Havza Haber Ajansının haberine göre, kısa bir süre önce Radyo ve Televizyon Kurumu Başkanı Dr. Peyman Cebeli, Kum İlim Havzası Öğretim Üyeleri Topluluğunun ofisini ziyaret etti ve bu kuruma bağlı Yüksek Konsey toplantısına katıldı.
Toplantıda konuşan Kum İlim Havzası Öğretim Üyeleri Topluluğu Başkanı Ayetullah Seyyid Haşim Hüseyni Buşehrî, Radyo ve Televizyon Kurumunun 12 gün süren dayatılmış savaş sırasındaki olumlu performansını takdir ederek şunları söyledi: "Düşman, ulusal medyaya karşı derin bir kin besliyordu ve orayı hedef alarak saldırdı. Bu durum, Radyo ve Televizyon Kurumunun sahada ciddi ve etkili bir varlık gösterdiğini ortaya koymaktadır."
Ayetullah Seyyid Haşim Hüseyni Buşehrî, 12 gün süren dayatılmış savaşta Radyo ve Televizyon Kurumunun güçlü yönleri arasında haberlerde bütünlüğün ve haber kaynağı olma niteliğinin korunmasını, kargaşanın önlenmesini, farklı haber programları arasındaki uyumu, savaş dönemindeki gelişmelere hızlı, düzenli ve çelişkisi az tepkiler verilmesini, kamuoyundaki heyecan ve kaygının nispeten yönetilmesini, slogancı analizlerden kaçınılmasını ve sunulan analizlerin niteliğinin artırılmasını, saha ile medya arasındaki daha iyi koordinasyonu, toplumsal bütünlüğün korunmasına gösterilen dikkat, güç ve otorite görüntüsünün sunulması olarak sıraladı.

Uzmanlar Meclisi Başkan Yardımcısı, ulusal medyanın din ve ilim havzası ile olan ilişkisinin yeniden tanımlanması gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Din ile medya arasındaki ilişki sadece belirli gün ve etkinliklerle sınırlı olmamalıdır. Yıl boyunca adalet, umut ve ahlak gibi önemli konular ele alınmalıdır; bu konuların yalnızca özel günlerde öne çıkarılması doğru değildir."
Ayetullah Seyyid Haşim Hüseyni Buşehrî, kamuoyunun güvenini Radyo ve Televizyon Kurumunun toplumsal sermayesi olarak nitelendirdi ve şu değerlendirmede bulundu: "Toplumun ulusal medyaya olan güveni öyle bir düzeyde olmalıdır ki bütün kesimler haber almak için ulusal medyayı güvenilir bir sığınak olarak görsün."
Kum İlim Havzası Öğretim Üyeleri Topluluğu Başkanı, Radyo ve Televizyon Kurumunda umutsuzluk ve karamsarlık atmosferinin hâkim olmaması gerektiğine işaret ederek şu vurguyu yaptı: "Mevcut eksiklikler, güçlü yönlerle birlikte ve dengeli bir şekilde açıklanmalıdır."
Ayetullah Seyyid Haşim Hüseyni Buşehrî, ilim havzası ile Radyo ve Televizyon Kurumu arasında ortak bir konsey kurulmasının gerekliliğine değinerek, derinlikli ve etkili içerik üretimi için ulusal medyanın ilim havzası ve üniversite ile kurumsal ve sistemli bir iş birliği içinde çalışmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
Ayetullah Hüseyni Buşehrî ayrıca halkın gerçek sorunlarının yansıtılmasının, adil ve dengeli bir eleştiri ortamının oluşturulmasının, kurumsal şeffaflığın sağlanmasının, İslami yaşam tarzının yansıtılmasının, Müslüman kadının mümince yaşam biçiminin doğru şekilde sunulmasının ve yeni iletişim teknikleri ile yöntemlerinden yararlanılmasının önemini vurguladı.
Kum İlim Havzası Öğretim Üyeleri Topluluğu Başkanı konuşmasının sonunda şunları söyledi: "Bazen İlmi Havza Öğretim Üyeleri Topluluğu, ülke gelişmeleri karşısında neden sessiz kaldığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Oysa durum böyle değildir. Beklenti, Radyo ve Televizyon Kurumunun bu tutum ve görüşlerin yansıtılmasında daha fazla iş birliği göstermesidir.

Ulusal Medyanın Ağır Sorumluluğu
Radyo ve Televizyon Kurumu Başkanı Dr. Peyman Cebeli de bu toplantıda yaptığı konuşmada, Radyo ve Televizyon Kurumunun fiilen İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi yayın organı olduğu yönündeki tespitin, bu kuruma çok büyük bir sorumluluk yüklediğini söyledi.
Dr. Peyman Cebeli, İslam Devrimi’nin zaferinden sonra geçen kırk yılı aşkın sürede Radyo ve Televizyon Kurumunun birçok iniş çıkış yaşadığına dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "Bu kurum, kırk yılı aşkın süre boyunca birbirinden farklı ve zaman zaman birbiriyle çelişen düşünsel akımların yönetim ve yönlendirmesine sahne olmuştur."
Ulusal medya başkanı sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu son derece çeşitli geçmişin, kırk yıllık sabıkanın ardından kapsamlı bir durum ve zarar tahlilinin yapılmasını gerekli kılıyordu. Kurumun, Devrimin İkinci Adımı Bildirgesi doğrultusunda yoluna devam etmesi bu şekilde mümkün olabilirdi."
Dr. Peyman Cebeli, Radyo ve Televizyon Kurumunun dönüşüm belgesinin hazırlanmasına ve bu belgenin içeriğinin Rehber tarafından takdir edilip onaylanmasına değinerek şu noktayı vurguladı: "Bazı kültürel değişimlerin hayata geçirilmesi, yeni yönelim ve hatların oluşturulması ve geçmişteki yönlendirmelerin etkilerinin giderilmesi zaman almaktadır."
Radyo ve Televizyon Kurumu Başkanı konuşmasının devamında, ulusal medyanın dönüşüm belgesinin bazı bölümlerini ve bu belgeye dayanarak içerik ve yaklaşım alanında atılan adımları açıkladı.
Konuşmasının son bölümünde ise ilim havzası ile Radyo ve Televizyon Kurumu arasındaki iş birliği protokolünün uygulama planının son aşamaya geldiğine işaret eden Cebeli, ilim havzası ile sürekli ve kesintisiz bir ilişkinin gerekliliğini vurgulayarak şunları söyledi: "Dini kavramların programa dâhil edilmesi ve yayınların bilgi ve irfan boyutunun zenginleştirilmesi öncelikler arasında yer almaktadır."

Din ve halkın Hayatına ilişkin kaygılar
Bu toplantının başında, Öğretim Üyeleri Topluluğunun üyeleri çeşitli başlıklar altında görüş ve kaygılarını dile getirdi.
- SATRA’nın (Sesli ve Görüntülü Yayın Medyası Düzenleme Kurumu) ev içi ağ platformlarının ürünleri üzerindeki denetiminin daha etkili ve daha kapsamlı olması gerekliliği.
- Ev içi ağ yapımlarında şiddetin, kadın-erkek karışık ortamların ve kültür karşıtı unsurların yaygınlaştırılmasına yönelik eleştiriler.
- Farklı düşüncelerle karşılaşırken toplumsal bütünlüğün korunmasının ve hoşgörülü bir yaklaşımın gerekliliği.
- Din adamlarının hizmetlerinin ve fedakârlıklarının genç kuşağa tanıtılmasının önemi.
- Sinema yapımlarında hicapsız ve uygunsuz örtünmenin teşvik edilmesine yönelik eleştiriler.
- Çeşitli programların yapımında şeffaflık politikasının izlenmesi ve ikna edici bir dilin benimsenmesi gerekliliği.
- Analiz programlarında bazı uzmanların kullanımının yeniden gözden geçirilmesi gereği.
- İlim havzası ve üniversitenin bilimsel üretimlerinin tanıtılmasının zorunluluğu.
- Radyo ve Televizyon Kurumunda görev yapmış bazı isimlerin düşman saflarına katılmasının nedenlerinin incelenmesi gerekliliği.
- Bazı film ve dizilerde din adamlarının tanıtılış biçimine yönelik eleştiriler ve bu konuda ilim havzasının denetim mekanizmasının oluşturulması gereği.
- Gençler arasında uyuşturucu bağımlılığın artmasına dair uyarı ve bu konuya uygun programların üretilmesi gerekliliği.
- Özellikle haber alanında izleyiciler arasında güvenin yeniden inşa edilmesinin önemi.
- Toplumda daha fazla etki ve nüfuz sağlamak için sosyal psikoloji alanına dikkat edilmesi gerekliliği.
- Sahadaki röportajlar başta olmak üzere, saha söyleşilerine ilişkin uygun ve sağlıklı yöntemlerin daha fazla gözetilmesi gereği.
yorumunuz