Cumartesi 28 Şubat 2026 - 16:31
Tarihin Tanınmamış İsmi Hz. Hatice (s.a.)

Havza / Hüccet-ül İslam Araki şöyle dedi: "Hz. Hatice'nin (s.a.) adı tarihte Arap yarım adasının en zengin taciri olarak geçebilirdi. Ama o henüz kimsenin inanmadığı bir Peygamber (s.a.a.) ile beraber adının anılmasını tercih etti."

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre İslam Dünyası Araştırmacısı ve Merkezi şehri İlim Havzası Mübelliği Ahmedi Araki, Hz. Hatice-i Kübra'nın (s.a.) vefatı dolayısıyla bugünü tesliyet arz ederek şöyle dedi: "İnsanlık tarihinde büyük kadınlar çoktur; ancak tüm zenginlik ve gücüne rağmen yalnızlığı kader olarak seçen az sayıda kadın vardır."
Hüccet-ül İslam Araki şöyle dedi: "Hz. Hatice'nin (s.a.) adı tarihte Arap yarım adasının en zengin taciri olarak geçebilirdi. Ama o henüz kimsenin inanmadığı bir Peygamber (s.a.a.) ile beraber adının anılmasını tercih etti. O Kureyş’in güvenliğinde, Kâbe’nin yanında yaşayabilirdi, ama üç yıllık muhasarada Şi'bi Ebî Tâlib’de, zenginlikten yoksun ama imanla dolu ellerle kalmayı seçti. Ailesi ve kabilesi arasında onurlu olabilirdi, ama yalnız olan bir Peygamber (s.a.a.) ile birlikte yoksulluğu ve yalnızlığı, tüm görünür üstünlüklere tercih etti."

İslam Dünyası Araştırmacısı şöyle dedi: “Bugün, İslam tarihinde o hala tanınmış değil. Bugün o Şi'bi Ebî Tâlib’de bir parça ekmek yemekten başka çaresi olmadığı günden daha yalnız... Bugün tüm varlığıyla dünyanın onu istemediği Peygamber'e (s.a.a.) sığınak olduğu zamandan bile daha yalnız."


Hüccet-ül İslam Araki şöyle dedi: “Hz. Hatice-i Kübra (s.a.) İslam Peygamberi'ne (s.a.a.) ilk inanan kadındı. Bu temiz kadın sadece bir eş değil, ilk destekçi, ilk yardımcı ve bir peygamberin yalnızlık yükünü taşıyan ilk kişi oldu. Kureyş, alay ederken o zenginliğini kullanarak köleler satın aldı ve tevhit mesajını yaymaları için onları serbest bıraktı. Mekke, boykot ettiğinde, sermayesini ekmek haline getirip açlarla paylaştı. Tarih, sonra gelen fatihler ve komutanların isimlerini altınla yazarken, onun ismi kayboldu."

Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Ahmedi Araki şöyle dedi: “Kendisini Allah’ın dinine adayan, tüm mülkünü sadakatle harcayan bir kadının, İslam tarihinde ona yakışan şekilde görülmemesi ne kadar da tuhaf bir durum. Daha da tuhaf olan zenginliğinin görünmesi ve fakirliğinin bilinmemesidir."


Hüccet-ül İslam Araki şöyle belirtti: “Eğer bugün ‘inanan zenginler’den bahsediyorsak, o ilk ve en büyük örnektir. ‘Ahlak odaklı girişimciler’den bahsediyorsak, onun adı tarih boyunca yer almalıdır. ‘Dünyada etkili kadınlar’dan bahsediyorsak, tüm çağlarda en etkili kadınlar arasında yeri boş bırakılmıştır.”


Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Ahmedi Araki şöyle ekledi: “Hz. Hatice-i Kübra'nın (s.a.) yüksek konumunu anlatmak için, Peygamber’in (s.a.a.) onun yanında derin bir sükûnete vardığını söylemek yeterlidir. Rivayetlere göre Mekke halkı Peygamber’i (s.a.a.) incitirdi. Onun mukaddes varlığına dilleri ve davranışlarıyla eziyet ederlerdi. O yorgun ve yaralı bir şekilde evine döndüğünde, sadık eşinin yanında, tüm acıları unutur, varlığına sonsuz bir sükûnetin gölgesi düşerdi. Bu derin bağ, bu kutsal kişiliğe karşı ilgisizliğin, Şii ve Müslümanlar için büyük ve telafi edilemez bir zarar olduğunu gösterir."
Hüccet-ül İslam Araki şöyle vurguladı: "Hz. Hatice-i Kübra'nın (s.a.) vefatından sonra, Peygamber (s.a.a.) onun adını hiç unutmadı. Ne zaman onun adı anılsa Peygamber’in (s.a.a.) gözlerinden yaşlar dökülürdü. Peygamber'in (s.a.a) ona sadakati öyle çoktu ki biri Peygamber'den (s.a.a.) bir şey istediğinde Hz. Hatice'nin yüzü suyu hürmetine isteğini yerine getirmesini söylerdi ve Peygamber de (s.a.a.) hemen isteğini yapardı."


İlim Havzası Mübelliği şöyle dedi: "Peygamber'in Hz. Hatice'ye olan sevgisi ve sadakati öyle çoktu ki bu durum bazı eşlerinin kıskançlığını uyandırdı. Ama Peygamber (s.a.a.) asla sadık eşinin anısına saygı göstermekte geri durmadı. Örneğin, kurban ettiğinde her zaman Hz. Hatice-i Kübra'nın (s.a.) dost ve akrabaları için özel bir pay ayrılmasını emrederdi.”

Hüccet-ül İslam Araki şöyle dedi: “Peygamber’in (s.a.a.) bir eşinden rivayet edilen şöyle bir söz vardır: ‘Peygamber (s.a.a.) Medine’de sık sık Hz. Hatice'den (s.a.) bahseder ve şöyle buyururdu: ‘Hatice'nin yeri ne kadar da boş.’ sonra Mekke’de ve Şi'bi Ebî Tâlib’in muhasarası sırasında onun kat ettiği hizmetler ve zorluklardan bahsederdi.’ Bu büyük kadın büyük bir servet sahibiydi. Bazı rivayetlere göre, tüm servetini Peygamber'e (s.a.a.) bağışladı. Vefatında kendisi için bir kefeni bile yoktu."

Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Ahmedi Araki şöyle ekledi: "Hz. Hatice'nin (s.a.) akrabalarından kim Peygamber'in (s.a.) huzuruna gelse, uzak bir akrabalığı olsa bile Peygamber (s.a.a.) ona çok saygı gösterirdi. Bazen kendi abasını çıkarıp yere serer, o kişiyi üzerine oturtur ve onu kendi ağırlardı diye nakledilmiştir."

Hüccet-ül İslam Araki şunu vurguladı: "Hz. Hatice (s.a.) sadece Peygamber’in (s.a.a.) eşi değil iman ve amel, zenginlik ve sadakat bağlamında kalıcı bir örnektir. Bize, zenginliğin doğru yolda harcanmasıyla gerçek değer kazandığını ve kabileye ait güvenlik ve onurun ise iman ve bireyin maddi bağlılıklarından daha yüksek bir değer kazanmasıyla değerini kaybettiğini öğretti."
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Ahmedi Araki şöyle belirtti: "Onun tarihte tanınmaması onun konumunun önemsizliğinden değil, tarihe bir araç gibi bakmamızdan kaynaklanır. Tarih bazen, büyük hareketlerin gerçek destekçilerini görmezden gelerek zafer kazananları büyütür."

Hüccet-ül İslam Araki son olarak şöyle dedi: "Bugün Hz. Hatice'nin (s.a.) hayatını yeniden okumak sadece tarihsel bir borç değil, aynı zamanda en yüksek düzeyde bir kadın örneğini yeniden keşfetme gerekliliğidir. O güç ve zenginliğin doruğunda Allah'ın en mütevazı kulu, yalnızlığın doruğunda Peygamber’in (s.a.a.) en sağlam destekçisi, rahatlığın doruğunda, semavi davetin acılarına en çok ortak olandı."
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Ahmedi Araki şöyle ifade etti: "Hz. Hatice-i Kübra (s.a.) kadınların tarihin kenarında değil, onun en önemli anlarında yer aldığını gösterdi. Onun tarih boyunca payı, sadece Peygamber’in (s.a.a.) eşi olarak değil, aynı zamanda 'adaletsever zengin bir kadın', 'müminlerin annesi' ve 'tevhid mesajının ortak taşıyıcısı' olarak anlatılmalıdır. Umarım onun hakkında yaptığımız anlatım, artık duyulmadan kalmaz."

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha