Pazar 17 Mayıs 2026 - 18:56
Şehadete Aşık 2010'lular ve Şehit Rehberin Yolunu Sürdürme Yeminleri

Havza / Meydanlardaki hizmet çadırları altmış günden fazladır meydanlarda toplanan mümin halka hizmet vermeye devam ediyor. Bu çadırlarda hizmet veren gençler ise önemli mesajlar vererek, İran toplumunun 7'den 77'ye şehadete aşık olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Havza Haber Ajansı'nın haberine göre ülkenin tüm bölgeleriyle eş zamanlı olarak Kum şehri genelinde de halkın meydanlarda toplanmaları devam ediyor. Ancak Mofid Meydanı'nın özel bir coşkusu var. Çocuk ve gençlerin bu bölgedeki varlığı diğer yerlerden daha fazla göze çarpıyor. Amerika ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın üzerinden 60 günden fazla zaman geçti ve sokaklardaki halk meclisleri devam ediyor. Mofid Meydanı'ndan hareket eden insan seliyle birlikte ben de Sadugi Bulvarı'na giriyorum. Bulvarın iki yanındaki mokeblerin (hizmet çadırları) sayısı o kadar fazla ki hepsine uğramak imkânsız.

Halkın derin gayretinden kopan slogan sesleri her yönden duyuluyor: "Allah'ın eli göründü, Hamaney gençleşti", "Ne uzlaşma, ne teslimiyet, Amerika ile savaş", "Şah sadece Necef'in Şahıdır, şerefsiz Pehlevi değil", "Amerika'ya ölüm, İsrail'e ölüm", "Biz hepimiz babanın kan davasını güdenleriz, oğlun emrindeyiz!" Bunlar, sokaklarda yankılanan halk sloganlarının sadece bir kısmı...

Mofid Meydanı'nın biraz aşağısında, Sadugi (r.a.) Bulvarı'nın sağ tarafında, bir araya gelmiş ve gözlerini karşılarındaki platforma dikmiş bir genç kalabalığı göze çarpıyor. Burası Kudüs Camisi'nin mokebi (hizmet çadırı); Şehit Kerimi Bulvarı bölgesinde yer alan bir cami. Bir genç, platformda durarak gür bir sesle ve bir an bile duraksamadan konuşuyor; o kadar etkileyici ve kusursuz konuşuyor ki insanı yerine mıhlıyor!

Savaş meseleleri, insanlığın yaratılışından bu yana hak ve batıl düşmanlığı, hakka uyanların dünyadaki mazlumları savunmada direnç göstermelerinin gerekliliği, Allah yolunda cihadın fazileti ve bereketi, İslam şehitlerinin yolu ve yöntemi, Dayatılan Savaş (İran-Irak Savaşı) şehitlerinin hayat tarzı vb. bu gencin, hakkında anlatımlar yaptığı konulardan bazıları...

Sesinin arka planında çalan hafif müzik, dinleyiciyi ortamın gürültüsünden uzaklaştırıp huzur sahiline ulaştırıyor. Bu platformun etrafında toplanan kalabalık, hizmet çadırının önüne dizilen sandalyelerin kapasitesinden fazla olduğu için izleyicilerin bir kısmı ayakta duruyor.

Kalabalık her an daha da artıyor. Hizmet çadırının sol tarafında büyük plastik bir masa var. Masanın üzerinde halka ikram edilmek üzere, biri çay diğeri kahve dolu iki büyük elektrikli semaver bulunuyor. İnsanlar, çadırın ikramlarıyla ağızları tatlandığı oranda, bu canlı meclisin sancağının dalgalanmaya devam etmesi için ceplerine ellerini atarak bağışta da bulunuyorlar.

Genç bir erkek, küçük kız kardeşiyle birlikte sandalyede oturmuş, diğerleri gibi anlatıcının sözlerini dinliyor; ara sıra da birbirleriyle fısıldaşıyorlar. Savaş meselelerini ve ülkenin ve bölgenin mevcut durumuna dair görüşlerini sormak için yanlarına gidiyorum.

Yeni neslin görüşünün önemi ve savaş anlatısının zihinlerinde şekillenmesi, Direniş Cephesi'nin faaliyetlerinden ve düşmanlara karşı mücadeleden daha az önemli değilse de eksik kalır yanı da yoktur. Bu kız ve erkek kardeşin adları Seyyid Muhammed Hadi Musevi Neseb ve Seyyide Fatıma Musevi Neseb.

Kumlu Genç: İran Halkı Kendi Uyanışının (Bi'setinin) Kıymetini Bilmelidir

Kum'un Mofid Meydanı'ndaki inkılabî toplanmada bulunan genç Seyyid Muhammed Hadi Musevi Neseb, Havza Haber Ajansı muhabirine İran'ın mevcut durumu hakkındaki duygularını şöyle anlatıyor:

"Ülkemdeki insanların savaşın acısını yaşamasından, Rehberimizin ve değerli vatandaşlarımızın, özellikle de Minab'ın mazlum öğrencilerinin şehadetinden dolayı üzgünüm ama İran halkının tarihin doğru tarafında kararlılıkla durmasından ve Allah'ın ordularını güçlü bir şekilde desteklemesinden dolayı mutluyum. Büyük İslam âlimleri, İran halkının uyanışının (bi'setinin) ve olgunlaşmasının, Hüccet İbn-i Hasan'ın (İmam Mehdi) zuhurunun yakınlığının bir işareti olduğunu söylüyorlar. Bunu düşündüğümde, bu yolda kendi canımı ve sevdiklerimin canını feda etmeye hazırım; çünkü tüm peygamberler ve Allah'ın velileri, yaratılışın başından beri kurtarıcının zuhur etmesinde etkili olabilmenin hasretiyle yaşamışlardır."

Füzelerin Patlama Sesinden Korkmadım

Seyyid Muhammed Hadi evlerinin yakınına düşen füzelerin sesini duyması ve patlama dalgasının neden olduğu sarsıntılar hakkında şöyle diyor:

"Evimizin yakınında patlayan füzelerin sesinden korkmadım çünkü Allah'ın o anda beni gördüğünü, ailemi gördüğünü ve bizi koruduğunu biliyordum; işin en son noktası ailece şehit olup Rabbimizin cennetinde yer almamızdı ki bundan daha güzel bir saadet olabilir mi?"

Cinayetkâr Çocuk Katilleri

Mofid Meydanı'ndaki toplanmada bulunan genç şunları itiraf ediyor:

"Eğer düşmanla savaşmaktan başka, İslami ülkemizin onurunu, bağımsızlığını, şerefini ve toprak bütünlüğünü koruyabileceğimiz veya Gazze ve Lübnan'ın mazlum çocuklarını kana susamış düşmanların elinden kurtarabileceğimiz bir yol olsaydı kesinlikle onu seçerdik. Ancak bu cinayetkâr çocuk yiyicilerini (katillerini) durdurmanın başka hiçbir yolu yok. İran halkı bu iğrenç düşmanları yok etmek için seçilmiştir; bu uyanışın kıymetini bilmeli ve insanlığı savunmak için hiçbir çabadan kaçınmamalıdır. Zira İran, Allah'a tevekkül ederek ve korkusuzca, küfür ve zulüm cephesinin tamamına karşı ayağa kalkabilen ve onun saldırılarına cevap verebilen tek ülkedir."

Patlama Anında Huzur Bulmak için Hep Birlikte Yüksek Sesle Ferec Duası Okuyorduk

Bu gencin 8 yaşındaki küçük kız kardeşi Seyyide Fatıma Musevi Neseb de Havza Haber Ajansı muhabirine Kum'da evlerinin yakınındaki patlama anını şöyle anlatıyor:

"Patlama günü babam çalıştığı için evde değildi ama anneannem ve teyzem bizdeydi. Ağabeyim Seyyid Muhammed Hadi'nin dışında, bir de benden küçük bir kız ve bir erkek kardeşim var. İlk patlama sesi geldiğinde, hepimiz anneannemin yönlendirmesiyle evin köşesindeki güvenli bir yere toplandık; o an teyzem yüksek sesle İmam Zaman'ın Ferec duasını okumaya başladı ve hepimiz ona eşlik ettik. Sesimiz o kadar yüksekti ki sonraki patlamaların sesi daha az duyuluyordu. Daha sonra her birimiz bir slogan attık ve diğerleri de tekrar etti; örneğin ben 'Amerika'ya Ölüm' dedim ve yeni konuşmayı öğrenen küçük kardeşim Seyyid Muhammed Mehdi, yanlışlıkla 'İsrail'e Ölüm' yerine 'İsmail'e Ölüm' dedi ve hepimiz onun bu sloganına güldük."

"Ferec duasını okumak, İmam Zaman'a seslenmek, attığımız yüksek sesli sloganlar ve küçük kardeşimin komik cümlesi, o korku dolu ortamdan çok çabuk uzaklaşıp sakinleşmemizi sağladı."

Sözlerine şöyle devam etti:

"Doğrusunu isterseniz bomba ve füze seslerinden korktum ama ailemin kucağında sakinleştim; o an aklıma Gazze'deki, bu füzelere karşı savunmasız olan, hatta aile üyelerini kaybeden ve kalplerinin huzur bulması için onların yanında olamayan çocuklar geldi. Allah'tan ülkemizin savaşçı güçlerine, düşmanları yok etmeleri, İran, Filistin ve Lübnan'ın çocuklarını düşmanın acımasız füzelerinin şerrinden kurtarmaları için güç vermesini diliyorum."

Küçük kız şunları ekledi:

"Ben de abim gibi şehit olmaktan korkmuyorum; ya onurlu bir yaşam istiyorum ya da muzaffer bir şehadet. Düşman bize boyun eğdirirse hiçbir zaman huzur bulamayız ve ülkede yaşamak çok zorlaşır; ancak şehit olursak hiç şüphesiz cennette güzel ve nimetlerle dolu bir yaşama kavuşuruz. İran'ın kazanacağından eminim çünkü Allah Kuran'da zalimlere karşı duran iyi insanlara yardım edeceğini söylemiştir."

İran Halkının Övgüye Değer Direnişi Yaş Tanımıyor

İran halkının övgüye değer direnişi, sadece yetişkinler arasında değil, çocuk ve gençler arasında da aynı yoğunlukta ve köklüdür. Bu, İran milletinin asla teslim olmayacağı anlamına gelir, çünkü bu toprakların çocukları direniş dersini çok iyi öğrenmişlerdir.

İran halkının ülkeyi savunma hattındaki tahammül ve direniş eşiği, düşman için öngörülemezdi; çünkü onlar Müslümanların ruhunu, direnişini, cesaretini ve şehadet arzusunu anlamıyorlar. İran yüksek askeri donanıma ve güce sahip olsa da bu milleti yücelten en önemli faktör Allah'a olan kalpten inanç, dayanışma ve hak cephesini cansiperane savunmalarıdır.

Eğer tüm dünya, evrendeki bütün askeri güçlerin desteğiyle İran'a karşı savaşa katılsa bile dünya Rabbin ayetlerini kendi gözleriyle görecektir:

"Nice az topluluklar vardır ki, Allah'ın izniyle, çok olan topluluklara galip gelmişlerdir. Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara suresi, 249)

Hizmet çadırının köşesinde bir din adamının yanında duran ve halka ikram ile diğer işleri organize eden bir başka genç dikkatimi çekiyor. Görünüşe göre bu hizmet çadırının faaliyetlerinin büyük bir kısmı Kudüs Camii'nin gençlik grubu tarafından planlanıp yürütülüyor ve caminin büyükleri onların gelişmesi için ortamı oldukça iyi hazırlamış durumdalar. Bu tür çalışmalar ülke için çok gerekli ve etkili olacaktır; sadece siyasi boyutta değil, kültürel, bilimsel, dini, eğlence, ekonomi vb. alanlarda da uygulanması elzemdir.

İnkılabın Şehit Rehberi Hazreti İmam Seyyid Ali Hamaney 12 Mayıs 2025 tarihinde bu konuda şöyle buyurmuştu:

"Eğer gençler motivasyon ve gayretle işe girişirlerse, imkânsız diye bir şey yoktur. Ülkede altyapının olmadığı yerlerde bile altyapı oluşturulabilir."

Gençler bu ülkeyi zirveye taşıyacak nesildir.

Neden Gecenin Bu Saatinde Buraya Geldiler?

ABD ve Siyonist rejimin İran'a dayattığı savaşın durumu hakkında onunla da bir görüşme yapmak için başka bir gencin yanına gidiyorum. Adı Muhammed Musahibniya. Ona neden gecenin bu saatinde buraya gelip hizmet çadırının zahmetini üstlendiğini soruyorum.

Muhammed cevap olarak şöyle diyor:

"Çünkü ülkemiz şu anda savaş günleri geçiriyor; birçok âlim ve düşünürün tabiriyle ahir zamanın rengini ve kokusunu taşıyan ve İmam Zaman'ın zuhuruna zemin hazırlayacak bir savaş...

Bu kutsal savaşta bir payım olmasını ve ülkemin bana ihtiyaç duyduğu günlerde ve gecelerde, bu vatanın bir köşesinde bir siperi ayakta tutmak istiyorum. İslam'ın ve İmam-ı Asr'ın işini yerine getirmek isteyen pek çok insan var ve kendimizi bu sahnede konumlandırıp bir rol üstlenmek için çabalaması gerekenler bizleriz."

Şehit Rehber'in Yolunu Sürdürmek için Gençlerin Yemini

Devamında ona İmam Hamaney'in şehadet haberini duyduğu anı soruyorum ve şu cevabı veriyor:

"Şok edici bir haberdi; ailem, arkadaşlarım, mahalle halkı ve tanıdığım herkes büyük bir şok yaşadı. Hz. Ağa'nın şehadetinin ilk saatlerinde, bu büyük musibet için birlikte yas tutmak üzere hemen camiye koştuk; ancak savaşın ortasındaydık ve yas tutacak zaman yoktu. Gözyaşlarımızı ve yutkunduğumuz hıçkırıklarımızı içimize attık; bu İslami sistemin düşmanlarına ve sevgili rehberimizin ve babamızın katillerine karşı duyduğumuz öfkeyi, zamanı geldiğinde bu öfkenin düşmanların üzerine inen ve onları yok eden ağır darbelere dönüşmesi için kalbimizde alevlendirdik. Ben ve arkadaşlarım, Şehit rehberimizin yolunu devam ettirmeye yemin ettik."

Kum Kudüs Camii'nin mokebinde görevli bu genç, Şehit Rehber İmam Seyyid Ali Hamaney'in yolunu sürdürmek için arkadaşlarıyla birlikte seçtikleri yol hakkında şunları vurguluyor:

"Şehit rehberimiz İran'ı seven biriydi ve bu vatanın ilerlemesi ve yücelmesi yolunda hiçbir çabadan kaçınmazdı. İran İslam Cumhuriyeti sistemini desteklemek ve bu ülkenin gelişimi için çabalamak, Şehit rehberimizin yolunu izleme sürecinde yerine getireceğimiz en önemli unsurdur."

Ben ve Arkadaşlarım Şehadete Susamışız

"Ben ve arkadaşlarım, tıpkı rehberimizin eriştiği o güzel son gibi Allah yolunda şehit olmaya çok istekliyiz; ancak şehadetten önce İmam-ı Asr'ı görmeyi ve tanımayı şiddetle arzuluyoruz ve Allah'tan, bu arzumuza ulaştıktan sonra canlarımızı onurlu bir şehadetle satın almasını diliyoruz."

Muhammed'e, meydanda toplanmalara bağımsız olarak katılmasına ve hizmet çadırında çalışmasına ailesinin karşı çıkıp çıkmadığını soruyorum. Muhammed şöyle diyor:

"Hayır, sadece karşı çıkmamakla kalmıyorlar, çadırda ve meydan toplanmalarında aktif olarak yer almam için beni sürekli teşvik ediyorlar; bu süre zarfında bazen yorgun olsam veya başka bir programım olsa bile annem ve babam, diğer programları bir kenara bırakıp kesinlikle onların yanında toplanmalara katılmamı ya da onlardan bağımsız olarak cami mokebinde faaliyet gösterip İran toplumunun bir ferdi olarak halkın katılımını coşkulu tutma görevimi en iyi şekilde yerine getirmemi vurguluyorlar."

İran Halkı Amerika ile Müzakere Etmekten Nefret Ediyor

2012 doğumlu Muhammed, yaşıtlarından ve İran'daki askeri ve sivil yetkililerden bir isteği olduğunu söylüyor:

"İnsanlar müzakereden savaştan daha çok nefret ediyorlar, çünkü her müzakerede Amerika tarafından İran'a daha büyük bir ihanet ve hile yapıldı ve düşmanlığın alevi daha da harlandı. Tecrübeler, Amerika'nın taahhütlerine bağlı kalmayacağını kanıtlamıştır."

Şehit Rehberin ve Minablı Çocukların Kanının İntikamının Alınması Talebi

"Şehit rehberimizin ve aynı zamanda sevgili rehberimiz Hazreti İmam Seyyid Müçteba Hamaney de Amerika ile müzakerelerde İran milletinin haklarının korunması gerektiğini defalarca vurguladı. Ancak sabıkası kötü olan bir düşmana nasıl güvenilebilir?! İmam Humeyni'nin dediği gibi: 'Amerika büyük şeytandır' ve onun taahhütlerine asla güvenilmez. Kendi yaşıtlarımın bir temsilcisi olarak yetkililerden halkın isteklerine kulak vermelerini ve onların kapasitelerini göz önünde bulundurmalarını rica ediyorum. Halk kararlılıkla Şehit rehberinin kanının intikamını istiyor, Minab okulunun mazlum çocuklarının kanının intikamını istiyor."

Rehberimizin Abasının Bir İpliği, Bütün İstikbar Dünyasından Daha Değerlidir

"Tüm istikbar (emperyalizm) dünyası ve dünyanın zalimleri yok olsa bile yüce rehberimizin intikamı alınmış olmaz. Zira Ağa'mızın abasının tek bir ipliği, tüm istikbar dünyasından ve onların liderlerinden daha değerlidir. Bununla birlikte, Şehit rehberimizin ve vatandaşlarımızın kanının bedelini alma doğrultusunda atılabilecek en ufak adım, İsrail'in tamamen yok edilmesi ve Amerika'nın Batı Asya bölgesinden sonsuza dek kovulmasıdır."

Halk, Düşmanı Çaresiz Bırakmak için Ayakta

Tüm İran milleti, ülkenin kudretli rehberinin emrine amade olarak, ülkeyi savunan güçlerin yanında büyük bir birlik içinde, düşmanı çaresiz bırakmak ve vatanın pak canını şeytanın iğrenç güçlerinin saldırısından korumak için ayaktadır. Bugün vatanın bağrında bir yara açılıp kalpleri incitse de bu mümin milletin iftihar bayrağı ve kudretinin yankısı dünyayı doldurmuştur. Bu savaşın bağrından, her biri ülkenin geleceğinin yücelmesi için bir güvence belgesi olabilecek çocuklar ve gençler yetişmiştir. Savaşın, kayıplarının yanı sıra çocukların canında ve zihninde kök salan büyüme, olgunluk ve basiret gibi bereketleri de vardır.

Hak cephesi her zamankinden daha parlak bir şekilde parlamaya başlamıştır ve batıl cephesi, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında rezilce bir yok oluşun içindedir; Yüce Allah'ın ayeti tecelli etmektedir:

"Hak geldi, batıl zail oldu." (İsra Suresi, 81)

Fatıma Cemalzade

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha