Perşembe 8 Ocak 2026 - 15:35
Yetkililer, Akılcılık ve Tedbirle Halkın Sorunlarını Çözmelidir

Havza / Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli şöyle vurguladı: "Yöneticiler, halkın sorunlarını akılcılık ve tam bir yönetim anlayışıyla çözmelidir. Tedbirler toplumdaki yolsuzluk ve suistimalleri önlemelidir. Ayrıca bu temiz ve mübarek toprakları iyi bir şekilde idare etmelidirler."

Havza Haber Ajansı’nın haberine göre Ayetullah el‑Uzma Cevadi Amuli’nin haftalık ahlak dersi toplantısı Çarşamba günü Kum’daki Mescid‑i Âzam’da halkın farklı kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. 

Ayetullah el‑Uzma Cevadi Amuli, Nehcül Belaga’nın 191. hikmetini açıklayarak dünyanın hakikatini, insan bedeninin durumunu ve bunun ölümle ilişkisini tam bir hikmet perspektifiyle ortaya koydu ve şöyle dedi: "Emir-ül Müminin’in (a.s.) bakışına göre insan, dünyada sürekli olarak zararlara, musibetlere ve yavaş yavaş tükenmeye maruzdur. Geçen her gün ömürden bir parça eksilir. Her adımda ölüme biraz daha yaklaşırız."

Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli şöyle devam etti: "Emir-ül Müminin’in (a.s.) sözünü incelerken mesele iki bölümde ele alınmalıdır: 'Birincisi, beden ve bedensel zevkler hakkındadır. Zira bazı insanlar tüm ilgilerini maddî hazlara, bedensel menfaatlere ve dış görünüşlere yöneltmişlerdir. Bu kısımda bedenin hakikati ve kaderi açıklık kazanmalıdır. 
İkincisi ise, insanın özünü oluşturan ebedî ve kalıcı gerçek üzerinedir. Bu kısım doğru biçimde tanınmalıdır.'"

Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli ardından şöyle dedi: "Emir-ül Müminin (a.s.), bedenin hâlini açıklarken şöyle buyurur: 'İnsan, beden yönüyle daima ölüm oklarının hedefidir.'
Hastalıklar, olaylar ve tabiî yıpranmalar sürekli bedene yönelir; sonunda da bu etkenler bedeni ayakta tutamaz hâle getirir."

Ayetullah el‑Uzma Cevadi Amuli şöyle vurguladı: "İnsan bedeni her gün eksilme tehlikesi altındadır. Bir kimse dış görünüşte ilerliyor veya başarı elde ediyor olsa da, gerçekte her geçen gün ömür sermayesinden bir parça yitirmekte, bedeni bir adım daha yıpranmaya yaklaşmaktadır."

Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli şöyle ekledi: "İnsan bedeni sürekli olarak 'menaya' yani ölümlere, 've nehbun tubadiruhu’l‑mesaib' yani musibetlerin yağmasına maruzdur. Musibetler her yönden bedene saldıran yağmacılar gibidir. Bu saldırı kimi zaman zamandan, kimi zaman mekândan, bazen bireysel bazen toplumsal boyuttandır. Fakat her hâlükârda hedef, bedenin sağlığını ve gücünü eksiltmek, sonunda maddi hayatın tükenmesine yol açmaktır."

Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli devamında şöyle açıkladı: "Dünyada insanın elde ettiği her nimet, başka bir nimetten ayrılıkla birlikte gelir  
'Ve lâ yenâlu’l‑abdü ni‘meten illâ bifirâki uhra.
Yani insan, bir malı kaybeder veya ömrünün bir kısmını harcar. Bu maddî hayatın kaçınılmaz yasasıdır."

Ayetullah el‑Uzma Cevadi Amuli, Emir-ül Müminin’in (a.s.) nuranî sözünü temel alarak şöyle açıkladı: “'Fe nahnu a‘vânu’l‑menûn ve enfüsünâ nasbu’l‑hutûf.' 
İnsan, bilinçli veya bilinçsiz biçimde ölümünün ortağıdır. Çünkü attığı her adım, aldığı her nefes, onu ömrünün sonuna bir adım daha yaklaştırır. 
Bedenlerimiz sürekli olarak ölümün ve zarar oklarının hedefindedir. Hastalık, yıpranma, hadiseler ve zamanın geçişi daima bedenin sağlığını hedef alır."

Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli ardından şu soruyu gündeme getirdi: “'Fe min eyne nercu’l‑bekâ?' Madem her gün ömrümüzden bir parça eksiliyor, maddî bekayı ümit etmek ne anlam taşır? İnsan yüz yıl yaşasa bile, geçen her günle bu geri dönülmez sermayeden harcamış olur."

Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli devamında şöyle belirtti: "İnsan ömrü boyunca kazandığı şeyler — mal, makam veya dünyevî başarılar — hızla dağılır; nihayetinde insan dünyadan eli boş ayrılır. 
Geride kalan miras, başkaları için bir varlıktır ama kendisi için gerçek bir 'bekâ' değildir; sadece tükenmiş ömrünün meyvesidir."

Ayetullah el‑Uzma Cevadi Amuli, "beden” ile “ruh” arasındaki farkı açık biçimde ortaya koyarak şöyle buyurdu: "Eksilme, yıpranma ve yok oluşun hedefi bedendir ruh değil. Çünkü ruh, soyut ve melekûtî bir varlıktır. Öğrenmekle, düşünmekle, ibadetle ve marifetle zarara uğramaz tam tersine varlık zenginliği artar."

Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli son olarak, mübarek Receb ayının manevî imkânlarına değinerek şöyle dedi: "İnsan bu ayda hiçbir maddî bedel ödemeden bol manevî ganimetler kazanabilir. Çünkü ruhsal gelişim, zaman ve maddî ömürle sınırlı değildir. 
Dua, Kur’an, münacat ve ibadet insanın Allah ile doğrudan muhabbet aracıdır. Bu yolda ruh yıpranmaz, aksine kuvvet ve istikamet kazanır."

Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli konuşmasının bir diğer bölümünde "İlahi Halifelik" makamını açıklayarak şu vurguyu yaptı: "İmamet ve ümmet sisteminin asıl görevi cehaleti ortadan kaldırmaktır. Bu önemli görev ilahi bir yönetimin kurulması olmadan gerçekleşemez. Cahilliği gidermek havzaların ve üniversitelerin; cehaleti yok etmek ise cami ve hüseyniyelerin görevidir. Ancak cahiliyetin kökünü kurutmak ve cahiliyetten arınma, masum İmamların (a.s.) ve İmamet-ümmet sisteminin temel misyonudur."

Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli günümüz koşullarına ve dünyada yaşanan zulümlere ve yasaları ihlal etmeye işaret ederek, şunları belirtti: "Günümüz dünyasındaki pek çok zulüm, yasa ihlali ve siyasi/sosyal davranışlar cehalet türünden değil, apaçık bir cahiliye tezahürüdür. Bu durum ancak Kur'an, Ehlibeyt ve ilahi velayet mantığına geri dönülerek atlatılabilir."

Ayetullah el-Uzma Cevadi Amuli, konuşmasının sonunda, İslamî Nizâm'ın asıl sahibinin (İmam Mehdi'nin) zuhuruna kadar korunması için dua ederek, Yüce Allah'tan ilahi velilerin bereketiyle bu ülkeyi ve milleti lütuflarının himayesinde tutmasını diledi. Ayrıca yetkililerin sorunları tam bir akılcılık ve yönetimle çözmelerini, tedbirle toplumdaki yolsuzluk ve suistimallerin önüne geçmelerini ve bu temiz ve pak toprakları iyi yönetmelerini umduğunu ifade etti.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha