Havza Haber Ajansı'nın haberine göre Lübnan Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Hüccetü'l-İslam vel-Müslimin Şeyh Ali el-Hatib, Konseyin Hazmiye'deki merkezinde Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert'i ağırladı. Görüşmede İsrail'in saldırılarının gölgesinde Lübnan'ın çevresindeki durum ele alınırken, BM yetkilisi "BM gözetiminde, özellikle dini liderler arasında Lübnan'da bir iç diyaloğa çağrı yapma olasılığı" ile "Lübnan ve Suriye arasındaki ilişkiler" gibi birtakım konuları gündeme getirdi.
Şeyh el-Hatib görüşmede, iç gerilimi azaltmak ve İsrail'in kışkırtmaya çalıştığı her türlü fitnenin önüne geçmek amacıyla dini şahsiyetlerin katılımıyla bir toplantı düzenlenmesi için adımlar atıldığını vurguladı.
Şeyh el-Hatib: "Diyalogdan yanayız ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'un böyle bir diyaloğa çağrıda bulunmasını, ulusal savunma stratejisinin de bu diyaloğun merkezinde yer almasını umuyoruz." ifadelerini kullandı.
Şii Yüksek Konseyi Başkan Yardımcısı açıklamalarına şöyle devam etti: "Birleşmiş Milletler'in aktif olması ve meselelerimizde önemli bir rol oynaması bizim için büyük önem taşıyor, ancak ne yazık ki BM bile İsrail'in saldırılarından kurtulamadı. İsrail'in Birleşmiş Milletler'de nasıl bir koltuğu olabilir ki? Başbakanı kürsüye çıkıp 'Büyük İsrail' haritasını gösteriyor ve saldırgan hedeflerini açıkça ilan ediyor. Bu bir devlet değil, suç ve cinayet üzerine kurulmuş bir çetedir. Onlar bu zihniyetle hareket ettikleri sürece bölgeye barış gelmeyecektir." dedi.
Şeyh el-Hatib ayrıca şunları ekledi: "İsrail, gazeteci Amal Halil'e suikast düzenledi. O, gazeteciler arasındaki ilk kurban da değil. Ondan önce Ali Şuayb, Fatıma ve Muhammed Fütuni gibi isimler de hedef alınarak şehit edilmişti. Bunlar apaçık savaş suçlarıdır ve Birleşmiş Milletler bunları kınamalıdır."
İç savaş tehlikesine de değinen Hüccetü'l-İslam el-Hatib: "İsrail'in, askeri ve siyasi alanda elde edemediği hedeflere ulaşmak için bizi içine çekmek istediği iç fitneye izin vermeyeceğiz. Lübnanlılar 15 yıl süren bir iç savaş yaşadı ve hiçbir sonuca varamadı. Lübnan'da iç çatışmaya karşı çıkan sağduyulu insanlar var. Her ne kadar bazı aykırı sesler çıksa da, sağduyunun sesi çok daha güçlüdür." diye konuştu.
Lübnan Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı sözlerini şöyle sürdürdü: "Lübnan yönetimiyle, özellikle de cumhurbaşkanıyla en iyi ilişkilere sahip olmayı arzuluyoruz. Cumhurbaşkanına yönelik her türlü hakaret veya tehdidi reddediyoruz; zira cumhurbaşkanlığı makamına bağlıyız. Lübnan yönetiminin güçlü, kendi egemenliğini koruyabilecek ve halkını savunabilecek kapasitede olması bizim yararımızadır. Böylece birçok fedakarlık ve acı hafifletilebilir."
Son olarak Suriye ilişkilerine değinen Şeyh el-Hatib: "Suriye ve Suriyeli kardeşlerimizle de en iyi kardeşlik ilişkilerini kurmayı istiyoruz. Suriyelilerle aramızda kardeşlik bağları var ve geçmişte yaşanan sorunlar, Suriye'nin kendi iç anlaşmazlıklarının bir sonucuydu. İki ülke arasındaki ilişkilerin devletler çerçevesinde düzenlenmesini istiyoruz; nitekim son zamanlarda bu çerçevede bazı meseleler ele alınmış ve çözüme kavuşturulmuştur." diyerek sözlerini tamamladı.
yorumunuz