Havza Haber Ajansı’nın haberine göre, İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Ali Rıza Ârafi, Radyo ve Televizyon Kurumu Başkanı Dr. Cebeli ile yaptığı görüşmede mübarek Recep ayını tebrik ederek, bu ayın manevî konumuna ve taşıdığı münasebetlere değinerek şöyle dedi:
“Recep ayı, ilahî feyizlerle dolu, Yüce Allah’ın inayetleriyle yoğrulmuş bir aydır ve Şaban ile Ramazan aylarına giriş için bir kapı niteliği taşır. Bu ay, dualar ve ziyaretler bütününde özel bir yere sahiptir ve ilahî teveccühlerle doludur.”
İlim Havzaları Müdürü sözlerine şöyle devam etti: “Recep ayı, insanı mübarek Ramazan ayına hazırlayan bir aydır; duaları, ziyaretleri ve taşıdığı marifetler, insan ile Yüce Allah arasındaki bağın bir tezahürünü yansıtmaktadır.”
İlim Havzaları Yüksek Şurası Üyesi Ayetullah Ârafi, şu hususun altını çizdi: “Recep ayı, manevî açıdan dönüş, dikkat, tefekkür ve ruhsal hazırlık için özel bir kapasite sunar ve önümüzdeki ayların bereketlerinden faydalanmak için bir mukaddime niteliği taşır.”
Ayetullah Ârafi konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Recep ayı, insanı mübarek Ramazan ayına ulaştırır; öyle bir aya ki duaları, marifetleri ve onun melekûtî tezahürleri bu ayın duaları ve ziyaretleri aynasında yansımakta; içinde hareketli, coşkulu ve canlı bir manevî dünya akmaktadır. Bu büyük kapasite, uygun bir dil ve doğru bir sunumla açıklanırsa, toplumun önemli bir kesimini etkileyebilir; elbette bunun şartı, bu aya ait tecelli ve kavramların doğru bir şekilde ortaya konulmasıdır.”
Ayetullah Ârafi, dinî düşüncenin geliştirilmesinde havzanın tarihî geçmişine işaret ederek şöyle dedi: “Necef-i Eşref’te merhum Mirza-yı Nâinî (r.a.) için düzenlenen kongrede, bin yıl boyunca meydana gelen yirmiden fazla büyük tarihî olay ele alındı. Bu olaylarda din, Şiilik, ruhaniyet ve havza; iktidar kurumlarıyla ilişki kurmuş, süreç oluşturma ve güç inşası gerçekleşmiş ve ilahî ve İslami düşüncenin ilerletilmesi için önemli dönüşümler meydana gelmiştir. Bazı örnekler özellikle dikkat çekicidir; Allâme Hillî dönemi ve Safevîler döneminde bu etkileşimler çok geniş etkiler bırakmıştır.”
Uzmanlar Meclisi Üyesi Ayetullah Ârafi konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Bu tarihî kesitler elli, yüz ya da iki yüz yıllık aralıklarla meydana gelmiş; adım adım dinî düşünce insan hayatında tecelli etmiş ve toplumların fikrî ve kültürel gücü yükselmiştir. Ancak İmam’ın altmış iki yıl önce attığı temel, yüz ya da iki yüz yılla sınırlı değildir; bu nokta, son bin yıl içerisinde yeni ve dönüştürücü bir safhayı temsil etmektedir.”
Ayetullah Ârafi, İmam Humeynî’nin (r.a.) hareketindeki yeniliğe vurgu yaparak şöyle dedi:
“İmam (r.a.), İslam’a dair saf ve sahih bir okuma ortaya koydu; ne donuk ve katı bir anlayışla ne de ayrıştırıcı bir yaklaşımla. Dinden kapsayıcı bir teori sundu ve bu okuma çizgisini sistem, iktidar, kültür ve toplum alanlarına kadar taşıdı. Bu adım eşsizdi ve Gaybet-i Suğrâ’dan sonra ilk defa, kitap ve sünnete doğru bir yöntemle başvurularak bütüncül bir mantık ortaya çıkarıldı.”
İlim Havzaları Müdürü sözlerine şöyle devam etti: “Bu düşünce ve içeriğin üretilmesindeki asıl güç, İslami düşüncenin kendisinde ve onun insan hayatında canlı ve işlevsel olmasındaydı. Hatta uluslararası düzeyde de İslam dünyasında son iki yüz yıl içinde meydana gelen tüm dönüşümlere rağmen, İslam İnkılabı bambaşka bir nitelik taşıyordu.”
Ayetullah Ârafi, bu teorinin medeniyet düzeyindeki karşılaşmasına değinerek şöyle dedi:
“Bu teori yalnızca teorik alanda kalmadı; aksine, beş asır boyunca dünyada temelleri atılmış olan Batı’nın felsefî ve epistemolojik düşünceleriyle yüzleşti. Batı düşüncesi insan hayatının tüm alanlarına nüfuz etmişti ve İmam (r.a.), İslami teori üretimiyle medeniyet çapında bir karşılaşma ortaya koydu.”
İlim Havzaları Müdürü konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Bunun yanında, İran’ın medeniyet tarihindeki yeri son derece önemlidir ve bu yerin doğru şekilde tanınması, İran ve İslam’a gönül verenlerin misyonunu aydınlatır. Bu bilinç, bütün kültürel ve toplumsal denklemleri değiştirir ve medeniyet sahalarında hareket tarzımızı ve etkileşimlerimizin yönünü netleştirir.”
Havza ile Millî Medya Arasındaki Etkileşim Bugünün Bir Gerekliliğidir
İlim Havzaları Müdürü, İslam İnkılabı’nın İran’ın konumunun yükseltilmesindeki ve İslami düşüncelerin dünyaya yayılmasındaki eşsiz rolüne işaret ederek şunu vurguladı:
“Havza ile millî medya arasındaki etkileşim, genç nesil ve günümüz toplumu için fikrî, kültürel ve medya kapasitesinin kullanılmasında kilit bir rol oynamaktadır.”
Ayetullah Ârafi, İslam İnkılabı’nın kazanımlarına değinerek şöyle dedi:
“İslam İnkılabı İran’ın lehine olmuştur ve ülkenin gücü çeşitli boyutlarda artmıştır. Bu temel düşünce, İran’ın gücünü ileri ve dönüştürücü bir seviyeye taşımış ve İran’ın dünyadaki konumunu yükseltmiştir.”
İlim Havzaları Yüksek Şurası Üyesi olan Ayetullah Ârafi sözlerine şöyle devam etti:
“Bir diğer son derece önemli nokta şudur ki bu düşünce; İran’ın gücünü, İslam İnkılabı’nı ve Ehl-i Beyt (a.s.) öğretilerini dünyada benzersiz bir şekilde yaymıştır. Fars dili ve edebiyatının yaygınlaştırılması alanında, el-Mustafa Üniversitesi ve bazı diğer kurumların yürüttüğü çalışmalar sayesinde, dünyada yüz binlerce insan Fars dili ve edebiyatı ile İslami öğretilerin kökleriyle tanışmıştır.”
Ayetullah Ârafi şu hususun altını çizdi: “İslam İnkılabı ve İran odaklı olan ülke içindeki pek çok kapasite, hâlen dünya çapında yeterince tanınmamaktadır. Eğer bu kapasite ve imkânlar tanıtılırsa medya alanı üzerinde ağır bir gölge oluşturan Batı’nın medya saldırılarından artık korkmamıza gerek kalmayacaktır.”
Konuşmasının devamında şunları söyledi: “Güneydoğu Asya’dan Afrika’ya, Kafkaslar’dan Avrupa ve Amerika’ya kadar, olağanüstü gelişmeler ve çok büyük potansiyeller ortaya çıkmıştır. Hatta Avrupalılar, Hamburg’da bir İslami merkeze bile tahammül edememektedir; oysa bu İslami merkezlerin sahip olduğu gerçek sermaye ve güç son derece dikkat çekicidir.”
İlim Havzaları Müdürü, konuşmasının bir başka bölümünde şunları ifade etti:
“Zamanımız son derece zor bir zamandır. Sınırlar ve engeller görünürde ortadan kalkmış, bilgi ve farkındalıklar genelleşmiş ve herkesin erişimine açılmıştır. Pek çok tekel sona ermiş, hak ile bâtılı ayırt etmek zorlaşmıştır. Bu yeni ortamda İslam İnkılabı’na yönelik saldırılar ve düşmanlıklar artmış; yapay zekâ gibi yeni meseleler, fikrî ve toplumsal alanlarımızın tamamını etkilemiştir. Bu şartlar özel ve dikkatli bir yönetim gerektirmektedir.”
Ayetullah Ârafi, bugün fikrî ve kültürel alanın yönetilmesini ve yönlendirilmesini zorlaştıran bir nesille karşı karşıya olduğumuzu belirterek şöyle devam etti:
“Ülkede çok sayıda düşünce ve belge üretilmesine rağmen tüm ihtiyaçlara cevap vermek güçtür. En geniş imkânlara sahip olunsa bile her hareket ve her adım yetersiz kalmaktadır; bu nedenle binlerce başka alan ve sahada bütün gücümüzle faaliyet göstermemiz gerekmektedir.”
Ayetullah Ârafi konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Ruhaniyet ve havza büyük birikimlere sahiptir; ancak her biri diğerinin yetkinlik ve imkânlarına muhtaçtır. Bu etkileşim, İslami marifetlerin tanıtılmasında, dinî düşüncenin geliştirilmesinde ve genç neslin sorularına cevap verilmesinde medya imkânlarından faydalanmak için önemli bir fırsattır.”
Ayetullah Ârafi ayrıca şunu kaydetti: “Hepimiz, varlığımızın tamamını sistemin ve İslam İnkılabı’nın yüceltilmesi ve İslami düşüncenin geliştirilmesi gibi kutsal bir ideale vakfetmeliyiz. Bu çerçevede, havza ile millî medya arasındaki etkileşim, ülke ve dünya ölçeğinde bir dönüşüm ve sıçramanın başlangıç noktasıdır.”
Ayetullah Ârafi, planlama yapılmasının ve havzanın farklı kapasite ve imkânlarından yararlanılarak insan gücü yetiştirilmesinin ve pratik ile medya odaklı çıktılar üretilmesinin gerekliliğine dikkat çekerek şöyle dedi: “Tüm programlar çıktı odaklı olacak şekilde yönlendirilmelidir ki toplumda ve dünyada somut ve hissedilir bir etki oluşturabilsin.”
İlim Havzaları Müdürü, insan kaynağı yetiştirmenin ve havzanın kapasite ve imkânlarını güçlendirmenin önemine değinerek şunları söyledi:
“Bizim nitelikli insan gücü yetiştirmemiz ve gerekli alanlarda bölümler ve disiplinler tasarlamamız gerekir. Havzaya bağlı farklı kurumlarda mevcut olan kapasite ve imkânlar tespit edilmeli ve fiilen sürece dâhil edilmelidir. Bu programların nihai hedefi çıktı odaklı olmalarıdır. Örneğin önümüzdeki yıl için planlama yapılarak, beş nitelikli çalışmanın somut ve uygulamalı çıktıya dönüşmesi sağlanmalı; sanat, sinema ve diğer alanlarda bu çıktılardan örnekler ortaya konulmalıdır.”
Ayetullah Ârafi şöyle devam etti: “Havzanın beş yıllık programlarında, farklı başkanlık ve birimlerde çok sayıda eksen belirlenmiştir. Eğitim ve yetiştirme alanında on altı ayrı programımız bulunmaktadır. Bunlardan biri, yaklaşık 15 bin nitelikli ve yetkin vaizin okullara gönderilmesini kapsamaktadır. Bu kadrolar, öğrencilerle etkileşim kurma ve dinî öğretileri açıklama noktasında temel ve belirleyici bir rol üstlenecektir.”
Ayetullah Ârafi, havzaya ait çok sayıda projeye işaret ederek şunları ekledi:
“Hicret Projesi ve diğer çeşitli projelerin tamamı medya odaklı bir yaklaşıma kavuşmalıdır. Bu, havzaya ait faaliyetlerin etkili olması için kaçınılmaz bir gerekliliktir.”
Ayetullah Ârafi şu hususun altını çizdi: “Bu hedeflerin gerçekleşmesi için hepimiz iş birliği içinde hareket etmeli, tüm imkân ve kapasitelerden yararlanmalıyız ki beklenen çıktılar elde edilebilsin. Araştırma, inceleme ve düşünce üretimi gibi temel çalışmalar mutlaka öncelik taşımalıdır.”
İlim Havzaları Müdürü, tüm havza faaliyetlerinde stratejik ve medya temelli bir bakış açısının zorunlu olduğunu vurgulayarak şöyle dedi:
“İslami marifetlerin millî medya ve dijital mecralarda görünürlük kazanması son derece büyük bir imkândır. Bu imkân, dinî öğretilerin bugünün nesline aktarılmasını sağlayabilir ve havzanın toplum ve dünya üzerindeki etkili rolünü daha da güçlendirebilir.”
Ayetullah Ârafi, havzaların farklı alan ve düzlemlerde sahip olduğu geniş kapasitelere dikkat çekerek şunları ifade etti:
“Kelâm, felsefe, hadis, tefsir, tarih ve diğer İslami ilimler, havza eğitim ağacında sistemli bir şekilde tasarlanmış ve son derece büyük bir ilmî birikim oluşturmuştur. Biz, insanın saadetinin Kitap ve Sünnet aynasında yansıdığına inanıyoruz; ancak bu miras, içtihat ve güncel bir bakış açısıyla değerlendirilip hayata taşınmalıdır.”
Uzmanlar Meclisi Üyesi şunları ekledi: “Her zaman medya perspektifinin önemine — ister millî medya ve diğer medya organları olsun ister dijital mecralar — vurgu yaptım. Eğer bu bakış açısı programların ayrılmaz bir parçası olmazsa, havzanın sahip olduğu büyük ilmî birikimler köşelerde atıl kalır.”
İlim Havzaları Müdürü sözlerine şöyle devam etti: “Havzaya ait tüm faaliyetler, medya odaklı bir bakışla ve bu faaliyetlerin medyada yansıtılmasıyla birlikte yürütülmelidir. Bu, İslami marifetlerin ve dinî düşüncenin medyada ve sanal ortamda tecellisini güvence altına alan ve havzanın bütün çalışmalarını kuşatan büyük bir stratejidir.”
Ayetullah Ârafi, bu yaklaşımın önemini açıklarken şöyle dedi: “Biz ‘belağ-ı mübîniz’; bu da havzanın tüm çalışmalarının medya perspektifiyle, mesajın aktarılması ve içeriğin yansıtılması esas alınarak yapılmasını gerektirir. Bu yaklaşım, bütün faaliyetleri köklü biçimde dönüştürebilir.”
Ayetullah Ârafi şu noktaya dikkat çekti: “Bu görünürlük ve medyaya verilen önem, tüm faaliyetlerde gözetilmeli; yollar, yol haritaları, eğitimler ve planlamalar buna uygun şekilde yapılmalıdır."
Uzmanlar Meclisi Üyesi, halk, sistem ve havza arasındaki bağın güçlendirilmesinin önemine de değinerek şunları söyledi:
“Sayın Dr. Cebeli’nin de işaret ettiği gibi bir uzlaşı ve mutabakat bütünlüğü oluşmuştur; ancak bunun ayrıntılı ek planlara ve önceliklendirmeye ihtiyacı vardır. Bunun için insan gücüne ve düşünce üretimine ihtiyaç duyuyoruz.”
Ayetullah Ârafi, marifetlerin muhataba aktarılmasında ara teorilerin gerekliliğine dikkat çekerek şunları ekledi:
“Şehit Mutahhari, ara teorilerin insanıydı. Marifetler, doğru bir işleme sürecine ve güncel bir bakış açısına ihtiyaç duymaktadır.”
Ayetullah Ârafi, konuşmasını İslami marifetlerin işlenmesine doğru yaklaşımın ve medya kapasitelerinden yararlanmanın önemini vurgulayarak tamamladı ve şöyle dedi:
“Bu yol, planlama, eğitim ve sürekli iş birliği, uygulamaya dönük ve etkili çıktılar elde edilebilmesini gerektirmektedir ki İslami marifetler bugünün nesline aktarılabilsin.”
yorumunuz