölgemizde mevcut olan teslimiyet durumundan yararlanarak yapıyor.

Amerika’ya karşı İran direndi. İslam Cumhuriyeti’nin mübarek hareketi ile Filistin, Lübnan, Irak, Yemen ve bölgenin tamamındaki direniş güçleri; bölünme, işgal, istikbar ve vesayet projelerinin karşısında durdular.

Düşmanlar saldırı için hiçbir fırsatı kaçırmadılar; ancak başarılı olamadılar ve olamayacaklar. Ne katliamlarla, ne ekonomik kuşatmayla, ne teslim olmamız için uyguladıkları baskıyla, ne zorunlu göç ettirme çabalarıyla ne de halkı direnişten ayırma girişimleriyle başarılı oldular. Çünkü düşmanlar, birlik içinde olan ve büyük fedakârlıklara hazır bir halk karşısında şaşkına döndüler.”

Şeyh Naim Kasım bu bağlamda şunları vurguladı: “Fedakârlıklar büyük olsa da, saldırgan projeyi durduran da işte bu fedakârlıklar oldu. Çok şey feda ettik ama yenilmedik. Çünkü yenilgi, teslim olduğumuz zaman gerçekleşir. Amerika ise ekonomik açıdan ve dünya kamuoyunun kendi gerçekliğine bakışı bakımından yenilgiye uğruyor.”

Şeyh Kasım ayrıca şöyle dedi: “Amerika bugün artık bir örnek veya sembol değildir. Aksine dünya halkları Amerika’ya bir sömürgeci, zorba ve katil olarak bakıyor. Amerika’nın uğradığı zararlar da giderek daha fazla ortaya çıkıyor. Öyle ki bugün Amerika Birleşik Devletleri’nin borcu 40 trilyon dolara ulaşmış durumda.

İsrail rejimi de yenilgiye uğruyor. Çünkü ülkeden göç giderek artıyor, ekonomik durum kötüleşiyor ve uğrayacağı zararlar bundan da büyük olacak.”

Şeyh Kasım: Lübnan Yönetimi, Lübnan’a Onur Kazandırmayacak Bir Yol Seçti

Hizbullah Genel Sekreteri, Lübnan yönetimi ve “düşmanla doğrudan müzakereler” hakkında konuşurken, Lübnan yönetiminin kendilerine, Lübnan’a ve Lübnanlıların fedakârlıklarına hiçbir onur kazandırmayacak bir yol seçtiğini belirtti. Yönetimin İsrail düşmanıyla doğrudan müzakerelere girdiğini ve onun istediği ve istemediği her şeyi kendisine sunduğunu ifade etti.

Şeyh Kasım, yönetime hitaben şöyle dedi: “Bana söyleyin, doğrudan müzakerelerden ne elde ettiniz?”

Şeyh Kasım, direnen, fedakârlık yapan, onlara destek olan ve bütün Lübnan mezheplerinden yardım gören insanların bu tavizlerden ve ortaya çıkan sonuçlardan nefret ettiğini vurguladı.

“Müzakereler savaştan daha iyidir” diyenlere hitaben ise şu soruyu yöneltti: “Peki, sizin müzakereleriniz savaşı durdurdu mu?”

Şeyh Kasım sözlerini şöyle sürdürdü: “Müzakereler savaş ateşi altında yürütülüyor ve savaşa meşruiyet kazandırıyor. Bu müzakereler savaşa karşı yürütülen müzakereler değildir; aksine bunun adı, hiçbir kazanım elde etmeksizin zillet içinde teslim olmak olan bir müzakeredir.

Siz dolaylı müzakerelere gidebilir ve şartlar ortaya koyabilirdiniz. Amerikalı arabulucu dışında başka bir arabulucu arayın.”

Şeyh Kasım şöyle dedi: “Biz de savaş istemiyoruz. Bunun kanıtı, 27 Kasım 2024’te bir anlaşma imzalamış olmamızdır. Bugün yaşananlar ise açık bir İsrail saldırganlığıdır.”

Şeyh Kasım şunları vurguladı: “‘Çerçeve Anlaşması’ şer’i açıdan ve hukuken gayrimeşrudur ve onur kırıcı bir anlaşmadır. Bu anlaşma Lübnan yönetiminin egemenliğini yok etmekte ve hakları geri kazandırmamaktadır. Biz ‘Çerçeve Anlaşması’na karşıyız ve onun iptal edilmesini talep ediyoruz.”

Şeyh Kasım: Sahada Kalmaya Devam Edeceğiz ve “Büyük İsrail Projesi”ni Bozguna Uğrattık

Şeyh Kasım ayrıca şunları vurguladı: “Sahada kalmaya devam edeceğiz ve hakkında konuşulan bu projeleri kabul etmeyeceğiz. Çünkü ‘Büyük İsrail Projesi’ni bozguna uğrattık. Onların başkent Beyrut’a ulaşmasını engellemiş olmamız bir kazanımdır. Bizi güç ve silahlarımızdan mahrum bırakmalarını engellemiş olmamız da bir kazanımdır. Böylece Lübnan’ın zayıflamasının, onların Lübnan’a hâkim olmasının ve yerleşim faaliyetlerinin başlamasının önüne geçtik.

Bütün bu direnişe, halkına, şerefli insanlara, şehitlere ve fedakârlıklara rağmen hiçbir şeyi gerçekleştiremeyecekler.

Size söyledik ve tekrar söylüyoruz: Biz hedeflerimizi gerçekleştirmek için Kerbelâ mektebinin takipçileriyiz.”

Şeyh Kasım ayrıca direniş ailelerine hitaben şöyle dedi: “Sizin onurunuz için elimizden geldiğince iş birliği yapacak ve yardım edeceğiz. İnşallah her şeyin bir çözümü vardır. Biz başımız dik kalacağız ve teslim olmayacağız. Çünkü biz onur evlatlarıyız, izzet evlatlarıyız ve ‘Heyhat mine’z-zille’ — zillet bizden uzaktır!"

Şeyh Kasım konuşmasının sonunda şöyle dedi: “Allah’ın Elçisi, peygamberlerin ve resûllerin efendisi Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve âlih) doğumunu bütün Müslümanlara ve tüm dünya halklarına tebrik ediyorum.”

Lübnan Yönetiminin Seçtiği Yol, Lübnan’a Onur Kazandırmıyor

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha