Cumartesi 24 Ekim 2026 - 03:59
İslam Ahlakının Üç Temel İlkesi; Hürriyet, Gayret ve Yiğitlik / Ülkenin Sınırlarının Korunması ve Açık Saldırılar Karşısında Direnilmesi Gerektiğine Vurgu

Havza / Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, toplumun güvenliğinin ve izzetinin korunmasının ve askerlerin desteklenmesinin gerekliliğini vurgulayarak şunları söyledi: “Asker, görevini yerine getirdiği ve nöbet tuttuğu sırada parmağını tetikten çekmemelidir. Uykunun ve gafletin kendisine galip gelmemesi için dikkatli olmalıdır.”

Havza Haber Ajansının haberine göre, Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî’nin haftalık ahlak dersi, Çarşamba sabahı, Kum’daki Mescid-i A‘zam’da halkın farklı kesimlerinden katılımcıların iştirakiyle gerçekleştirildi.

Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, bu derste Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s.) üzerinde durduğu bazı ahlaki ilkelere değinerek hürriyet ve özgürlük, gayret ve mertlik ve savaş meydanında yiğitlik olmak üzere üç temel ilkeyi açıkladı. Günümüzdeki şartlara da değinen Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, özellikle toplumun güvenliğinin ve izzetinin korunması ve savaşçıların desteklenmesi hususunda bu öğretilere dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

İslam’ın inanç ve hükümlerin yanı sıra çok sayıda ahlaki ilkeye de sahip olduğunu, bunlardan bazılarının daha fazla dikkate alındığını, bazılarının ise daha az açıklandığını belirten Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, “Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s.) aydınlatıcı sözlerinde bazı ahlaki ilkeler özellikle vurgulanmıştır. Bunların başında hürriyet ve özgürlük, gayret ve mertlik ve savaş meydanında yiğitliğe ilişkin talimatlar gelmektedir.” dedi.

“Hürriyet ve Özgürlük”; Yolsuzluk, Zimmete Para Geçirme ve Fahiş Fiyat Uygulamalarıyla Bağdaşmaz

Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, hürriyet ve özgürlük ilkesini açıklarken Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s.) şu hikmetli sözüne işaret etti:

“İçinizde, şu değersiz lokmayı (dünyalığı) ehline bırakacak özgür bir kimse yok mu? Şüphesiz, nefislerinizin cennetten başka bir bedeli yoktur. Öyleyse onları ancak cennet karşılığında satın!”

Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, “lumâza” kelimesinin anlamını açıklayarak şöyle dedi: “Lumâza, dişlerin arasında kalan yemek artığıdır. Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s.), ‘Bu artığı asıl sahiplerine bırakacak ve onun peşine düşmeyecek bir özgür insan yok mu?’ buyurmaktadır.”

Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, bu öğretiyi toplumsal hayata uyarlayarak şu ifadeleri kullandı: “İnsan, elden ele dolaşmış ve başkalarının faydalandığı şeylerin peşine düşmemeli, hayatını başkalarından geriye kalanlar üzerine kurmamalıdır. Hazret, ‘Özgür bir insan olup da önceki neslin çöp kutusunda arama yapmayacak biri yok mu?’ buyuruyor. Yolsuzluk, kötüye kullanma, zimmete para geçirme ve benzeri davranışlar işte bu çöp kutusudur! Özgür bir insan, maddi çıkarlar elde etmek uğruna bu tür davranışlara yönelmemelidir.”

Fahiş fiyat uygulamaları, zimmete para geçirme ve mali suistimaller gibi bazı ekonomik ve toplumsal sorunlara değinen Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, “Özgürlük ve mertlik; zimmete para geçirme, yolsuzluk ve fiyatları haksız yere yükseltmekle bağdaşmaz. İnsan, doğru yoldan ve kendi emeğiyle geçimini sağlamalı, kendi varlığının değerinin kendisini aşağılık ve yanlış işlere satamayacak kadar yüksek olduğunu bilmelidir.” ifadelerini kullandı.

Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, hürriyet ve özgürlük konusunun İslam ahlakında başlı başına bağımsız bir konu olduğuna dikkat çekerek şunları hatırlattı: “Dinî hükümler ve müstehaplar nasıl ayrı ayrı kendi yerlerine sahipse hürriyet de doğru şekilde açıklanması gereken temel bir meseledir.”

Gayret ve Mertlik, Sınırları Korumak ve Saldırılar Karşısında Direnmektir

Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, sözlerinin devamında gayret ve mertlikle ilgili rivayetlere değinerek şunları söyledi: “Rivayet kaynaklarında, kişinin kendi mahremiyetini ve sınırlarını savunmasının ve silahlı saldırılara karşı koymasının gerekliliği vurgulanmıştır. Ancak dinî öğretilerin bu bölümü, diğer bazı konular kadar ilgi görmemiştir.”

İmam Sadık (a.s.) ve İmam Bâkır’dan (a.s.), bir kimsenin canına ve malına saldırmak amacıyla onun mahrem alanına giren kişi hakkındaki rivayetlere atıfta bulunan Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, bu rivayetlerde saldırgana karşı savunmanın vurgulandığını belirterek şöyle dedi: “Bir hırsız evime girip canıma ve malıma kastederse ne yapmalıyım?” diye sorulduğunda Hazret şöyle buyurur: ‘Onu öldür. Allah’ı ve bunu duyan herkesi şahit tutarım ki onun kanının sorumluluğu benim üzerimdedir.’ Bir başka rivayette de şöyle buyrulmuştur: ‘Onu öldür; sana karşı yaptığı şeyin sorumluluğu bana aittir.’ Yani yabancı biri silahlı olarak evine girer ve canına ve malına zarar vermek isterse onu öldür; kanının sorumluluğu bana aittir. İşte gayret ve mertlik budur."

Masum İmamlardan (a.s.) nakledilen rivayete değinen Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, bu rivayetlerde saldırı ve tecavüz karşısında savunma sorumluluğunun açık bir dille ele alındığını belirtti. Dolayısıyla gayret ve mertlik meselesinin, İslam ahlakının önemli konularından biri olduğunu ve hakkında daha fazla konuşulması gerektiğini ifade etti.

Amerika ve Siyonist rejimin İran topraklarına yönelik zorba saldırısına değinen Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, bu öğretilerin günümüz şartlarıyla bağlantılı olarak ciddiyetle ele alınması gerektiğini belirtti ve ülkenin sınırlarının korunmasının, söz konusu iki tarafın açık saldırıları karşısında direnilmesinin önemini vurguladı.

Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, gayretin, yabancıyı uzaklaştırmak ve onun kişinin mahrem alanına girmesine izin vermemek, saldırılara karşı koymak anlamına geldiğini belirterek şu hususa dikkat çekti: “Namaz, oruç, hac ve diğer dinî hükümler ile müstehaplar hakkında çokça konuşulduğu gibi gayret ve mertlikle ilgili öğretilerin de daha fazla açıklanması gerekmektedir. Zira bu rivayetler, toplumsal hayatın önemli meselelerinden birine ve insanın kendi sınırlarını ve toplumun sınırlarını koruma sorumluluğuna işaret etmektedir.”

Savaş Meydanında Yiğitliğin ve Sınırların Korunmasında Askerlerin Teyakkuz Hâlinde Olmasının Gerekliliği

Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, konuşmasının üçüncü bölümünde Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s.) askerlere yönelik talimatlarını ve savaş meydanında teyakkuz hâlinde olmanın gerekliliğini ele aldı. Nehcü’l-Belâğa’nın 11. mektubuna işaret eden Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, Hz. Ali’nin (a.s.) bu öğretilerinin günümüz şartlarına uygun olduğunu belirtti.

Ülkeyi savunmak için cephede bulunan askerlerin çabalarını ve direnişlerini takdir ettiğini ifade eden Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, şunları söyledi: “Cephede bulunan bu azizler, düşmanın her an saldırabileceği şartlarda görev yapmaktadır. Bu nedenle daima dikkatli olmalı, savunmaya hazır olma durumlarını korumalı ve elleri tetikte olmalıdır. Onlar hakkında defalarca ‘Allah’ın selamı onun üzerine olsun’ dememizin sebebi şudur: Hangi sahabi imamına bu şekilde yardım eder ki?!”

Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s.), Nehcü’l-Belâğa’nın 11. mektubunda savaşçılara yaptığı tavsiyeye değinen Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, şu ifadeye atıfta bulundu:

“Çok kısa ve hafif bir uyuklama dışında uykuya dalmayın; yalnızca gözlerinizi kısa süreliğine kapatıp açacak kadar uyuyun.”

Hz. Ali (a.s.), savaşçılara yalnızca çok kısa sürelerle ve ihtiyaç duydukları ölçüde uyumalarını tavsiye etmektedir. Oruçlunun ağzına su alıp çalkalayabilmesine, ancak suyu yutmaması gerekmesine benzer şekilde, savaşçı da nöbet tuttuğu ve mevzisini koruduğu sırada gaflet uykusundan sakınmalı ve uyanıklığını daima muhafaza etmelidir.

Bu talimatın, nöbet tutma şartları ve askerlerin savunma alanındaki sorumluluklarıyla ilgili olduğunu vurgulayan Ayetullah el-Uzma Cevadi Âmulî, şu hususa dikkat çekti: “İnsan geceyi ve gündüzü dinlenmeden geçiremez; yorulmak da doğal bir durumdur. Ancak asker, görevini yerine getirdiği ve nöbet tuttuğu sırada parmağını tetikten çekmemelidir. Uykunun ve gafletin kendisine galip gelmemesi için dikkatli olmalıdır. Böyle durumlarda dinlenme, savunma için gerekli hazırlık ve uyanıklığın kaybedilmesine yol açmayacak şekilde olmalıdır.”

Hz. İbrahim’i (a.s.) Örnek Almak: Putperestlikle Mücadele ve Düşman Karşısında Direniş

Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, konuşmasının bir başka bölümünde “İbrahim’in dinine uyun.” ayetine işaret ederek Hz. İbrahim’in (a.s.) hayatını ve yolunu örnek almanın gerekliliğini vurguladı.

Hz. İbrahim’in (a.s.) putperestlikle mücadelesine ve putları kırmasına değinen Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, şu ifadeleri kullandı: “Kur’an-ı Kerim, İslam’ın takipçilerini Hz. İbrahim’in (a.s.) dinine uymaya davet etmektedir. Çünkü şöyle buyurmaktadır: Siz İslam’ı kabul ettiğinizde, peygamber soyundan ve soylu bir aileden geliyorsunuz; siz Halil İbrahim’in ve onun evlatlarının soyundansınız. Halil İbrahim putperestliğe karşı durup baltayla putlarla mücadele ettiği gibi siz de baltaya sarılmalı ve putları kırmalısınız.”

Bu öğretiyi günümüz şartlarıyla ilişkilendiren Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, şunları söyledi: “Hz. İbrahim (a.s.), baltayla putlara karşı mücadele etti. Bugün de şartlara uygun olarak füze gibi gerekli araç ve imkânlarla düşmanla mücadele edilmelidir. O, putperestliğe karşı nasıl direndiyse onun takipçileri de dinlerini, izzetlerini ve bağımsızlıklarını koruma yolunda direnme ve mücadele etme kararlılığına sahip olmalıdır.”

Ayetullah el-Uzma Cevâdî Âmulî, konuşmasının sonunda İran halkı, askerler, âlimler ve toplumun hizmetinde bulunan herkes için dua ederek Yüce Allah’tan herkesi Ehl-i Beyt’in (a.s.) inayetine mazhar kılmasını, İran halkına dünya ve ahiret hayatında izzet, keramet, şeref ve saadet nasip etmesini niyaz etti.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha