Pazartesi 26 Ocak 2026 - 16:15
Çevrenin Kasıtlı Olarak Tahribi “Haramdır”

Havza / Ayetullah el-Uzma Nuri Hemedani şöyle buyurdu: "Kasıtlı olarak çevrenin tahribi, insanların haklarının zayi edilmesi, başkalarına zarar verme, kamu emanetine ihanet, nimete nankörlüktür ve şeriata göre haramdır."

Havza Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre Ayetullah el-Uzma Nuri Hemedani’nin İran İslam Cumhuriyeti Ulusal Çevresel Tehditler ve Güvenlik Sempozyumu’na gönderdiği mesajın tam metni şöyledir:

Bismillahirrahmanirrahim  

Hamd âlemlerin Rabbi Yüce Allah’a, salât ve selâm âlemlerin sevgilisi Mustafa Ebu’l-Kasım Muhammed’e (s.a.a.) ve hidayet rehberi olan Ehlibeyt’ine; özellikle de yeryüzündeki Allah’ın deli­li Bakıyetullah’a olsun. Kıyâmet gününe kadar onların düşmanlarının tümüne lanet olsun.

Yüce Allah maddî ve manevî yönden gelişim, kemal ve saadet yolunda insan için temiz ve sağlıklı bir yaşam ortamı hazırlamıştır. Doğayı ve insana ait çevreyi insanlığa emanet olarak bırakmıştır.  
İhtiyacımız olan her şeyi sonsuz nimetlerinden yaratıp hizmetimize sunmuştur.  
Bu nimetleri korumak, ihya etmek ve iyileştirmek hem nimete şükür, hem emanete riayet anlamındadır ve bu, şer‘î bir farz ve insan toplumunun ortak sorumluluğudur.

Hazreti Emir-ül Müminin Ali bin Ebu Talib (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah’tan kulları ve diyarı hakkında sakının. Çünkü siz, yerler ve hayvanlar hakkında bile sorumluluk sahibisiniz. Allah’a itaat edin, ona isyan etmeyin.”  
(Nehcü’l-Belaga, Hutbe 166)

Bu nedenle çevreyi korumak ilahî bir farzdır. Bu koruma denizlerin, göllerin, nehirlerin, baraj haznelerinin, göletlerin, yeraltı su yataklarının, ormanların, toprağın, meraların ve havanın korunması; biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi; bu kaynaklardan faydalanmada yasal sınırlandırmaların uygulanması anlamına gelir. 

Bunlar dayanıklılık göstergeleriyle uyumlu olacak şekilde kapsayıcı yönetim, genetik kaynakların korunması, teknik ve bilimsel düzeyde sürekli geliştirilmesi ilkeleri doğrultusunda yürütülmelidir.

Öte yandan genel çevrenin kasıtlı tahribi insanların haklarının ziyanına, başkalarına zarar verilmesine, kamu emanetine ihanete, nimete küfre ve nankörlüğe yol açar ve şeriata göre haramdır.  
Hatta eğer -çevre kirliliği türlerinde olduğu gibi- insanların sağlığını tehdit eder, ölümlere sebep olursa, şer‘î tazmin yükümlülüğü doğar.  

Kur’an-ı Kerim’in, rivayetlerin ve Ehlibeyt’in (a.s.) fıkıh kaynaklarının çevre korumasına önem verdiği ve çevrenin tahribinin güvenlik tehlikelerine yol açtığını hatırlattığı çok açıktır.

- Islahından sonra yeryüzünde fesat çıkarmaya dair yasak açıkça belirtilmiştir.  
- İnsanların olumsuz eylemleri sebebiyle denizlerde ve karalarda fesadın ortaya çıkması şiddetle kınanmıştır.
- Peygamber’in (s.a.a.) savaşta dahi ağaç kesmeyi yasaklayan sünneti çevre korumanın örneğidir.  
- İmam Ali’nin (a.s.) hayvan hakları ve doğal kaynaklarla ilgili vasiyetleri aynı çizgidedir.  

Bunlar, Kur’an ve Masumların (a.s.) sünnetinde çevre korumasına dair öğretilerden sadece birkaç örnektir.

Anayasa’nın 40, 45, 50 ve 176. maddeleriyle  
İran İslam Cumhuriyeti’nin çevre, doğal kaynaklar, çevresel tehditler ve ulusal güvenlik konusundaki genel politikaları da bu doğrultudadır.

Çevreye kayıtsızlık hava kirliliği, yer çökmesi, orman tahribatı gibi ulusal tehditleri beraberinde getirir.

Ayrıca çevrenin, meraların ve doğal kaynakların ihyasında halkın ve cihadî kurumların rolü çok önemlidir.

Burada dikkat edilmesi gereken hususları vurgulamak istiyorum:


1.İlim havzalarının kapasitesinden yararlanarak çevresel tehditlerin ulusal güvenliğe etkileri konusunda fıkhî hükümler, şer‘î kurallar ve ilkelerin kapsamlı şekilde belirlenmesi ve üniversiteler ile uzmanların bilgi birikiminden faydalanarak çevresel tehlikelerin kamuoyuna öğretilmesi.

2.Hava, su, toprak ve biyolojik çeşitlilik gibi hayatî kaynakların hukukî, yapısal ve halkla katılımcı bir yaklaşımla bütüncül, uyumlu ve sistematik şekilde yönetilmesi.

3.Nesiller arası adaletin sağlanması ve çevresel kaynakların sürdürülebilirliğine özen gösterilmesi.

4.Kamu sağlığının ve yaşam kalitesinin, çevresel iyileştirmeyle uyumlu şekilde artırılması ve bunun kurumlar arası eşgüdüm ve halk işbirliğiyle gerçekleştirilmesi.

5.Çevreyi koruma ve geliştirme alanında yönetimin etkinleştirilmesi. Böylece ulusal güvenlik tehditlerinin önlenmesi ve ekolojik krizlerle mücadele edilmesi.

Son olarak, bu sempozyumu düzenleyen İmam Hüseyin (a.s.) Üniversitesi yetkililerine teşekkür eder, hedeflerinin gerçekleşmesinde başarılar dilerim.

Ayrıca, İslam İnkılabı'nın Yüce Rehberi Ayetullah el-Uzma Hamaney'in yüceliği, onurlu ve uzun ömrü, İslam ve İran'ın inatçı düşmanlarının hile ve düzenlerinin def edilmesi, tüm aziz milletin ve genel olarak Müslüman ülkelerin güvenliğinin sağlanması, onlardan tehlikelerin uzaklaştırılması ve Hazreti Bakiyetullah-ı Âzam'ın (Allah onun zuhurunu çabuklaştırsın) özel teveccühünün celp edilmesini dilerim.

Vesselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh.

Hüseyin Nuri Hemedani

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha