Havza Haber Ajansı'nın çeviri grubuna göre Lübnan Şii Yüksek İslami Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib müzakereler hakkında şöyle dedi: "Washington'dan yayınlanan bildiri bizi şaşırtmadı ancak Lübnan’daki [egemen] güç, müzakereciler aracılığıyla bu bildiri içeriğinin onaylaması ve ayrıntılarının kabul edilmesi şoke edici oldu."
Şeyh el-Hatib, bu bildirinin, her zaman uyardıkları ve uyarmaya devam ettikleri bir iç fitneye kapı araladığını belirterek, bunun direnişi yok etmede başarısız olan ve olmaya devam eden düşmanın hedeflerinden biri olduğuna dikkat çekti.
Şeyh el-Hatib, bu açıklamayı Hazmiye bölgesindeki Şii Yüksek Konseyi karargahında yaptı. Konuşmasına Gadir-i Hum Bayramı ve İmam Humeyni’nin (r.a.) vefat yıl dönümü ile ilgili değerlendirmelerle başlayan Şeyh el-Hatib "Bizi bu güne ulaştıran, ahdine ve misakına vefalı kılan, bizleri Müminlerin Emiri ve imamların (a.s) velayetine tutunanlardan eyleyen Allah’a hamdolsun." diyerek, müminlerin Gadir Bayramı'nda birbirlerini tebrik ederken bu duayı dile getirdiklerini belirtti. Şeyh el-Hatib devamında şöyle dedi: "Bu gün, Resulullah’ın (s.a.a) ilahi emri yerine getirdiği gündür:
'Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, onun mesajını iletmemiş olursun...'"
Şeyh el-Hatib şunları ekledi: "Resulullah, Veda Haccı’ndan dönen hacıları Gadir-i Hum’da toplanmaları için çağırdı ve meşhur hutbesini beyan etti. İmam Ali’yi (a.s) müminlerin velisi olarak atayacağını duyurmak için ortamı hazırladıktan sonra, [Zeyd bin Erkam’dan rivayet edildiği gibi] şöyle buyurdu: 'Bakın, benden sonra aranızda iki değerli emanet (Sakaleyn) bırakıyorum.' Biri sordu: 'Ey Allah'ın Resulü, bu iki değerli emanet nedir?' Buyurdu ki: 'Büyük emanet (Sakl-i Ekber), bir ucu Allah’ın elinde diğer ucu sizin elinizde olan Allah’ın Kitabı’dır; sapmamak için ona sımsıkı sarılın. Diğeri ise küçük emanet (Sakl-i Asgar) olan itretimdir (Ehlibeyt). Allah bana bildirdi ki, Kevser Havuzu başında bana ulaşıncaya dek bu ikisi birbirinden asla ayrılmayacaklar. Rabbimden onlar için bunu diledim; sakın onlardan öne geçmeyin ki helak olursunuz, onlardan geri de kalmayın ki yok olursunuz.' Sonra İmam Ali’nin (a.s) elinden tutup koltuk altları görünecek şekilde havaya kaldırdı ve herkesin fark etmesini sağladı: 'Ey insanlar, müminlere kendilerinden daha evla olan kimdir?' dediler ki: 'Allah ve Resulü daha iyi bilir.' Buyurdu ki: 'Allah benim mevlâm, ben de müminlerin mevlâsıyım ve onlara kendilerinden daha evlayım. Öyleyse ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır.' [Bunu üç veya dört kez tekrarladı]. Sonra şöyle dua etti: 'Allah’ım, onu seveni sev, ona düşmanlık edene düşman ol...' Ardından vahiy nazil oldu: 'Bugün dininizi ikmal ettim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım...'"
Şeyh el-Hatib devamında şunları söyledi: "Halk, Emirül Müminin'e (a.s.) biat edip tebrik etti. Sahabeler arasında Ebubekir ve Ömer de tebrik edenler arasındaydı ve 'Tebrikler sana ey Ebu Talib'in oğlu! Bugün ve yarın benim mevlâm ve her mümin erkek ve kadının mevlâsısın...' diyorlardı."
Şeyh el-Hatib şöyle dedi: "İmam Ali’nin (a.s) velayetinin sadece iktidarı ele geçirmekle ilgili olmadığının açıktı. Amaç iktidar değil, iktidarın dini tahriften korumak ve dini, ümmeti köleleştirmek için güç sahiplerinin bir aracı haline getirmesini engellemek için bir araç olmasıydı. Bu yüzden İmam Ali (a.s.), iktidar ile ümmet arasında seçim yapmak zorunda kaldığında ümmeti seçti ve 'Müslümanların işleri yolunda olduğu sürece [onlarla savaşmaktan] kaçınacağım.' dedi."
Washington Bildirisi, Düşmanın Fitne Çıkarma ve Direnişe Zarar Verme Girişiminin Bir Başlangıcıdır
Lübnan'daki durum hakkında ise Şeyh el-Hatib şunları söyledi: "Geçtiğimiz Salı ve Çarşamba günleri Washington’da yapılan müzakerelerden çıkan fitne bildirisi bizi şaşırtmadı. Ancak bizi şoke eden şey, Lübnan yönetiminin müzakerecileri aracılığıyla bu bildirinin içeriğini onaylaması ve gerekçelerini kabul etmesidir. Bu bildirinin, topraklarını işgal eden İsrailli düşmanla savaşan bir grubu 'Lübnan'ın düşmanı' olarak nitelendirmesi akıl kârı mıdır? Siyonist işgali topraklarımızda görmezden gelen ve Lübnanlıların işgalci güçler lehine kendi topraklarından çekilmesini şart koşan bu nasıl bir ateşkes anlaşmasıdır?"

yorumunuz