Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre İran İslam Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana pek çok yönetici ve devlet görevlisi görmüştür. Farklı bireysel özelliklere ve çeşitli siyasi yaşam biçimlerine sahip şahsiyetler. Bunların arasında, bazı şahsiyetler yıllar sonra halkın zihninde siyasi örnekler, inkılabî ve İslami düzeyde görevliler olarak kabul edilirken; bazıları ise çeşitli nedenlerle unutulup İran siyasetinin ve tarihinin çöplüğüne itilir. Şehit Recai, Şehit Bahuner, Şehit Ayetullah Beheşti, Şehit Lâcverdi, toplumun siyasi-yönetimsel örnekler olarak baktığı siyasi şahsiyetler arasındadır. Şehit Reisi de bu çerçevede tanımlanır. Her şahsiyetin siyasi yaşamında ve sorumluluk alanında öne çıkan, kendisini siyasi bir örnek olarak tanıtan bir yönü olmuştur. Şehit Reisi'nin kişiliğinde öne çıkan, manevi yönünden kaynaklanan takva ve siyasi ihtiyat idi.
Talebelik Maneviyatı Siyasi Takvanın Temeli
Şehit İnkılap Rehberi, çeşitli konuşmalarında daima havza öğrencilerinin maneviyatı konusuna büyük önem vermiştir:
"Maneviyat işi, mana âlemine bağlanma işi, havzanın temel işidir. Hepimiz buna dikkat etmeliyiz. Bu maneviyatın eksikliği havzaya zarar verir." [1]
Böylece kendisi talebenin temel işini maneviyat olarak kabul ediyordu. Ancak bu arada, manevi boşluğa düşmüş ve sosyal görünümlerinde bu eksiklik açıkça belli olan pek çok havza öğrencisi görülebilir.
Bunun bariz örneği, cumhurbaşkanlığı makamındaki bazı görünüşte ruhani şahsiyetlerdir ki, bu manevi ve ruhi eksiklikleri onlar için siyasette pek çok zorluğa yol açmış ve akıllarda acınası ve karanlık şahsiyetler olarak kalmışlardır. Sanki Şehit Reisi, havza talebesi olarak yaşadığı kişisel hayatta, havzanın bu önemli boyutuna büyük önem vermişti. Bu düşünce, çeşitli görevleri sırasında gözlemlenen kişiliğinden elde edilen kanıtlardan kaynaklanmaktadır. Şehit Reisi'nin İmam Rıza (a.s.) ile olan olağanüstü bağı, gece namazına bağlılığı, namazını ilk vaktinde kılmaya özen göstermesi (siyasi toplantılarda ve önemli seyahatlerde bile) ve Allah'a olan sarsılmaz ve gerçek imanı ve tevekkülü, kişiliğinde açıkça ortaya çıkmıştı. İnsanların hayatında maneviyatın alışkanlık ve huy haline gelmesi ani ve bir gecede olmaz, kademeli ve uzun bir bağlılık gerektirir ve bu maneviyatı havza talebesi olarak yaşadığı hayatın bir hatırasıdır. Siyaset alanındaki günlük zorluklar ve sayısız güçlükler karşısındaki direnci ve kararlılığı, geceler Allah'a yakarışı, ilahi ve kutsal tevekkülünden kaynaklanmaktadır.
Siyasi Zorluklarda İslami Ahlak
Kim bilmez ki, siyaset âlemi hile ve desise âlemidir ve Allah'ın evliyaları bu zorlu alanda sıkıntı ve meşakkat içindedirler. Şehit Rehber'in Şehit Reisi'nin siyaset alanındaki direncinden bahsettiği gibi:
"Ülkeyi yönetmekte bu tür şeyler olduğunu biliyorsunuz. Bana da gelip anlatırdı, dile getirirdi, bazı konuları zikrederdi, canı da sıkılırdı ama buna rağmen ilgili taraflarla hoşgörülü davranırdı. Bir konuda bir yerle ihtilafı vardı. Ben dedim ki hiç tepki gösterme. Onun için çok zordu ama hiç tepki göstermedi, yani gerçekten hoşgörülü davrandı." [2]
Siyasi çekişmeler ve iniş çıkışlar sırasında, o şahsiyetin sertliklere, iftiralara ve ahlaksızlıklara karşı büyük bir ağırbaşlılık, sabır, ahlak ve takva ile karşılık verdiğine bizzat şahit olduk. Bunun ilk örneği seçim münazaralarıdır. Defalarca ona haksız isnatlarda bulunuldu ve o, İslami ahlak ve toplumsal ağırbaşlılığa tam riayet ederek bunları görmezden geldi.
O Ne Yaptı?!
Sonuç olarak, bu siyasi alandaki pratik ahlakı, o şehidin ruhsal ve manevi büyüklüğünün bir sonucu olarak görülmektedir ve bu pratik ahlakı o talebelik maneviyatına bağlıdır. Siyasi şahsiyetler ve devlet görevlileri arasında, başkalarının siyasi bir iğnesi veya alayı karşısında öfkelerini ve kinlerini açıkça belli eden ve çeşitli yollarla siyasi gerilim yaratan pek çok kişi olmuştur ve olmaktadır. Ancak o büyük şehit, bu siyasi zorluk ve meşakkat alanında İslami ahlakı ön plana çıkardı ve nefsini manaya mağlup etti.
Ali Reşidi
[1] 24 Ekim 2010 tarihinde Kum İlim Havzası’ndan bir grup hoca, fazıl ve seçkin talebeyle yapılan görüşmede dile getirilen konuşmalar.
[2] 7 Temmuz 2024 tarihinde On Üçüncü Hükümet üyeleriyle yapılan görüşmede dile getirilen konuşmalar.
yorumunuz