Pazar 12 Nisan 2026 - 16:58
Son Dayatılan Savaşta Hegemonik Sistemle "Medeniyet" Savaşının Bileşenleri

Havza / Bazı Batılı düşünürler Batı medeniyetinin gelecekteki en önemli meydan okumasının, sadece siyasi veya ekonomik güçlerden değil, farklı kültürel ve anlamsal modeller sunan medeniyetlerden gelebileceğine dikkat çekmişlerdir.

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre günümüz dünyasında siyasi, kültürel, sosyal gelişmelerin ve askeri alanla ilgili konuların birçoğunu anlamak ve analiz etmek, bunların medeniyet boyutunu kavramadan eksik kalır. Nitekim İslam İnkılabı'nın bileşenlerini ve özelliklerini analiz ederken de onun medeniyet boyutlarına dikkat etmek kaçınılmazdır. Zira İran İslam İnkılabı sadece siyasi bir dönüşüm veya ülkede bir güç değişimi değildi. Bunların ötesinde, yeni bir medeniyet modelinin tasarlanması ve oluşturulmasına yönelik ciddi bir çaba olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle, inkılaptan sonra ortaya çıkan çatışmalar da sıradan siyasi çekişmelerin ötesinde bir nitelik kazanmıştır ve bunları mutlaka bir medeniyet çatışması ve savaşı çerçevesinde ele alıp analiz etmek gerekmektedir.

Tarihte Medeniyetin Oluşumunun Önemli Merkezi

Tanınmış sosyolog ve Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. İbrahim Feyyaz'a göre, sekiz yıllık Kutsal Savunma (İran-Irak Savaşı) da bu açıdan analiz edilmelidir. Çünkü yüzeysel bir bakışla bu savaş iki ülke arasında bölgesel bir çatışma gibi görünse de daha derin bir katmanda medeniyetler arası bir çatışmanın işaretleri açıkça görülebilmektedir.

İran'ın tarih boyunca her zaman medeniyet oluşumunun önemli merkezlerinden biri olduğunu belirten Dr. Feyyaz şunları ekledi: "Tarihin farklı dönemlerinde, İran'ın antik medeniyetlerinden İslami döneme, ardından Safeviler döneminden günümüze kadar bu topraklar kültürel ve medeniyet modellerinin üretilmesinde ve yayılmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu geçmiş, medeniyet kavramının İran toplumunun zihninde ve tarihi hafızasında önemli ve özel bir yere sahip olmasını sağlamıştır."

Pehlevi Rejiminin Sahte İddiası

Dr. Feyyaz ayrıca şunları ifade etti: "İnkılap öncesi dönemde bile Pehlevi rejimi, 'Büyük Medeniyetin Kapıları' fikrini öne sürerek kendini bir medeniyet projesi çerçevesinde tanıtmaya çalışıyordu. O dönemde bu temada eserler ve kitaplar yayımlanıyor, İran'ın yeni bir medeniyet çağına girdiğine dair bir tablo çizmeye çalışıyorlardı. Ancak halkın büyük bir kısmı bu iddiayı o dönemin sosyal ve siyasi gerçekleriyle bağdaştırmıyordu. Yolsuzluk, dışa bağımlılık ve hükümet ile toplum arasındaki derin uçurumla birleşen monarşiye dayalı siyasi yapı, bu iddiaların toplumun önemli bir kesimi için ikna edici olmamasına neden oluyordu."

Ünlü sosyolog sözlerine şöyle devam etti: "Böyle bir ortamda, İslam İnkılabı temel bir sloganla sahneye çıktı: "Ne Doğu, Ne Batı!"

Bu slogan aslında medeniyet açısından bir bağımsızlık ilanıydı; yani ne Batı medeniyeti çerçevesinde ne de o dönemin yaygın Doğu modelleri kalıbında tanımlanan bir model oluşturma çabasıydı. Amaç, yeni bir siyasi sistem, yani İslam Cumhuriyeti şeklinde tecelli edebilecek türden bir İslam medeniyetinin inşasıydı."

Fars Körfezi Kıyısındaki Ülkelerin 'Vitrin' Medeniyeti

Dr. Feyyaz bölgesel dinamiklere de değindi: "Bölgesel düzeyde de gelişmeler, birçok rekabet ve gerilimin yine bu medeniyet çerçevesinde analiz edilebileceğini gösteriyor. Bölgedeki bazı ülkeler medeniyet alanında derin bir tarihi geçmişten yoksundur ve daha çok şehirlerin, gökdelenlerin ve modern altyapıların görünürdeki gelişimiyle bir ilerleme imajı sunmaya çalışmaktadırlar. Bu model bir nevi 'vitrin medeniyeti' olarak tanımlanabilir; daha çok modern sembollere ve dış görünüşe dayanan, ancak derin bir kültürel ve tarihi altyapıya sahip olması gerekmeyen bir model."

Dr. Feyyaz şöyle devam etti: "Bu durumun bir örneğini, devasa kuleler, büyük alışveriş merkezleri ve gösterişli projeler inşa ederek bir ilerleme ve medeniyet yüzü sunmaya çalışan bölgenin bazı zengin şehirlerinde görebiliriz. Bununla birlikte, böylesi yapılar ekonomik krizler veya önemli siyasi gelişmeler karşısında kırılgandırlar. Çünkü kültürel ve sosyal temellerden ziyade gelişimin dış görünüşüne dayanmaktadırlar."

Medeniyetler Çatışmasının Kaynağı Neresi?

Dr. Feyyaz konuşmasının devamında şunları dile getirdi: "Son yıllarda bazı Batılı teorisyenler tarafından ortaya atılan 'Medeniyetler Çatışması' tartışması da küresel gelişmelerin analizinde yeniden dikkat çekmeye başlamıştır. Bu görüşe göre, gelecekte dünyadaki rekabetler sadece devletler arasında olmaktan ziyade, farklı medeniyet havzaları arasında şekillenecektir. Böyle bir çerçevede İslam medeniyeti bu denklemin önemli aktörlerinden biri olarak kabul edilmektedir."

Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi şunları ekledi: "Bazı Batılı düşünürler de Batı medeniyetinin gelecekteki en önemli meydan okumasının, sadece siyasi veya ekonomik güçlerden değil, farklı kültürel ve anlamsal modeller sunan medeniyetlerden gelebileceğine dikkat çekmişlerdir. Bu açıdan bakıldığında, bağımsız bir İslam medeniyeti oluşturma çabası, gelecekteki küresel düzende en önemli rekabet eksenlerinden biri olarak değerlendirilebilir."

Değişen Dünya Düzeni Işığında Medeniyet Yorumu

Dünyadaki pek çok düşünürün inancına göre İslami İran'ın, İslam dünyasında yeni bir modelin şekillenmesinde kilit bir rol oynayabileceğini belirten Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi şunları söyledi: "İran'a yönelik son dayatılan savaş da dahil olmak üzere pek çok baskı ve çatışma bu çerçevede analiz edilmelidir. Bir ülke veya toplum, yeni bir medeniyet modeli oluşturma yoluna girerse, ciddi direnişler ve meydan okumalarla karşılaşması doğaldır; zira her yeni medeniyetin doğuşu, küresel sistemdeki eski dengeleri altüst edebilir."

Dr. Feyyaz şöyle ekledi: "Bu bakış açısına göre İran toplumu, belirtileri çeşitli sosyal, kültürel ve siyasi alanlarda görülebilen bir medeniyet dönüşümü aşaması yaşamaktadır. Halkın kamusal etkinliklere geniş katılımı, hassas tarihi dönemlerdeki sosyal dayanışma ve dini-kültürel değerler etrafında şekillenen bir tür kolektif kimlik inşası, bu çerçevede dikkat çeken işaretler arasındadır."

Mevcut Koşullarda Medeniyet Savaşının En Önemli Göstergeleri

Konuya ilişkin ayrıca İlim Havzası Araştırmacısı Nergis Şükrzade de medeniyet savaşının bazı gösterge ve bileşenlerini açıklarken, dünya görüşü ve anlam sistemlerindeki farklılık olgusuna değinerek şunları söyledi: "Bu bağlamda, iki akımın insana, ahlaka, özgürlüğe, güce, dine veya devletin rolüne bakışındaki farklılıklardan söz edilmektedir. Ayrıca kültürel veya dini değerlerin; seküler, liberal, geleneksel veya modern değerlerle çatışması gibi konular gündeme gelmektedir. Burada ayrıca tarihi anlatılardaki çatışmalardan da bahsetmek gerekir; yani her bir taraf kendini bir tarihin, geleneğin veya tarihi misyonun devamı olarak sunarken, karşı tarafı birbirine zıt bir anlatının taşıyıcısı olarak görmektedir."

Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Feyyaz sözlerine şöyle devam etti: "Öte yandan, medeniyet savaşının temel olarak sadece dış politika üzerinden değil, ideoloji, kültür veya manevi misyon ekseninde tanımlandığına dikkat edilmelidir. Ayrıca medeniyet savaşının diğer bileşenleri, bölgesel veya küresel düzeni etkileme çabalarına yöneliktir. Zira medeniyet savaşında taraflar kendilerini arzulanan bir düzenin temsilcisi olarak tanımlarlar. Bu nedenle, medeniyet savaşında kültürel, medyatik, teknolojik, bilimsel, kimlik vb. birçok düzeyde topyekûn bir rekabetin şekillendiğini ve hatta giderek yayıldığını söylemeliyiz."

Tevhidî Medeniyet ile İlhad Medeniyetinin Topyekûn Savaşı

İslam ve Batı'nın düşünce sistemlerinde insanın konumunu açıklayan Havza araştırmacısı ve yazar Şükrzade, mevcut durumu siyasi bir çatışmadan ziyade iki medeniyet arasındaki özsel bir zıtlık olarak nitelendirdi ve inkılabın şehit rehberinin ifadelerine atıfta bulunarak şunları belirtti: "Allah'ın izniyle bu savaş, ilhad medeniyetinin çöküşü ve tevhidi medeniyetin doğuşu için bir başlangıç olacaktır. Ayrıca inşallah İran milleti bu tarihi savaştan galip ayrıldıktan sonra, kıtasal bir güç ve kıtalararası bir aktör konumuna yükselecektir."

Şükrzade şunları ekledi: "Amerika, İsrail ve genel olarak hegemonik sistemle aramızdaki savaşın bir medeniyet savaşı olarak aslında hak ile batıl arasında bir savaş olduğu açıktır. Hiçbir dönemde iki cephenin safları bu kadar şeffaf, belirgin ve net olmamıştır. Bu yüzden dünya çapında birçok hak arayıcısının ve adalet savunucusunun bu meydanda İran İslam Cumhuriyeti sisteminin yanında yer aldığını görüyoruz. Bunlar, topyekûn bir medeniyet savaşının analiz edilmesi açısından net mesajlar barındırmaktadır."

Rapor: Seyid Muhammed Mehdi Musevi

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha