Salı 10 Mart 2026 - 15:50
Filistin Âlimler Konseyi Başkanı’nın Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney’e Biat Mesajı

Havza / Filistin müftüsü ve Filistin Âlimler Konseyi Başkanı Şeyh Nemer Ahmed Zeğmut, Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney’e olan velayet ahdini yenileyerek biatini açıkladı ve onun liderliğinde cihat ve direniş yolunun devam edeceğini vurguladı.

Havza Haber Ajansı Uluslararası Servisi’nin haberine göre, Filistin Müftüsü ve Filistin Âlimler Konseyi Başkanı Şeyh Nemer Ahmed Zeğmut, ‘Kâdimun Dünya Forumu’na gönderdiği özel bir mesajında, Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney’in liderliğinde cihad ve direniş yolunun devam edeceğini vurguladı ve mesajında velayet ahdini yenileyerek, şehitlerin kanıyla çizilen direniş yolunda kararlılıkla duracaklarını ifade etti.

Metnin içeriği şu şekildedir:

Bismillahirrahmanirrahim

﴿إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُون﴾

“Sizin gerçek veliniz yalnızca Allah, O’nun Resulü ve iman edenlerdir; onlar ki namazlarını kılar, rükû hâlindeyken zekât verirler.”

Bir lider gider, bir diğeri gelir; bir salih kimse gider, ardından başka bir salih gelir. Hak kervanı ise bu ümmette, emaneti omuzlayan ve ahitlerine sadık kalan erkekler var oldukça kesintiye uğramadan yoluna devam eder.

Onlar, fırtınalar sertleşse de fedakârlıklar büyüse de cihat ve direniş yolunda sebat ederler.

Tarihi, kararsızlar yazmaz; zillete razı milletler de onu inşa etmez. Tarihi, izzetin Allah’a, Resulü'ne ve müminlere ait olduğuna inananlar yazar. Yolunu bilen bir ümmet, azgın fırtınalar üstüne üstüne gelse de asla mağlup olmaz. Bu önderler arasından, yenilgiler çağında izzet sayfalarını yazanlardan biri de Şehit İmam Seyyid Ali Hamaney (Kuddise Sirruh) idi. O, İslam İnkılabı’nın emanetini en yüksek doğruluk ve sebatla taşımış; sessizlik zamanında hakkın gür sesi, teslimiyet çağında ise zulme karşı çekilmiş bir kılıç olmuştur.

Bu önder, ümmetin meseleleri karşısında hesapla değil, inançla durdu. Mazlumlara yardım etmeyi değişmez bir ilke olarak benimsedi. O, ümmetin merkezi meselesi olan Filistin davasının ön saflarında yer aldı. Filistin onun nezdinde yalnızca bir slogan değil, korunması gereken bir emanet ve özgürlük gerçekleşmedikçe, toprak sahiplerine dönmedikçe kapanmayacak bir yara idi.

O ilk andan itibaren, işgal ve tahakkümle mücadelenin yalnızca sınırlar için değil, aynı zamanda haysiyet ve varoluş için bir savaş olduğunu ve Filistin'den vazgeçen bir ümmetin aslında kendi ruhundan ve kimliğinden vazgeçmiş olacağını ilan etti. Bu nedenle direnişin yanında yer aldı ve silahlanıp topraklarını ve onurlarını savunan tüm özgür insanları destekledi ve özgürlüğe giden yolun teslimiyetle değil, sabır, cihad ve kararlılıkla aydınlandığını vurguladı.

Ayrıca Müslüman milletleri kendi egemenliğine almak, servetlerini yağmalamak ve iradelerini kırmak isteyen küresel güçlere karşı tutumu sabit ve değişmezdi. Amerika'nın temsil ettiği küresel tahakküme ve yeryüzünün zorbalarına cesurca karşı durdu ve İsrail'in temsil ettiği gaspçı Siyonist projeyi teşhir ederek, bu tahakkümün yalnızca zulüm, saldırganlık ve halkların haklarının gasbı üzerine kurulu olduğunu vurguladı.

Bu tutum geçici bir siyasi söz değil, tahakküm karşısında zilleti reddetmek ve nerede olursa olsun mustazafların safında yer almak üzerine kurulu sağlam bir ilkeydi. Ümmetin haysiyetini savunma çağrısı yüksekti ve kimliklerini, birliklerini ve geleceklerini hedef alan zulme karşı direnişe ve tahakküm projeleriyle mücadeleye teşvik ediyordu.

Ümmetin tahakkümle mücadelesi bir koşul veya dönemin savaşı değil, irade, haysiyet ve varoluş savaşıdır. Bu nedenle özgürlüğe giden yolun haklar üzerinden pazarlıkla veya zorbaların isteklerine boyun eğmekle aydınlanmayacağını, aksine ümmetin izzetini ve bağımsızlığını koruyan sabır, kararlılık ve meşru cihat ile elde edileceğini her zaman vurguluyordu.

Küresel tahakküm ve Siyonist projeyle yüzleşme, özgür insanların vicdanında farkındalık yaratan ve köklü bir ilke haline gelmiştir; çünkü zulme karşı duran ve teslimiyeti reddeden bir ümmet, zorluklar artsa bile kendi geleceğini inşa edebilen ve onurunu koruyabilen bir ümmettir.

Bu lider, ümmetin mücadelesinin yalnızca sınırlar için değil aynı zamanda bilinç, irade ve kimlik için bir mücadele olduğunu fark etti. Bu nedenle milletlerin ruhlarında direniş kültürünü pekiştirmeye girişti ve küffar karşısında boyun eğmek yerine onur yolunu seçen tüm hareketleri destekledi; böylece bu ruh, özgür insanların kalplerinde köklü bir ilkeye dönüştü.

Bugün, mücahitlerin kanlarıyla suladıkları bu bereketli yol devam ederken, emanet zayi olmayacak ve bayrak düşmeyecektir; çünkü inkılap okulu boşluk ve rahatlık tanımaz. Büyük liderler yetiştirmiş bir ümmet, onların ardından da kendi içinden sancaktarlar çıkarabilir.

Cihat, ilim ve basiret meydanlarında inşa edilen bu okuldan, bu yolun himayesinde büyüyen, onun değerleri ve ilkeleriyle yetişen ve ümmetin izzetini, yüceliğini ve bağımsızlığını arzulayan liderlik mirasını ve inkılapçı ruhu omuzlayan Sayın Ayetullah Müçteba Hamaney (Allah'ın gölgesi üzerlerinde olsun) öne çıkmaktadır.

Bugün ümmetimizin içinde bulunduğu aşama, tarihinin en tehlikeli aşamalarından biridir; kimliğini yok etmek, birliğini bozmak ve iradesini kırmak için projeler, ümmete saldırmaktadır. Ancak direniş yolunu tanımış bir ümmet, yenilgi günlerine geri dönmeyecek ve korku bağlarını koparmış bir halk, tahakküm dönemlerine boyun eğmeyecektir.

Önderlerin çizdiği yolun, izzet ve onur yolu olduğuna inanıyoruz; İslam'a ve dünya Müslümanlarına yardım etme, zulüm ve taşkınlık karşısında mustazafların yanında yer alma yoludur. Özgürlük çağrısıyla başlayan bu yol, adalet tahakkuk edene ve ümmetin uluslar arasındaki konumunu geri alana kadar durdurulamaz.

Bu bağlamda direniş hattında kararlılık ahdimizi yeniliyor ve küresel tahakkümün, yani Amerika'nın ve yeryüzünün zorbalarının temsil ettiği mücadelenin, gaspçı Siyonist proje olan İsrail'in temsil ettiği mücadele ile birlikte varoluş, onur ve gelecek mücadelesi olduğunu vurguluyoruz ve bu mücadelede geri çekilme veya teslimiyet yeri yoktur; çünkü özgürlük yolunda dökülen şehitlerin kanı, bu ümmetin yıkılmasına veya geri dönmesine izin vermeyecektir.

Biz, özgür insanların omuzladığı cihat bayrağının dalgalanmaya devam edeceğine ve direniş kültürüyle yetişen nesillerin, zorluklar artsa bile bu yolu sürdüreceğine inanıyoruz. Direniş, yalnızca askeri bir eylem değil, bir milletin ruhu, bir ümmetin iradesi ve Allah ile tarih arasında kopmaz bir ahittir.

İmamımız Ayetullah Müçteba Hamaney'e (Allah'ın gölgesi üzerlerinde olsun) müminlerin, İmamları Ali bin Ebu Talib'e (aleyhisselam) hakka yardım ve adalet kurma konusunda biat ettikleri gibi ahit ve vefa dolu bir biatle bağlılık sözü veriyoruz; bu saf Muhammedî yola bağlı kalarak, üzerinde sebat ederek ve yaşadığımız sürece ondan sapmadan ilerleyeceğiz.

Böylece tüm şeffaflık ve kararlılıkla ilan ediyoruz ki, özgür insanların seçtiği bu yolda yürüyoruz:

İslam'ı savunma ve Müslümanlara yardım etme yolu,

ümmetin adaletli davalarının yanında yer alma yolu -ki bunların başında Filistin meselesi gelmektedir-

milletlerimiz için özgürlük ve onurun gerçekleşmesine kadar zulüm ve tahakkümle yüzleşme yolu...

Bu noktada, liderlerin taşıdığı yolu ve velayet ahdimizi, bağlılığımızı yeniliyor ve İmamımız Ayetullah Müçteba Hamaney'e (Allah'ın gölgesi üzerlerinde olsun) biatimizi ilan ediyoruz; hak yolunda itaat, direniş ve cihat yolunda sebat etme ve mücahitlerin fedakarlıkları ve şehitlerin kanıyla çizilen yolu sürdürme biati!

Bu biat, Allah'ın mustazaflara yardım vaadi gerçekleşene ve özgür insanların durduğu her toprağın üzerinde hak bayrağı dalgalanana kadar sabır ve sebat niteliğinde bir biat, zulüm karşısında eğilmeyen ve tahakkümü kabul etmeyen bir ümmetin biatidir...

Ve Allah, müminlerin velisidir.

Ümmetimize izzet, milletimize zafer olsun ve emir, öncesinde ve sonrasında Allah'tandır.

Şeyh Dr. Muhammed Nimer Ahmed Zeğmut

Lübnan'da ve Şatat’taki Filistin İslami Meclisi Başkanı (Yurtdışındaki Filistinliler)

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha