İmam Humeyni (r.a.) Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Hüccetü'l-İslam vel-Müslimin Ali Emin Emin Rüstemi, Havza Haber Ajansı muhabirine verdiği röportajda günümüzde hak ile batıl arasındaki mücadelenin farklı alanlarda devam ettiğini belirterek şunları söyledi: "Bu çatışmanın halkın daha çok gözü önünde olan kısmı askeri savaştır. Ancak bu savaş gerçekte daha az dikkat çeken başka alanları ve boyutları da içermektedir.
Hüccetü'l-İslam Rüstemi "hibrit savaş" (ceng-i terkibi) kavramına atıfta bulunarak sözlerine şöyle devam etti: "Geçmişte de bu tür çatışma boyutları mevcuttu, ancak bugün bu alanlar daha da genişledi ve savaş askeri, psikolojik, siyasi, kültürel ve diğer alanlarda yürütülmektedir. Hibrit savaşın en önemli boyutlarından biri 'bilişsel savaş'tır."
İmam Humeyni Enstitüsü Öğretim Üyesi sözlerini şöyle sürdürdü: "Bilişsel savaşta düşman, karşı cephenin inançlarına ve bilgilerine sızmaya ve bunları kendi lehine şekillendirmeye çalışır. Eğer düşman bu alanda başarılı olursa, çatışma meydanındaki hedeflerinin önemli bir kısmını gerçekleştirmiş demektir."
İslam tarihindeki bilişsel savaş örneklerine değinen Hüccetü'l-İslam vel-Müslimin Emin-Rüstemi şunları söyledi: "Örneğin Muaviye, Müminlerin Emiri Ali'ye (a.s.) üstünlük sağlamak için Şam halkının ona dair algısını değiştirmeye çalıştı. Aktarıldığına göre, Müminlerin Emiri Ali'nin (a.s.) şehadet haberi yayıldığında Şam halkından bazıları şaşırarak, 'Ali bin Ebu Talip namaz mı kılıyordu ki mihrapta şehit edildi?' dediler. Bu durum, insanların algılarının değiştirilmesiyle hak cephesine karşı çıkma zemininin nasıl hazırlandığını göstermektedir."
Hüccetü'l-İslam Rüstemi şunları ekledi: "Hariciler olayında da perde arkasında Muaviye'nin akımı vardı ve çeşitli telkinlerle bu grubun, Müminlerin Emiri Ali'nin (a.s.) hakemliği kabul ederek dinden çıktığı inancına varmaları sağlandı. Sonuç olarak, görünüşte ehl-i ibadet olan kişiler böyle bir algıya kapıldıklarında İmam Ali (a.s.) ile savaşmayı vacip gördüler. Bu da bilişsel savaşın bir örneğidir."
Günümüzde bilişsel savaşın ana zemininin medya olduğunu ifade eden Hüccetü'l-İslam Rüstemi şunları vurguladı: "Medya ağları, basın, dergiler, kitaplar ve özellikle de sosyal medya, karşı cephenin inançlarını yıkmaya çalışmak ve 'anlatılar savaşı' kalıbıyla kamuoyunu onlara karşı şekillendirmek için kullanılan araçlardır."

Hüccetü'l-İslam vel-Müslimin Emin Rüstemi düşmanın bilişsel savaştaki stratejilerine de değinerek şunları ifade etti:
İlk strateji, dini inançlara ve değerlere darbe vurmaktır. Düşman genellikle doğrudan siyasi tartışmalarla işe başlamaz; aksine, ilk olarak inanç temellerini zayıflatmaya çalışır ki böylece insanlar, toplumdaki sorunların dinden kaynaklandığı sonucuna varsınlar."
Hüccetü'l-İslam Rüstemi şöyle devam etti: "Son yıllardaki olaylarda da daha önce dini törenlere katılan bazı kişilerin bilişsel savaşın etkisi altında kalarak Kur'an yakma, imamzadeleri ve hüseyniyeleri tahrip etme gibi eylemlere kalkıştıkları ve hatta İslam'a karşı sloganlar attıkları görülmüştür."
İmam Humeyni Enstitüsü Öğretim Üyesi bir başka tarihi örnek daha vererek ekledi: "Sıffin Savaşı ve Ammar bin Yasir'in şehadeti sırasında, Hz. Peygamber (s.a.a.) daha önceden Ammar'ın zalim bir topluluk tarafından öldürüleceğini buyurmuştu. Ammar, Müminlerin Emiri Ali'nin (a.s.) ordusunda şehit düştüğünde, bu durum Şam ordusunda şüpheye yol açtı. Ancak Muaviye, bilişsel savaştan yararlanarak Ammar'ın katilinin onu savaş meydanına getiren kişi olduğunu iddia etti."
Hüccetü'l-İslam Rüstemi şunları kaydetti: "Müminlerin Emiri Ali (a.s.) bu iddiaya yanıt olarak, bu durumda Seyyidü'ş-Şüheda Hamza'yı savaş meydanına getirdiği için Hz. Peygamber'in (s.a.a.) de onun katili olduğunun söylenmesi gerektiğini buyurdu. Buna rağmen Şam ordusundaki bazı saf ve temiz yürekli kişiler bu şüpheyi kabullendiler."
Hüccetü'l-İslam vel-Müslimin Emin Rüstemi daha sonra "umutsuzluk ve karamsarlık yaratmanın" düşmanın bilişsel savaştaki ikinci stratejisi olduğunu belirterek şunları söyledi: "İslam tarihinde de bu meselenin örnekleri mevcuttur; örneğin Uhud Savaşı'nda Hz. Peygamber'in (s.a.a.) şehadet söylentisi üzerine bazı Müslümanların savaş meydanını terk etmesi gibi. O esnada yere düşmüş bir yaralı, kaçmaya niyetlenen yoldaşına, 'Peygamber (s.a.a.) şehit olmuş olsa bile onun dini baki kalır ve onun Allah'ı diridir; dolayısıyla direnerek dini savunmak gerekir' demiştir. Bu örnek, bilişsel savaşla mücadele etmenin basiret ve direniş gerektirdiğini göstermektedir."
Düşmanın bilişsel savaştaki stratejilerinden biri olarak toplumda söylenti yaymanın ve umutsuzluk yaratmanın rolüne işaret ederek şunları dile getirdi: "İslam'ın ilk yıllarında Hz. Peygamber'in (s.a.a.) şehadet söylentisinin bazı Müslümanların zayıflamasına neden olduğu gibi bugün de bazıları 'Amerika'nın bir düğmeye basmasıyla ülkenin savunma kapasitesinin devre dışı kalacağı' gibi iddiaları öne sürerek toplumun moralini bozmaya çalışıyorlardı. Oysa yıllar geçtikçe bu tür iddiaların asılsız olduğu ortaya çıkmıştır."
"Düşmanın üçüncü stratejisini hak cephesine karşı kötümserlik (güvensizlik) yaratmak olarak değerlendiren Hüccetü'l-İslam Rüstemi şunları ekledi: "Şehit General Kasım Süleymani gibi şahsiyetlerin imajını zedelemek ve direniş eksenine karşı yürütülen propagandalar bu tür girişimlerin örnekleridir."
Hüccetü'l-İslam vel-Müslimin Emin Rüstemi şunu vurguladı: "İsyanlarda, General Süleymani'nin resimlerini indirmek ve yakmak veya 'Ne Gazze, ne Lübnan' gibi sloganları tekrarlamak gibi davranışlar, direniş cephesini tahrip etme ve gerçekleri çarpıtma amacıyla yapılmıştır."
İmam Humeyni Enstitüsü Öğretim Üyesi tarihi örneklere atıfta bulunarak sözlerine şöyle devam etti: "İslam'ın ilk dönemlerinde Müminlerin Emiri'ne (Hz. Ali) yönelik suçlamalarda bulunulması veya Kerbela olayında İmam Hüseyin'in (a.s.) dinden çıkmakla suçlanması gibi bugün de düşman aynı yöntemlerle toplumu hak akımına karşı şüpheci ve güvensiz hale getirmeyi amaçlamaktadır."
Bilişsel savaşta düşmanın dördüncü stratejisi hakkında ise Hüccetü'l-İslam Rüstemi şunları söyledi: "Etnik gruplar ve mezhepler arasında ihtilaf yaratmak düşmanın diğer planlarından biridir. Öyle ki, düşman bir yandan Siyonist rejime karşı hiçbir duruş sergilemeyen 'İngiliz Şiası' gibi akımlara onlarca uydu kanalıyla yayın yaptırırken, diğer yandan DEAŞ gibi aşırılık yanlısı Sünni akımları güçlendirerek Müslümanlar arasında yıpratıcı çatışmaların zeminini hazırlamaktadır."
Hüccetü'l-İslam vel-Müslimin Rüstemi şunları ekledi: "Düşmanın amacı, Avrupa'daki Otuz Yıl Savaşları'nda olduğu gibi gelecek nesillerin dine karşı inançsız hale gelmesini sağlamaktır."
Bu alandaki karşı koyma eylemlerine atıfta bulunan Hüccetü'l-İslam Rüstemi şunları ifade etti: "İmam'ın girişimiyle, Tahran'da ve Çeçenistan'da düzenlenen toplantılarla düşmanın ideolojik mahiyeti ortaya çıkarıldı. Sahada ise General Süleymani komutasındaki Kudüs Gücü, çıkarılan fitnelerin üstesinden gelmeyi başardı."
Hüccetü'l-İslam vel-Müslimin Emin Rüstemi daha sonra bilişsel savaşla mücadele yollarını sunarak:
1.İlk çözüm yolunu "Aydınlatma Cihadı" (Cihad-ı Tebyin) olarak nitelendirdi ve şunları söyledi: "Cehalet, birçok zararın kaynağıdır ve bu nedenle doğru ve zamanında bilgilendirme büyük önem taşımaktadır."
İslam İnkılabı'nın şehit rehberinin sosyal medyanın önemine dair tekrarladığı vurgulara işaret ederek şunları ekledi: "Kendileri, inkılap rehberliği dışında bir sorumluluk üstlenseydi sanal alemin yönetimini seçeceğini vurgulamışlardı."
2.İkinci çözüm yolunun düşmanın propagandalarını dikkate almamak ve güvenilir kaynaklara başvurmak olduğunu belirterek şunları söyledi: "Kur'an-ı Kerim, önemli meselelerde 'ehl-i zikre' (bilenlere) başvurulmasını emreder; muhalif/düşman medyaya ve yurtdışı merkezli yayın ağlarına güvenilmemelidir. Oysa bazı kişiler yerel medyaya ve yetkililerin bilgilendirmelerine karşı güvensizlik duymaktadır."
3.İmam Humeyni Enstitüsü Öğretim Üyesi, bir sonraki çözüm yolunu teyit edilmemiş haberleri yaymaktan kaçınmak olarak açıkladı ve şunları söyledi: "Bireyler her haberi bilgi sahibi olmadan ve doğruluğundan emin olmadan yaymamalıdır. Nitekim Kur'an-ı Kerim, hakkında bilgi sahibi olmadığınız her şeyden sorguya çekileceğinizi vurgulamaktadır. Siber alemde de her içerik dikkatlice incelenip araştırılmadan yeniden paylaşılmamalıdır."
yorumunuz