Havza Haber Ajansı'nın haberine göre dünya çapında 20'den fazla güvenilir anketin bilgi ve verilerinin incelenmesi; İslami İran topraklarına saldıran düşmanların bu çatışmaya dair arzu ettikleri anlatının dünya milletlerinin büyük bir çoğunluğu üzerinde pek etkili olmadığını göstermektedir. Aksine, dünya kamuoyu mevcut süreçte İslami İran tarafından sunulan resmi anlatıyı her zamankinden daha fazla benimsemiştir. Üstelik bu durum, dünyanın önde gelen medya kuruluşlarının büyük bir bölümünün hâlâ hegemonik sistemin ve uluslararası Siyonizm'in kontrolünde olduğunu bildiğimiz bir ortamda gerçekleşmektedir.
Ünlü Amerikalı-Japon filozof ve "Medeniyetlerin Sonu" teorisyeni Francis Fukuyama'nın son dönemde dile getirdiği "Amerika hiçbir zaman bugünkü kadar yalnızlaşmamıştı" sözünü belki de şimdi her zamankinden daha iyi anlıyor ve analiz edebiliyoruz.
Her halükarda; Reuters, CNN, Maryland Üniversitesi ve İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Merkezi gibi büyük kuruluşların istatistiksel verilerinin analizi, düşmanlarımızın anlatı savaşı alanında yenilgiye uğradığını göstermektedir. İlginçtir ki şu anda Amerikan halkının %61'inden fazlası İran'a yönelik savaşın devam etmesine karşı çıkmakta ve bu durumun kendi ülkelerindeki ekonomik sorunları daha da derinleştirdiğine inanmaktadır.
Henüz iki üç gün öncesinde yapılan kapsamlı bir ankete göre Amerikan halkının %71'i, özellikle savaşın kara harekâtı aşamasına geçmesi halinde, ABD'nin bu savaşı kazanma kapasitesine temelde sahip olmadığını açıkça ifade etmiştir.
Öte yandan Foreign Policy dergisinin 800 uluslararası ilişkiler profesörünün katılımıyla gerçekleştirdiği son anket; uzmanların %87'sinin askeri müdahaleye karşı olduğunu, %91'inin ise savaşın tüm bölgeye tehlikeli bir şekilde yayılabileceği konusunda uyarıda bulunduğunu ortaya koymaktadır.
İşin daha da ilginç yanı ise şüphesiz işgal altındaki topraklardaki durumla ilgilidir. Öyle ki, buradaki tablo diğer savaşlardan oldukça farklı bir seyir izlemiş ve bu durum analistler tarafından "İsrail Paradoksu" olarak adlandırılmıştır.
İslami İran'a yönelik saldırının başlangıcında ve kendi ifadeleriyle "Kükreyen Aslan" adlı operasyonun ilk günlerinde, İsrail'deki Yahudi toplumunu sahte bir heyecan dalgası sarmış ve bu sebeple halkın yaklaşık %81'i söz konusu operasyona destek vermişti. Ancak bu görünürdeki bütünlük uzun sürmedi. Anketlere göre Ramazan Savaşı'nın başlamasının üzerinden bir ay geçmesiyle birlikte başlangıçtaki bu destek hızla düşüşe geçti. Sosyal medyadaki ve basındaki tepkiler, Siyonist toplumun geniş bir kesiminde bir tür yorgunluk ve tükenmişlik halinin baş gösterdiğine işaret etmektedir.
Son veriler de işgal altındaki topraklarda yaşayanların yalnızca %28'lik bir kesiminin İran ile çatışmaların ciddi ve kapsamlı bir şekilde devam etmesini desteklediğini göstermektedir. Bu da Siyonist nüfusun büyük bir bölümünün Netanyahu'nun yönetim biçiminden duyduğu hoşnutsuzluk ve öfkeyi gözler önüne sermektedir ki bu durum, Netanyahu gibi cani bir başbakanın görevini sürdürebilmesi açısından ağır sonuçlar doğurabilir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki Ipsos Enstitüsü tarafından 30'dan fazla ülkede gerçekleştirilen küresel anketin sonuçlarına göre bu savaşa yönelik küresel çaptaki muhalefet oranı ortalama %65 seviyelerindedir. Özellikle Avrupa ülkelerinde ABD ve İsrail saldırılarına yönelik karşıtlık çok daha yüksek olup ortalama %73'e ulaşmıştır. Hatta Almanya gibi bazı ülkelerde bu oranın %75 civarında olduğu bildirilmektedir.
İslam ülkeleri arasında ise halkın ortalama %70 ila %80'i, anketlerde İran ile savaşa ve ülkelerinin bu meseleye dâhil olmasına karşı olduklarını ifade etmiştir. Bu durum, başta Arap ülkeleri olmak üzere Müslümanların İran İslam Cumhuriyeti ile olan dayanışmasının arttığını göstermektedir. Her ne kadar hegemonik sisteme bağlı ve İbrani akımlarına yakın bazı Arap medya kuruluşları, kasıtlı anlatılar üreterek Arap halklarının İran'a yönelik algısını zedelemeye çalışsa da gerçek şu ki, tüm bu girişimlere ve medya çabalarına rağmen İslam ve Arap ülkelerinde yaşayan pek çok insan, geçmiş yıllara kıyasla çok daha yüksek bir farkındalık ve basiret seviyesine ul
aşmıştır.
yorumunuz