Havza Haber Ajansı muhabirinin bildirdiğine göre İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Ali Rıza Arafi, Gece Toplantıları Ana Koordinasyon Karargâhı Konseyi'nin bazı üyeleriyle yaptığı görüşmede, son aylarda ülkenin en zor koşullarında halkın sahadaki varlığına öncülük eden ve bu varlığı yönlendiren kişilerin çabalarını takdir etti. Ayetullah Arafi, bu hareketi büyük bir gurur vesilesi olarak nitelendirdi.
İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Arafi, peygamberleri ve Allah'ın velilerini, yüce şehitleri, özellikle de İmam ve şehit Rehber'i rahmetle anarak Allah'tan İslam ümmetine, İran halkına, İslam İnkılabı'na, Direniş Cephesi'ne, halka, silahlı kuvvetlere, Rehberlik makamına ve bu büyük hareket ile halk toplantılarında hizmet veren herkese ilahî yardım ve inayetini artırmasını diledi.
Son Savaş: Dünya Düşünürlerinin Yıllarca Analiz Edeceği Tarihî Bir Dönem
Anayasayı Koruyucular Konseyi'nin fakih üyelerinden Ayetullah Arafi, son yedi-sekiz ay boyunca Kum'da ve diğer toplantılarda yaptığı konuşmalarda ve hutbelerde pek çok konuya değindiğini belirtti. Son iki yılda gerçekleştirdiği yurt dışı ziyaretlerine de değinen Ayetullah Arafi, On İki Gün Savaşı'nın ardından Malezya'ya yaptığı ziyareti ve şehit Rehber'in cenaze töreninden sonra yabancı heyetlerle kurulan geniş çaplı ilişkileri hatırlattı.
Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
"O dönemde dünyanın çeşitli bölgelerinden 200'den fazla yabancı heyet hazır bulunuyordu. Görüşmeler ve dış temaslar neredeyse her hafta devam ediyordu. Yerleşmek için sabit bir mekânın dahi bulunmadığı en zor koşullarda bile bu ilişkiler kesintiye uğramadı."
Ayetullah Arafi, katılımcılara hitap ederek onların basiretini ve içinde bulunulan koşulları doğru kavramalarını takdir etti ve şöyle dedi:
"Siz, koşulları doğru tanıyıp analiz ederek bu hareketin ön saflarına geçtiniz ve halkın sahadaki varlığına öncülük etmeyi üstlendiniz. Son savaşta yaşananlar öyle bir örnek ortaya koydu ki dünyadaki uzman ve düşünürler bunu askerî, güvenlik, siyasi, toplumsal ve kültürel açılardan yıllarca, hatta onlarca yıl incelemek zorunda kalacaklar."
Sekiz Yıllık Mukaddes Savunma: İran ve Dünya Tarihinde Kalıcı Bir Tecrübe
Anayasayı Koruyucular Konseyi'nin fakih üyelerinden Ayetullah Arafi, sekiz yıllık Mukaddes Savunma'nın İran'daki ve bölgedeki gelişmeler açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek bu tecrübenin ülkedeki dönüşümün temel odaklarından biri olduğunu söyledi.
Ayetullah Arafi, "Mukaddes Savunma'nın üzerinden yıllar geçmesine rağmen dünya genelinde bu savaş hakkında analizler ve incelemeler yapılmaya devam ediyor. Bu tecrübe, farklı açılardan bakıldığında siyaset tarihinde ve toplumsal dönüşümlerde kendine özgü bir olgu olarak öne çıkıyor." dedi.
İran'a dayatılan sekiz yıllık savaşın son günlerini ve İmam Humeyni'nin ateşkesi öngören kararı kabul etmesine ilişkin bildirisini hatırlatan Ayetullah Arafi, şöyle konuştu:
"İmam Humeyni'nin söz konusu bildirisinde ve sonrasında yayımladığı açıklamalarda Mukaddes Savunma'nın bir hidayet meşalesi olarak kalıcılığına yaptığı vurgu, tarihî bir gerçektir. Dünyanın farklı bölgelerinde İran halkının sekiz yıl boyunca savaşın bütün zorluklarına ve ağır bedellerine rağmen gösterdiği direniş karşısında şaşkınlık duyan milletler ve düşünürlerle karşılaştım."
Mukaddes Savunma'nın dünya çapında dönüşüm ve ilham kaynağı olmayı sürdürdüğünü belirten Ayetullah Arafi, bir milletin uzun süreli baskılar ve zorluklar karşısında direnmesinin savaşın sona ermesiyle ortadan kalkacak bir tecrübe olmadığını vurguladı. Bu direnişin etkilerinin sonraki nesillerde ve siyasi, askerî, kültürel ve toplumsal analizlerde varlığını koruduğunu ifade etti.
İmam Humeyni'nin Hareketinde ve İslam İnkılabı'nda Tarihe Yön Veren Dört Zirve
Ayetullah Arafi, yarım asrı aşkın süredir yaşanan gelişmeleri değerlendirerek İmam Humeyni'nin hareketi ve İslam İnkılabı açısından tarihe yön veren dört önemli dönüm noktasını sıraladı.
Bu dönüm noktalarının her birinin İran'ın ve bölgenin tarihsel seyrini değiştirdiğini belirten Ayetullah Arafi, son yarım asırdaki gelişmeleri doğru analiz edebilmek için bu kritik eşiklere dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
Birinci Zirve: 15 Hordad 1342 Ayaklanması
Arafi, tarihe yön veren ilk dönüm noktasının 15 Hordad 1342'de (5 Haziran 1963) gerçekleşen ayaklanma olduğunu belirtti.
O dönemde materyalist düşüncenin ve Batı kültürünün dünyaya hâkim olduğunu söyleyen Ayetullah Arafi, pek çok analizde İslam çağının sona erdiğinin ve materyalist kültürün insanların zihinleri, düşünceleri ve yaşamları üzerinde bütünüyle üstünlük kurduğunun ileri sürüldüğünü hatırlattı.
Ayetullah Arafi, böyle bir ortamda İmam Humeyni'nin başlattığı hareketin dünyada hâkim olan materyalizmin yapısına ciddi bir sarsıntı yaşattığını ifade etti.
İlim Havzaları Müdürü, 1342 yılında hareketin ilk dönemlerinde yaşananları hatırlatarak şöyle konuştu:
"O dönemde biz henüz gençtik ve Kum'da yaşıyorduk. 15 Hordad Ayaklanması'nı bizzat doğrudan deneyimlememiş olsak da onun devamını ve etkilerini gözlemliyorduk. O günlerde dünyada yaygın olan pek çok teori ve analiz, dinin rolünün sona erdiğini, Batı ve materyalist kültürün üstünlük kurduğunu savunuyordu."
Ayetullah Arafi, İmam Humeyni'nin Feyziye Medresesi'nde ve A'zam Camii'nde yükselttiği sesin ve İran halkının yiğit kadınlarıyla erkeklerinin hâkim olan karanlık atmosfere karşı ayaklanmasının dünyayı sarstığını belirtti.
O dönemde pek çok kişinin bu hareketin anlamını kavrayamadığını, onu alaya aldığını veya hiçbir sonuca ulaşamayacağını düşündüğünü söyledi.
Ayetullah Arafi, o dönemde dünyanın çeşitli güçleri ve farklı siyasi akımları tarafından yöneltilen yoğun muhalefet ve kınamalara da değinerek şöyle dedi:
"Pek çok kişi bu hareketin kısa süreli bir girişim olduğunu ve kısa zamanda söneceğini düşünüyordu. Ancak tarihin gerçek seyri başka türlü oldu. O çığlık ve ayaklanma tarihe kazındı ve dünyayı etkiledi."
Mücadele yıllarının zorluklarına dikkat çeken Ayetullah Arafi, bu noktadan bir sonraki aşamaya ulaşmak için yaklaşık 16 yıl geçtiğini belirtti. Bu yılların hapisler, sürgünler, acılar ve şehadetlerle dolu olduğunu vurguladı.
Pek çok insanın ağır bir yalnızlık ve gurbet içinde hayatını kaybettiğini, ancak İmam Humeyni'nin yükselttiği bayrağın arkasında durmaya devam ettiğini söyledi.
İlim Havzaları Müdürü, hareketin zafer kazanmasında halkın temel rolünü vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"Bu tarihî dönüşümde asıl pay İran halkına aittir. İmam binlerce kez sesini yükseltseydi ama halk ona eşlik etmeseydi bu hareket nasıl başarıya ulaşabilirdi? Tarihte büyük dönüşümler gerçekleştirmek isteyen, ancak toplumsal destek bulamadığı için hedefine ulaşamayan pek çok lider olmuştur."
Ayetullah Arafi, bu medeniyet dönüşümünün başlangıç noktasının, 1342 yılında meydana çıkan ve İmam'ın yolunda ilerlemek gerektiğini anlayan kadınların, erkeklerin ve gençlerin katılımı olduğunu belirtti.
İran halkının bu katılımıyla çağdaş tarihte yeni bir sayfa açtığını ve yeni, özgün bir medeniyet hareketinin temellerini attığını ifade etti.
İslam İnkılabı'nın Zaferi: İkinci Zirve
Ayetullah Arafi, tarihe yön veren ikinci dönüm noktasının 22 Behmen 1357'de (11 Şubat 1979) İslam İnkılabı'nın zafer kazanması olduğunu söyledi.
İnkılabın hem ülke içinde hem de uluslararası alanda şaşırtıcı bir olay olduğunu belirten Ayetullah Arafi, pek çok kişinin İmam Humeyni'nin hareketinin böyle bir sonuca ulaşabileceğine inanmadığını ifade etti.
1357 yılındaki yürüyüşlere ilişkin anılarını paylaşan Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
"O dönemde bile yürüyüşlere katılan bazı insanlar, İmam'ın hareketinin başarıya ulaşacağını düşünmüyordu. Mücadelenin sonunda gerilla faaliyetleriyle sınırlı kalacağını zannediyorlardı. Ancak İmam Humeyni halkı tanıyordu ve halkın muazzam, derin ve tükenmez gücüne dayanıyordu."
Anayasayı Koruyucular Konseyi'nin fakih üyelerinden Ayetullah Arafi, 20, 21 ve 22 Behmen 1357 günlerini hatırlatarak o günlerde Tahran'da bulunduğunu, yürüyüşleri ve gelişmeleri yakından gözlemlediğini söyledi.
Özellikle 21 Behmen günü öğleden sonra, İmam Humeyni'nin halkı sokaklara çıkmaya çağıran mesajının ardından olağanüstü bir tablonun ortaya çıktığını belirtti.
Ayetullah Arafi sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sokakların boş kalmasına yönelik kararların ve planların yapıldığı bir ortamda, İmam Humeyni'nin mesajının ardından Tahran sokakları insanlarla doldu. Halkın yokluğuna dayanan planlar ve hesaplar boşa çıktı. Bu katılım, İslam İnkılabı tarihinin büyük ve mucizevi zirvelerinden bir diğeriydi."
Dayatılan Savaşın Sona Ermesi: Acılarına ve Zorluklarına Rağmen Üçüncü Zirve
Ayetullah Arafi, tarihe yön veren üçüncü dönüm noktasının İran'a dayatılan savaşın sona ermesi ve ateşkesi öngören kararın kabul edilmesi olduğunu belirtti.
Bu aşamanın acılarla dolu olduğunu, ancak özünde Mukaddes Savunma tecrübesini ortaya çıkaran ve kalıcı sonuçlar doğuran büyük zaferler barındırdığını söyledi.
Savaşın son döneminin yalnızca zorluklar açısından değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Ayetullah Arafi, sekiz yıllık Mukaddes Savunma tecrübesinin, halkın direnişinin ve elde edilen kazanımların İslam İnkılabı'nın tarihî birikiminin parçası olduğunu ifade etti. Bu birikimin etkilerinin İran'daki ve bölgedeki gelişmelerde hâlâ görülebildiğini belirtti.
İran'a Dayatılan Son Savaş: İnkılap Tarihinin Dördüncü Zirvesi ve Farklı Bir Aşama
İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Arafi, On İki Gün Savaşı'nı ve son 40 gündür devam eden savaşı İslam İnkılabı tarihinin dördüncü büyük dönüm noktası olarak nitelendirdi. Bu aşamanın, gerek 60 yılı aşkın inkılap öncesi hareket tarihi gerekse İslam İnkılabı'nın zaferinden sonraki 40 yılı aşkın dönem bakımından diğer aşamalardan farklı bir konumda bulunduğunu söyledi.
Ayetullah Arafi, karşı karşıya gelen iki tarafı düşmanın iradesi ve İran halkının direnişi olarak tanımlayarak bu dönemin hem düşmanın geçmişte sahip olduğu ve bugün de sürdürdüğü kararlılık hem de İran halkının buna karşı gösterdiği direniş bakımından farklılık taşıdığını belirtti.
Bu aşamada ortaya çıkan tablonun geçmişteki tecrübelerden ciddi biçimde ayrıldığını vurguladı.
Ayetullah Arafi, Aksa Tufanı Operasyonu'nun ardından yaşanan gelişmeleri ve İsmail Heniyye'nin şehadetini değerlendirirken başlangıçta şekillenmekte olan dalganın boyutlarını bu kadar ciddi görmediğini söyledi.
Ancak daha sonra, Yardımcılar Kurulu toplantıları da dâhil olmak üzere çeşitli toplantılarda, önceki dalgalardan tamamen farklı bir dalganın tasarlanıp harekete geçirildiğini defalarca vurguladığını ifade etti.
Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
"Bu değerlendirmeyi çeşitli vesilelerle dile getirdim. Söz konusu dalganın özelliği, büyük dünya güçlerinin kararlılığının, diğer bazı güçlerin sessizliği ve desteğiyle birleşerek İran'ı ve İslam İnkılabı'nı hedef alan bir doğrultuda ilerlemesiydi. Bu aşamayı önceki dönemlerle kolayca karşılaştırmak mümkün değildir. Düşmanın sınırlı ve geçici hedeflerle yetineceği düşünülmemelidir."
İran'a Yönelik Saldırı: Dünya Güçleri Arasındaki Görünür Görüş Ayrılıklarının Ötesinde
Ayetullah Arafi, gece toplantılarında halkın sahada bulunmasına bir kez daha dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Siz, çağdaş tarihte eşi benzeri görülmemiş bir saldırı karşısında İran halkının kapsamlı, geniş çaplı ve medeniyet temelli direnişinin bir bölümüne öncülük ediyorsunuz. Yaptığınız işin değeri, karşı karşıya olduğumuz mücadelenin boyutları ve bu alanda yer alan güçlerin genişliği dikkate alındığında daha iyi anlaşılacaktır."
ABD'deki Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasındaki bazı siyasi anlaşmazlıklara, Avrupa ülkelerinin ve bölgedeki önemsiz işbirlikçilerinin farklı görüşlerine değinen Ayetullah Arafi, bu aktörler arasında görüş ayrılıkları bulunduğunun inkâr edilemeyeceğini söyledi.
Ancak son iki-üç yılda tasarlanan politikanın özünde önemli ölçüde bir uyum bulunduğunu ve bu aktörlerin temel hedef konusunda ortaklaştığını belirtti. Bunun, dünya sahnesinin analizinde dikkate alınması gereken bir gerçek olduğunu vurguladı.
İlim Havzaları Müdürü, savaşın ilk haftalarında kendilerine ulaşan rapor ve mesajlara da değindi.
Ayetullah Arafi, savaşın ilk günlerinde Rusya'dan Pakistan'a ve diğer bazı ülkelere kadar çeşitli istihbarat servislerinden ve farklı taraflardan mesajlar aldıklarını belirterek şöyle konuştu:
"Bu mesajların birçoğunda acıma duygusu hâkimdi. Bazıları, mevcut durumu sona erdirecek bir yol bulunmasını öneriyordu. Çünkü İran'ın böylesine büyük bir saldırı karşısında bir ay bile dayanamayacağını düşünüyorlardı."
Ayetullah Arafi, bazı ülkelerin kendilerine gönderdikleri mesajlarda Amerikalıların çok acımasız olduğunu ve işlerin bu noktaya gelmesine izin verilmemesi gerektiğini söylediklerini aktardı.
Mesajların bir bölümünün samimi, bir bölümünün ise görünüşte böyle olduğunu belirten Ayetullah Arafi, genel olarak birçok tarafın ilk haftalarda İran'ın bu büyüklükte bir baskıya karşı koyabileceğini düşünmediğini söyledi.
Bazı tarafların, "Yapabileceğimiz bir şey varsa hizmetinizdeyiz." dediğini, bazılarının ise durumun sona erdirilmesi için bir yol bulunması gerektiğini vurguladığını ifade etti.
Ayetullah Arafi, bu değerlendirmelerin uluslararası aktörlerin İran'ın direniş kapasitesine ilişkin algısını gösterdiğini belirterek şöyle konuştu:
"Gerçekte yaşananlar, geçmişteki olaylardan çok daha büyük bir hadiseydi. Bu olay, geçmişteki tarihî tecrübelerin devamı niteliğindedir; ancak bazı yönlerden onlardan ayrılmaktadır. Çünkü bu aşamada dünyanın büyük güçleri doğrudan sahaya girmiştir."
Bölge ülkelerinden, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'dan gelen siyasi ve diplomatik heyetlerin ziyaretlerine değinen Ayetullah Arafi, diplomasinin kendi yerinin bulunduğunu ve görevini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
Ancak ülkelerin görünürdeki diplomatik girişimlerinin ve açıklamalarındaki farklılıkların yanı sıra perde arkasındaki hedeflerin ve hesapların da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Ayetullah Arafi, diplomatik görüşmelerin ve fikir alışverişlerinin meselenin yalnızca görünen yüzünü oluşturduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Perde arkasında, İslam İnkılabı'nın söylemine darbe vurulması gerektiği konusunda hepsi ortak bir noktada buluşuyor. Bu tabloyu analiz ederken asıl mesele, diplomatik açıklamaların arkasında hangi hedefin bulunduğudur. Ortak hedef, İslam İnkılabı'nın söylemine darbe vurmak ve İran halkının büyüklüğünü kırmaktır. Bu hedefin nasıl gerçekleştirileceği konusunda aktörler arasında farklılıklar bulunabilir."
Ayetullah Arafi, mevcut koşullarda tehditlerin sona erdiğini düşünerek rahatlamaya kapılmamak gerektiğini vurguladı. İslam İnkılabı Rehberi'nin de belirttiği üzere, büyük kazanımlar elde edilmiş olsa bile herkesin sahada bulunmayı ve sorumluluklarını sürdürmesi gerektiğini söyledi.
Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
"İran halkının yaptığı iş o kadar büyüktür ki, Allah korusun, bu aşamada da yenilgiye uğrarsak tarih, en büyük uluslararası dalgalar ve dünya güçleri karşısında iki yıl boyunca direnmiş ve varlığını korumuş bir milletten söz edecektir. Ancak Allah'ın lütfuyla böyle bir şeyin yaşanmayacağını umuyoruz. Ülkemizin izzet ve büyüklük yolunda ilerlemeye devam etmesini diliyoruz."
Yabancı Heyetlerin Halkın Katılımına Tepkisi: Birçok Kişinin Hayal Bile Edemediği Tablo
İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Arafi, şehit Rehber'in cenaze törenine katılan yabancı heyetlere değinerek farklı ülkelerden gelen çok sayıda şahsiyetle görüştüğünü söyledi.
Ayetullah Arafi, o dönemde çeşitli ülkelerden gelen yaklaşık 100 şahsiyetle bir araya geldiğini ve bunların birçoğunun İran'da gördüklerini kolayca analiz edemediğini ifade etti.
Anayasayı Koruyucular Konseyi'nin fakih üyelerinden Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
"Başta Afrika olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinden Tahran ve Kum'a gelen bazı seçkin âlimler, halkın günlük yaşamının normal biçimde devam ettiğini ve insanların sahadaki varlıklarını sürdürdüğünü görünce şaşkınlığa uğradılar. Yaşanan olaylardan sonra hayatın devam etmesi ve halkın hâlâ sahada bulunması onlar için hayal edilmesi güç bir durumdu."
Ayetullah Arafi, bu tepkilerin İran'da yaşanan gelişmelerin dünya çapında geniş yankı uyandırdığını gösterdiğini söyledi.
İran'da ortaya çıkan gerçeğin bazı yabancı gözlemciler tarafından tanımlanamadığını ve analiz edilemediğini belirten Ayetullah Arafi, bu kişilerin farklı bir tablo beklediklerini, ancak önceki hesap ve tasavvurlarıyla örtüşmeyen bir gerçeklikle karşılaştıklarını ifade etti.
Malezya'da 100'den fazla ülkeden temsilcilerin ve farklı dinlerden şahsiyetlerin katıldığı bir zirvede bulunduğunu hatırlatan Ayetullah Arafi, söz konusu toplantının Malezya Başbakanı'nın girişimiyle düzenlendiğini ve Suudi Arabistan'la bağlantılı kurumların desteğini aldığını söyledi.
Ayetullah Arafi şöyle devam etti:
"Toplantının masrafları başka bir tarafça karşılanmış olmasına rağmen, İran'ın adı ve İran heyetinin tutumu toplantıda defalarca gündeme geldi. Farklı şahsiyetler, İran heyetiyle görüşmek için talepte bulundu. Bu durum, İran'ın dünya düşünce ve siyasetindeki konumunun yalnızca mali imkânlara veya bir etkinliğe ev sahipliği yapmaya bağlı olmadığını gösteriyordu."
Zirveye katılan bazı şahsiyetlerle yaptığı görüşmelere de değinen Ayetullah Arafi, ülkelerinin resmî politikaları çerçevesinde faaliyet gösteren kişilerin bile davranış ve konuşmalarında İran'ın ve Şiiliğin konumuna dikkat gösterdiklerini söyledi.
Bu tecrübelerin uluslararası alanda önemli bir kazanım elde edildiğini gösterdiğini belirten Ayetullah Arafi, bu kazanımdan doğru biçimde yararlanmak için yeni planlamalara ve girişimlere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
"Günümüz dünyasında ülkeler isimlerini duyurmak ve ilgi odağı hâline gelmek için büyük harcamalar yapıyor. Ancak bugün İran, dünyanın ilgi odağında bulunuyor. Bu, tanımamız, korumamız ve doğru bir planlamayla kalıcı imkânlara dönüştürmemiz gereken bir kazanımdır."
Geceleri Meydanlarda Halk Toplantıları: İran'ın ve İslam İnkılabı'nın Dünya Çapındaki İzzet Zincirinin Bir Halkası
İlim Havzaları Müdürü y Arafi, son gelişmelerde gece toplantılarının taşıdığı öneme dikkat çekerek şöyle konuştu:
"Sizin gece toplantınız sınırlı ve diğerlerinden kopuk bir hareket değildir. Aksine İslam'ı, İran'ı, İslam İnkılabı'nı ve İran halkının izzetini ve büyüklüğünü dünyaya taşıyan büyük bir zincirin halkasıdır."
Anayasayı Koruyucular Konseyi'nin fakih üyelerinden Ayetullah Arafi, bu zincirin her gece gözetilmesi gerektiğini ve hiçbir unsurun ona zarar vermemesi gerektiğini belirtti.
Son gelişmelerde ortaya çıkan yeni gerçeklerden birinin, toplumsal ve millî gücün bu toplantılara ve halkın sokaklardaki varlığına dayanması olduğunu söyledi.
Ayetullah Arafi, füze kapasitesinin, silahlı kuvvetlerin, Devrim Muhafızları Ordusu'nun ve ülkenin askerî ve güvenlik alanındaki faaliyetlerinin önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
"Bütün bu imkânlar son derece önemlidir. Ancak gücü üreten kaynak olan halk sahaya çıkmasaydı ve aktif biçimde varlık göstermeseydi diğer imkânlar da aynı şekilde ve aynı etkiyle kullanılamazdı."
İslam İnkılabı Rehberi'nin şehadetini ve ülkenin istihbarat, güvenlik ve askerî kurumlarına verilen darbeleri hatırlatan Ayetullah Arafi, yaşanan olaylarda önemli askerî ve güvenlik yetkililerinin kaybedildiğini, çeşitli kurum ve sistemlerin ciddi zarar gördüğünü söyledi. Bütün bunlara rağmen ülkenin yoluna devam ettiğini ve devlet işleyişinin durmadığını vurguladı.
Ayetullah Arafi, o koşullarda bazı kurum ve birimlerin ciddi zorluklarla karşılaştığını, olağan toplantıların ve işleyiş mekanizmalarının birçok durumda sürdürülemediğini belirterek şöyle konuştu:
"Buna rağmen ülke kendi ayakları üzerinde durmayı başardı. Bu gerçek, ülkenin gücünün yalnızca resmî yapılardan ibaret olmadığını; iman, basiret, irade ve halkın katılımında derin bir dayanağa sahip olduğunu gösteriyor."
İlim Havzaları Müdürü, ülkenin bütünlüğünün korunmasında halkın rolünü vurgulayarak füzelerin, silahlı kuvvetlerin ve güvenlik kapasitesinin önemli olduğunu, ancak bu imkânları bütünlüklü bir millî güç sistemine dönüştüren unsurun halkın varlığı ve tarihî dönüm noktalarında gösterdiği sorumluluk bilinci olduğunu söyledi.
Savaş Günlerinde Sahadaki Varlık: Zor Koşullara Hazırlıklı Olmanın Gerekliliği
Ayetullah Arafi, dayatılan savaşın ilk günlerindeki koşullara değinerek şöyle konuştu:
"Savaşın daha ilk günlerinde, bağlantıların ve dış desteklerin uzun süre kesildiği ve kimsenin sizi arayıp sormadığı bir durumda bile işleri yürütebilecek şekilde planlama yapmanız gerektiğini vurguladım."
İlim Havzaları Müdürü, bu gerekliliğin savaşın özel koşullarından kaynaklandığını belirtti.
Olağan mekanizmalara ve sürekli iletişim kanallarına güvenilemeyecek durumlara karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurgulayan Ayetullah Arafi, bu dönemde ülkeye yardımcı olan unsurların manevi güç, düşünsel birikim, basiret, kavrayış ve İran gençliğinin aydın görüşlülüğü olduğunu söyledi.
İnkılapçı çekirdeğin yanında toplumun farklı kesimlerinin de harekete katıldığını belirten Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
"Bu hareketin temel çekirdeğini Hizbullahçı, inkılapçı ve coşkulu güçler oluşturuyor. Ancak bu çekirdeğin yanında toplumun başka kesimleri de sahaya çıktı ve aktif hâle geldi. Bu çevresel kapasiteyi korumalı, uygun tedbirler ve planlamalarla bu kesimlerin desteğinin devam etmesini sağlamalıyız."
Ayetullah Arafi, savaşın zorlu güvenlik koşullarına değinerek Tahran'daki bazı emniyet merkezlerinin ve karakolların durumlarının değiştiğini, çeşitli kurumların zarar gördüğünü hatırlattı.
İstihbarat, güvenlik ve emniyet birimlerinin darbe aldığı o günlerde bile halkın sahada bulunmaya devam ettiğini söyledi.
Tahran'daki gözlemlerini paylaşan Ayetullah Arafi, bazı geceler şehirde dolaştığını ve hâkim olan atmosferi yakından gördüğünü belirterek şöyle konuştu:
"Yaşanan zorluklara ve verilen zararlara rağmen şehir canlıydı ve insanlar sahadaydı. Bu milletin iradesi, imanı, sebatı ve direnişi şaşırtıcı bir gerçeklikti."
İlim Havzaları Müdürü, bu katılımın İran toplumunun en zor koşullarda bile toplumsal hayatını sürdürme ve hareketini devam ettirme kapasitesine sahip olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Bu kapasitenin korunması için halkın kendi arasındaki ve sorumlu kurumlarla olan ilişkilerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Savaş Bitmedi: Halk Meydanı Boş Bırakmasın
Ayetullah Arafi, tehditlerin sona erdiğini düşünmenin yanlış olacağı konusunda uyarıda bulunarak şöyle konuştu:
"Her şeyin sona erdiğini ve artık halkın sahada bulunmasına gerek kalmadığını düşünen biri yanılıyor. Ülkenin izzetinin ve büyüklüğünün devamı bu varlığa bağlıdır. Bütün dünya, İran halkının en zor koşullarda bile meydanı boş bırakmadığını hissetmelidir."
Ayetullah Arafi sözlerini şöyle sürdürdü:
"Düşman farklı seçeneklere başvursa ve koşullar daha da zorlaşsa bile —ki buna yönelik planlamalar da yapılmıştır— sokaklarımız canlı, hareketli ve halkın katılımıyla dolu kalacaktır. Bayraklar dalgalanmaya, sloganlar yükselmeye devam edecektir. Akıllar ve basiretler aktif olacak, değerlendirmeler İran'ın ve İslam İnkılabı'nın izzetini ve büyüklüğünü koruma doğrultusunda yapılacaktır."
İlim Havzaları Müdürü, halk toplantılarının bu hareketin itici gücü ve atan kalbi olduğunu belirterek katılımcılara şöyle seslendi:
"Sizler bu katılımın hizmetkârlarısınız. Yaptığınız işin değeri tarif edilemeyecek kadar büyüktür. Tarihin kritik ve kader belirleyici bir dönüm noktasındayız. Bu noktada ihmalkâr davranırsak, önümüzdeki bir-iki yüzyıl boyunca farklı koşullarda yaşamak zorunda kalabiliriz."
Ayetullah Arafi, yapılan çalışmanın büyük bir tarihî hesaplaşma karşısında duran cepheye destek vermek anlamına geldiğini söyledi.
Bu katılımın öneminin tarihsel dönüşümlerin boyutları ve uzun vadeli sonuçları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Milletlerin Karar Alma Süreçlerinden Uzak Kalması: Nesiller Boyu Bedeli Ödenebilecek Bir Tecrübe
Ayetullah Arafi, şehit Rehber Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali Hamaney'in milletlerin dünya çapındaki gelişmelerin dışında kalmasının sonuçlarına ilişkin bir sözünü hatırlattı.
Ayetullah Arafi, pazartesi günleri düzenlenen toplantılardan birinde bazı kişilerin şehit Rehber'den birkaç cümle söylemesini istediklerini belirterek onun İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesi ve dünyanın galip güçler arasında paylaşılması hakkında yaptığı değerlendirmeyi aktardı.
Ayetullah Arafi'nin aktardığına göre şehit Rehber şöyle demişti:
"İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra Müttefikler ve galip güçler bir araya geldiler, dünya haritasını masanın üzerine serdiler ve çeşitli bölgeleri aralarında bir pasta paylaşır gibi bölüştüler. Çünkü İslam dünyası, Batı Asya o sahnede sessiz kalmış ve etkili bir varlık gösterememişti. Bu nedenle her şeyini kaybetti ve fiilen uluslararası denklemlerin dışına itildi."
İlim Havzaları Müdürü, bu anlatının verdiği mesajı vurgulayarak şöyle konuştu:
"Bir millet veya toplum, kaderini belirleyecek bir anda sahneden uzak kalırsa bu yokluğun bedelini yüz, hatta iki yüz yıl boyunca ödemek zorunda kalabilir. Tarihî dönüm noktalarında sahada bulunmak yalnızca geçici bir eylem değildir; milletlerin ve gelecek nesillerin kaderini belirlemede etkili olur."
Son aylarda yaptığı tarih araştırmalarına da değinen Ayetullah Arafi, geceleri uyanık kaldığı ve fırsat bulduğu zamanlarda İran, Osmanlı ve diğer geçmiş çatışmalar hakkında yüzden fazla tarih kitabı okuduğunu söyledi.
Bu çalışmaların bazı yenilgilerin ve tarihî anlaşmaların ülke üzerinde ne kadar uzun süreli sonuçlar doğurduğunu bir kez daha gösterdiğini ifade etti.
İran'ın geçmiş savaşlarına ve Türkmençay Antlaşması gibi anlaşmalara değinen Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
"Bazı savaşlarda iki taraf da askerî kuvvetlere sahipti. Ancak kimi zaman top gibi yeni bir silahın ortaya çıkması veya askerler arasında korkunun yayılması, ordunun moralinin çökmesine ve geri çekilmeye yol açtı. Mesele yalnızca askerî araçların üstünlüğü değildi. Bazen korku ve direnme iradesinin kaybolması, büyük yenilgilerin zeminini hazırladı."
Ayetullah Arafi, bu tür yenilgilerin bazı dönemlerde İran topraklarının bir bölümünün parçalanmasına ve ağır anlaşmaların dayatılmasına yol açtığını, bu anlaşmaların etkilerinin bölgenin tarihinde ve coğrafyasında kalıcı izler bıraktığını belirtti.
İran'dan geçmişte ayrılan bölgelere de değinen Ayetullah Arafi, Rusya'ya yaptığı ziyaretlerde bu bölgelerin bazılarını yakından gördüğünü söyledi.
Bu bölgelerde İran'la kültürel ve tarihî bağların izlerinin bulunduğunu; hatta bazı yerlerde camilerin, dinî merkezlerin ve geçmişte talebe yetiştirilmesine dayanan eğitim geleneklerinin varlığını koruduğunu ifade etti.
Ayetullah Arafi, Bahreyn'in ana vatandan ayrılması tecrübesine de değinerek tarihî kararların ve anlaşmaların sonuçlarını anlamanın önemini vurguladı.
Bazı dönemlerde yapılan devirlerin, uluslararası alanda itiraz etme ve konuyu yeniden gündeme getirme imkânlarını da sınırlayacak biçimde gerçekleştiğini söyledi.
Bu tecrübelerin, kader belirleyici anlarda sahada bulunmanın ve direnmenin ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Ayetullah Arafi, sekiz yıllık Mukaddes Savunma'nın ağır bedellerine ve çok sayıda sivilin ve savaşçının şehit olmasına değinerek şöyle konuştu:
"İran halkı o savaşta çok büyük bedeller ödedi; ancak ülkesinin topraklarından tek bir karışın bile ayrılmasına izin vermedi. Bu, geçmişteki bazı tarihî tecrübelerden önemli bir farktır."
Ayetullah Arafi, bugün karşı tarafın da İran topraklarına girmenin ve ülkenin bir bölümünü koparmaya çalışmanın, sekiz yıllık Kutsal Savunma tecrübesine sahip bir milletin direnişiyle karşılaşmak anlamına geldiğini bildiğini söyledi.
Bu tecrübenin İran halkının sağlamlığını ve kararlılığını dünyaya gösterdiğini belirten Ayetullah Arafi, düşmanın ülkeye girmek için uzun süre planlar yaptığını ve helikopterle asker sevk etme girişimlerini değerlendirdiğini, ancak buna cesaret edemediğini ifade etti.
İlim Havzaları Müdürü, gece toplantılarında yürütülen çalışmaların değerinin bu çerçevede daha iyi anlaşılacağını söyledi.
Ayetullah Arafi, katılımcıların 200'den fazla gecedir sahada bulunduğunu hatırlatarak bu hareketin devamı için de planlama yapılması gerektiğini belirtti ve Allah'ın yardım etmesi temennisinde bulundu.
Gece Toplantılarını Güçlendirmek için Sekiz Uygulama Başlığı
Ayetullah Arafi, konuşmasının başka bir bölümünde gece toplantılarının organizasyonunun ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek uygulanmasını önerdiği bir dizi tedbiri sıraladı.
1. Yetkililerin Toplantılara Düzenli Katılımı
Ayetullah Arafi, ilk başlık olarak yetkililerin gece toplantılarına katılım programının düzenlenmesini önerdi.
Valinin ve ilgili bütün yetkililerin, her gece belirli sayıda yetkilinin halkın arasına katılmasını sağlayacak bir program hazırlaması gerektiğini söyledi.
Bu sayede yetkililer ile toplantılara katılan vatandaşlar arasındaki doğrudan iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
2. Dönüşümlü Olarak Hizmet Masalarının Kurulması
İlim Havzaları Müdürü, ikinci başlığın hizmet masalarının faaliyete geçirilmesi olduğunu belirtti.
Hizmet masalarının uygun bir planlama doğrultusunda, dönüşümlü ve düzenli biçimde gece toplantılarında kurulması gerektiğini söyleyen Ayetullah Arafi, böylece halkın ilgili kurumların sunduğu hizmetlerden yararlanabileceğini ve yetkililerden sorularına yanıt alabileceğini ifade etti.
3. Din Adamlarının ve Koordinasyon Birimlerinin Katılımının Güçlendirilmesi
Ayetullah Arafi, din adamlarının ve Koordinasyon Konseyi bünyesindeki birimlerin toplantıların yürütülmesindeki rolüne dikkat çekti.
Büroların, din adamlarının ve koordinasyondan sorumlu birimlerin katılımını daha düzenli ve etkili hâle getirmesi gerektiğini söyledi.
Toplantılara katıldığı gecelerde bazı arkadaşlarının çalışmalarını gözlemlediğini ve çabaları için kendilerine teşekkür ettiğini belirten Ayetullah Arafi, bu katılımın daha da güçlendirilmesi ve daha ciddi bir yapıya kavuşturulması gerektiğini vurguladı.
4. Kamu Kurumlarında Çalışanların Katılıma Teşvik Edilmesi
Ayetullah Arafi, dördüncü başlığın ülkenin idari mekanizmasının bu harekete daha fazla katılım sağlaması olduğunu belirtti.
Kamu kurumlarında çalışanların gece toplantılarına katılmaya teşvik edilmesi gerektiğini söyleyen Ayetullah Arafi, burada amaçlarının zorlama olmadığını özellikle vurguladı.
Aksine, uygun tedbirler alınarak, teşvik ve motivasyon sağlanarak çalışanların katılımının artırılması gerektiğini ifade etti.
İlim Havzaları Müdürü şöyle konuştu:
"Kamu yönetimi de bu çalışmanın bir parçası olmalıdır. İlgili yetkililer, valilikle koordinasyon içinde bu konunun hayata geçirilmesi için ciddi çaba göstermelidir. Yetkililerin çalışmalarını takdir ediyoruz; ancak bu kapasitenin daha dikkatli bir planlamayla harekete geçirilmesi gerekiyor."
5. Camiler, Cuma ve Cemaat İmamları ve Besic Üsleriyle Daha Güçlü Bağ Kurulması
Ayetullah Arafi, beşinci başlığın camilerle gece toplantıları arasındaki bağın güçlendirilmesi olduğunu söyledi.
Camilerin, cemaat imamlarının ve Besic üslerinin bu hareketin temel unsurları olduğunu belirten Ayetullah Arafi, bunlarla gece toplantıları arasında daha düzenli ve güçlü bir ilişki kurulması gerektiğini vurguladı.
İlgili yetkililerin ve bu alanda çalışan kişilerin koordinasyon içinde hareket ederek halkın katılımını artıracak, mahallelerle camilerin gece toplantıları arasındaki bağlantıyı güçlendirecek programlar hazırlaması gerektiğini ifade etti.
6. Öğrencilerin Düzenli Katılımı ve Savaş Tecrübesinin Bir Eğitim Modeline Dönüştürülmesi
İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Arafi, Eğitim Bakanlığı'nın rolüne değinerek bu konunun önemli ihtiyaçlardan biri olduğunu söyledi.
Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle koordinasyon sağlanarak lise çağındaki kız ve erkek öğrencilerin gruplar hâlinde gece toplantılarına düzenli katılımının mümkün kılınması gerektiğini belirtti.
Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
"Daha önce de çeşitli toplantılarda vurguladığım gibi, son savaşın tecrübesi bir eğitim ve terbiye ekolüne dönüştürülmelidir. Bu ekol, eğitim sistemine ve camilere taşınmalı, genç nesil üzerinde etkili olmalıdır."
Son savaşın yalnızca askerî veya siyasi bir olay olarak görülmemesi gerektiğini belirten Ayetullah Arafi, bu tecrübenin önemli eğitsel ve toplumsal boyutlar taşıyabileceğini ifade etti.
Genç neslin kavrayışını, sorumluluk bilincini, imanını ve toplumsal katılımını güçlendirmek için bu tecrübeden yararlanılması gerektiğini vurguladı.
7. Toplantıların Desteklenmesi ve İhtiyaçlarının Karşılanması
Ayetullah Arafi, yedinci başlığın gece toplantılarına yönelik mali, ekipman ve uygulama desteğinin artırılması olduğunu belirtti.
Kendi bürosunun da imkânları ölçüsünde bazı yardımlarda bulunduğunu söyledi.
İlim Havzaları Müdürü, bunun yanında belediyenin, Belediye Meclisinin, valiliğin ve diğer sorumlu kurumların da ihtiyaçlar doğrultusunda gerekli desteği ve koordinasyonu sağlaması gerektiğini vurguladı.
Böylece uygulamaya ilişkin eksikliklerin giderilmesi ve faaliyetlerin daha düzenli, daha güçlü bir biçimde sürdürülmesi amaçlanıyor.
8. Koordinasyon Konseyi: Halkın Doğrudan Katılımıyla Toplantıların Ana Karargâhı
Ayetullah Arafi, sekizinci başlık olarak Koordinasyon Konseyi toplantılarının düzenli biçimde yapılmasının gerekliliğine dikkat çekti.
Konseyin toplantıların düzenlenmesinden sorumlu ana karargâh olduğunu belirten Ayetullah Arafi, mevcut koşullarda en az haftada bir kez toplanması gerektiğini söyledi.
Bu toplantılarda gündeme getirilen sorunların ve önerilerin değerlendirilmesi, gerekli kararların alınması gerektiğini ifade etti.
İlim Havzaları Müdürü, halk temsilcilerinin din adamları ve diğer yetkililerle birlikte toplantılara katılmasının sorunların daha doğru anlaşılmasına, koordinasyonun güçlenmesine ve karşılıklı güvenin artmasına yardımcı olacağını belirtti.
Bu nedenle toplantıların düzenli yapılması ve halk toplantılarında gündeme gelen sorunların da aynı çerçevede ele alınması gerektiğini vurguladı.
Farklı Görüşlere ve Halkın Taleplerine Alan Açarken İnkılapçı Coşkunun Korunması
Ayetullah Arafi, farklı görüşlere saygı gösterilmesinin gerekliliğini vurgulayarak gece toplantılarına katılan kişilerin farklı düşüncelere ve taleplere sahip olabileceğini söyledi.
Bu farklılıkların saygıyla dinlenmesi gerektiğini belirten Ayetullah Arafi, özellikle eleştirilerin ve taleplerin sorumluluk bilincinden ve inkılapçı heyecandan kaynaklandığı durumlarda bunlara gereken önemin verilmesi gerektiğini ifade etti.
Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
"Eleştiri ve talepte bulunma, sorumluluk bilinci ve duyarlılık çerçevesinde gerçekleştiğinde dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte, Rehber'in de vurguladığı üzere, halkın görkemli toplantılarının ve toplumun farklı kesimlerinin katılımının korunması gerekir."
İlim Havzaları Müdürü, farklı görüşlere sahip kişilerin de toplantılara katılabileceklerini ve düşüncelerini dile getirebileceklerini hissettikleri bir ortam oluşturulması gerektiğini söyledi.
Bir kişi ortaya atılan bir görüşe katılmasa bile kendi düşüncesini açıklayabileceğini ve sözünün dinleneceğini bilmelidir.
Farklı görüşlerin korunmasının inkılapçı coşkunun azalmasına yol açmaması gerektiğini belirten Ayetullah Arafi, çözümün denge kurulmasından ve diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesinden geçtiğini ifade etti.
Koordinasyon Konseyi'nin düzenli toplanması, gerektiğinde farklı görüşlerin ve anlaşmazlıkların ele alınması için ayrı toplantılar yapılması gerektiğini söyledi.
Ayetullah Arafi, kişilerin belirli şahısların performansı veya çeşitli meseleler hakkında farklı görüşleri varsa bir araya getirilerek karşılıklı konuşmalarının ve birbirlerini dinlemelerinin sağlanabileceğini belirtti.
Bu yöntemin, anlaşmazlıkları çözmek ve toplumsal bütünlüğü güçlendirmek açısından örnek teşkil edebileceğini ifade etti.
Farklı görüşlerin gayriresmî ortamlarda kalması yerine doğrudan ve saygılı bir diyalog ortamının oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Anayasayı Koruyucular Konseyi'nin fakih üyelerinden Ayetullah Arafi, bu yaklaşımın hem toplantıların görkemini koruyacağını hem farklı kesimlerin katılımını artıracağını hem de halkın inkılapçı coşkusunun ve sorumluluk duygusunun zayıflamasını önleyeceğini söyledi.
Yetkililere ve Faaliyet Gösterenlere Teşekkür: Hizmetlerin Sürdürülmesi Gerekiyor
İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Arafi, konuşmasının başka bir bölümünde son aylarda kamu işlerinin yürütülmesi ve gece toplantılarının desteklenmesi için çaba gösteren vali, diğer yetkililer ve çeşitli kurumlara teşekkür etti.
Genel ihtiyaçların karşılanmasının ve idari işlerin yürütülmesinin zorlaştığı bir dönemde yetkililerin sahada kaldığını ve sorunları çözmek için çalıştığını belirtti.
Anayasayı Koruyucular Konseyi'nin fakih üyelerinden Ayetullah Arafi, savaş koşullarının zorluklarına ve farklı kurumlarda çalışanların çabalarına değinerek şöyle konuştu:
"O dönemde pek çok iş ciddi sorunlarla karşı karşıyaydı. Ülkenin yönetimi, farklı kurumların sürekli çaba göstermesini gerektiriyordu. Yetkililerin sahada kalması ve görevlerini sürdürmesi değerli bir davranıştı ve takdir edilmelidir."
Ayetullah Arafi, kriz koşullarında yöneticilerin görevlerini terk edeceklerine ilişkin bazı yabancı değerlendirmeleri de hatırlattı.
Bazı çevreler yetkililerin böylesine zor bir dönemde görevlerini bırakacağını düşünürken pek çok yetkilinin görevlerinin başında kaldığını, emek verdiğini ve işlerin yürütülmesini sağladığını söyledi.
Hizmetlerin takdir edilmesinin eleştirilerin göz ardı edilmesi anlamına gelmediğini vurgulayan Ayetullah Arafi, müzakerelere ilişkin açıklamasında da gerekli görüş ve değerlendirmelerini dile getirdiğini belirtti.
Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
"Eleştiri ve talepte bulunurken aynı zamanda hizmetleri ve gösterilen çabaları da teslim etmek mümkündür. Hem adil eleştiri hem de hizmet edenlere teşekkür, bir arada bulunmalıdır."
Ayetullah Arafi, konuşmasının sonunda gece toplantılarının devam etmesi için çalışanlara ve bu hareketin sürdürülmesine katkıda bulunan herkese bir kez daha teşekkür etti.
Allah'tan başarı dileyen Ayetullah Arafi; halkın katılımının devam ettirilmesi, toplumsal bütünlüğün güçlendirilmesi, kurumlar arasındaki koordinasyonun artırılması ve bu tarihî dönemde ortaya çıkan toplumsal kapasitenin korunması gerektiğini vurguladı.
yorumunuz