Çarşamba 3 Haziran 2026 - 09:37
Hem Güçlü Savunma Taraftarı Olmalıyız Hem de Müzakere Etmeliyiz / Birlik ve Beraberlik, Zaferin İlk Adımıdır

Havza / Ayetullah el-Uzma Sübhanî şu açıklamada bulundu: “İslam’ın bizi müzakereye mi yoksa çatışmaya mı davet ettiğine bakmalıyız. İslam, bir yandan düşman karşısında güç ve kudret sahibi olmayı gerekli görmektedir: ‘Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar savaş atları hazırlayın ki, bununla Allah’ın düşmanını ve sizin düşmanınızı korkutasınız.’ Aynı zamanda müzakereyi ve barışa yönelmeyi de gündeme getirmektedir: ‘Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et.’

Havza Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre büyük taklit mercilerinden Ayetullah el-Uzma Şeyh Cafer Sübhanî, Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Muhsin Hacı Mirzai ile görüşmesinde “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin” ayetine işaret ederek şöyle buyurdu: “Kur’an şöyle buyuruyor: ‘Allah’ın ipine sarılın ve ayrılıktan uzak durun.’ Burada bir incelik vardır: Neden Allah Teâlâ ‘Allah’ın ipine’ buyuruyor da ‘Kur’an’a’ demiyor? Belki de bunun anlamı şudur: Dağınık hâle gelmiş ve düzenini kaybetmiş bir topluluk, kuyuya düşmüş bir insan gibidir. Onu kurtarmak istediğimizde ne yaparız? Ona bir ip ya da halat uzatırız; o da ona tutunarak dışarı çıkar. Eğer biz de Allah’ın izniyle bu krizden çıkmak istiyorsak, ilk aşamada söz birliği ve toplumsal dayanışma zaferimizin ilk adımıdır. Yani tek bir sesin yükselmesi ve ortak bir söylemin ortaya konulması gerekir. Elbette siyasette kullanılan anlamıyla ‘herkes’ ifadesi ayrı bir konudur.”

Cumhurbaşkanı Dağ Gibi Dimdik Durmalıdır

Ayetullah el-Uzma Sübhanî sözlerine şöyle devam etti: “Benim selamımı Sayın Doktor Pezeşkiyan’a iletin. Kendisi sorumluluk sancağını en zor şartlarda üstlendi. Bir söz vardır: ‘Yiğit odur ki zamanın çetin mücadeleleri içinde değirmenin alttaki taşı olsun.’ İnsan, cesaret ve metanetini zorluklar ve sıkıntılar karşısında göstermelidir. Değirmenin alttaki taşı nasıl yerinden oynamadan görevini sürdürüyorsa, insan da aynı şekilde dirayet göstermelidir.

Cumhurbaşkanı da bir dağ gibi sağlam durmalı, Allah’tan yardım istemeli ve Allah da inşallah ona yardım edecektir. Bu benzetme ve hatırlatmanın amacı onun hiçbir yenilgi duygusuna, üzüntüye ve kedere kapılmamasıdır. İnşallah Yüce Allah kendisine yardım edecektir.”

Fahiş Fiyat Uygulamalarıyla Mücadele Vurgusu

Ayetullah el-Uzma Sübhanî, konuşmasının devamında fahiş fiyat sorununa değinerek şöyle dedi: “Medya bu kriz hakkında konuşmasına rağmen hâlâ bazı kişiler usulsüzlük yapmakta ve ürünleri gerçek değerinin üzerinde satmaktadır. Bu durum halk için sıkıntılar oluşturmaktadır. Eğer söz birliğini ve toplumsal dayanışmayı hissetmek istiyorsak, toplumun alt gelir grubuna daha fazla dikkat göstermeliyiz.

Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s.), öğretilerinde alt tabakaların gözetilmesini, yalnızca üst sınıflara odaklanılmamasını vurgulamaktadır. Bu nedenle uygulanması gereken yollardan biri devlet tarafından belirlenen fiyatlara riayet edilmesi ve bu fiyatlardan sapılmamasıdır. Çünkü bu da İslami birlik ve beraberliğin güçlenmesine vesile olabilir.”

İslam’ın Müzakereler Hakkındaki Görüşüne Bakalım / İmam Humeynî’den (r.a.) Bir Hatıra

Bu taklit mercii, müzakereler konusuna da değinerek şunları söyledi: “Bazen bazı dostların müzakereden hoşlanmadığını görüyoruz. Oysa bizim bakmamız gereken şey İslam’ın ne söylediğidir.

Biz anayasa yazımı için Tahran’a gitmiştik. Hepimiz ilk Uzmanlar Meclisi üyeleriydik; merhum Doktor Beheştî, Ayetullah Muntezerî, Ayetullah Mekârim ve diğer büyük şahsiyetler de aramızdaydı. Bir kişi İmam Humeynî’ye (r.a.) şöyle dedi: ‘Efendim, siz bizi anayasa yazmakla görevlendirdiniz; hâlbuki biz şimdiye kadar anayasa yazmış kişiler değiliz.’ İmam Humeynî (r.a.) şöyle buyurdu: ‘İslam ne diyorsa onu yazın.’”

Müzakerelerin Sonucuna Bakmak Gerekir

Ayetullah el-Uzma Sübhanî sözlerini şöyle sürdürdü: “Gerçekten de İslam’ın bizi müzakereye mi yoksa çatışmaya mı davet ettiğine bakmalıyız. İslam bir taraftan düşman karşısında güç ve kuvvet sahibi olmayı gerekli görmektedir: ‘Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın ki bununla Allah’ın düşmanını ve sizin düşmanınızı korkutasınız.’ Aynı zamanda müzakereyi de gündeme getirmektedir: ‘Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et.

Dolayısıyla müzakerenin kendisi başlı başına bir sorun değildir; önemli olan sonucudur. Eğer gerçekten kendi ilkelerimizi, bağımsızlığımızı ve milletimizin taleplerini güvence altına alabilirsek bu çok iyi olur. Aksi hâlde o zaman başka bir karar alınmalıdır.”

Hem Güçlü Savunmadan Yana Olalım Hem de Müzakereden

Ayetullah el-Uzma Sübhanî şu ifadeleri kullandı: “Biz hepimiz müzakereleri desteklemeliyiz; ancak aynı zamanda onun sonucuna da bağlı kalmalı ve ne sonuç vereceğini görmeliyiz. Benim kanaatim şudur ki çözüm yolu, hem güçlü ve kararlı bir şekilde konuşmak hem güçlü bir savunma anlayışına sahip olmak hem de müzakereyi sürdürmektir. Bu durum karşı tarafın nasıl davranacağına bağlıdır.”

Ayetullah el-Uzma Sübhanî konuşmasının sonunda şöyle dedi: “Bu benim şahsî görüşümdür. Son kırk yıl boyunca sorumluluk üstlenmiş ve ülke yönetiminde görev almış kişileri de davet edin; onlarla istişare edin ve görüş alışverişinde bulunun. Ben onların da İranî ve İslamî bir düşünceye sahip olduklarına inanıyorum ve tecrübelerinden yararlanılabileceğini düşünüyorum. Onların tamamen sahnenin dışına itilmesi uygun değildir.”

Görüşmenin başında Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Muhsin Hacı Mirzai, özellikle üçüncü dayatılmış savaş günlerinde hükümetin önemli ve stratejik faaliyetleri ile programları hakkında bir rapor sundu.

Hem Güçlü Savunma Taraftarı Olmalıyız Hem de Müzakere Etmeliyiz / Birlik ve Beraberlik, Zaferin İlk Adımıdır

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha