Salı 26 Mayıs 2026 - 17:29
Amerikalılar Bilsinler ki Zaman Geri Dönmeyecek / Müşriklerden Teberri, Hac Mevsiminin Ötesindedir

Havza / İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Müçteba Hüseyni Hamaney, İbrahimî Hac mevsiminin gelişi münasebetiyle yayımladığı mesajda; haccın gizem dolu amel ve zikirlerini tüm insanlığın Yüce Allah'a hicret etmesi, şeytan ve yandaşlarının zincirlerinden kurtulması, ilahî görevleri yerine getirmek için kesintisiz çaba gösterilmesi, nefsani arzuların terk edilmesi ve hem dünyevi hem de uhrevi saadete ulaşılması yolunda insanlık için ebedi nişaneler olarak nitelendirdi.

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre İslam İnkılabı Rehberi'nin İslam ümmetine yönelik olan ve bu sabah Veliyy-i Fakih Temsilcisi ve İranlı Hacıların Sorumlusu Hüccetülislam ve’l-Müslimin Nevvab tarafından Arafat sahrasında okunan mesajının metni şöyledir:

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

“Lebbeyk Allahümme Lebbeyk, Lebbeyk lâ şerîke leke Lebbeyk, innel hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk”

Allah'ım, Senin davetine icabet ediyorum. Senin hiçbir ortağın yoktur. Tüm hamd, tüm nimet, tüm mülk ve kudret Senden gelir ve Sana aittir.

Bu yılki Hac mevsimi de geldi çattı ve İslam ümmetinin hacıları, maddi ve sıradan bir yaşamdan ilahi ve saadet dolu bir yaşama hicret etmek için kulluk ihramına bürünüp telbiye getirdiler. Bu, Yüce Allah’ın kulluğu ekseninde şekillenen tevhidî bir yaşam; Allah’a şirki dışlama, reddetme ve onlardan teberri etme (ilişiği kesme) üzerine kurulu bir yaşamdır. Ancak bu hicret fırsatı, sadece bu yılın Beytullah ziyaretçileri ve hacılarına mahsus değildir; ömürlerinin geçmiş yıllarında hacı olmuş olanlardan, henüz Hac amellerini yerine getirme başarısına ermemiş olanlara kadar İranlı ve dünya genelindeki tüm Müslüman kardeşlerimizi kapsamaktadır.

Bu hicretin şartı; Allah'ın zikri (Zikrullah) çevresinde daimi bir ihrama girmek, hak ekseni etrafında kesintisiz bir tavaf yapmak, ilahi görevlerin çetin zirveleri arasında sürekli bir sa’y (çaba) içinde olmak, sinsi şeytanı –tüm ayartıcı tezahürleri ve yandaşlarıyla birlikte– daimi bir remy (taşlama) etmektir. Bu hicret; huşu ve yakarışla yoğrulmuş bir vakfe (duruş); yoksulu ve yolcuyu doyurmak; saptırıcı arzu ve hevesleri kurban etmek, içsel pisliklerden arınmak ve her durumda hizmete hazır olup hak savunuculuğu bayrağını dalgalandırmaktır.

İşte bu şekilde İran milleti, İslam İnkılabı mikatında bu hicret yoluna adım atmış; Ayetullah Humeyni'nin (r.a.) İbrahimî çağrısına icabet etmiş, boyunduruk altında olma elbisesini üzerinden çıkarıp dünya ve ahiret saadeti ihramını giymiştir. Telbiyelerle ve şevkle koşarak (hervele yaparak) Hz. Muhammed'in (s.a.a.) saf İslam öğretileri ekseninde tavaf etmeye ve kendisini küresel adaletin ve büyük velayetin dünyayı aydınlatan nuruna yakınlaştırmaya çabalamıştır: ‘Allahu Ekber, Allahu Ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber, Allahu Ekber ve lillâhil hamd, Allahu Ekber alâ mâ hedânâ.’

Evet, Allahu Ekber! Müslüman İran milleti, 47 yıl önce işte bu “Allahu Ekber” silahıyla kıyam etti; tağuti, diktatör ve dışa bağımlı Pehlevi rejimini devirdi, açgözlü ve müstekbir Amerika'nın elini ayağını ülkeden kesti ve Siyonizmin nüfuzunu tamamen ortadan kaldırdı.

İşte bu "Allahu Ekber" silahıyla idi ki; Baasçı Saddam rejiminin İran topraklarına tecavüzünün ardından, gayretli mücahitler ve fedakâr gençler 8 yıllık Kutsal Savunma destanını yazdılar. Doğu ve Batı’nın tüm güçlerinin Baas rejimine verdiği desteğe rağmen onu yerle bir ettiler. Bu direniş, yıllar boyunca düşmanların İslam Cumhuriyeti'ne karşı uyguladığı ekonomik kuşatmalar, darbeler, zalimce yaptırımlar, sayısız siyasi, propaganda ve ekonomik saldırılar karşısında dimdik ve sarsılmaz bir şekilde devam etti.

Allahu Ekber; işte bu "Allahu Ekber" silahı; İran'dan Lübnan'a, Filistin'e, Irak'a ve Suriye'ye; Afrika ve Yemen'den Afganistan ve Pakistan'a ve dünyanın tüm hür milletlerine kadar İslam ümmetinin ve Direniş Cephesi’nin mücahit gençlerinin bağlarını güçlendirdi. Ta ki bu "kopmaz ip" (Habl-ül Metin), gaspçı Siyonist saldırganlara karşı İslam ümmetinin onurunu savunmak için ayağa kalksın, DEAŞ’ın defterini dürsün, Aksa Tufanı’nı başlatsın ve temelleri sarsılan Siyonist rejimin nefesini kessin.

Allahu Ekber; evet, Tebarek ve Teâlâ olan Allah, vasfedilemeyecek kadar büyüktür. İran İslam Cumhuriyeti'nin, Haziran 2025'teki İkinci Dayatılan Savaş'ta Siyonist rejimi ağır darbeler altında çaresiz bırakmasını, saldırgan Amerika'ya sert bir tokat atmasını ve düşmanın İran'ı teslim alma hedefini boşa çıkarmasını sağlayan işte bu "Allahu Ekber" silahıydı.

"Allahu Ekber" silahı, İran milletine öyle bir güç ve kudret bahşetti ki; yüce rehber, Hz. Peygamber'in (s.a.a.) soyundan gelen halefi Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali Hüseyni Hamaney'in (makamı âli olsun) günümüz dünyasının eşkıyaları eliyle gerçekleşen yürek yakıcı şehadet hadisesinin ardından, millet adeta ilahi bir diriliş (bi'set) yaşadı. İhtiyaç duyulan her alanda tam bir varlık göstererek dünyanın gözlerini kazandığı başarılara çevirdi.

Şüphesiz Tebarek ve Teâlâ olan Allah, vasfedilemeyecek kadar büyüktür. İslami İran'daki gayretli savaşçılar ve can feda silahlı kuvvetler, Direniş Cephesi'nin mücahitleri ve özellikle aziz Lübnan ile birlikte, Üçüncü Dayatılan Savaş'ta tepeden tırnağa silahlanmış iki terörist ordu olan Amerika ve Siyonist güçlere karşı işte bu "Allahu Ekber" silahıyla göz kamaştırıcı zaferler elde ettiler. Allah'a tevekkül ederek; karada, havada ve denizde füze ve İHA'larıyla Büyük Şeytan Amerika'yı ve onun evcil hayvanı Siyonist rejimi taşladılar (remy ettiler) ve Allah yolunda savaşanlara yönelik ilahi zafer vaadinin (Va'de-i Sadık) gerçekleştiğini kendi gözleriyle gördüler.

Ve yine Allahu Ekber; şüphesiz kutlu ve yüce olan Allah, nitelendirilemeyecek kadar büyüktür ve O'nun orduları her güce galip gelir. İran milletinin ve direniş cephesinin dirilişinin (bi'setinin) ardından, İslam ümmetinin dirilişinin de gerçekleşeceği ve müşriklerden berî olma (beraat) eyleminin, hacdaki şeytan taşlamadan (Remi Cemerat) dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların bireysel, toplumsal ve siyasi yaşam sahnelerine yayılacağı işte bu 'Allahu Ekber' silahıyla olacaktır. İslam ümmeti ve bölge halkları, bölgenin ve dünyanın yeni düzenini şekillendirecek pek çok ortak kapasiteye ve çıkara sahiptir.

Ben, tüm samimiyetim ve ihlasımla, bütün İslam ülkelerini ve devletlerini dostluğa, iyilik ve hayırda yardımlaşmaya davet ediyorum; böylece el ele vererek İslam ümmetinin ilerlemesi ve İslam dünyasının sorunlarının çözümü yolunda adımlar atabiliriz.

Bu konuda kesin olan şudur ki, zamanın akrebi geriye dönmeyecektir ve bölge halkları ile toprakları artık Amerikan üslerinin kalkanı olmayacaktır. Amerika, bölgede kötülük yapmak ve askeri üs kurmak için artık güvenli bir sığınağa sahip olmamanın yanı sıra, her geçen gün eski konumundan uzaklaşmaktadır. İstikrarsız ve kanserli bir ur olan Siyonist rejim de uğursuz ömrünün son aşamalarına yaklaşmıştır; Allah'ın lütfuyla ve yüce şehit rehberin (Allah onun temiz ruhunu mukaddes kılsın) 10 yıl önceki kesin ve öngörülü sözüne uygun olarak, o tarihten itibaren 25 yılı görmeyecektir inşallah.

Bu nedenle bu yıl müşriklerden berî olma meselesi iki kat önem taşımaktadır. Amerika ve Siyonist rejimden teberri etmenin derinliği ve kapsamı, hac mevsimi ve mikatındaki beraat ritüelinin ötesine geçmektedir. Bu mübarek günlerin ardından İran'ın ve dünyanın farklı noktalarında 'Amerika'ya ölüm' ve 'İsrail'e ölüm' sloganları, İslam ümmetinin, dünya mazlumlarının ve özellikle de gençlerin ortak şiarı olacaktır.

Gelecek, İslam ümmetine ve yeni İslam medeniyetine aittir; her birimiz bu geleceğin gerçekleşmesinde ve ona yaklaşılmasında azmimiz, kapasitemiz ve sorumluluğumuz ölçüsünde rol oynayabiliriz. İranlı hacılar, bu yılki hac ibadetinde diğer Müslüman kardeşlerine Üçüncü Dayatılan Savaşın zaferini anlatmada ve onları aydınlık bir geleceğe karşı ümitvar kılmada etkili ve belirgin bir rol oynamaktadırlar."

Tüm aziz hacılardan, insanlığın kurtarıcısının (Allah zuhurunu çabuklaştırsın) gelişinin hızlanması için dua etmeye özen göstermelerini; İslam ümmetinin birliği, Filistin’in ve Mescid-i Aksa’nın özgürlüğü, Müslümanların büyük sıkıntılarının giderilmesi ve küresel istikbara karşı nihai zafere ulaşılması için dua etmelerini ve bu aciz kulu da hayır dualarından mahrum bırakmamalarını istirham ediyorum.

Allah’ım! Muhammed’e ve Âl-i Muhammed’e salat eyle; lütuf ve şefkat nazarını hacıların ve tüm İslam ümmetinin üzerinden eksik etme. Onlara makbul bir hac nasip eyle, kalplerini marifet ve basiret nurlarıyla aydınlat; ümmetin halini ıslah etme ve İslam düşmanlarına karşı nihai zafere ulaşma yolundaki azim ve iradelerini pekiştir.

Allah’ım! Geniş fazlını ve rahmetini Allah yolunun aziz şehitlerine, özellikle Direniş Cephesi şehitlerine ve onların başında yer alan yüce makamlı şehit rehbere (makamı ali olsun) nazil eyle. Hacıların haccından, ibadet edenlerin ibadetinden ve ümmetin önderinin rehberliğinde çaba gösterenlerin gayretinden, o rehberin melekûtî ruhuna büyük bir pay ulaştır; İran milletine ve İslam ümmetine onun yolunu ve hedefini sürdürmede yardım et.

Allah’ım! En yüce salat ve selamlarını Efendimiz ve Mevlamız Beklenen Hz. Mehdi’ye (Allah’ın salat ve selamı onun ve pak ecdadının üzerine olsun) nazil eyle; bizleri ve tüm İslam ümmetini o Hazretin mübarek ve müstecab dualarına nail eyle. Dünyayı onun mübarek gelişiyle nurlandır ve süsle; nitekim vaat buyurduğun gibi, kalplerimiz o kesin vaade olan güvenle doludur:

"Allah, içinizden iman edip salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için seçip beğendiği dinlerini sağlamlaştıracağına ve korkularını güvene erdireceğine dair vaatte bulunmuştur." (Nur Suresi, 55)

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi tüm Müslüman kardeşlerimizin üzerine olsun.

Zilhicce 1447 – Seyyid Müçteba Hüseyni Hamaney

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha