Pazar 20 Eylül 2026 - 15:03
Ahlak Dersi | Tağutların ve Takipçilerinin İlk Belirtisi: Tağutlara Neden Aldanmamalıyız?

Havza / Kur'an ve Ehl-i Beyt’in (a.s.) bakışında, dünya ehlinin elde etmek için çabaladığı şeyler "hutâm"dan başka bir şey değildir.

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre Şehit İmam Ayetullah el-Uzma Hamaney'in hadis şerhinde, Hz. Seccad'ın (a.s.) tağutlar ve takipçileri hakkındaki sözlerine değinerek dünyevi görünüşlere aldanma konusunda uyarıda bulunulmaktadır. Zira dünyaya, paraya, servete, zahirî makam ve sosyal itibara bağlılık, dünya ehlinin belirgin özellikleri olarak tanımlanmıştır.
Konuşmanın metni ve videosu istifadenize sunulmaktadır:



Bismillahirrahmanirrahim

Ebu Hamza Sumâlî'nin nakline göre Hz. Seccad'ın (a.s.) yazılı beyanıdır:


«أیها المؤمنون لا یفتننکم الطواغیت و أتباعهم»


"Ey müminler! Tağutlar ve onların takipçileri sakın sizi fitneye düşürmesin (aldatmasın)."

Onların takipçileri, ilk etapta bizzat etraflarındaki yakın çevreleridir; ardından ise hiçbir araştırma yapmadan, sorumluluk ve bağlılık hissi taşımaksızın gönlünü tağuta kaptıran ve onun peşinden sürüklenen halk kitleleridir. Takipçilerinden kasıt işte bu kimselerdir.

Daha sonra tağutlar ve onların takipçileri için birtakım özellikler zikretmektedir:


«مِن أهلِ الرَّغبةِ فی هذه الدنیا»


"Bu dünyaya rağbet edenlerden..."

Bunların ilk ve belki de en önemli özelliği, dünya ehli olmaları ve dünyaya aşırı rağbet göstermeleridir.


«المائلون إلیها»


"Ona meyledenler."

Dünyaya yönelir ve meylederler.


«المفتتنون بها»


"Ona tutulanlar, büyülenenler."

Ona ehemmiyet verirler. Bunun anlamı şudur ki, bunların zıttı konumunda olan bir mümin, dünyaya önem dahi vermemelidir.


«المقبلون علیها و علی حطامها الهامد»


"Yok olmuş kırıntılarına yönelenler."

"Hutâm"; kurumuş tahta parçaları, döküntüler ve benzeri şeyler demektir. Bu dünyada gördüğünüz her şey. Parası, serveti, zahirî makamı, sosyal itibarı... Bunların hepsi yere saçılmış kuru tahta kırıntılarından ibarettir.


«حطامها الهامد»


"Hâmid"; yok olmuş ve sönmüş demektir. Ateş söndüğünde "hemed" denir. Yani yok oldu, alevi dindi ve bitti.
Hutâm (kırıntı), yok olmakta olan bir şeydir ve yok oluş onun özünde vardır.


«و هشیمها البائد»


"Ve onun yok olup gidecek olan çer çöpü."


"Heşîm" de yine kurumuş, ufalanmış ve dağılmış şeyler anlamına gelir. Kur'an'da geçen:


«هَشِیماً تَذْرُوهُ الرِّیاحُ»


"Rüzgârların savurduğu çer çöp gibi..." (Kehf Sûresi, 45) ayetinde olduğu gibi yere dökülenler, bir rüzgâr veya esinti geldiğinde hepsini toplayıp alıp götürdüğü döküntülerdir.

Dünya ehlinin sahip olduğu ve uğruna kendilerini paraladıkları bütün bu şeyler, Kur'an'ın ve Ehl-i Beyt'in hikmetli bakışında "heşîm"dir (savrulan kuru çer çöptür).


«و هَشیمُها البَائد غداً»


"Ve yarın yok olup gidecek olan çer çöpü."

Yarın yok olup gidecek olan o heşîmdir. Rüzgâr gelmiş, onu savurmuş ve götürmüştür, yani yok olmuştur.

Tağutların özelliği dünya için çalışmalarıdır. Kendi gözlerinde büyük, fakat hakikatte değersiz olan bu gelip geçici şeyler uğruna tüm güçlerini harcarlar. Bunlar sakın sizi aldatmasın.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha