Havza Haber Ajansı'nın haberine göre Necef’teki Büyük Fatımiye Hüseyniyesi'nde Cuma hutbesinde konuşan Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimîn Seyyid Kabançi, İran'a yönelik savaşa değinerek “hak tarafında” olmak gerektiğini vurguladı. İlimler havzasının tatil edilmesinin, dayanışma göstermek ve tarafsız kalmamak amacıyla atılmış bir adım olduğunu belirten Hüccetü’l-İslam Seyyid Kabançi ayrıca mukaddes türbelerden yapılan yardımlara ve Irak’taki en yüksek dini merci Ayetullah Sistani’nin savaş mağdurlarına destek verilmesinin “kifai vacip” olduğuna dair açıklamasına dikkat çekti. Ayetullah Sistani’nin açıklamasında İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik saldırının da kınandığını hatırlatan Hüccetü’l-İslam Kabançi, Irak halkına da teşekkür edilmesi gerektiğini ifade etti.
Savaşın büyük gelişmelerin eşiğinde olduğunu dile getiren Hüccetü’l-İslam Kabançi: "Düşman, ABD deniz piyadelerinin İran topraklarına gireceğini söylüyor. Buna karşılık İran, bir milyon direnişçiyi hazırlamış durumdadır.” dedi. İran’ın şartlarının “İslami şartlar” olduğunu belirten Hüccetü’l-İslam Seyyid Kabançi, bu şartları Filistin’in kendi halkına iadesi, saldırgan savaşın yol açtığı zararların tazmini ve İsrail rejimi liderlerinin yargılanması olarak sıraladı.
Irak’ta Siyasi Gecikmelere Tepki
Irak halkının, cumhurbaşkanı ve başbakanın seçilmesindeki gecikmeden dolayı hem Şii hem Sünni siyasi gruplara tepki gösterdiğini belirten Hüccetü’l-İslam Seyyid Kabançi, bu durumun devleti hukuki bir sorunla karşı karşıya bıraktığını söyledi. Ayrıca halkın, İran ve Lübnan’daki gelişmelere karşı hükümetin tutumundan da memnun olmadığını ifade etti.
Irak halkının İran ve Lübnan’a diplomatik, mali ve medya desteği beklediğini dile getiren Hüccetü’l-İslam Kabançi, “Dini merciyet görüşünü açıkladı, halk sözünü söyledi, Haşdi Şabi de tavrını ortaya koydu. Şimdi sıra Irak hükümetinde; fiilî bir tutum almalılar.” dedi.
Hüccetü’l-İslam Seyyid Kabançi, Irak hükümetinden Ürdün’e yapılan ücretsiz petrol ihracatının durdurulmasını da istedi ve bu petrolün Siyonist İsrail’e ulaştığını belirtti.
Katar'ın Komşularını Yalnız Bırakmayacağını Açıklamasına Övgü
Katar’ın tutumuna da değinen Hüccetü’l-İslam Seyyid Kabançi, bu ülkenin komşularını yalnız bırakmayacağını açıklamasını “cesurca” olarak nitelendirdi ve teşekkür edilmesi gerektiğini söyledi: “Tarihi gerçek şudur ki milletler yenilmez!” ifadelerini kullandı.
Irak'ın İç Meseleleri
Hüccetü’l-İslam Seyyid Kabançi, yağmur sularının barajlar aracılığıyla depolanması gerektiğine dikkat çekerek, bu büyük nimetin heba edildiğini söyledi. Artan fiyatlara da değinen Hüccetü’l-İslam Kabançi, tüccarları fahiş fiyat uygulamalarından kaçınmaya çağırdı.
Cuma Hutbesinin Başlıkları
Hüccetü’l-İslam Seyyid Kabançi, dini hutbesinde üç noktaya değindi:
Birinci nokta:
Hz. Peygamber (s.a.a.) ve Ehl-i Beyt’e (a.s.) tevessül etmenin İslam dünyasında genel bir kültür olduğunu söyledi. Dualarda geçen “Ey Ebu’l-Kasım, ey Resulullah, ey Allah katında itibarlı olan, bizim için Allah katında şefaat et” ifadelerini örnek gösterdi.
Tevessülün sadece Şiilere özgü olmadığını belirten Hüccetü’l-İslam Kabançi, Sahih Buhari’de geçen bir rivayeti aktararak, Ömer bin Hattab'ın kıtlık zamanında “Allah’ım, daha önce peygamberimizle sana tevessül ederdik ve bize yağmur verirdin; şimdi peygamberinin amcası Abbas ile sana tevessül ediyoruz, bize yağmur ver” dediğini ve ardından yağmur yağdığını hatırlattı.
Ayrıca Mısır’da bayram namazı hutbesi veren Şeyh Abdülbari’nin dualarında Ehl-i Beyt’e tevessül etmesinden ve El-Ezher alimlerinin bu tutumundan dolayı teşekkür etti. Mısır Cumhurbaşkanı’nın da Hz. Hüseyin makamını ziyaret etmesini ve Mısır halkının Ehl-i Beyt’e yönelmesini takdir etti.
İkinci nokta:
Hicri 1344 yılının 8 Şevval günü (yaklaşık 103 yıl önce) Baki mezarlığındaki imamların kabirlerinin yıkılmasına değinen Hüccetü’l-İslam Kabançi, bunun amacının tarih ve sembollerle bağın koparılması olduğunu söyledi. Vahhabiliği “tam anlamıyla Siyonist bir adım” olarak nitelendirdi ve Muhammed bin Selman’ın “Vahhabilik, Amerika’nın ürünüdür” şeklindeki sözünü hatırlatarak, bunun dini bir düşünceden ziyade İslam’a yönelik bir proje olduğunu kaydetti.
Üçüncü nokta:
Hicri 60 yılının 5 Şevval gününün, Hz. Müslim bin Akil’in Kufe’ye giriş günü olduğunu belirten Hüccetü’l-İslam Kabançi, bunun ilahi bir planın parçası olduğunu söyledi. Kerbela sürecinin de bu çerçevede geliştiğini ifade etti. İmam Hüseyin’in bazen gaybi bakış açısıyla “Allah beni öldürülmüş olarak görmek istedi" dediğini, Hz. Peygamber'in (saa.) de İmam Hüseyin'in (as) Kerbela'da şehit edileceğini önceden bildirdiğini, bazen de siyasi-dini bir analiz yaptığını belirten Hüccetü’l-İslam Kabançi, şarap içen Yezid için “Benim gibi biri onun gibi birine biat etmez” sözünü hatırlattı.
yorumunuz