Perşembe 4 Haziran 2026 - 23:51
İmam Humeynî (r.a.), Toplumun Velayetle Olan Bağını Etkili ve Dönüştürücü Bir Toplumsal Güce Çevirdi / İslam İnkılabı, Millî İzzetin Yeniden İhyasının Dönüm Noktasıdır

Havza / İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi, İslam İnkılabı’nın millî izzetin yeniden kazanılması, özgüvenin güçlenmesi, bilimsel gelişmenin ve ülkenin bağımsızlığının önünün açılması için gerekli zemini hazırladığını söyledi. İran milleti, dinî ve inkılapçı değerler temelinde ilerleme ve yücelme yolunu takip etmeyi başarmış, aynı zamanda bünyesinde bulunan gizli ve kullanılmamış millî potansiyelleri harekete geçirerek etkin hâle getirmiştir.

Havza Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre İslam İnkılabı’nın büyük önderi Ruhullah Humeyni'yi (r.a.) anma töreni, yetkililerin ve halkın çeşitli kesimlerinin katılımıyla, Hz. Fatıma Masume Türbesi’nde İnkılap Rehberliği Ofisi’nin organizasyonuyla gerçekleştirildi.

Törende konuşan Ayetullah Araki, Gadir Hum Vakası’na değinerek şunları söyledi:

“Gadir’in büyük mesajı yalnızca tarihî bir olay değildir. Aksine Hz. Peygamber’in (s.a.a.) şu kısa cümlelerinde: ‘Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır. Allah’ım! Onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol, ona yardım edene yardım et ve onu yalnız bırakanı yalnız bırak’ buyruğunda; dinin hakikatinin önemli bir bölümü, İslam toplumunun kimliği ve insanlığın gelecekteki yolu açıklanmıştır.”

Ehl-i Beyt Mektebine Göre İslam Toplumunun Açık Kimliği

Kum İlim Havzası Müderrisler Cemiyeti Üyesi Ayetullah Araki, Ehl-i Beyt (a.s.) mektebinin bakışında İslam toplumunun açık ve tanımlanmış bir kimliğe sahip olduğunu belirterek, insanlık tarihinin hareketinin de adalet, ilahî kulluk ve salihlerin hâkimiyeti esasına dayalı bir toplumun gerçekleşmesine doğru ilerlediğini ifade etti.

Aynı zamanda Uzmanlar Meclisi Başkanlık Divanı üyesi olan Ayetullah Araki, Şiî düşünceye göre insan toplumunun hareketinin başlangıcı, seyri ve sonucu ile bu süreçte ilahî önderlerin rolünün açık ve tutarlı bir şekilde açıklandığını, bu bilginin Şiî mektebinin en önemli fikrî sermayelerinden biri olduğunu söyledi.

Ayetullah Araki sözlerini şöyle sürdürdü: “‘Ali hak ile beraberdir ve hak da Ali ile beraberdir’ gibi kavramlar ile Kur’an ve velayet arasındaki ayrılmaz bağ, Müslümanların bireysel ve toplumsal hayatlarının farklı boyutlarını açıklayan en derin İslamî öğretilerdendir.”

İran Milletinin Küresel Baskılar Karşısındaki Direnişi

Ayetullah Araki, İran milletinin küresel tehditler karşısındaki direnişine işaret ederek şunları söyledi: “İran milletinin dünya güçlerinin baskı ve tehditlerine karşı gösterdiği direnç takdire şayandır. Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar şu soruyu sormaktadır: İran milletini, en büyük küresel güçler karşısında ayakta tutan ve en zor şartlarda bile birlik ve kararlılığını korumasını sağlayan etken nedir?”

Komutanların Şehadeti Millî Birliği Güçlendirdi

Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyesi olan Ayetullah Araki, İran milleti ve Şiî toplumların tarihî tecrübelerine değinerek şöyle konuştu: “İran milleti, tarihin çeşitli dönemlerinde göstermiştir ki komutanların, seçkin şahsiyetlerin ve önde gelen isimlerin şehadeti; millî iradenin zayıflamasına, geri çekilmesine veya çökmesine yol açmak bir yana, direnme ruhunun güçlenmesine, toplumsal dayanışmanın artmasına ve tehditler ile meydan okumalar karşısında millî azmin daha da kuvvetlenmesine vesile olmaktadır.”

İran Milletinin Direnişinin Kökü: Velayet Kültürü ve Aşura Öğretileri

Bu özelliğin velayet kültürü ve Aşura mektebinin öğretilerinden kaynaklandığını belirten Ayetullah Araki, İslam tarihinin bu gerçeğin açık örnekleriyle dolu olduğunu söyledi.

Ayetullah Araki, bunun en belirgin örneğinin İmam Hüseyin’in kıyamı olduğunu ifade ederek şöyle dedi: “Hz. Peygamber’in (s.a.a.) ailesi ve yarenleri üzerine bunca sıkıntı, musibet ve baskı uygulanmasına rağmen bu hareket durmak bir yana İslam tarihinde kalıcı ve etkili bir akımın oluşmasına ve yayılmasına vesile olmuştur.”

Kerbelâ Olayı ve Aşura kıyamının, özgürlük arayışındaki milletler ve toplumlar için ebedî bir örnek hâline geldiğini belirten Ayetullah Araki, bu hareketin tarih boyunca direniş, fedakârlık ve sebat kültürünü canlı tuttuğunu vurguladı.

Şii Toplumunun Zulme Karşı Tarihî Direnişi

Uzmanlar Meclisi Başkanlık Divanı üyesi Ayetullah Araki, Şiiliğin tarihî geçmişine değinerek Şii toplumunun yüzyıllar boyunca çeşitli baskılara, zulümlere ve zorba yönetimlere karşı direndiğini söyledi.

Bu direnişin yalnızca günümüzle sınırlı olmadığını belirten Ayetullah Araki, bunun Şiilerin derin dinî, itikadî ve kültürel inançlarından kaynaklanan tarihî bir miras olduğunu ifade etti.

İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu değerli miras, İmam Ali (a.s.) tarafından korunmuş, ardından da İmam Hasan (a.s.) bu emaneti muhafaza etmede önemli rol oynamıştır. Ancak Aşura hadisesi ve İmam Hüseyin’in (a.s.) kıyamı, İslam ve Şiilik tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. Bu olay sayesinde söz konusu düşünce ve inanç akımı, tarih sahnesinde geniş, dinamik, dirençli ve etkili bir topluma dönüşmüştür.”

Düşünürler ve Sosyologlar için Önemli Bir Araştırma Konusu: Şiiliğin Kalıcılığı

Ayetullah Araki, Şii toplumunun sürekliliğinin bilimsel açıdan incelenmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Şiiliğin varlığını sürdürmesinin ve tarih boyunca canlı kalmasının sırrını araştırmak; düşünürler, tarihçiler, araştırmacılar ve sosyologlar için önemli bir konudur. Çünkü Şii toplumu, on dört asırdan fazla bir süre boyunca dinî, kültürel ve toplumsal kimliğini korumayı başarmış, aynı zamanda canlılığını ve etkisini de muhafaza etmiştir.”

Ayetullah Araki, Şiilerin farklı dönemlerde baskılar, kısıtlamalar ve çeşitli tehditlerle karşı karşıya kalmalarına rağmen kimliklerini koruduklarını ve gelişim ile ilerleme yoluna devam ettiklerini de sözlerine ekledi.

Şii Toplumunun Velayetle Derin Bağının Kaynağı: Gadir Hum

Konuşmasının devamında Ayetullah Araki, Şii toplumunun gücünün, direncinin ve tarih boyunca ayakta kalmasının sırrının velayet ilkesiyle kurduğu derin bağda aranması gerektiğini belirtti.

Bu bağın, Gadir Hum Olayı sırasında Hz. Peygamber (s.a.a.) tarafından İslam ümmeti için açıkça ortaya konulduğunu ifade eden Ayetullah Araki, bu itikadî ilişkinin tarih boyunca Şii toplumunun devamlılığını, birlikteliğini ve sağlamlığını sağlayan en önemli unsur olduğunu söyledi.

Allah Yolunda Direniş, İran Milletinin Gelişme ve Yücelişinin Sebebidir

Ayetullah Araki, Hz. Peygamber’in (s.a.a.) risaletinin eğitsel ve toplumsal sonuçlarına değinerek şunları söyledi: “Hz. Peygamber (s.a.a.), insanlığa öyle bir şahsiyet tanıttı ki bu şahsiyet yalnızca ilahî insanın en mükemmel örneği değil, aynı zamanda nübüvvet misyonunun en büyük eğitimsel kazanımıdır.”

Kum İlim Havzası Müderrisler Cemiyeti üyesi olan Ayetullah Araki, İmam Ali’nin (a.s.) Kur’ân-ı Kerîm’in yanında, Hz. Peygamber’in (s.a.a.) hak peygamber oluşunun en büyük delillerinden biri sayıldığını belirtti. Bu makamın, ilahî rehberliğin önemini ve toplumun Kur’ânî ve velayete dayalı öğretilerden örnek almasının gerekliliğini ortaya koyduğunu ifade etti.

Toplumun Velayet ve İntizar Kültürüyle Bağının Yeniden Canlandırılması

Ayetullah Araki, İmam Humeyni’nin (r.a.) toplumun velayet ve intizar kültürüne dayalı potansiyellerini yeniden canlandırmadaki rolüne değinerek şöyle dedi: “İmam Humeyni (r.a.), toplumun velayetle olan bağını ve intizar kültürünü gizli ve pasif bir kapasite olmaktan çıkarıp etkili ve yönlendirici bir toplumsal güce dönüştürmeyi başardı. Bu bağ sayesinde dinî ve velayete dayalı öğretiler, halkın sosyal ve siyasal hayatında somut ve etkili bir rol üstlenebildi.”

İslam İnkılabı’ndan Sonra da Velayet Yolunun Devamı

Ayetullah Araki, bu çizginin İmam Humeyni’nin (r.a.) vefatından sonra da devam ettiğini belirterek şöyle konuştu: “Bu yol, İslam İnkılabı’nın Şehit Rehberi’nin rehberliğiyle sürmüş ve toplumun ilahî değerler ile velayet öğretileriyle olan bağının daha da derinleşmesine vesile olmuştur.”

Ayetullah Araki ayrıca toplumun iç ve dış baskılar karşısındaki istikrar ve direncinin, bu güçlü bağ ve velayet merkezli rehberlik sayesinde korunduğunu ifade etti.

Velayet: Toplumun Allah ve İlahî Güç Kaynaklarıyla Bağlantısı

Uzmanlar Meclisi Başkanlık Divanı üyesi Ayetullah Araki, velayetin gerçekte toplumun Allah-u Teâlâ ve ilahî değerlerle bağlantı kurması anlamına geldiğini belirterek şunları söyledi: “Bu bağı koruyan her toplum sorunların üstesinden gelme ve düşmanlarla mücadele etme gücüne sahip olacaktır.”

Ayetullah Araki, velayet öğretilerinin yalnızca birey ve topluma ilahî yaşam yolunda yön vermekle kalmadığını aynı zamanda tarih boyunca toplumsal dayanışmanın ve dinî kimliğin korunmasının da güvencesi olduğunu vurguladı.

İman ve Direniş, Toplumsal Gücün Temelidir

Ayetullah Araki, iman ve Allah yolundaki direnişin önemine değinerek şöyle dedi: “Allah’ın yolunda ve ilahî değerler uğrunda direnen bir toplum, yenilgiden korkmaz. Aksine her direniş aşamasını daha büyük bir gelişme ve yüceliş için bir hazırlık olarak görür.”

İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi, bu ruhun milletlerin kimliğini ve toplumsal bütünlüğünü, iç ve dış baskılar ile meydan okumalar karşısında koruyan en önemli unsur olduğunu sözlerine ekledi.

İran Milletinin Kimliği ve Tarihî Geçmişi

Ayetullah Araki, İslam İnkılabı öncesi döneme değinerek şöyle dedi: “İran milleti, İslam İnkılabı’ndan önce büyük bir kimliğe, köklü bir geçmişe ve güçlü bir medeniyet mirasına sahipti. Ancak tarih boyunca çeşitli dönemlerde aşağılanma, dış güçlere bağımlı hâle gelme ve millî kapasitenin bir bölümünü kaybetme gibi sorunlarla karşı karşıya kaldı. Bu süreç, toplumda millî izzetin, özgüvenin ve bağımsızlığın yeniden ihya edilmesine yönelik güçlü bir ihtiyacın ortaya çıkmasına neden oldu.”

İslam İnkılabı: Millî İzzetin Yeniden Doğuşunda Bir Dönüm Noktası

Ayetullah Araki sözlerine şöyle devam etti: “İslam İnkılabı, millî izzetin yeniden kazanılması, özgüvenin güçlendirilmesi, bilimsel gelişmenin teşvik edilmesi ve ülkenin bağımsızlığının sağlanması için gerekli zemini oluşturdu. İran milleti, dinî ve inkılapçı değerler temelinde ilerleme ve yücelme yolunu takip etmeyi başardı; aynı zamanda sahip olduğu gizli millî potansiyelleri harekete geçirerek onları etkin hâle getirdi.”

Bağımsızlığın Savunulmasında Aşura ve Ehl-i Beyt’ten İlham

Ayetullah Araki, günümüzde İran milletinin kendi kimliğini, izzetini ve bağımsızlığını koruma yolunda hareket ederken, Kerbelâ Olayı kültüründen ve İmam Hüseyin başta olmak üzere Ehl-i Beyt’in (a.s.) hayat tarzından ilham aldığını belirtti.

İlahi ve İnkılapçı Değerlerle Süren Bağ

İlim Havzaları Yüksek Konseyi üyesi olan Ayetullah Araki, konuşmasının sonunda şu değerlendirmede bulundu: “Bu ruh hâli, halkın sloganlarında, toplumsal katılımında ve çeşitli sosyal faaliyetlerinde açıkça görülmektedir. Bu durum, milletin ilahî ve inkılapçı değerlerle olan bağının devam ettiğini ve ilerleme ile direniş yolunda bu bağlılığını sürdürdüğünü göstermektedir.”

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha