Havza Haber Ajansı muhabirinin bildirdiğine göre, İlim Havzaları Müdürü ve İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi Ayetullah Ali Rıza Ârafi, Kum şehrindeki İlim Havzaları Yönetim Merkezi Ayetullah Hâirî (r.a.) salonunda ilim havzalarının illerindeki Sosyal ve Siyasi İşler Daireleri sorumlularının yıllık konferansında konuşma yaptı. Bu konuşmada havzanın sosyal ve siyasi faaliyetlerinde manevi, medeni ve tarihi bakış açısının derinleştirilmesi gerekliliğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Eğer havza öğrencileri ve görevlileri bizzat İslam İnkılabı'nın ilahi fırsatlarının ve medeni misyonunun hakikatine ulaşamazlarsa, toplum üzerinde etki yaratma başarısı da elde edilemeyecektir."
İlim Havzaları Müdürü, Recep ayını kutsal feyizler, ilahi lütuflar ve semavî hediyelerle dolu olarak nitelendirerek, ahlak ve seyr-ü süluk büyüklerinin, özellikle merhum Ayetullah Mirza Cevad Meliki Tebrizî'nin «Murakabât» kitabındaki beyanlarına atıfta bulunarak şöyle dedi: "Maneviyat ehli, Recep ayına girerken ilahi seyr-ü süluk için özel bir program başlatırlar. Zira Recep, Şaban ve Ramazan yılın manevi zirveleridir ve bu zaman dilimleri, takvimsel görünüşlerinin yanı sıra, sadece uyanık ve hazır kalplere açığa çıkan uhrevi bir bâtına sahiptirler."
Ayetullah Ârafi tüm insanların Recep ayının takvimine girdiklerini ancak herkesin onun melekûtuna ulaşamadığını belirterek şöyle devam etti: "Kalbi hazırlık olmaksızın bu aylara giren kişi, gözleri kapalı kutsal bir şehirde dolaşan gibidir; zahiri hareket gerçekleşmiştir ancak hakikat görülmemiştir. Zamanın melekûtunu idrak etmek, kalplerin kilitlerini açmayı ve insanı manevi alıcılarla donatmayı gerektirir."
İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi, ilim havzalarının Sosyal ve Siyasi İşler Daireleri'nin görevlerine değinerek şöyle konuştu: "Bu dairelerin ikili bir misyonu vardır. Bir yandan havza içi sosyal ve siyasi eğitimin sorumlusu olup, talebeler ve hocaların sosyal ve siyasi anlayış ve düşüncelerini yükseltmek, diğer yandan da dış konuları izleme, eğilimleri açıklama ve havzanın sosyal eyleminde önemli bir role sahiptirler ki, bu ikilik onların sorumluluklarını daha da ağırlaştırmaktadır."

Ayetullah Ârafi, sosyal boyut ve siyasi boyutun her birinin kendine özgü kuralları, karmaşıklıkları ve gereklilikleri olduğunu belirterek şöyle ekledi: "Sosyal eğitim ve siyasi eğitim, havzanın eğitim sisteminin iki önemli sahasıdır ki her ikisi de bilimsel, derin ve dengeli bir planlama gerektirir ve biri diğerine kurban edilmemelidir."
İlim Havzaları Müdürü ayrıca Sosyal ve Siyasi Daireler'in gözetim ve stratejik rolüne de işaret ederek, bu dairelerin doğrudan icrai görevlerin yanı sıra havzanın eğitim, araştırma ve tebliğ sistemlerinin sosyal ve siyasi boyutlara olan dikkat düzeyini de izlemesi gerektiğini ve bu işin çok daha karmaşık olup tedbir ve büyük bir vizyon gerektirdiğini söyledi.
30 Aralık'tan 10 Ocak'a kadar olan Basiret Haftası'nı anarak, bu günlerin İslam İnkılabı tarihinde kalıcı bir destanın hatırlatıcısı olduğunu belirten Ayetullah Ârafi, 30 Aralık ayaklanmasının fitne ve yasa tanımazlığa karşı İran milletinin basireti, imanı ve bilinçli katılımının bir tezahürü olduğunu ve 10 Ocak'taki Kum hadisesinin ise İslam İnkılabı'na yol açan büyük bir dönüşümün başlangıç noktası olduğunu ifade etti.
Ayetullah Ârafi, 70'li yıllardaki talebelik anılarından bahsederken Pehlevi rejiminin baskı ortamını tasvir ederek şöyle dedi: "O yıllarda küçük bir inkılapçı hareketin hayal edilmesi bile uzak görünüyordu ancak iman, sabır ve tevekkül, engel dağlarını yerinden kaldırdı ve ilahi geleneğin tüm maddi hesapların üstesinden geldiğini gösterdi."
Ayetullah Ârafi, Rehber'in «Öncü ve Seçilmiş Havza» hakkındaki mesajına değinerek şöyle dedi: "Günümüzdeki ilim havzası Batı ile temel bir medeniyet karşılaşması içindedir. Bu gerçek havzanın tüm sosyal, siyasi, tebliği ve eğitimsel planlamalarında dikkate alınması gerekir. Batı, son birkaç yüzyılda dini dışlayan seküler bilime dayanarak dünyaya kendine özgü bir bilişsel ve medeni sistem dayatmıştır ve İslam İnkılabı, ilahi bir medeni alternatif sunarak bu düzeni sorgulamıştır."

İlim Havzaları Müdürü şöyle devam etti: "Bu medeniyet karşılaşması, düşmanların sürekli baskılarının temel nedenidir ve havza bu mantığı derinlemesine anlamalı ve toplumu şaşırtma, pasif kalma veya yüzeysellikten kurtarmak için doğru bir şekilde açıklamalıdır."
Ayetullah Ârafi, havzanın uluslararası bakış açısının güçlendirilmesi gerekliliğine vurgu yaparak şunları söyledi: "İmam Humeyni'nin (r.a.) hareketinin başlangıcından itibaren, İslam İnkılabı düşüncesinde küresel ve ulusal ötesi bir bakış açısı mevcuttu ve bugün de havza, İslam'ın düşünsel liderlik rolünü dünyada daha ciddi bir şekilde takip etmelidir."
İslami yönetim ve Velayet-i Fakih temelli sosyal ve siyasi eğitimin önemine değinen Ayetullah Ârafi, şu ifadeleri kullandı: "Bu konu, görüş ayrılıklarının temel odak noktalarından biridir ve havza içinde araştırma, bilimsel açıklama ve derin bir söylem oluşturmayı gerektirmektedir."
İlim Havzaları Müdürü devamında, tarihe dikkat etmenin sosyal ve siyasi eğitimin önemli direklerinden biri olduğunu belirterek şunları ekledi: "Çağdaş dünya tarihini, İslam dünyasını, çağdaş İran'ı, ilim havzalarını ve İslam İnkılabı'nı tanımak, öğrencilere kimlik, basiret ve analiz gücü kazandırır ve bu, eğitim programlarında sistematik olarak ele alınmalıdır."
Ayetullah Ârafi İmam Humeyni'nin (r.a.) bildirisini, İnkılabın İkinci Adımı Bildirgesi'ni ve "Öncü ve Seçilmiş Havza" mesajını havzanın stratejik belgelerinden saydı ve bu metinler etrafında söylem oluşturulması gerekliliğine vurgu yaptı.
Ayetullah Ârafi, son olarak, illerin Sosyal ve Siyasi Daireleri yetkililerinin cihat ruhuyla beraber olan çabalarından dolayı teşekkür ederken, imkanlar ve insan gücü kısıtlılığını hatırlatarak şöyle dedi: "Sizin cihat etme ruhunuz değerli bir sermayedir ve imkanların sağlanması çabalarının yanı sıra, sinerji, sektörler arası etkileşim ve âlimane talepte bulunma yoluyla, toplumun sosyal ve siyasi rehberliğinde havzanın rolü her zamankinden daha fazla güçlendirilmelidir."
yorumunuz