Çarşamba 12 Ağustos 2026 - 20:59
Ayetullah el-Uzma Cevadî Âmulî’nin, İmam Ali’nin (a.s.) sözlerinde Hz. Peygamber’in (s.a.a.) Vefatının Azameti Hakkındaki Anlatımı

Havza / İmam Ali’nin (a.s.) bakışında, Hz. Peygamber’in (s.a.a.) vefatı ümmetin gönlüne öylesine büyük bir acı ve yara bırakmıştır ki, bu acının büyüklüğü karşısında diğer bütün musibetler ne kadar ağır olursa olsun küçük ve önemsiz görünmektedir. Bu musibet, Hz. Peygamber’in (s.a.a.) vefatından sonra yaşanan bütün acıların ve sıkıntıların ölçüsü hâline gelecek kadar büyük bir ağırlık taşımaktadır.

Havza Haber Ajansı’nın haberine göre Ayetullah el-Uzma Cevadî Âmulî, konuşmalarından birinde Hz. Peygamber’in (s.a.a.) vefatının meydana getirdiği musibetin büyüklüğü hakkında değerli açıklamalarda bulunmuştur. Söz konusu açıklamalar okuyucuların istifadesine sunulmaktadır.

İmam Ali’nin (a.s.) Resûl-i Ekrem’in (s.a.a.) vefatının oluşturduğu musibet hakkında şöyle buyurduğu aktarılmaktadır:

Senin başına gelen musibet karşısında diğer bütün musibetler ‘celîl’ değil, ‘celâl’dir.” Buradaki “celâl” (جَلَل) kelimesi “küçük, önemsiz, hafif” anlamına gelir. Çünkü senin musibetin celîl, yani büyük ve yücedir:

Senin vefatınla uğranılan musibet gerçekten büyük, ağır ve yücedir. Senin musibetinden önce meydana gelen veya senin musibetinden sonra meydana gelecek diğer musibetler ise küçüktür ve önemsizdir.” ¹

Yani senin musibetin büyük ve eşsizdir; onun dışındaki bütün musibetler ise küçük ve hafiftir.

Ayetullah el-Uzma Cevadî Âmulî, konuşmasının başka bir bölümünde Resûl-i Ekrem’in (s.a.a.) vefatının acı hadisesine değinerek Peygamber Efendimize (s.a.a.) şöyle hitap edildiğini ifade etmiştir:

Senin musibetinin öyle özel bir özelliği vardır ki, diğer bütün musibetler karşısında insana teselli olur. Hiçbir musibet senin musibetinle kıyaslanamaz. Senin musibetinden başka musibetler meydana geldiğinde, onları senin musibetinin gölgesinde ve onun verdiği acının yanında daha kolay göğüsleriz; çünkü diğer musibetler, senin musibetin karşısında küçüktür.” ²

Dipnotlar:

1. Nehcü’l-Belâğa, 292. Hikmet

2. Nehcü’l-Belâğa, 235. Hutbe

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha