Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Arafi'nin, Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Şeyh Naim Kasım'a gönderdiği mesajın metni şöyledir:
Bismillahirrahmanirrahim
"Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz."
(Âl-i İmran suresi, 139)
Lübnan İslami Direnişinin Lideri, Mücadeleci Allame Sayın Şeyh Naim Kasım! (Yüce Allah onu korusun ve gözetsin)
Selamun aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh.
Zâtıalinize meydanın tam kalbinden yazıyorum; ateş alevlerinin yükseldiği ve top gürültülerinin her bir yanda yankılandığı o yerden... Ancak tüm bu kargaşanın ötesinde, ne gök gürültüsünün susturabileceği ne de hiçbir dumanın bastırabileceği bir ses yükseliyor.
"Mü'minlere yardım etmek bizim üzerimize bir haktır." (Rûm süresi, 47)
İlahi vaat asla şaşmaz ve saldırganlığın karanlığı ne kadar artarsa artsın, zaferin şafağı o kadar yaklaşır. Semavi mantığa ve Allah'ın değişmez sünnetlerine dayanan direniş cephesi, güven ve yakîn ile ilerlemektedir. Çünkü o, asla yıkılmayacak bir dayanağa yaslanmış ve dostlarını asla yüzüstü bırakmayacak bir yardımcıya gönül vermiştir.
Bu makamda; izzet ve onur yolunda şehit düşen şehit kervanlarını ve onların en önünde yer alan şehit imam ve ilham verici rehber Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali Hamaney'i ve ayrıca basireti mücahitlerin yolunu aydınlatan bir meşale, sözü direnişin rehberi ve pak kanı ilahi zafer vaadi gerçekleşene dek cihat sancağının dalgalanması için kalıcı bir ahit yenilenmesi olan mukaddes şehit ve eşsiz tarihi komutan Hazreti Seyyid Hasan Nasrallah'ı en büyük saygı ve hürmetle anıyoruz.
Ey cesur komutan! Sizin kahraman savaşçılarınız, iman ve fedakârlık evlatları, utanç verici bir sessizliğin ağırlığı altında ezilmiş, zayıf ve cansız tutumlar yüzünden uyuşmuş olan küresel vicdanı uyandırdılar. Onlar kanlarıyla, zamanın asla unutamayacağı dersler yazdılar ve fedakârlıklarıyla nesillerin nesillere anlatacağı destanlar yarattılar.
Aynı şekilde, büyük Lübnan halkı da sabırlı erkekleri, kadınları ve gençleriyle dünyaya eşsiz bir direniş ve metanet örneği sunmuştur. Öyle ki bu halk direnişi, bir onur sembolü ve özgürlüğe, haysiyete susamış tüm milletler için bir ilham kaynağı haline gelmiştir. Bu direnişin yüceliği sadece silahında değil; aynı zamanda onu bağrına basan ve onunla birlikte fedakârlıkların yükünü omuzlayan diri bir milletin iradesinde yatmaktadır.
Bugün Güney Lübnan, sadece bir toprak parçası değil; onurun attığı ve tükenmiş insanlığın damarlarına haysiyeti zerk eden bir kalptir. Orası, düşmanın her daim övündüğü "Merkava" tankları için bir mezarlığa ve şehadet mektebinin evlatlarının yazdığı ölümsüz destanlar için bir er meydanına dönüşmüştür.
"Nice az birlik vardır ki, Allah’ın izniyle sayıca çok birliği yenmişlerdir..." (Bakara suresi, 249)
Sizler dünyaya; yenilmez bir iradenin ve askeri efsaneleri yıkmaya, savaş makinesi ne kadar devasa olursa olsun işgalcinin temelsizliğini gözler önüne sermeye ve onun o örümcek ağı yuvasını darmadağın etmeye muktedir bir milletin parlak tablosunu sundunuz.
Ayrıca, direniş ekseninin birliği ve güçlerinin çeşitli sahalardaki bütünleşmesi, bugün bilinçli bir iradeye ve bilgece bir liderliğe dayanan sağlam bir gerçeğe dönüşmüştür. Bu durum, onuru savunmak, zulme ve saldırganlığa karşı durmak gibi ortak bir hedef etrafında toplanan özgür bir milletin güçleri arasındaki derin bağın da açık bir ifadesidir.
Direnişin evlatları, dünyanın aldatıcı cazibelerinden kalplerini kopardılar; imanla dolu yürekler ve şehadete susamış canlarla, sizin bilgece ve cesur liderliğiniz altında, fedakârlık yoluna adım attılar. Onlar, manevi boşluğun ve ahlaki çöküşün şiddetlendiği bir çağda, ilahi aşkın kapılarını her hakikat arayışçısına açtılar ve Rabblerine kavuşmaya susamış ruhları suya kandırdılar.
"Mü'minlerden öyle kimseler vardır ki, Allah'a verdikleri sözde durdular..." (Ahzab suresi, 23)
Daha da şaşırtıcı olanı şudur ki direnişin oku asıl düşmanı hedef alırken hedefinden şaşmamıştır. Bu da direnişçi gençlerin basiretlerindeki saflığın ve yolu sebat ve öngörüyle çizen liderliğin hikmetinin apaçık bir göstergesidir.
Düşman, içsel bir fitne çıkarmak ve aranızda bir ateş alevlendirmek ya da gücünüzü tüketip kuvvetlerinizi dağıtacak ikincil ve tali bir savaş dayatmak için içerideki bazı lüzumsuz tartışmalara ve sürçmelere bel bağlamıştı. Ancak sizler -tarihin sizi hatırlayacağı üzere- bu komployu boşa çıkardınız; onun hilesini apaçık bir hezimete, zehirli planlarını ise rüzgârda savrulan küllere çevirdiniz.
Bu bağlamda şunu da vurguluyoruz ki; İslami ilimler havzaları, dini merciler ve İslam dünyasındaki pek çok âlim bu mübarek direnişin yanında durmakta, başta Lübnan'ın onurlu direnişi olmak üzere bu direnişe tam desteklerini ilan etmektedir. Hak ve adalet yolunu desteklemek için her türlü manevi, ilmi ve ameli desteği seferber etmeye hazırdırlar.
Hiç şüphesiz, Allah'ın mücahitlere vaat ettiği zafer, bugün en hakiki anlamıyla kendini göstermektedir. Bu zaferin müjdeleri, direnişin her anında ve zaman ne kadar uzarsa uzasın hakkın galip geleceğini, sesi ne kadar gür çıkarsa çıksın batılın yok olmaya mahkûm olduğunu kanıtlayan her duruşta açığa çıkmaktadır.
"İşte o gün mü'minler sevinecekler..." (Rûm suresi, 4)
Bu kutlu direnişi ve metaneti Zâtıalinize tebrik ediyor, tüm gücümüzle yanınızda olduğumuzu bildiriyoruz. Yüce Allah'tan başarı ve sebatı her daim size nasip etmesini, sizin ellerinizle tam bir zaferi ve işgalin sona ermesini takdir buyurmasını, sizi hayrın kaynağı ve şerrin engelleyicisi kılmasını niyaz ediyoruz.
De ki: “Hak geldi bâtıl yıkılıp gitti! Zaten bâtıl yıkılmaya mahkûmdur.” (İsra suresi, 81)
Vesselamun aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh.
"Allah, takdir ettiğini yapandır. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler." (Yusuf suresi, 21)
Ali Rıza Arafi
İlim Havzaları Müdürü
yorumunuz