Pazar 29 Mart 2026 - 20:38
Düşman, Bilim İnsanlarına Yönelik Suikastlerden Bilimsel Altyapıyı Yok Etmeye Yöneldi

Havza / Besic Öğretim Üyeleri Merkezi ve Ofisi, ABD-İsrail'in üniversitelere yönelik terör saldırılarını kınayarak İslam İnkılabı öncesinde şehit olan bilim şehitlerinden İslam İnkılabı sonrası nükleer ve füze alanında şehit olan şehitlere kadar şühedaya bağlılıklarını yinelediler.

Havza Haber Ajansı'nın Tahran'dan bildirdiğine göre İran genelindeki üniversitelerde bulunan 1000 Besic Öğretim Üyeleri (Basij Asatid) Ofisi bugün (29 Mart 2026) Siyonist rejim ve cani Amerika'nın İran üniversitelerine yönelik terörist saldırılarını kınayan sert bir bildiri yayımlayarak şunları vurguladı:

"İslam Cumhuriyeti nizâmı, üniversitelerine dayanarak yeni nesil bilim insanları yetiştirmektedir. Bu nedenle düşmanlar, 'insan sermayesini yok etme' stratejisinden 'insan sermayesi yetiştiren altyapıları yok etme' stratejisine geçiş yapmışlardır."

Bildirinin devamında şu ifadelere yer verildi:

"Amerikan-Siyonist düşmanın mübarek Ramazan ayının ilk on gününde Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün gibi bölgedeki bazı Müslüman ülkelerin de desteğiyle büyük İran halkına karşı başlattığı savaşın üzerinden bir ay geçti. İstihbarat, güvenlik, askeri ve medya alanlarındaki hibrit operasyonlarla İran halkının yaşamının tüm alanlarını hedef alan bir savaş...

Bu çok yönlü saldırıda dünya emperyalisti Amerika ve Siyonist rejim, birkaç günlük yenilgi seraplarının yıkılmasının ve ülke silahlı kuvvetlerinin güçlü yanıtının ardından; altyapıları hedef almanın, okullara, hastanelere ve yerleşim yerlerine saldırmanın yanı sıra İsfahan Teknoloji Üniversitesi, Tahran Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve İmam Ali (a.s.) Üniversitesi gibi ülkenin bazı üniversitelerini de terörist saldırılarının hedefi haline getirdi."

Besic Öğretim Üyeleri'nin bildirisi şöyle devam ediyor:

"Bilim ve irfan yuvalarına yönelik bu açık saldırı, İslami İran'ın medeniyet geleceğine karşı ilan edilmiş topyekûn bir savaştır ve en şiddetli ifadelerle kınanmakta, telin edilmektedir. Askeri savaş meydanlarında ve vahşi suikastlerde çıkmaza giren düşman, şimdi üniversiteleri hedef almıştır. Ancak bilmelidir ki, İslam İnkılabı Rehberi'nin Nevruz mesajında buyurduğu gibi: 'İran'ın ön cephesi, düşmanın hakir ve küçük zihniyetinden çok daha büyüktür.' İran üniversiteleri bugün bu büyük ön cephenin bir parçasıdır."

Ülke genelindeki üniversitelerde bulunan 1000 Besic Öğretim Üyeleri yayımladıkları bildiride bu terörist saldırıları şiddetle kınarken şu hususların altını çizdi:

 1. Amerikan-Siyonist düşman daha önce "bilimsel mekanları yıkma ve tahrip etme" modelini bölgenin gerici ülkelerinin işbirliğiyle Gazze'de uygulamıştı. Gazze İslam Üniversitesi yerle bir edildi, El-İsra ve El-Ezher üniversiteleri bombalandı, Gazze Merkez Kütüphanesi alevler içinde kaldı ve mazlum Filistin halkının eğitim merkezlerinin yüzde sekseni tamamen yıkıldı. Bu eylem Afganistan, Irak, Suriye, Lübnan ve dünyanın diğer yerlerinde de gerçekleştirildi. Bugün aynı ülkeler kinlerini İran üniversitelerine yöneltmiş durumdalar. İsfahan Teknoloji Üniversitesi, Emir Kebir Üniversitesi, İmam Ali (a.s.) Üniversitesi, İmam Hüseyin (a.s.) Üniversitesi ve Şehit Mutahhari Üniversitesi gibi ülkenin bilimsel gelişiminin önde gelen birçok sembolü, doğrudan düşmanın terörist saldırılarının hedefi oldu. Düşman, binaları bombalayarak bu ön cepheyi çökertebileceğini zannediyor. Oysa İran üniversitelerindeki her bir hocanın ve öğrencinin bizzat birer ön cephe olduğundan habersizler!

 2. Yıllardır Amerika ve Siyonist rejim, bilim insanı suikastleriyle bağımsız ülkelerin insan sermayesini ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. İran'da Şehit Mesud Alimuhammedi'den Şehit Muhsin Fahrizade'ye ve 1404 (2025/2026) yılındaki iki dayatılmış savaşın şehitlerine kadar onlarca seçkin bilim insanı bu listede yer almaktadır. Mısır'da nükleer bilimciler suikastlerin hedefi oldu. Suriye'de üniversite hocaları şehit edildi. Filistin'de binlerce hoca ve öğrenci hayatını kaybetti. Ancak düşman, bilim insanlarına suikast düzenlemekle bir yere varmayacağını anladı. İran İslam Cumhuriyeti, üniversitelerine dayanarak yeni nesil bilim insanları yetiştiriyor. Bu yüzden 'insan sermayesini yok etme' stratejisinden 'insan sermayesi yetiştiren altyapıları yok etme' stratejisine geçiş yaptı. Bu model de İran İslam Cumhuriyeti'nin güçlü silahlı kuvvetlerinin kesin yanıtıyla ağır bir yenilgiye uğrayacaktır.

 3. İran üniversitelerine yönelik saldırı, düşmanın çağdaş İran'ı tanımadaki eksikliğinin en derin göstergesidir. Düşman hala gücü, sadece füze ve insansız hava aracından ibaret sanan kendi basit analizlerinin kuruntusuna esir düşmüş durumdadır. Bugüne hakim olan ve inkılabın şehit rehberinin "millet" inşası projesinden doğan birlik ve beraberlik, düşmanın komploları karşısındaki en büyük settir. Bölge ülkelerinin düşmanla işbirliği yapması onlara ne bir güvenlik getirecek ne de onları bölge halklarının öfkesinden koruyabilecektir. İran'ın bilim ve üniversite merkezlerini hedef almak için işbirliği yapmaları, onların bilimin zirvesine yerleşmelerini sağlamayacağı gibi Amerikalıların onlara yönelik aşağılayıcı bakış açısını da değiştirmeyecektir.

 4. Bilim ve eğitim merkezlerine yönelik saldırılar, Cenevre Sözleşmeleri'ne Ek 1 Numaralı Protokol'ün 52. Maddesi uyarınca açık bir savaş suçu sayılmaktadır. Ancak Siyonist rejim ve Amerika bu suçu işlemekle kalmamış, İran üniversitelerine saldırarak bilim sahasını bir kez daha ihlal etmiştir. Gazze'deki üniversitelerin yıkılması karşısında sessiz kalan uluslararası insan hakları kuruluşları, bugün de utanç verici sessizlikleriyle bu cinayete ortak olmaktadırlar.

 5. Besic Öğretim Üyeleri Merkezi ve Ofisi, İran üniversitelerine yönelik saldırının bilimsel gelişmelere yönelik operasyonların askeri saldırıları tamamladığı hibrit bir savaş bağlamında tasarlandığına inanmaktadır. Düşman, ülkenin bilim camiasının zihnini ve psikolojisini hedef alarak üniversitenin öncülüğünü ve aydınlatıcı misyonunu zedelemeyi amaçlamaktadır. İran üniversite camiası, düşmanın operasyonları karşısında bilinçli kalarak, bilim kurumunun hibrit komplolarla da çökmeyeceğini kanıtlayacaktır.

Bildirinin devamında şu ifadelere yer verildi:

"Düşmanın hibrit saldırılarından ülkenin birçok büyük üniversitesine yönelik terörist saldırılarına kadar bir aylık Ramazan Savaşı'nda İran halkının yaşadığı her şey, düşmanın İran halkının bilimsel gidişatından ve ilerleme geleceğinden korktuğunu göstermektedir. Düşman, İran üniversitelerinin bağımsızlık, izzet, farkındalık, irfan ve kendi kendine yetebilme üreten fabrikalar olduğunu biliyor. Ancak düşman bilmelidir ki bu toprak, şehit bilim insanların kanıyla sulanmış; hocaların inancı ve öğrencilerin gayretiyle her geçen gün daha da sağlamlaşmaktadır."

Ülke genelindeki üniversitelerde bulunan 1000 Besic Öğretim Üyeleri merkezi ve ofisi, İslam İnkılabı öncesinde şehit olan bilim şehitlerinden İslam İnkılabı sonrası nükleer ve füze alanında şehit olan şehitlere kadar şühedaya bağlılıklarını yinelediler: 

"Besic Öğretim Üyeleri Merkezi, Devrim Muhafızları Ordusu Halkla İlişkiler Birimi'nin Vaad-i Sadık 4 Operasyonu'na ilişkin 50 numaralı bildirisini güçlü bir şekilde destekleyerek, bu saldırıların ülkenin bilimsel hareketini durdurmayacağını, aksine hızlandıracağını ilan etmektedirler.

Düşman ve bölgesel müttefikleri bilsinler ki, bu cinayetin yanıtı ezici ve pişman edici olacaktır."

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha