Pazartesi 5 Ocak 2026 - 19:21
İran Halkı Emirü’l-Müminin Ali (a.s.) ve İmam Hüseyin'e (a.s.) Derin Bir Bağla Bağlıdır

Havza / Ayetullah Araki, “İmanın Dirilişi” adlı ulusal törende, İran kimliğinin Ehlibeyt ile kurulan bağ sayesinde şekillendiğini vurguladı. Direnişi bu kimliğin temel göstergesi olarak nitelendirdi. Bu kimliğin Kasım Süleymani gibi komutanları yetiştirdiğini, halkı güç ve bağımsızlık yolunda koruduğunu söyledi.

Havza Haber Ajansı’nın haberine göre Ayetullah Muhsin Araki, Kum kentindeki İmam Hasan Askerî Camii’nde itikâfa giren müminlerin katılımıyla düzenlenen, “İmanın Dirilişi” başlıklı 1404 yılı ulusal itikâf töreninde ve Şehit Komutan Hac Kasım Süleymani ile direniş şehitlerini anma programında konuştu. Ayetullah Araki, toplum kimliğini milletlerin izzet veya zilletinin belirleyicisi olarak değerlendirdi. Halk kimliğinin milletler için kader belirleyici rolüne dikkat çekerek, her toplumun kendi kimliğiyle tanındığını ve bu kimliğin bir milletin onurunun, bağımsızlığının ya da aşağılanmasının temel unsuru olduğunu ifade etti.

Dinî İlimler Havzaları Yüksek Konseyi üyesi, “İranlı olmak” kavramının yalnızca coğrafi bir tanım olmadığını belirterek şunları söyledi: "İran kimliği tarih boyunca İmam Hüseyin, Emirü’l-Müminin Ali (a.s.) ve Ehlibeyt kültürüyle kurulan derin bağ sayesinde anlam kazanmıştır. Bu bağ, bu kimliğin temel göstergesini oluşturmuştur."

Ayetullah Araki direnişin bu kimliğin en önemli göstergesi olduğunu vurgulayarak şu açıklamada bulundu: "Direniş, dinî anlayışta hakkı gerçekleştirmek için kararlılıkla durmak ve batıla karşı koymak anlamına gelir. Bunun amacı, Allah’ın dinini korumak, Tevhit bayrağını yükseltmek ve batılın insanların kaderi üzerindeki hâkimiyetini engellemektir."

Kuranî öğretilerde iman cephesine değinen Ayetullah Araki, Kuran-ı Kerim’in, yaralar ve darbelerin bile zayıflatamadığı bir cepheyi tanıttığını söyledi. Aksine bu tür zorlukların, o cephe için daha fazla güç ve sağlamlık kaynağına dönüştüğünü ifade etti.

Uzmanlar Meclisi Başkanlık Divanı üyesi, düşmanların her zaman tüm imkânlarını seferber ederek direniş cephesini zayıflatmaya çalıştıklarını belirterek şunları ekledi: "Tarihi tecrübe göstermiştir, düşmanlar baskıyı, tehdidi ve komploları ne kadar artırmışsa, direniş cephesi geri adım atmamış, aksine Allah’a dayanarak geçmişe kıyasla daha güçlü bir şekilde ortaya çıkmıştır."

Maslahat Teşhis Konseyi üyesi, Emirü’l-Müminin Ali’nin hayatındaki direnç ruhuna işaret ederek şunu vurguladı: "Son nefese kadar direnmek ve son kişiye kadar sebat etmek, Alevî kimliğin belirgin özelliklerindendir. Bu özellikler, İslam tarihinde Hazreti Ebu’l-Fazl Abbas gibi açık ve somut örneklerle ortaya çıkmıştır."

Konuşmasını sürdüren Ayetullah Araki, bu ruhun çağdaş dönemde de devam ettiğini belirterek şunları söyledi: "Kasım Süleymani gibi komutanlar şehit edildiğinde direniş yolu durmaz. Çünkü bu yol, belirli bir kimliğe sahip bir milletin yoludur."

Ayetullah Araki, Alevî kimliğin yalnızca askerî alanla sınırlı olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: "Bu kimlik, bilim ve ilerlemeden, ekonomiye, siyasetten toplumsal yönetime kadar tüm alanlarda varlık göstermektedir."

İran’ın dışa bağlı dönemlerine dair tecrübesine değinen Ayetullah Araki, Alevî kimlikten toplumun uzaklaştığı her dönemde ülkenin zayıfladığını ve dış etkilere açık hâle geldiğini ifade etti. Bu kimliğe dönüşün ise İran’ı bağımsız, dirençli ve etkili bir ülkeye dönüştürdüğünü belirtti.

Ayetullah Araki, İranlıların Alevî kimliğinin açıklanması ve anlatılmasının stratejik bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Kalem, söz ve medya sahibi olan herkesin bu alanda sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Bu kimlik olmadan toplumsal bütünlüğün ve millî gücün zarar göreceğini ifade etti.

Konuşmasının bir bölümünde itikâfın konumuna değinen Ayetullah Araki, itikâfı asıl hüviyete, velayet kimliğine dönüş ve İmam ile yeniden bağ kurma fırsatı olarak nitelendirdi. İtikâfın, İran milletinin kimliğinin bir göstergesi olduğunu ifade etti. Alevî kimlik bu milletten alındığında, düşmana karşı direnilecek hiçbir şeyin kalmayacağını söyledi. Camilerde itikâfa girmenin amacının, masum İmam’ın namaz kıldığı mekânda günlük hayatın kirlerinden arınmak ve imamete daha da yaklaşmak olduğunu belirtti. Bu ilahî görevin, velayet ve Alevî kimliğin arındırılıp güçlendirilmesine yardımcı olduğunu dile getirdi.

Ayetullah Araki, konuşmasının sonunda İran milletinin velayet yolunda sebat etmesi için dua ederek şunu vurguladı: "Bizim milletimiz velayet milletidir ve düşmanlar bu köklü kimliği ondan asla alamayacaktır."

Törenin sonunda, 'Harem Savunucusu' olan şehitlerin babaları onurlandırıldı.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha