Çarşamba 13 Mayıs 2026 - 01:22
Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney, Havza Eğitimini Tamamlayarak İçtihat Makamına Ulaşmıştır / Direniş Cephesi, Sünni ve Şii Fark Etmeksizin Gerçek Muhammedî İslam'ın Tüm Takipçilerinin Birleşimidir

Havza / Hüccetü'l-İslam İlka Ramazan Savaşı'nda İran'ın gösterdiği başarılara değinerek Direniş Cephesi'nin yalnızca Şiileri kapsamadığını vurguladı. Hüccetü'l-İslam İlka ayrıca İslam İnkılabı Rehberi'nin fıkhî meselelerde kesin bir müçtehit olduğunu belirterek "Bugün herkesin görevi, İslam İnkılabı'nın Yüce Rehberine itaat etmektir." dedi.

Havza Haber Ajansı'na konuşan haric-i fıkıh (ileri düzey havza fıkıh dersleri) hocası Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Ruhullah İlka, Ramazan Savaşı'nda sözde insan hakları örgütlerinin sadece "insan hakları" adını kullandıklarının bir kez daha kanıtlandığına işaret ederek şunları ekledi: "Vietnam Savaşı'ndan bugüne kadar bu örgütlerin hiçbiri barışı sağlamak ve savaşı önlemek için etkili bir adım atmamıştır."

Fıkıh hocası şöyle devam etti: "İran İslam Cumhuriyeti'nin Yüce Rehberi'nin şehit edilmesine ve Minab'da masum öğrencilerin şehit düşmesine rağmen İran'ı kınadılar! Ancak Amerika'yı ve Siyonist rejimi asla kınamadılar. Dolayısıyla Ramazan Savaşı'nın en büyük kazanımı, bu örgütlerin ve medyanın gerçek dışı ve küresel emperyalizme bağımlı doğasının bir kez daha herkes için açığa çıkması oldu."

Konuşmasının devamında İran İslam Cumhuriyeti'nin stratejik politikasına değinen Hüccetü'l-İslam İlka şunları söyledi: "Ramazan Savaşı, İran ve bölge ülkeleri için zalimle uzlaşmanın, düşmanın cesaretini artırmaktan başka bir işe yaramadığını kanıtlayan bir kazanımı beraberinde getirdi. Siyonist rejimle ilişkileri normalleştirme peşinde olan Suudi Arabistan, Mısır, BAE ve Bahreyn gibi ülkeler bu tutumun söz konusu rejimin vahşi doğasını azaltmak bir yana, daha da artırdığını gördüler."

Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin İlka şu hatırlatmada bulundu: "Şehit İnkılap Rehberi, düşman karşısında her geri adım attığımızda düşmanın daha da cesaretlendiğini defalarca vurgulamıştı. Ramazan Savaşı'nın kazanımı, bugün herkesin Amerika ve Siyonist rejimle ilişkileri normalleştirmenin bölge ülkeleri için hiçbir güvenlik sağlamayacağını anlamış olmasıdır."

Direniş Cephesi, Gerçek Muhammedî İslam'a İnanan Herkesin Birleşimidir

Psikolojik savaşın etkisiyle bazılarının Direniş Cephesi'nin sadece Şiilerden oluştuğunu zannettiklerini belirten Hüccetü'l-İslam İlka şunları ifade etti: "Oysa Direniş Cephesi, Sünni ve Şii fark etmeksizin gerçek Muhammedî İslam'ın tüm takipçilerinin birleşimidir ve hatta İslam dünyasının da ötesinde, dünyadaki tüm özgürlük arayışında olanları kapsamaktadır."

Hüccetü'l-İslam İlka sözlerini şöyle sürdürdü: "Belki inanması güç gelebilir ancak günümüzde Fars Körfezi ülkeleri ve hatta Kuzey Afrika ülkeleri de dâhil olmak üzere Arap ülkelerindeki halkın çoğunluğu, edindikleri tecrübeler ve sahadaki gerçekler neticesinde Direniş Cephesi'nin savunucusu ve destekçisidir."

Hüccetü'l-İslam İlka şunları vurguladı: "İslam dünyasında ve özellikle Batı Asya'da küresel emperyalizmin uğursuz planlarına karşı dimdik duran tek kanat ve yapı, Şehit Rehber'in önderliğindeki Direniş Cephesi olmuştur. O, aydınlatma cihadı (cihad-ı tebyin) ve konuşmalarıyla Direniş Cephesi'nin teslim olmayacağını kanıtlamış ve meşhur 'Zillet bizden uzaktır (Heyhat minna'z-zille)' sözünü tüm dünya için bir izzet ve direniş şifresi olarak belirlemiştir."

Fars Körfezi Ülkelerinde İnsan Haklarının İçler Acısı Durumu

Sözlerinin devamında Fars Körfezi ülkelerindeki içler acısı insan hakları durumuna değinen Fıkıh hocası şunları söyledi: "Ne yazık ki Direniş Cephesi'nin ve özgürlükçü halkın bastırıldığı ülkelerin hiçbirinde ne özgür bir seçimin yapıldığına ne de insan haklarına riayet edildiğine şahit olduk. Oysa Amerika'nın dünyanın diğer bölgelerine müdahale bahanesi, tam da bu demokrasiyi gerçekleştirme ve insan haklarını savunma iddiasıdır."

Hüccetü'l-İslam İlka, "Bahreyn gibi ülkelerde halkın çoğunluğu belli bir kesimden oluşurken, Amerika tarafından tabiri caizse kukla olarak başa getirilen bir azınlık hüküm sürmektedir ve Amerika'nın 5. Hava Üssü de Fars Körfezi'nin en iyi jeopolitik konumunda (Bahreyn'de) bulunmaktadır." diye ekledi.

Kuveyt ve BAE'deki son gelişmelere de değinen Hüccetü'l-İslam İlka şunları kaydetti: "Bugün Bahreyn'de halkın ve Şii inancına mensup olanların bastırılmasına tanık oluyoruz. Aynı şekilde Kuveyt ve BAE'de de Pakistanlı Şiilerin sınır dışı edilmesi kararı alınmış ve İran vatandaşları da çeşitli zorluklarla karşı karşıya bırakılmıştır."

Hüccetü'l-İslam İlka şu vurguyu yaptı: "Bu eylemlerin hiçbiri yöneticilerin bizzat kendileri tarafından alınmış kararlar değildir; aksine bunlar Amerika tarafından bölgede adım adım uygulanan uzun vadeli Siyonist ve emperyalist bir projedir. Biz meselenin kökünü bilmeli ve bu kökle mücadele etmeliyiz."

Fıkıh hocası, İslam dünyasındaki alimlerin ve önde gelenlerin Direniş Cephesi karşısındaki asıl görevinin ne olduğu sorusuna şu yanıtı verdi: "Şehit Rehber'in buyurduğu gibi, biz önce düşmanı tanımalı ve köklerini bilmeliyiz. Bugün emperyalist dünyanın ve Siyonizmin sorunu Şiilerle veya Sünnilerle değildir."

Hüccetü'l-İslam İlka ABD Kongresi'nin bir üyesinin tweetine atıfta bulunarak şunları hatırlattı: "Söz konusu kişi Ramazan Savaşı'ndan kısa bir süre önce, 'Amerika'nın Ramazan ayında İran'a saldıracağından eminim, çünkü geçmiş yıllarda da yine Ramazan ayında Irak'a saldırmıştı' demişti. Bu şahıs, nükleer meselelerin veya insan haklarının asıl saldırı nedeni olmadığını, onların asıl derdinin İslam ümmetinin izzeti ve boyun eğmezliği olduğunu vurgulamıştı."

Hüccetü'l-İslam İlka sözlerini şöyle sürdürdü: "Dünyanın hiçbir yerinde kimsenin Amerikan hegemonyasına 'hayır' deme cesareti yoktu. Onların 'İslam İnkılabı' adında sağlam bir duvarla karşılaştıkları ve diğerlerinin de bunu örnek alarak izlediği tek yer Batı Asya bölgesi oldu. Onlar buna tahammül edemiyorlar."

İran Milleti, Asimetrik Bir Savaşta İman Silahıyla Düşmanın Karşısında Durmaktadır

Şehit Seyyid Hasan Nasrallah'ın 'Özgürlük ve izzetin bedeli, zillet ve teslimiyetin bedelinden çok daha düşüktür' sözüne atıfta bulunarak şunları vurguladı: "Mevcut koşullarda İslam ümmetinin görevi; Peygamber'in (s.a.a.), Ehl-i Beyt'in (a.s.), İmam Hüseyin'in (a.s.) ve Şehit Rehber'in yolundan gitmektir. İran milleti, asimetrik bir savaşta nükleer silahtan bile daha etkili olan bir silahla, yani imanla düşmanın karşısında durmaktadır."

Aynı zamanda Tahran'ın İslami Vahdet Mahallesi'ndeki İmam Zaman (a.s.) Camisi'nde İmam olan Hüccet-ül İslam İlka sözlerine şöyle devam etti: "Şehit Rehber'in yolunu sürdürmeli ve 'Allah, kendi (dinine) yardım edene muhakkak yardım eder' ayet-i kerimesine ve O'nun Tebriz halkıyla yaptığı son görüşmede işaret ettiği ayetlere sımsıkı sarılmalıyız."

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Müçteba Hamaney 

Haric-i fıkıh hocası, İslam İnkılabı'nın Yüce Rehberi Hazreti Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney'in çeşitli kültürel ve bilimsel boyutlara sahip bir şahsiyet olduğunu belirterek şunları söyledi: "İslam İnkılabı'nın ikinci mimarının oğlu olan Ayetullah Müçteba Hamaney, cephe ve savaşın inişli çıkışlı yıllarını geride bırakıp yüksek medrese eğitimini tamamlayarak içtihat makamına ulaşmayı başarmıştır."

Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin İlka sözlerini şöyle tamamladı: "Hazreti Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney, Kum medresesinde 30 yıldan fazla aktif bir şekilde yer almıştır. Onun ilmi ağırlığı son derece itibarlıdır ve fıkhî meselelerde kesin bir müçtehittir. Bu nedenle bugün herkesin kesin görevi, İslam İnkılabı'nın Yüce Rehberine itaat etmektir."

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha