Salı 10 Mart 2026 - 20:49
Ayetullah Hacı Seyyid Müçteba Hamaney’in Hayatından Bazı Bölümler / İran İslam Cumhuriyeti’nin Üçüncü Rehberini Daha İyi Tanıyalım

Havza / Hazreti Ayetullah Hacı Seyyid Müçteba Hamaney’in (Allah ömrünü uzun etsin) biyografisi yayımlandı.

Havza Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre, Rehber ve merhum Ayetullah el‑Uzma Seyyid Ali Hamaney’in ikinci oğlu olan Ayetullah Hacı Seyyid Müçteba Hamaney, 1969 yılında Meşhed’de doğmuştur. İlk medrese eğitimini Tahran’daki Ayetullah Müçtehidi Tahrani Medresesi’nde tamamlamış ve Kutsal Savunma yıllarında İslam mücahitleriyle birlikte cephelerde bulunmuştur. Dayatılan savaşın (İran-Irak) sona ermesinin ardından, 1989 yılında medrese eğitimini ilerletmek amacıyla Kum’a gitmiş ve 1992 yılının başlarına kadar Kum’da ikamet etmiştir. 1992 yılında beş yıl süreyle Tahran’a dönmüş ve medrese eğitimine orada devam etmiştir. 1997 yılında şehide Zehra Haddad Adil ile evlenmiş ve aynı yıl medrese eğitimini tamamlamak ve manevi feyizlerden yararlanmak amacıyla ikinci kez Kum’a hicret etmiştir.

Yüksek seviye medrese derslerini Ayetullah Ahmedî Miyaneçi, Rıza Ustadî, Evsetî ve Kum’un önde gelen bazı diğer hocalarından almıştır. Fıkıh ve usûl alanındaki içtihat derslerine ise merhum babaları Ayetullah el‑Uzma Hamaney’in yanı sıra Ayetullah Cevad Tebrizî, Ayetullah Hüseyin Vahid Horasânî, Ayetullah Seyyid Musa Şubeyrî Zencânî, Ayetullah Ağa Müçteba Tahranî ve Şeyh Muhammed Mümin Kumî’nin derslerine katılmıştır. Kendisi 17 yıldan fazla süre boyunca çeşitli içtihat derslerine düzenli ve aktif şekilde katılmıştır. Arapça ilmî takrirler sunması ve ders dışındaki ilmî müzakerelerde hocalarla soru, eleştiri ve tartışmalar yoluyla ilmî noktaları takip etmesi, bazı büyük âlimlerin kendisine özel ilgi göstermesine vesile olmuştur.

Zekâ ve yetenekle birlikte azim ve gayret, dikkat ve ilmî özgürlükle birleşerek medrese ilimleri ve İslamî maarif sisteminde (özellikle fıkıh, usûl ve ricâl alanlarında) çok sayıda sağlam ve yenilikçi görüşün ortaya çıkmasına yol açmıştır. İslamî ilimlerin bütününde düzenli ve tutarlı fikrî temellere sahip olması ve farklı meselelerdeki ilmî çalışmalarında bu temellere bağlı kalması, onun öne çıkan özelliklerindendir. Bu durum ve temel ilmî prensiplerdeki yenilikleri (şer‘î hükmün hakikati ve mahiyeti, hükmün mertebeleri, hükümlerin illet ve hikmetleri, hükümlerin çokluğu, kayıtların dönüşü, hadis bilgilerinin aktarım yöntemi, kitapların tarihsel gelişim süreci vb.) kapsamlı bir ilmî ekolün oluşmasına yol açmıştır. Bu ilmî temeller, onun bu ilmin büyük isimlerinin fıkıh‑usûl ekollerine (Şeyh‑i A‘zam Ensârî, Ahund Horasânî, Muhakkık Nâinî, Âğaziyâ Irâkî, merhum İsfahânî, merhum Burûcerdî ve İmam Humeynî) olan hâkimiyeti sayesinde daha da sağlam ve zengin hâle gelmiştir. İmamların (aleyhimüsselâm) ashabının eserlerine ve erken dönem İmamiyye âlimlerinin görüşlerine verdiği önem, özellikle de “Masumlar döneminin yerleşik anlayışı (irtikâz‑ı asr‑ı ma‘sûm)” meselesine ve bunun içtihat sürecindeki temel rolüne gösterdiği dikkat, büyük önem taşımaktadır.

Eğitiminin yanı sıra sürekli olarak ders verme faaliyetiyle de meşgul olmuştur. Tahran’daki Ayetullah Müçtehidi Medresesi’nde bazı başlangıç seviyesindeki medrese derslerini vermeye başlamış ve 1995 yılından itibaren ‘Meâlim’ dersini okutmuştur. Ayetullah el‑Uzma Hamaney’in, havzada dönüşümün gerekliliği ve Şehid Sadr’ın kitaplarının önemi konusundaki tavsiyesi üzerine Meâlim dersini bırakmış ve Şehid Sadr’ın ‘Halkalar’ derslerini okutmaya başlamıştır. 1997 yılında Kum’a gittiğinde ‘Halkalar’ dersinin devamını kendi ders arkadaşlarından birine devretmiştir. 1998 yılında Kum’da İmam Humeyni’nin mübarek evinde özel olarak 'Resâil' ve ‘Mekâsib’ derslerini okutmaya başlamıştır. Bir süre sonra ise bazı eski öğrencilerinin katılımıyla özel olarak ‘Salât’ (tesbîhât‑ı erbaa, secde ve rükû konuları) hakkında içtihat dersini başlatmıştır.

2004 yılında yeniden 'Halkalar' derslerini, 2005 ve 2006 yıllarında ise Kum’daki medreselerden birinde yüksek seviye dersler (Mekâsib) vermiştir.

2007 yılında dersleri Feyziye Medresesi’ne taşınmış ve 2008 yılında Kum’daki Ayetullah el‑Uzma Hamaney’in ofisinde özel ‘Salât’ dersi oluşturulmuştur. 2009 eğitim‑öğretim yılının başından itibaren, eski öğrencilerin talebi üzerine Kum ofisinde genel içtihat dersi başlamıştır. Bir yıl sonra, 2010 yılında genel haric usûl dersi resmî olarak başlamış ve usûlün başlangıcından istishab bahsinin başına kadar devam etmiştir.

Kendisi ders vermeden önce tartışma sürecini ve ilmî görüşlerini yazılı olarak düzenler ve ders sonrasında da fıkıh ve usûle dair bahisleri bizzat kendi kalemiyle kaleme alırdı; bu çalışmaların bazı ciltleri yayıma hazır durumdadır.

Derslerinin ilmî takrirleri de uzun süredir bazı öğrenciler tarafından yayına hazırlanmıştı; ancak kendisinin yayımlanmasına yanaşmaması sebebiyle bugüne kadar genel olarak yayımlanmamış, yalnızca tekrar eden talepler üzerine bazı seçkin kişiler ve havza âlimlerinin erişimine sunulmuştur.

Kendisi geçmiş âlimlerin usulünü takip ederek fıkıh ve usûl dersleri arasında öğrencilerle samimi sohbetler yapmaya önem verirdi. Yeniliklerinden biri de fıkıh dersinin başında birkaç dakikayı Kur’ân‑ı Kerîm tefsirine ayırmasıydı; bu tefsirlerde özgün ve dikkat çekici noktalar yer alırdı. Derslerinin diğer önemli yönlerinden biri de öğrenci yetiştirmeye verdiği önem ve öğrencilerin sorularına özel ilgi göstermesiydi. Bu durum birçok kez ders sonrasına da taşar, bazen bazı öğrenciler yüz yüze veya farklı yollarla uzun ilmî sohbetler çerçevesinde sorularını iletir ve onun sabır, dikkat ve ilgisiyle cevaplarını alırlardı.

Hocanın derslerindeki dikkat çekici özelliklerden biri de bazı fıkhî alt meselelerin öğrenciler tarafından ilmî şekilde sunulması için planlama yapmasıydı; bu yöntem eleştirel düşünme gücünün gelişmesi ve istinbat pratiğinin kazanılması açısından oldukça etkiliydi.

İçerik ve öğretim tarzındaki yenilikler (geçmiş âlimlerin görüşlerine hâkimiyet, ilmî temellerde eleştirel yaklaşım ve meselelerin sistematik düzeni, düzenli ve mantıklı anlatım, fikrî özgürlük ve ilmî hürriyet, ahlâka riayet ve örnek sayılacak derecede tevazu vb.) onun içtihat dersinin Kum’da zamanla havzanın en canlı ve yoğun derslerinden biri hâline gelmesine yol açtı. Korona döneminde hocanın dersi çevrim içi olarak düzenlendi ve daha sonra da kendisinin Tahran’da ikamet etmesi ve Kum’a gidiş gelişin sınırlı olması sebebiyle bu şekilde devam etti. 

2023 eğitim yılının başında dersine 1300’den fazla kişi kayıt yaptırdı. Bu şartlarda ve eğitim yılının ilk dersine 700’den fazla kişinin katıldığı bir ortamda, aniden dersleri bitirdiğini duyurdu ve öğrencilerden helallik istedi. Bu haber tüm öğrenciler ve diğerleri için şaşırtıcı oldu ve olağan analizlerle açıklanabilecek bir durum değildi. Bu olaydan sonra Kum’daki 1000 talebe ve hoca, İslam İnkılabı Rehberi’ne hitaben yazdıkları bir mektupla onun dersinin yeniden başlamasını talep ettiler; Kum’daki bazı büyük âlimler de sözlü olarak aynı talebi dile getirdiler. Ancak o, eski öğrencilerinden bir grupla yaptığı özel görüşmede dersin bitirilmesinin sebebini, zikredilmesi mümkün olmayan manevî bir mesele olarak ifade etti. Ayrıca korona sonrası dönemde havzadaki birçok iyi hocanın derslerinin ya zayıfladığını ya da tamamen bitirildiğini, böyle bir ortamda kendi dersinin bu kadar kalabalık şekilde yapılmasının uygun olmadığını belirtti ve hazır bulunanlardan hem genel hem de özel taleplerin durdurulmasını istedi. 

Dikkat çekici olan şu ki, onun ifadesine göre 1000 kişilik yazılı mektup ve bazı sözlü mesajlardan sonra merhum babası konuyu kendisiyle görüşmüş ve gerekirse tavsiyede bulunabileceğini söylemişti. Ancak oğlunun kesin kararını öğrendikten sonra meseleyi tamamen onun kendi tercihine bırakmıştı. 

Ayetullah Hacı Seyyid Müçteba Hamaney aynı öğrencilere, derse katılan talebe ve fazilet sahiplerini diğer hocalara yönlendirmelerini söylemiş ve “ilmî yetkinlik”, “inkılapçı olmak” ve “nefs temizliği” gibi ölçüleri ideal bir hocanın temel şartları arasında saymıştır. 

Dostlarının ısrarı ve İslam İnkılabı’nın şehit rehberinin kendisine “Urvetü’l‑Vüska üzerine haşiye yazma” yönündeki tavsiyesinin kendisine iletilmesinden sonra, başlangıçta bundan da kaçınmış olsa da bu konuda karar vermeyi geleceğe bırakmıştır. Bir süre sonra ise ilmî çalışmalarını bu mesele üzerine ve fıkıh ile usûl derslerinin yeniden yazımına yoğunlaştırmış; bu çalışmalar günümüze kadar devam etmektedir.

Kum İlim Havzası’nın fıkıh yönünün güçlendirilmesi konusundaki hassasiyeti, farklı ilmî eğilim ve yaklaşımlara sahip inkılapçı fıkıh kurumları ve merkezlerini desteklemesinin yanı sıra, bizzat bazı ilmî merkezler ve fıkıh okulları kurmasına da vesile olmuştur. İlmî meselelerle toplumsal kaygılara, özellikle de yoksullara hizmet etme sorumluluğuna aynı anda önem verilmesi, bu okullarda kapsamlı bir programın oluşmasına yol açmıştır. Bunun sonucunda bugün bu kurumlarda imanlı, inkılapçı, duyarlı ve halkla iç içe olan geniş bir kadro yetişmiştir. 

Kendisinin şahsını merkeze koymama konusundaki olağanüstü ihtiyatı; mukaddes havzanın ve inkılapçı havza hareketinin güçlendirilmesi üzerinde durması; İmam Humeyni’nin (r.a.) düşünce çizgisinin ve şehit Ayetullah el‑Uzma İmam Hamaney’in eşsiz şahsiyetinin merkez alınmasını vurgulaması; yaygın bazı rekabet biçimlerinin oluşmasından kaçınması gibi hususlar, birçok büyük âlimin takdirini kazanmış ve çok sayıda hoca ile fazilet sahibi âlimin bu kurumlara güçlü bir şekilde yönelmesine yol açmıştır.

Eğitim, öğretim ve diğer havza faaliyetlerinin yanı sıra Kum ve Meşhed’deki bazı büyük merci, âlim ve hocalarla yakın ilişkileri de dikkat çekicidir. Şehit Rehber’in bazı önemli ülke meselelerinin yürütülmesi konusundaki birçok endişe ve meselesinin takip edilmesi de bu geniş ve güçlü ilişkilerin bereketlerinden biri olmuştur. Kendisi, en yakın yardımcı olarak yıllar boyunca babası ve imamının yanında birçok işi takip etmiş ve yürütmüştür.

Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney’in kişiliğinin önemli yönlerinden biri de ahlak ve irfan büyükleriyle olan ilişkileridir; Ayetullah Behâuddînî, Ayetullah Behcet, Ayetullah Keşmirî, Şeyh Cafer Müçtehidî ve çok sayıda maneviyat ehli ile irtibatı bunlar arasındadır. Onun manevî terbiyesi ve ahlâkî seyr‑i sülûku hakkında birçok hatıra ve anlatılmamış husus ile büyüklerin manevî tasdikleri bulunmaktadır; bunlar irfan ehli arasında mahfuzdur.

Ülkenin büyük yürütme meselelerine dair sahip olduğu geniş bilgi ve farklı dönemlerde sistemin birçok üst düzey yetkilisiyle yakın ilişkileri ve düzenlenen çok sayıdaki çalışma toplantısı, çok değerli bir tecrübenin oluşmasına zemin hazırlamıştır ki bu tecrübe gelecekte önemli sonuç ve bereketlerin kaynağı olabilir. Çeşitli bilim dallarında yaptığı geniş okumalar, seçkin uzmanlarla düzenli toplantılar ve ülke yönetiminin farklı küçük ve büyük meseleleri hakkında temel çözüm yollarına ulaşılması (ekonomik istikrar ve temel malların fiyat istikrarı için çözümler, ucuz, hızlı, modern ve kitlesel konut inşası, İran’da tarım ve hayvancılık sisteminin dönüşümü, yapay zekâ alanı ve bazı büyük bilgi‑temelli projelerin desteklenmesi vb.) İslamî İran için çok değerli bir sermaye oluşturmuştur.

Askerî komutanlar ve Direniş Cephesi liderleriyle sürekli ilişki içinde olması, özellikle Direnişin Seyyidüşşühedası Seyyid Hasan Nasrallah ve Şehit Komutan Hacı Kasım Süleymani ile olan yakınlığı, Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney’in kişiliğinin önemli bir diğer yönüdür.

Bütün bu hususlar, Amerika ve Siyonist rejimin bu değerli şahsiyete karşı uzun süredir beslediği düşmanlık ve kin duygusuna yol açmış; bunun sonucunda onun şahsiyetini hedef alan karalama çabaları ve fizikî olarak ortadan kaldırılmasına yönelik girişimler ortaya çıkmıştır. Ancak İmam Mehdi’nin (a.f.) inayetiyle bu düşmanca girişimlerin tamamı şimdiye kadar başarısız kalmış ve Yüce Allah bu değerli şahsiyeti, hak cephesi ile küfür ve küresel istikbar cephesi arasındaki varoluş mücadelesinin en çetin zamanları için bir birikim ve emanet olarak muhafaza etmiştir.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha