Pazar 8 Şubat 2026 - 20:00
Direniş Söylemi, Yeni İslami Medeniyetin Batı ile Karşıtlığının Eksenidir

Havza / “Uluslararası Beşerî Bilimler Alanında İslami Direniş Söylemi” Sempozyumu Başkanı, direniş kavramının küreselleşmesine vurgu yaparak, bunu yeni İslami medeniyetin en temel bileşeni ve bu medeniyetin Batı medeniyetiyle yüzleşmesinin merkezi olarak nitelendirdi.

Havza Haber Ajansı muhabirinin aktardığına göre, el-Mustafa Beşerî Bilimler Yükseköğretim Kompleksi Başkanı ve “Uluslararası Beşerî Bilimler Alanında İslami Direniş Söylemi” Sempozyumu Başkanı Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Ali Himmet Benârî, bugün düzenlenen sempozyumun basın toplantısında Mübarek Fecr On Günü’nü ve Şaban ayı mübarek günlerini tebrik ederek, çağdaş İslam dünyasındaki dönüşümlerde direniş söyleminin konumunu ve bu söylemin geliştirilmesinde beşerî bilimlerin rolünü ele aldı.

Hüccetü’l-İslam Benârî, bu basın toplantısının beşerî bilimler alanında direnişe dair düzenlenen uluslararası sempozyumun hedef ve yaklaşımlarını açıklamak amacıyla gerçekleştirildiğini belirterek, bu çerçevede konuyla ilgili giriş mahiyetinde değerlendirmelerin sunulduğunu ifade etti. Sempozyumun ayrıntılı raporunun ise genel sekreter Dr. Seyyid Mehdi Tahirî tarafından kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.

“Uluslararası Beşerî Bilimler Alanında İslami Direniş Söylemi” Sempozyumu Başkanı, direniş kavramının bugün artık yalnızca bir kavram ya da bir akım olmanın ötesine geçerek bir söyleme dönüştüğünü vurgulayarak şunları kaydetti: “Direniş söylemi artık yalnızca İran İslam Cumhuriyeti ile ya da bölge ile sınırlı değildir; aksine küresel bir kavram hâline gelmiş, çağdaş toplumsal ve siyasal gelişmeler ışığında konumu ve önemi geçmişe kıyasla daha da belirginleşmiştir.”

Hüccetü’l-İslam Benârî sözlerini şöyle sürdürdü: “Günümüz dünyası büyük dönüşümlerin eşiğindedir ve İslami yeni bir medeniyetin ortaya çıkışına, Batı medeniyetinin ise ciddi biçimde sorgulanmasına dair işaretler görülmektedir. Bu şartlar altında direniş söylemi yeni bir aşamaya girmiş ve İslami yeni medeniyet ile Batı medeniyeti arasındaki karşılaşma alanında hâkim söylem hâline gelmiştir.”

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Benârî, bugün sahih İslam dünyasının küfür cephesi karşısında saf tuttuğunu belirterek şunları söyledi: “Bu karşılaşma hem sert güç alanında hem de yumuşak güç alanında devam etmektedir. Bu bağlamda denilebilir ki direniş söylemi, yeni İslami medeniyetin en temel bileşenidir; zira bu medeniyet dinamizm, dönüşüm üretme ve toplumu mutluluğa ulaştırma iddiasını taşımaktadır ve bu hedefleri gerçekleştirme gücüne direniş söylemi kadar sahip olan başka bir söylem yoktur.”

Ardından şöyle devam etti: “Direniş söylemi yalnızca tahakküm sistemine karşı duruş ve mücadele zemini oluşturmakla kalmamakta, aynı zamanda İslam toplumunu zuhur çağına ve ideal toplumun gerçekleşmesine hazırlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında, zuhur sürecine hazırlık döneminde direniş söylemi kadar önemli başka hiçbir söylem bulunmamaktadır.”

“Uluslararası Beşerî Bilimler Alanında İslami Direniş Söylemi” Sempozyumu Başkanı, beşerî bilimlerin rolüne değinerek şunları söyledi: “Beşerî bilimler, insan hayatının alanlarına odaklanan ve toplumu yönlendirme, yönetme ve medeniyet inşa etme sorumluluğunu üstlenen disiplinlerdir. Teknik ve tabii bilimlerin sınırlı bir alanda faaliyet göstermesine karşılık, insanlığın hareket yönünü belirleyen esas alan beşerî bilimlerdir. Bu nedenle, direniş söyleminin farklı boyutlarını açıklamak için en elverişli zeminlerden biri olarak kabul edilmektedir.”

Hüccetü’l-İslam Benârî, şu hususun altını çizdi: “Eğer hedefimiz direniş söylemini kamusal, hâkim ve küresel bir söyleme dönüştürmekse, beşerî bilimler alanı bu hedefin gerçekleştirilmesi için en uygun zemindir. Bu doğrultuda, uluslararası ve dinî bir kurum olarak birçok ülkede aktif varlık gösteren el-Mustafa Üniversitesi, bu söylemin dünya çapında geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için en ehil kurumlardan biridir.”

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Benârî, direniş söyleminin beşerî bilimler perspektifinden boyutlarının ortaya konulmasını, direniş alanında bilimsel üretimin sağlanmasını ve küresel ölçekte söylem inşasını bu sempozyumun en önemli hedefleri arasında sayarak şunları ifade etti: “Bugüne kadar direniş daha çok medya ve saha düzleminde ele alınmış, teorik ve bilimsel boyutları ise yeterince incelenmemiştir. Bu sempozyum, direniş söyleminin bilimsel altyapısını, teori üretimini ve hukuki, siyasi, psikolojik, sosyolojik, ahlaki ve eğitsel boyutlarını açıklığa kavuşturmayı amaçlamaktadır.”

Ardından şöyle devam etti: “Bu uluslararası sempozyumun, dünyanın altı canlı dilinde yayımlanan bir çağrı metniyle ve el-Mustafa Üniversitesi’nin uluslararası imkânlarından yararlanılarak tasarlanmış olması, direniş söyleminin küreselleştirilmesinde ve İslam dünyasının ötesine taşınmasında önemli bir rol oynayabilir.”

“Uluslararası Beşerî Bilimler Alanında İslami Direniş Söylemi” Sempozyumu Başkanı, bu bilimsel etkinliğe gösterilen yoğun ilgiye dikkat çekerek şunları ifade etti: “Zaman kısıtlamaları, iletişim sorunları ve son aylardaki özel şartlara rağmen, sempozyum sekreterliğine tamamen konuyla ilgili ve akademik nitelikte 320’nin üzerinde bildiri gönderilmiştir. Bu bildirilerin yüksek kalitesi, direniş söylemi konusunun taşıdığı önem, güncellik ve ele alınmasının gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır.”

Hüccetü’l-İslam Benârî sözlerini şu vurguyla tamamladı: “Direniş söylemi geçici ya da yalnızca bir ya da birkaç sempozyumla sınırlı kalmamalı; aksine İslam dünyasında ve hatta onun da ötesinde hâkim bir söyleme dönüşmelidir. Zira bu söylem, insanlığın mutluluğuna ulaşması için yeni bir yol çizmekte, zuhur sürecine zemin hazırlamakta ve yeni İslami medeniyetin tahakkukunu hedeflemektedir.”

Direniş Söylemi, Yeni İslami Medeniyetin Batı ile Karşıtlığının EksenidirDireniş Söylemi, Yeni İslami Medeniyetin Batı ile Karşıtlığının EksenidirDireniş Söylemi, Yeni İslami Medeniyetin Batı ile Karşıtlığının Eksenidir

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha