Pazartesi 26 Ocak 2026 - 15:24
Yeni Dünyayı ve Ortaya Çıkan Yeni Akımları Tanımak En Temel Görevimizdir / İlim Havzaları, Çağımızda İslam Düşüncesinin Yol Göstericisidir

Havza / Ayetullah Arafi, din kurumunun son derece ağır sorumluluklar üstlendiğini belirterek şöyle dedi: “Bizim birinci ve en temel görevimiz, yeni dünyayı ve ortaya çıkan yeni akımları tanımaktır. Çünkü bu tanıma olmaksızın, hiçbir etkili adım atmak mümkün olmayacaktır.”

Havza Haber Ajansı’nın haberine göre Ayetullah Ali Rıza Arafi, Havzalar Yönetim Merkezi Düşünce Kurulu’nun müdürü ve üyeleriyle yaptığı görüşmede, mübarek Şaban ayının sahip olduğu özel manevi faziletler ve ilahî birikimlere işaret ederek şöyle dedi:
“Yüce Allah, tüm müminlere bu ayın feyizlerinden yararlanmayı, ilahî huzura daha fazla yakınlaşmayı ve İran’da ve dünyada dinî maarifin yayılması doğrultusunda daha büyük adımlar atmayı nasip etsin.”

Allah’a Doğru Yolculuğun İki Kanadı: Münâcat-ı Şabanîye ve Salavat-ı Şabanîye

İlim Havzaları Müdürü, bu ayda iki temel ilke olan tevhit ve velayetin, uçuşun iki kanadı olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti: “Münâcat-I Şabanîye ile Salavat-ı Şabanîye, birlikte ele alındığında ilahî seyr-i sülûk ve Rabb’e yakınlaşma için düz ve açık bir yol sunmaktadır.”

Ayetullah Arafi, Münâcat-ı Şabanîye’yi en yüce saf tevhit düşüncesinin ve Allah’a doğru manevî yolculuğun yansıması olarak nitelendirerek, bu münâcatın taşıdığı kavramların büyüklüğü ve derinliğine dikkat çekti ve şöyle dedi: “Bu münâcatın içinde son derece karmaşık ve etkileyici bir dünya gizlidir.”

Müçtehit Fakihler Kurulu’nun üyesi olan Ayetullah Arafi, bu münâcatta ‘İlâhî’ ifadesinin kırk defadan fazla tekrar edilmesine değinerek şunları söyledi:
“Bu tekrar, seyr-i sülûk yoluna açılan bir kapıdır. Münâcat-ı Şabanîye başlangıç noktası, atılan adımlar, kat edilen merhaleler ve insanı hidayete ulaştıran zirveleri gösteren kapsamlı bir manevî yol haritasını tasvir etmektedir. ‘İlâhî’ hitabına her yöneliş; insanın kendini tanıması, Allah’a yakınlaşması ve tevhidin güçlenmesi yolunda büyük bir adımdır.”

Salavat-ı Şabanîye, Münâcat-ı Şabanîye’nin Tamamlayıcı Bir Bütünüdür

İlim Havzaları Müdürü Salavat-ı Şabanîye'nin Münâcat-ı Şabanîye’yi tamamlayan bir bütün olduğunu kaydederek şöyle dedi:
“Salavat-ı Şabanîye’de bir ‘risalet bilinci’ ve ‘velayet bilinci’ süreci ele alınmaktadır ki bu da münâcattaki saf tevhit bakışını tamamlamaktadır.”

Ayetullah Arafi, konuşmasının devamında yalnızca bu derin anlamlara kendimizin yönelmesinin yeterli olmadığını, asıl daha zor ve daha önemli olanın bu kavramları başkalarına aktarabilmek olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“İlim havzalarının varlık felsefesinin tamamı, bu saf ve berrak maarifi topluma aktarmaktır. Düşünce Kurulu’ndaki dostlarımız da bu değerli havza hareketinin hayata geçirilmesinde önemli temel unsurlardan biridir.”

Yeni Dünyanın Doğru ve Ayrıntılı Biçimde Tanınmasının Gerekliliği

Ayetullah Arafi, uluslararası alanda yaşanan derin ve çarpıcı dönüşümlere işaret ederek şöyle dedi: “Yeni dünya ve içinde bulunduğumuz çevresel şartlar, son iki yıl içerisinde geçmişe kıyasla köklü farklılıklar göstermektedir. Bu dönüşümlerin bağrında hem büyük fırsatlar hem de son derece ciddi ve ağır tehditler barınmaktadır. Bu durum, ilim havzalarının ve sorumluluk taşıyan tüm alanların titiz ve derinlikli bir inceleme yapmasını zorunlu kılmaktadır.”

Mevcut Şartlarda Fırsatların, Zorlukların, Tehditlerin ve Misyonların Tespiti

İlim Havzaları Yüksek Şurası üyesi olan Ayetullah Arafi, mevcut şartlarda fırsatların, zorlukların, tehditlerin ve üstlenilmesi gereken misyonların tespit edilmesinin kaçınılmaz olduğunu belirterek, son dönemdeki gelişmelere dair analizlerini paylaştı ve şunları söyledi:
“İki yıl önce meydana gelen olayların daha ilk aşamalarında, çeşitli ortamlarda sunduğum değerlendirmelerde önceki tüm dalgalardan farklı, yeni ve son derece ağır bir dalganın ortaya çıktığını vurguladım. Bu süreç devam edecektir ve inkılap hareketi, ilim havzaları ve din kurumu buna tam bir hazırlık içinde olmalıdır.”

Ayetullah Arafi, savaş, iç karışıklıklar ve daha temel meseleler dâhil olmak üzere güncel olay ve sorunların geçmiş dönemlerle kıyaslanamayacağını vurgulayarak şöyle dedi:
“Bu şartlar, önceki tüm dönemlerden farklıdır ve son derece ağırdır. Ben gençlik yıllarımdan itibaren inkılap meselelerinin içinde bulunmuş biriyim; şahitlik ediyorum ki mevcut durum, geçmişteki bütün dönemlerden ayrıdır. Bununla birlikte, bu tehditlerin yanında büyük fırsatların varlığına dair umudumu koruyorum; ancak tehdit ve zorlukların boyutunu da asla küçümsemiyorum.”

Günümüz Çağında İslam Düşüncesinin Yol Göstericisi: İlim Havzaları

İlim Havzaları Müdürü, konuşmasının devamında din kurumunun son derece ağır sorumluluklar taşıdığına dikkat çekerek şöyle dedi: “Bizim din için çaba gösterme gibi bir misyonumuz vardır ve ilim havzaları, çağdaş dünyada İslam ve inkılap düşüncesinin yol göstericisi olarak rol üstlenmelidir.”

Anayasayı Koruyucular Konseyi Fakihleri üyesi olan Ayetullah Arafi, bu noktayı vurgulayarak şunları ifade etti: “Yeni bu dünyayı ve ortaya çıkan yeni akımları tanımak, bizim birinci ve en temel görevimizdir. Zira bu tanıma olmaksızın, hiçbir etkili adım atmak mümkün olmayacaktır.”

Din Kurumu ve Ruhaniyetin Toplumla Sürekli İlişkisinin Önemi

Ayetullah Arafi, din kurumu ile ruhaniyetin toplumla sürekli ve canlı bir ilişki içinde olmasının önemine vurgu yaparak şöyle dedi:
“İlim havzaları ve ruhaniyet kurumu, mevcut şartlarda İslam İnkılabı’nın bereketiyle eşsiz tarihî fırsatlarla karşı karşıya olduğu gibi, aynı zamanda bu kurumu tehdit eden çok büyük zorluklar ve zararlarla da yüz yüzedir.”

Sözlerini sürdüren Ayetullah Arafi, şunları kaydetti: “Bu konunun derinlemesine incelenmesi ve çözüm yollarının sunulması son derece önemli ve hayatî bir meseledir. Araştırma merkezleri bu alana daha ciddi bir şekilde eğilmelidir. Her ne kadar şimdiye kadar bazı çalışmalar yapılmış olsa da, bunlar yeterli değildir ve daha titiz ve daha derinlikli çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu çalışmalar, hem toplumun genel düzeyi ve özellikle genç nesil açısından, hem de elitler ve üniversiteler düzeyinde yürütülmelidir. Ayrıca yalnızca ülke içiyle sınırlı kalmamalı; yurt dışındaki dindarların bize nasıl baktıkları ve zihinlerinde hangi meselelerin yer aldığı da ele alınmalıdır.”

İlim Havzaları, Uluslararası Düşünce Sistemi İçindeki Yerini Tanımalıdır

Ayetullah Arafi, ilim havzalarının uluslararası alandaki konumunun tanınmasının gerekliliğini vurgulayarak şöyle dedi: “Dünyanın bize nasıl baktığını ve uluslararası düşünce sistemi içinde tam olarak hangi noktada yer aldığımızı görmeliyiz. Bu konumun doğru biçimde tanınması, ilmî havzanın geleceği öngörmesi ve etkili bir şekilde hareket edebilmesi açısından zorunludur.”

İlim Havzaları Müdürü, küresel ölçekte ilim ve düşünce sisteminin mevcut durumuna değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünya ilim ve düşünce sistemindeki yerimize dikkat etmek ve bu konumu geliştirmek için çaba göstermek, son derece temel bir eksendir. Araştırma merkezleri ve ilgili tüm birimler bu konuya özel bir hassasiyet göstermeli ve bu alanlarda daha aktif bir şekilde rol alabilmelidir.”

Uzmanlar Topluluğuyla Bağlantı Halkası Güçlendirilmelidir

Ayetullah Arafi, uzmanlar camiasıyla bir bağlantı halkası oluşturmanın önemini vurgulayarak şöyle dedi: “Uzmanların sesini duymak son derece hayati bir konudur. Neyse ki bu çalışma düşünce kuruluşunda başlamış ve iyi adımlar atılmıştır. Fikirlerin analiz edilmesi, derlenmesi ve bir fikir bankası oluşturulması da düşünce kuruluşunun ele aldığı alanlardandır. Bu fikir bankası ne kadar güçlenirse, çalışmaların olgunlaşmasına, daha doğru bilgilendirmeye ve uzmanlar camiasında ilerlemeye dair umut oluşmasına katkı sağlayacaktır.”

Tüm Kapasite ve İmkânlardan Yararlanmanın Gerekliliği

Ayetullah Arafi, mevcut tüm kapasite ve imkânlardan yararlanmanın zorunluluğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: “Doğal olarak düşünce kuruluşları ve araştırma merkezlerinin önünde yüzlerce mesele bulunmaktadır ve sınırlı imkânlarla bunların her birini tek tek ele alıp sonuca ulaştırmak mümkün değildir. Bu nedenle araştırma alanının genişletilmesi ve daha fazla ağın oluşturulması yönünde bir tedbir geliştirilmelidir; meseleleri toplama ve yönetme gücüne sahip ağların kurulması gerekmektedir.”

İlim Havzaları Yüksek Şurası üyesi olan Ayetullah Arafi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Problemlerin çözümü için kapasite ve imkânların ağ oluşturma ve zincirleme yoluyla bir araya getirilmesi, düşünce kuruluşları ve entelektüel merkezler sisteminde mutlaka hayata geçirilmesi gereken önemli bir husustur.”

Anlatı Oluşturma ve Söylem İnşasının Önemi

Anayasayı Koruyucular Konseyi Fakihleri üyesi olan Ayetullah Arafi, yapılan ya da yapılmakta olan faaliyetler etrafında ‘anlatı oluşturma’ ve ‘söylem inşasının’ önemine vurgu yaparak şunları ifade etti: “Söylem inşası son derece hayati bir meseledir.”

İlim Havzaları Müdürü, konuşmasının devamında son derece önemli ve stratejik bir konuya değinerek şöyle dedi: “Yapay zekâ ve bilişsel bilimler, bütün sistemlerimizi altüst eden ve çok farklı dünyalar meydana getiren alanlar arasındadır. Yapay zekâ gibi teknolojiler artık sadece basit araç ve gereçler olmaktan çıkmış; bugün insanın ortağı hâline gelmiş ve daha yüksek bir hızla, birçok alanda insanın kendisinin bile önüne geçmiştir.”

Ayetullah Arafi, bu dönüşümlerin birçok kavramımızı değişime ve sarsıntıya uğrattığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Bu olgularla yüzleşmeye hazır olmak hayati öneme sahiptir. Kanaatime göre, bu alanda çok daha ciddi ve derinlikli çalışmalar yapılmalıdır ki bu büyük dönüşümlerin doğurduğu zorlukları ve fırsatları yönetebilelim.”

Yeni Dünyayı ve Ortaya Çıkan Yeni Akımları Tanımak En Temel Görevimizdir / İlim Havzaları, Çağımızda İslam Düşüncesinin Yol Göstericisidir

Yeni Dünyayı ve Ortaya Çıkan Yeni Akımları Tanımak En Temel Görevimizdir / İlim Havzaları, Çağımızda İslam Düşüncesinin Yol Göstericisidir

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha