Havza Haber Ajansı’nın haberine göre, bu yıl itikâfa katılanların sayısının önceki yıllara kıyasla yüzde 30 oranında artması ve yaklaşık 560 bin kız ve erkek öğrencinin bu manevi törenlere katılması, bazı sözde aydınların iddialarının aksine, İran toplumunun genç neslinin dindarlığa, dini ve manevi meselelere büyük bir ilgi ve istek duyduğunu ortaya koymaktadır.
Genç Nesil ve İtikâf Deneyimi
Medya ve kültür alanında faaliyet gösteren Mustafa Moferrad: "Bazı medya organlarının genç neslin dinden koptuğuna dair yaygın bir tablo çizmesine karşın bu yılki itikâfa katılanların sayısına ilişkin veriler farklı bir gerçeğe işaret etmektedir."
Medya uzmanı Moferrad'a göre günümüz gençlerinin sorunu “dinsizlik” değildir; asıl mesele 'dindarlık biçimi'dir. Gençler, sahici ve gönüllü bir deneyim arayışı içindedir. İtikâf, günlük hayatın gürültüsünden geçici olarak uzaklaşmayı, manaya odaklanmayı ve sakin, bilinçli kolektif deneyim yaşamayı mümkün kılan bir imkân sunmaktadır.
Mustafa Moferrad sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu günlerde ülke genelinde çeşitli camilerde öğrencilerin itikafa yoğun katılımı, dinin zorlayıcı olmayan, manevi ve kimlik kazandıran bir çerçevede sunulması hâlinde genç nesil için hâlâ cazip olduğunu göstermektedir."
Mustafa Moferrad’a göre bu artışı yalnızca resmî tanıtımlar veya planlamalarla açıklamak mümkün değildir. Yaşanmış deneyimler, kimlik krizleri, psikolojik baskılar ve toplumsal belirsizlikler, gençleri temel sorulara yöneltmektedir. Din, bu ortamda katı talimatlar bütünü olarak değil, anlam ve huzur sunan bir sığınak olarak yeniden önem kazanmaktadır.
Yanlış Ön Kabul ve Bakış Açılarının Düzeltilmesi Gereği
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Mecit Nasiri de bu konuda görüşlerini şu şekilde ifade etmektedir: "Genç neslin dinden uzaklaştığı yönündeki ön kabul yanlıştır. Toplumsal meseleleri takip eden uzmanların değerlendirmelerine göre İran toplumu, Orta Asya, Doğu Asya, Batı Asya ve Batı toplumlarıyla kıyaslandığında en pak ve en nitelikli gençlere sahiptir. Dine bağlı bireylerin sayısı azalmamakla kalmayıp, aksine artış göstermiştir."
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Mecit ayrıca, asıl tartışılması gereken meselenin bu noktada ortaya çıktığını belirtmektedir: "Dinle bağın zayıfladığı iddiasının göstergeleri derinlemesine analiz edilmelidir. Kadir geceleri, Erbain yürüyüşleri, cuma namazları ve itikâf gibi tüm dini tören ve ibadetlerde katılımcıların önemli bir bölümünü gençler oluşturmaktadır. Bu yoğun katılımdan din karşıtlığı sonucu çıkarılamaz. Aksine, bu gençler din merkezli bir yaşam anlayışına sahiptir. Bu nedenle genç neslin dinden uzak olduğu yönündeki bakış açısının ve zihniyetin düzeltilmesi gerekmektedir."
Dindar Gençlerin Farklı Alanlardaki Belirgin Varlığı
İslam Devrimi Rehberi, konuşma ve yönlendirmelerinde genellikle şu temel noktaya vurgu yapmaktadır: İslam Devrimi öncesi dönemle karşılaştırıldığında, şu an ulvi değerlere inanan ve bu değerlere bağlı kalan, din ve değerler uğruna canını feda etmeye hazır gençlerin sayısı az değildir. 'Harem savunucusu' şehitleri arasında 1990 ve 2000’li yıllarda doğmuş pek çok genç bulunmaktadır. Bu gençler büyük bir istek ve gönüllülükle mücadele alanına gitmiş ve şehit olmuştur. Bu nedenle her ne kadar göreli olarak bazı dinî uzaklaşmalar görülse ve bunun ayrıca analiz edilmesi gerekse de mutlak anlamda genç nesil arasında din karşıtlığının bulunduğu iddia edilemez.
Konuşmasının devamında şunu ifade etmiştir: "Bazı gençlerde görülen dinden uzaklaşma meselesinde hem iç faktörlerin hem de dış faktörlerin etkisi dikkate alınmalıdır. Hatta dış etkenlerin etkisi, iç etkenlerden daha az değildir. Günümüzde dünya cehalet dolu ve şeytani bir kültürün etkisi altındadır. Günah ve ahlaksızlığın yayılmasıyla toplumsal yozlaşmanın artışı açıkça görülmektedir. Geçmişte fesat ve etik dışı değer olarak kabul edilen bazı davranışlar, bugün küresel ölçekte şeytani bir kültüre yönelimle değer olarak sunulmaktadır. Özellikle sosyal medya ve dijital ortamların yaygınlaşmasıyla birlikte, dünyada dindarlık kültürüne karşı geniş çaplı bir saldırı oluşmuştur ve bu durum yalnızca ülkemize özgü değildir."
Modern Çağ Medyasının Dindarlık Kültürüne Karşı Rolü
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Mecit Nasiri ayrıca şu değerlendirmede bulundu: "Günümüz dünyasında ve modern çağda medya, coğrafi sınırları ortadan kaldırmış ve iletişimi genişletmiştir. Bu nedenle cazip biçimlerde sunulan medya içerikleri, dindarlık kültürü üzerinde geçmişte olduğu gibi bugün de büyük bir etkiye sahiptir. Öyle ki, günümüzde özellikle genç neslin erişimine açık olan ve bizim de üzerinde yeterli denetime sahip olmadığımız 'Instagram' ortamı ve buradaki içerikler konusunda, Batılı uzmanlar dahi endişe duymaktadır.
Ayrıca sözlerine şunu ekledi: "Günümüzde moda tutkusunun yaygınlaşması, görünüşe dayalı değerlere verilen aşırı önem, yanlış dış görünüş karşılaştırmaları ve insanların değerinin giyim, dış görünüş, telefon modeli ve makyaj tarzı gibi unsurlarla ölçülmesi, dünyada estetik ameliyatların artışı ve kozmetik ürün tüketiminin yükselmesi, bu kültürel etkinin sonuçlarıdır. Ülkemiz de bu kültürel saldırıdan etkilenmiş ve bundan muaf kalmamıştır."
Toplum Bireylerinin Eğitiminde Ailenin Rolünün Önemi
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Mecit Nasiri konuşmasının başka bir bölümünde ailenin toplum bireylerinin yetiştirilme sürecinde son derece önemli ve etkili bir role sahip olduğuna dikkat çekti. Bazı ailelerin eğitim meselelere yeterince önem vermediği durumlarda, genç neslin doğal olarak sağlıklı bir eğitim alamadığı ve hatta dini sorumlulukları yerine getirmekten kaçınabildiği gözlemlenmiştir. En önemlisi, dindarlığın belirli zorluklar ve meşakkatler içerdiği gerçeğidir. Bu çaba gerektiren sorumlulukları üstlenme bilincinin, esasen aile tarafından eğitim sürecinde kazandırılması gerekmektedir.
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Mecit Nasiri ayrıca, ailenin bu alandaki ihmalinin dinden uzaklaşmanın yaygınlaşmasına yol açacağını ifade etmişti: "Bu durumun bir kısmı da kültürel alanlardaki zayıf uygulamalarla ilişkilidir. Kültürel meselelerin çoğu zaman eğitici bir yaklaşımdan ziyade yönlendirici ve uyarıcı bir bakış açısıyla ele alındığına dikkat edilmeli. Örneğin hicap konusunda, muhatabı ikna etmeden önce nasihat ve emir-yasak yoluna gidilmiştir. Çocuklar, dindarlığın gerekliliği, kulluğun etkileri, dini sorumlulukların yerine getirilmesi ve hicabın önemi konusunda yeterince bilgilendirilmemiştir. Oysa hicabın psikolojik ve ahlaki güvenliği sağlama, aile yapısını koruma ve toplumda iffeti muhafaza etme açısından taşıdığı önem, doğru yöntemlerle anlatılmalıdır. Fotoğraf, video, kısa klip, podcast ve benzeri modern ve ilgi çekici medya ürünleri kullanılarak, çağdaş yöntemlerle ikna ve bilinçlendirme süreci yürütülmelidir. Sonuç olarak kültürel ve medya çalışmalarında önce eğitimin, ardından ikna sürecinin öneminin göz ardı edilmemesi gerekmektedir."
yorumunuz