Pazar 22 Şubat 2026 - 22:21
Salih Kadın, Yücelme için Bir Fırsat mı Yoksa Medeniyetin Bir Unsuru mu?

Havza / Kadınlar İlim Havzası Hocası şöyle dedi: "Salih kadın duygusal yönetimi ve ev idaresiyle aile yuvasında öyle bir huzur ve denge oluşturur ki eşi ve çocukları toplum ve tarih karşısındaki görevlerini gönül rahatlığıyla yerine getirebilirler. Burada kadının rolü bireysel bir etken olmaktan çıkıp medeniyet kurucu bir unsura dönüşür."

Fatıma-i Zehra (s.a.) İlim Havzası Kültür Müdür Yardımcısı, Kadınlar İlim Havzası Hocası ve Araştırmacısı Masume Ahmediyan Aliabadi, Havza Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada şunları belirtti: "İslami dünya görüşünde kadın bir nesne ya da ikinci sınıf vatandaş değildir. Bilakis o, ilahi isimlerin tecelligâhı olabilecek ve olması gereken bir insandır. İmam Ali (a.s.) derin ve anlamlı bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: 'Salih kadın dünyadan değildir. O âhirettendir; çünkü sana âhiret için fırsat sunar.' Bu söz sadece ahlaki bir tanımlama değil, aynı zamanda toplumsal ve medeniyet teorisini de içinde barındırmaktadır."

Ahmediyan şöyle devam etti: "Ayetullah el-Uzma Hamaney’in beyanlarından ve medeniyetçi bir yaklaşımdan yararlanarak şunu anlıyoruz ki kadının eşine 'fırsat sunması' sadece bireysel bir rol değil, İslam medeniyetini inşa etme sürecinde tarihî bir misyon üstlenmektedir."

Kadınlar İlim Havzası Hocası şunları söyledi: "Öncelikle 'dünyadan değildir' ifadesi kadını değersizleştirmek veya onu yaşamın merkezinden çıkarmak anlamına gelmez; aksine bu güzel ifade, salih kadını bir köprü veya ayna gibi tanımlar. Muhataplarını yani eşini ve çocuklarını maddi meşgalelerden uzaklaştırarak kemale yönlendirir. 'O âhirettendir' denilmesi, onun insanı ahireti ve yaratılışın nihai gayesini hatırlatan yüce değerlerin bir timsali olduğunu ifade eder."

Ahmediyan şöyle devam etti: "Hadisteki anahtar kelime 'Tukarriuke (sana fırsat verir)' ifadesidir. Fırsat vermek sadece boş zaman anlamına gelmez; enerjiyi özgürleştirme ve önemli meselelere yönelme güvenini oluşturma anlamına gelir." 

Ahmediyan şöyle vurguladı: "Salih kadın duygusal yönetimi ve ev idaresiyle aile yuvasında öyle bir huzur ve denge meydana getirir ki eşi ve çocukları toplum ve tarih karşısındaki görevlerini gönül rahatlığıyla yerine getirebilirler. Bu noktada kadın, bireysel bir aktörden medeniyet kurucu bir unsura dönüşmektedir." 

Ahmediyan şöyle dedi: "Ayetullah el-Uzma Hamaney defalarca aile, toplumun ve İslam İnkılabı medeniyetinin en temel hücresidir diye vurgulamıştır. Bu hücre hasta ve dağınık olursa sağlıklı bir medeniyet oluşmaz. Rehber “Liteskunû ileyhâ” ayetini açıklarken şöyle buyurur: 'İnsanın en önemli ihtiyacı huzurdur ve bu huzur ailede, şefkatli ve güvenilir bir eşin yanında gerçekleşir. Bu denklemde kadın, evde 'sevgi ve merhamet' oluşturarak sadece kişisel bir görev değil, medeniyet boyutunda bir işlev yerine getirir. O toplumun psikolojik ve duygusal altyapısını inşa eder."

Havza Araştırmacısı şöyle ekledi: "Vesâilü’ş-Şîa’ kitabında Peygamber’in (s.a.a.) bu anlamı içeren bir hadisi yer alır. Bu hadis şöyledir: 'Bir adam Peygamber’in (s.a.a.) huzuruna geldi ve dedi ki: 'Eşim eve girdiğimde beni karşılar, evden çıktığımda uğurlar. Beni üzgün gördüğünde şöyle der: 'Eğer rızık için üzülüyorsan bil ki Allah onu üstlenmiştir; eğer âhiretin için üzülüyorsan Allah kederini artırsın! Çünkü sen daha çok âhiretini düşünmelisin.'' Bunun üzerine Peygamber (s.a.a.) şöyle buyurdu: 'Allah’ın yeryüzünde memurları vardır, bu kadın da Allah’ın memurlarındandır. Onun sevabı şehidin sevabının yarısına denktir.''" (c. 14, s.17) 

Ahmediyan şöyle hatırlattı: "Kadının fırsat sağlama rolü burada anlam kazanır. Kadın güvenli bir ortam kurarak, sorumluluk sahibi bir nesil yetiştirerek erkekleri ve çocukları ikinci derecedeki kaygılardan kurtarır, onları cihad-ı ekber ve yeryüzünü imar gayreti için hazırlar. Ayetullah el-Uzma Hamaney bu konuda şöyle buyurur: “Ailede annelik rolü, toplumda en stratejik rollerden biridir. Bu insan, ilerleme ve dönüşümün, insanî etkileşimin ve medeniyetin üç temel alanında etkendir.”

Fatıma-i Zehra (s.a.) İlim Havzası Kültür Müdür Yardımcısı şöyle ekledi: "Medeniyetçi bakış kadını eve hapsetmez; aksine evi, onun dünya üzerindeki etki üssü olarak tanımlar. Salih kadın aile yuvasını korurken ilmî, sosyal ve siyasî alanlarda da etkin olmalı ve olabilir. Ayetullah el-Uzma Hamaney, Müslüman kadının üçüncü modeli konusunu açıklarken şöyle buyurur: 'Sosyal, siyasi, ilmî faaliyetlerde kadın için alanlar açıktır; kadın ve erkeğin iffet ekseninde olması şartıyla.'"

Ahmediyan şöyle dedi: “Dolayısıyla, eşe huzur ve fırsat sağlamak kadının tamamen evde oturması anlamına gelmez. Aksine bu onun hem ‘kalplerin yöneticisi ve komutanı’ olarak evdeki rolünü bilgece yönetmesi hem de gerektiğinde toplum sahnesinde etkili bir unsur olarak yer alması anlamına gelir. Kur’ân-ı Kerîm’in, Firavun’un eşi Âsiye’yi kadın veya erkek tüm müminlere örnek olarak tanıtması gibi, medeniyet kurucu kadın da aile mahremiyetini koruyarak çağının zulmü ve tuğyanı karşısında durabilir."

Ahmediyan Aliabadî şöyle devam etti: “Bu hadisi günümüz çağında daha iyi anlayabilmek için iki örneğe işaret edebiliriz. İlk örnek, medeniyet kurucu kadınların sembolü olan şehit anneleridir. Bu anneler, kutsal savunma döneminde ve sonrasında evlatlarını İslami idealler uğruna canlarını feda edecek şekilde yetiştirdiler. Onlar bu hadis-i şerifin tam bir tezahürüdürler.” 

Devamında Ahmediyan şöyle vurguladı: “Bu anneler sabır ve dirayetle evlerinde öyle bir iman ve fedakârlık atmosferi oluşturdular ki eşleri ve çocukları dünyevi bağlılıklardan kurtulup uhrevi yücelişe ve İslam’ın bekasına hizmete yöneldiler. Onlar sadece ahirete ait değillerdi; ahireti evlerine ve ardından topluma taşıdılar.” 

Kadınlar İlim Havzası Hocası şöyle ekledi: “Diğer bir örnek ise bugünün Müslüman üniversite öğrencisi kızıdır. Bir kız öğrenci, iffetini ve tesettürünü koruyarak üniversiteye gider; ilim öğrenirken aynı zamanda vakur davranışlarıyla çevresine manevi güvenlik sağlar. Bu hayat tarzını seçmekle babasına, kardeşine ve gelecekteki eşine, ‘şeref ve haysiyet konusunda kaygınız olmasın, siz huzurlu bir şekilde topluma hizmet edin.’ mesajını verir. Böyle bir kız, ileride eş ve anne olduğunda da aynı ruhla çocuklarını ilim ve maneviyatın zirvelerini keşfetmeye yönlendirebilir.” 

Ahmediyan şöyle hatırlattı: “Dolayısıyla Emirül Müminin İmam Ali'nin (a.s.) salih kadın hakkında buyurduğu bu faziletli hadis, bir medeniyet çağrısıdır. Bu anlayışta kadın pasif veya kenarda duran bir varlık değil; medeniyet inşasının merkezidir. Ailesine huzur vererek onların enerjisini bireysel ve toplumsal kemal yolunda özgürleştirir.” 

Ahmediyan şöyle dedi: “Ayetullah el-Uzma Hamaney ‘kadın, onur ve sorumluluk bilinciyle özgürlük’ teorisiyle tam da bu merkezi role vurgu yapmaktadır. Kadının ‘erkeğini dünyadan ahiret için ferahlığa kavuşturan unsur’ olarak yeniden tanımlanmadığı sürece yeni İslam medeniyetinin kurulması mümkün değildir. Bu anlayış, kadını Batı’nın maddecilik kafesinden kurtarır ve onu tarihteki yüce konumuna yeniden taşır.”

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha