Havza Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre Hüccetü’l-İslâm ve’l-Müslimîn Muhammed Cafer Merûcî Tebesî, “Gadiriye Hutbesindeki Marifet İncileri” başlıklı yazısında şunları kaleme almıştır:
Zilhicce ayının on sekizinci günü, Müminlerin Efendisi Hz. Ali’nin (a.s.), İslam Peygamberi (s.a.a.) tarafından velayet makamına tayin edildiği gündür.
İslam ümmetinin geleceğiyle ilgili olan bu kader belirleyici günde, Allah Resûlü (s.a.a.), kavurucu sıcak altında ve susuz çöl ortamında, Müminlerin Efendisi Hz. Ali’nin üstünlüğü hakkında son derece önemli açıklamalarda bulunmuştur.
Hava o kadar sıcaktı ki, merhum Şeyh Müfid’in (ö. 413 h.) el-İrşad adlı eserinde (c. 1, s. 175) naklettiğine göre, insanların çoğu sıcağın şiddetinden dolayı elbiselerini ayaklarına sarıyordu.
Hanefî âlimlerinden Sıbt İbn Cevzî (ö. 685 h.), Tezkiretü’l-Havâs adlı eserinde (s. 37) toplantıya katılanların sayısını 120 bin olarak zikretmiştir. Şafiî âlimlerinden İbn Asakir ed-Dımaşkî (ö. 571 h.) ise Târîhu Dımaşk adlı eserinde (c. 45, s. 187), Hz. Peygamber’in konuşmasını anlatırken şöyle demektedir: “Ayağa kalktı ve Allah’ın dilediği kadar konuştu.”
Bu ifade, Resûlullah’ın o şiddetli sıcağa rağmen kısa bir konuşma yapmadığını; aksine o büyük topluluğa çok sayıda önemli konu anlattığını göstermektedir.
Bu kısa yazıda, Resûlullah’ın (s.a.a.) bu tarihî konuşmasından bazı marifet ve irfan incilerini çıkarmaya çalışacağız.
Hicrî yedinci yüzyılda yaşamış olan merhum İbn Cebr, değerli eseri Nehcü’l-İman’da Hz. Ali’nin makamı, fazileti ve konumunu açıklayan nispeten ayrıntılı bir hutbe nakletmiş ve hutbe boyunca “Ma‘şera’n-Nâs” (Ey insanlar topluluğu) ifadesini yaklaşık 70 defa kullanmıştır. Bu ifade, o büyük ilahî elçinin sözlerinin evrenselliğinin en açık göstergelerinden biridir. Çünkü onun hitabı belirli bir gruba değil, bütün insanlığa yönelikti.
1. Ey insanlar! Bu, durduğum son makamdır. Öyleyse sözlerime kulak verin, itaat edin ve Rabbinizin emrini kabul edin. Çünkü Allah sizin Mevlânızdır ve Ali de sizin imamınızdır.
2. Ey insanlar! Ali’yi yüceltin ve üstün bilin. Çünkü hiçbir ilim yoktur ki Allah onu bana öğretmemiş olsun; bana öğretilen her ilmi de Ali’ye aktardım. O, benden sonra sizin için ilimleri açıklayacak olan şahsiyettir.
3. Ey insanlar! Ali’yi üstün bilin. Çünkü Allah onu üstün kılmıştır. Onu kabul edin; zira Allah onu bu makama tayin etmiştir.
4. Ey insanlar! Ali, Allah tarafından belirlenmiş bir imamdır.
5. Ey insanlar! Ali’yi üstün bilin; çünkü o, benden sonra kadınlar ve erkekler arasında insanların en üstünüdür.
6. Ey insanlar! Şüphesiz Ali ve benim soyumdan gelen tertemiz evlatlarım, Ali’nin neslindendir. Onlar “Sakaleyn”in küçük emaneti (es-Sekalü’l-Asgar), Kur’an ise büyük emanettir (es-Sekalü’l-Ekber).
Bu ifade Hz. Peygamber’in (s.a.a.) Ehl-i Beyt ile Kur’an’ı birlikte ümmete emanet bıraktığını bildiren ve Ehl-i Sünnet’in temel kaynaklarında da yer alan sahih ve mütevatir Sakaleyn Hadisi’ne işaret etmektedir.
7. Biliniz ve haberdar olun ki ben görevimi yerine getirdim; size ulaştırılması gereken ilahî mesajı tebliğ ettim, kulaklarınıza ulaştırdım ve açıkladım.
Biliniz ki bu kardeşim Ali’den başka hiç kimse “Müminlerin Emiri” değildir ve benden sonra insanların yönetimi ve velayeti, Ali’den başka hiç kimse için meşru değildir.
8. Ey insanlar! Ali, bana iman eden herkes için benim kardeşim ve halefimdir. Ali, Rabbinizin kitabının açıklayıcısı ve yorumcusudur.
9. Ey insanlar! Şüphesiz Allah, Ali’nin imametiyle dinini sizin için kemale erdirmiştir.
Açıktır ki bu söz, şu ayete işaret etmektedir: “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçip beğendim.”
10. Ey insanlar! O (Ali), Allah’ın dinini ayakta tutar, Resûlullah’ı savunur. O temizdir, tertemizdir, hidayet edicidir ve hidayete ermiştir. Onun Peygamberi peygamberlerin en hayırlısıdır; kendisi de vasilerin en üstünüdür.
11. Ey insanlar! Her peygamberin nesli kendi soyundan gelir; benim neslim ise Müminlerin Emiri Ali b. Ebî Tâlib’in soyundandır.
12. Ey insanlar! İlâhî bir nur önce bendedir, sonra Ali’dedir ve ardından onun neslinde devam eder; ta ki Allah’ın ve bizim hakkımızı gerçekleştirecek olan Mehdi kıyam edinceye kadar.
13. Ey insanlar! Ben, Allah’ın sizi üzerinde yürümeye emrettiği dosdoğru yolum. Benden sonra Ali ve Ali’den sonra onun soyundan gelen hidayet imamları, sizi hakikate ve adalete yönlendireceklerdir.
14. Ey insanlar! Şüphesiz ben uyarıcıyım, Ali ise müjdeleyicidir.
Ey insanlar! Ben uyarıcıyım, Ali ise hidayet edendir.
Ey insanlar! Şüphesiz ben peygamberim, Ali ise benim vasimdir.
15. Ey insanlar! Ben Allah’ın Resûlüyüm; Ali ise imamdır. Ondan sonraki imamlar da onun evlatlarıdır. Ben onların hepsinin babasıyım ve onların tamamı Ali’nin soyundandır.
Bütün dinlere üstün gelecek olan Kâim Mehdi de bizdendir. Şüphesiz O, zalimlerden intikam alacak, kaleleri fethedecek ve onları yıkacaktır. O, Allah’ın dininin yardımcısıdır; derin bir denizde parlayan bir kandil gibidir. Bütün ilimlerin mirasçısı ve tüm bilgilerin sahibidir.
O, Allah’ın yeryüzünde kalan hüccetidir. Ondan sonra başka bir hüccet yoktur. Hak ondan ayrılmaz ve bütün nurlar onun katındadır.
Biliniz ki o, Allah’ın yeryüzündeki velisidir.
16. Ey insanlar! Kur’an sizin aranızdadır; Ali ve ondan sonraki imamlar da sizin aranızda olacaktır. Ben onları size tanıttım. Onlar bendendir ve Ali’dendir. Onlara sarıldığınız sürece asla sapıklığa düşmeyeceksiniz.
17. Ey insanlar! Müminlerin Emiri Ali b. Ebî Tâlib’in faziletleri Allah katında çok yüce bir konuma sahiptir. Allah bu faziletleri Kur’an’da da indirmiştir. Bu faziletler o kadar çoktur ki tek bir mecliste sayılıp bitirilemez.
18. Ey insanlar! Kim Allah’a, Allah’ın Resûlü’ne, Ali’ye ve açıkladığım diğer imamlara itaat ederse büyük bir kurtuluşa ve başarıya ulaşacaktır.
Marifet İncileri
Gadîr Hutbesi’nin bu 18 bölümünden hareketle birkaç temel eksen ve marifet noktaları çıkarılabilir:
1. Hz. Ali’nin (a.s.) velayetine, imametine ve Resûlullah’ın halefi oluşuna vurgu yapılması.
2. Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s.) hazır bulunan bütün insanlardan daha faziletli ve daha bilgili olduğunun belirtilmesi.
3. Allah’ın Peygamber’e (s.a.a) öğrettiği bütün ilimlerin Hz. Ali’ye (a.s.) de aktarılmış olduğunun ifade edilmesi.
4. Resûlullah’ın (s.a.a.) neslinin ve Ehl-i Beyt’inin Hz. Ali’nin soyundan devam ettiğinin açıklanması.
5. Sahih ve mütevatir olan Sakaleyn Hadisi’ne işaret edilmesi.
6. Hz. Peygamber’in (s.a.a.), orada bulunan bütün insanlara karşı ilahî görevi yerine getirerek hücceti tamamlamış olması.
7. Allah’ın dininin, Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s.) velayeti ve imametiyle kemale erdiğinin vurgulanması.
8. Hz. Mehdi’nin (a.f.) imametine ve velayetine, ayrıca Mehdeviyet meselesine işaret edilmesi.
9. Hz. Mehdi’nin (a.f.), Allah’ın dininin yardımcısı olduğunun belirtilmesi.
10. Hz. Mehdi’nin (a.f.), bütün ilimlerin varisi olduğunun ifade edilmesi.
11. Hz. Mehdi’nin (a.f.), Allah’ın yeryüzündeki velisi olduğunun açıklanması.
12. İnsanların kurtuluşunun, Hz. Ali’ye (a.s.) itaate bağlı olduğunun belirtilmesi.
13. Kur’ân-ı Kerîm’de birçok yerde Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s.) fazilet ve menkıbelerine işaret edildiğinin vurgulanması.
14.Diğer imamların tamamının Resûlullah’ın soyundan ve Hz. Ali’nin (a.s.) neslinden geldiğinin açıklanması.
Hz. Ali’ye (a.s.) İlk Biat Edenler
Merhum İbn Cebr, Resûlullah’ın (s.a.a.) konuşması ve Gadîr Hutbesi sona erdikten sonra şöyle der:
Hz. Ali ile ilk musafaha eden ve Resûlullah’a bağlılık gösteren kişiler; Ebû Bekir, Ömer, Osman, Talha, Zübeyr ve muhacirlerle ensardan diğer sahabilerdi.
Bu noktada herkesin zihninde şu soru oluşmaktadır:
Biat edenler, biatlarına sadık kaldılar mı, yoksa biatlarını bozdular mı?

yorumunuz